Klavye Savaşları

Bilgisayarın yaygınlaşmasıyla Türkçe klavye F unutulmaya yüz tuttu. Halbuki dünyanın en kullanışlı klavyesine sahibiz.

Klavye Savaşları

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Q KLAVYENİN ORTAYA ÇIKIŞI

Q Klavye pek çok kimsenin zannettiği gibi modern klavye standardı değil bütün dünyadaki bilim çevrelerinin kabul ettiği gibi tam bir mühendislik rezaletidir. Ve şöyle ortaya çıkmıştır: Yazı makinesinin kâşifi olan Christopher Latham Sholes, 1867'de imal ettiği yazı makinesinin mekanik harf kollarından herhangi ikisi aynı anda kâğıda doğru havalandığında sıkışmaya sebep olduklarını fark eder. Sholes bu problemin çözümü için, kullanıcının yazım hızını yavaşlatmak üzere harflerin yerlerini alabildiğine karıştırarak, en çok kullanılan harfleri elin en zor ulaşabileceği yerlere yerleştirmeyi uygun görür ve Q klavye adını verdiğimiz harf dizilimi ortaya çıkar.

Bir söylentiye göre de; ilk üretilen yazı makinesinin adı “Sholes & Glidden Type Writer” olarak geçer. 
Buradaki “Type Writer” kelimelerini oluşturan harflerin tamamı Q klavyenin en üst sırasında yer almaktadır. Böylece satıcılar, bir kâğıda kolayca “Type Writer” yazarak ürünlerinin yeteneğini karşısındakine gösterme şansı bulmaktadırlar.

ALTERNATİF ARAYIŞLAR

Washington State Üniversitesinden Prof. Dr. August Dvorak, 1932 yılında İngilizce’de çok kullanılan harflerin klavyenin en kolay ulaşılabilir yeri olan orta sırasına toplandığı bir klavye dizilimi önerir. Dvorak’ın araştırmalarına göre, sekreterlerin parmakları gündelik yazı işleri sırasında Q klavyede 16 mil yol alırken, Dvorak klavyesinde sadece 1 mil yol almaktadır.Ancak daktilo ustalarının Q klavyeye olan mevcut alışkanlıkları ve piyasanın Q klavye tarafından çoktan istila edilmiş olması nedeniyle ve 40 milyon daktilonun değiştirilme maliyeti ortaya çıkınca Dvorak’ın klavyesi yayılamaz ve kaybolup 
gider.

SONUÇ

Yani Q klavye, 1873'te mühendisliğe aykırılık abidesi olarak tasarlanmıştı. Daktiloların hızlı yazma nedeniyle sık sık bozulmasına çare olarak geliştirilmişti.Daktilo kullananları olabildiğince ağır yazmaya zorlamak için olmadık hilelere başvurulmuş, en çok kullanılan harfler klavyenin her sırasına dağıtılmış, (sağ elini kullanan insanları zayıf ellerini kullanmak zorunda bırakacak şekilde) harfler solda toplanmıştı.

F KLAVYENİN ORTAYA ÇIKIŞI

F klavyenin babası İhsan Yener 1946'dan itibaren Türk lisanının özelliklerine uygun, standart bir klavye geliştirilmesi için resmî makamlara yazılar yazar ve "Bilimsel bir klavye yapın, sizin yaptığınızı kabul edelim" cevabı alır.Bunun üzerine yabancı uzmanların da bulunduğu bir komisyon kurulur. Türkçe’de kullanılmakta olan bütün kelimelerin istatistiği TDK’nın kılavuzundan yararlanarak çıkarılır ve 29.934 kelime içinde hangi harften kaçar adet bulunduğunu tespit ettikten sonra, parmakların fizikî güçleri ve hareket özelliklerini de esas alarak harfler yerleştirilir.

Yaklaşık 30.000 Türkçe kelimenin ölçü alındığı bir değerlendirmede a harfi 26.323, e harfi 16.308, k harfi 13.542, i harfi 13.384, m harfi 11.263, l harfi 10.496, t harfi 9.669, r harfi 8.698 kez geçmekteydi.

Bunlar Türkçe’de en çok kullanılan harflerdir. Bu oran göz önünde bulundurularak söz konusu harfler, F klavyede en uygun yerlere yerleştirilmişti.Ellerin kullanım yüzdesi de hesaplanarak yapılan klavyede sol el yaklaşık yüzde 49, sağ el de yüzde 51 oranında kullanılacak şekilde harfler yerleştirilir. Türkçe’nin fonetik özelliğine uygunluk açısından sesli harfler sol elde toplanır.

20 Ekim 1955'de standart Türkçe klavye olarak kabul edildi. Türkiye’de o zaman 40 bin kadar yazı makinesi vardı. Bu 40 bin yazı makinesi olduğu gibi bırakılır. Amaç geleceği kurtarmaktır. Gümrük kanunlarına "bundan sonraki ithalat, standart Türk klavyesine uygun olacak" diye bir madde konur. 1974 yılında Türk Standartları Enstitüsü tarafından da F klavye zorunlu standart olarak kabul edildi.

F KLAVYENİN BAŞARISI

1955'den itibaren uluslararası daktilografi ve steno yarışmaları başladı.Yarışmacılarımız bu şampiyonalarda 28 defa dünya birincisi oldular.Bu birinciliklerin 14'ünde dünya rekoru kırıldı.Hatta Fransızlar "Türkler yarışma için özel olarak tertip edilmiş bir klavye kullanıyorlar" diye itiraz ettiler. 6 saat süren tartışmalardan sonra, Fransızlar’a "o halde özel bir klavye siz de yapın" denilmiştir. 2003 Dünya Bilgisayar ve Stenografi Şampiyonası’na “F klavye” ile katılan Türk yarışmacıları takım halinde dünya 2’ncisi olmuşlardır.

