banner39

Güzel gören, güzel düşünür

Bir ihtiyar adam iki gözü iki çeşme ağlayarak "ey İmâm, çoluk-çocuğum açlıktan ölmek üzere... Allah rızası için yardım et" diye sızlanır.

Hayata Dair 03.09.2014, 11:26 03.09.2014, 11:26
Güzel gören, güzel düşünür

İmâm-ı Âzam Ebu Hanife Hazretleri yaşadığı devrin zengin kişilerindendir. Basra'da sefineleri (gemileri) vardır. Bir gün büyük bir ticaretten, gayet kârlı olarak geri dönerler. Zekâtını hesaplar, hayır ve hasenatını ayırıp dağıtır. Geriye kalanın az miktarını zarurî ihtiyaçları için kendine saklar, diğerlerini de talebelerin iaşesi olması için medreseye gönderir.

Tam bu sırada bir deri bir kemik kalmış ihtiyar biri kapısını çalar. Selam verir, sonra da ağlayarak yalvarır: "Ya İmâm, çoluk-çocuğum açlıktan ölmek üzere... Ya İmâm medet!" diye iki gözü iki çeşme sızlanır.

İmâm hiç tereddüt etmeden kendi evinin nafakasını karşılamak için alıkoyduğu paranın tamamını bu şahsa verir. Paraları alan adam neşeyle uzaklaşır.

Bir komşusu işin aslını öğrenir ve İmâm'ın yanına gelir:

"Ya İmâm, bugün altınları verdiğin adamı meyhaneden çıkarken gördüm. O şahıs Müslüman da değil, üstelik böyle yalan hikâyeler uydurarak sizin gibi Müslümanlardan para topluyormuş... Huyu buymuş..." diye izahatta bulunur.

Anlatılanları sabırla dinleyen İmâm-ı Azam tebessüm eder:

"Yani şimdi, bulunduğumuz yerde açlıktan ölmek üzere olan insanlar yok mu?"

"Yoktur efendim..."

"Elhamdülillah... Elhamdülillah... Duyduğum en güzel cümle... Peygamber Efendimiz 'Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir' buyurmuştur. Sadece bu hadis-i şerifine uymak niyetiyle aldansak da ziyan etmeyiz. Maksat hasıl olmuştur. Mühim olan çevremizde aç insanların olmamasıdır. Elhamdülillah... elhamdülillah..."

İmâm, sonra komşusuna dönüp:

"Sana bir şey anlatayım mı?"

"Anlat ya İmâm..."

"Adamın biri uzun bir sefere çıkar. Yolu çölden geçmektedir. Ne kadar tedbir almışsa da en sonunda suyu biter ve tahammül edilemez bir şekilde susuzluk çeker. Artık seraplar görmektedir. Gücünün son kuvvetiyle atına biner, su aramaya başlar. Uzun bir gayretten sonra uzakta bir vaha görür son gücüyle atını oraya koşturur. Bir an için suya kavuşmak isteğiyle yedeğindeki atını bırakıp suya girer doya doya içer ve serinler.  Aklıbaşına geldikten sonra atına bakar. Başıboş kalan hayvan pek uzaklara gitmiştir. Bu sefer de onu tutmak için uğraşır, pek de yorulur.

Kendi kendine "şuraya bir kazık çakayım. Belki benim gibi birisi de böyle susuz kalır, aceleyle buraya gelir, hiç olmazsa bu kazığa atını bağlar ve hayvan bir tarafa kaçmamış olur. Burada bir kazık olsaydı ben bu sıkıntıları yaşamazdım" der ve kazığı suyun kenarında uygun bir yere çakar, gider.

Aradan epey zaman geçer. Bir gün başka bir yolcu aynı şekilde susuz kalır son hamleyle burayı bulur. Bir an evvel suya kavuşmak için koşarken ayağı bu kazığa takılır, taşların üzerine düşer. Eli, yüzü kanlar içinde kalır. Acılarına aldırmadan kana kana su içip, aklı başına geldikten sonra, ilk işi bu kazığı çıkarmak olur. Kendi kendine de "benim gibi biri burayı bulup koşarken ayağı takılıp düşmesin ve aynı acıları çekmesin... En iyisi ben bu kazığı buradan çıkarayım" der ve kazığı çıkarır bir kenara fırlatır."

Görüldüğü gibi insanların menfaati düşünülerek bir kazık çakılıyor ve aynı kazık yine insanlar zarar görmesin diye çıkartılıyor. Her iki işte de o insanlar güzel niyetlerden dolayı sevap kazanıyorlar.

Aradan uzun seneler, asırlar geçer ve günümüzde Arjantinli meşhur bir golf oyuncusu, benzer bir hadiseyi adeta tekrar eder.

***

Arjantinli ünlü golfçü Roberto Vincenzo yine bir mükâfat kazanmış, hediyesini alıp kameralara poz vermiş. Ardından kulübüne uğramış, eşyalarını toplayıp otoparktaki arabasının yanına doğru yürümüş. O sırada yanına bir kadın yaklaşmış.

Vincenzo'yu tebrik ettikten sonra ona "küçük bir bebeği olduğunu, bebeğin çok hastalandığını ve hastane masraflarını karşılayamadığını, onun her gün biraz daha ölüme yaklaştığını" anlatmış, bir çırpıda. Kadının anlattıkları Vincenzo'ya pek tesir etmiş.

Hemen çek defterini çıkarmış ve turnuvadan kazandığı paranın bir kısmını yazıp imzalamış. Çeki kadına uzatmış. O sırada kadına "ümid ederim, bebeğinin iyi günleri için harcarsın" demiş.

Ertesi hafta Vincenzo kulüpte öğle yemeği yerken, Golf Derneği'nin bir üyesi yanına yaklaşmış ve "otoparktaki çocuklar, geçen hafta turnuvayı kazandığınız gün bir kadının yanınıza yaklaştığını ve sizinle konuştuğunu söylediler" demiş.

"Evet" demiş Vincenzo, "ne var bunda?"

"Garip değil tabii ki" demiş adam "ama size bir haberim var, o kadın bir sahtekârmış. Sizin gibi zengin kişilere yaklaşıp hasta bir bebeği olduğunu söyleyip para koparırmış. Korkarım ki, sizi de aldatmış."

Vincenzo şaşkınlıkla "yani ortada ölümü beklenen bir bebek yok mu?" diye sormuş.

"Yok" demiş adam.

"İşte bu, bu hafta duyduğum en iyi haber" diye cevaplamış Vincenzo.
 
***

Aynı pencereden dışarı bakan iki kişiden biri sokaktaki çamuru, diğeri gökyüzündeki yıldızları görebilir.

"Güzel gören güzel düşünür; güzel düşünen hayatından lezzet alır."

banner53
Yorumlar (0)
28
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?