PEKİ YA “Q TÜRKÇE” KLAVYE?

Bütün dünyada bilgisayarın evlere girmeye başlamasıyla Türkiye’de büyük oranda bilgisayar ithal etmeye başladı. Ancak ithal edilen Q klavyeler ya Türkiye’de F klavye düzenine göre tekrar 
birleştirildi ya da fabrikadan F klavye standardına göre istendi.

Özellikle ikinci yöntem kullanıcıya yüklü bir maliyet demekti. Çünkü fabrikalar dünyadaki tüketime oranla az sayıdaki F klavye talebini özel üretim olarak fiyatlandırıyorlardı. 1990’lı yıllarda yaygınlaşan dizüstü bilgisayarların klavyelerini F standardına dönüştürme maliyeti ise kullanıcıları caydıracak düzeyde fazlaydı.

İşte “Q Türkçe” denilen uyduruk klavye düzeninin ortaya çıkmasına ithalatçı firmaların F klavyeye olan duyarsızlığına, kullanıcıların bilinçsizliğinin eklenmesi sebep oldu. Böylece hem fabrikalar farklı üretim yapmaktan kurtulmuş hem de Türk kullanıcıları avlanmış oldular.

F mi, Q mu KARŞILAŞTIRMASI

Türkçe’de en çok kullanılan harfler olan a, e, k, i, m, l, t ve r harfleri F klavyede en uygun yerlere yerleştirilmişti. Q klavyede ise en çok kullanılan harfler, tâbiri caizse, klavyenin en ücra 
köşelerine dağıtılmış durumdadır. Buna karşılık, örneğin Türkçe’de 30.000 kelimede sadece 125 defa geçen ve en az kullanılan harf olan j harfi, Q klavyede en uygun yere konulmuştur. F klavyede bu harfin yerinde Türkçe’de en fazla kullanılan ünsüz olan k harfi bulunmaktadır.

Türkçe’de genel olarak sessiz harfler ve sesli harfler sözcük içinde hemen hemen eşit sayıda bulunduğu için, klavye bu harfleri her iki ele de eşit miktarda dağıtır. Bu iş bölümü sayesinde yorulmak nedir bilmeden saatlerce tıkır tıkır yazı yazılabilir. F klavyeyi 10 parmak yazan bir Türk ile Q klavyeyi 10 parmak yazan Amerikalılara aynı İngilizce metin veriliyor. Amerikalılar dakikada 32–35 kelime; Türk ise 72 kelime yazıyor. HP Türkiye Genel Müdürü Şahin Tulga, SAP Teknoloji Günleri 2003'te Amerika’da aldığı eğitim sürecinden bahsederek, düşünme eyleminin daima anadilde yapıldığını, bunun yaratıcılık ve özgüveni tetikleyeceğini, Türkçe için özel olarak geliştirilmiş F klavyenin de bu ana çıkış noktası nedeniyle özellikle kullanılması gerektiğini savunmuştur.

SONUÇ

Verimlilik açısından bir İngiliz için Q klavye ne kadar kötüyse, bir Türk için Q Türkçe klavye ondan daha da beterdir. Ve zamanında bütün dünyada gıpta ile bakılan F klavye, uluslararası başarısına 
rağmen, halkımızın bilinçlendirilmemesi nedeniyle bugün gençler arasında çağdışı bir klavye standardı olarak biliniyor.

Türk dilinin özelliklerine göre on parmakla - bakmadan klavye kullanma yöntemi için çok verimli bir Standart Türk Klavyesi 1955 yılından beri resmen varolduğu halde, İngilizce dahil hiçbir dil için uygun olmayan ve 130 yıl önce on parmak yönteminin bilinmediği bir dönemde belirlenen ve Türkçe’deki binlerce sözcüğün yazılmasını zorlaştıran Q klavyeyi modern bir klavye standardı zanneden ve bu uyduruk klavyeye eklenen, Türkçe’ye has 7 harfin, en kullanışsız yerlere bilinçsizce yerleştirilmesiyle oluşturulmuş klavyeyi de Q Türkçe standardı olarak kabullenen kullanıcıların bu hususta bilinçsiz oluşları Türkçe yazım konusunda verimliliği en az 10/1 oranında düşürmektedir.

ÇÖZÜM VAR MI?

Şu anda bütün dünyada milyonlarca bilgisayar kullanıcısı Q klavye kullanıyor.İngilizce konuşulan ülkelerde dahi verimliliği büyük oranda düşürdüğü kesin olarak kanıtlanmış olan ve bilim çevrelerinde eleştirilen Q klavye standardını değiştirmek maalesef imkânsız görünüyor.

Bu kadar yaygınlık kazanmış bir Dünya standardını değiştirmek hiçbir firmanın ve uluslararası kuruluşun göze alamayacağı bir maliyete ve piyasa pazar payı riskine denk düşüyor. Üstelik artık klavye kullanımı yakın zamanda tarihe karışacak gibi görünüyor.

GELECEK

Artık 21. yüzyılın iletişim sistemi, ses tanıma ve el yazısı tanıma teknolojisi üzerine geliştiriliyor. Microsoft’un önümüzdeki yıllarda piyasaya çıkacak işletim sistemlerinde bu teknolojileri etkin şekilde kullanmaya başlayacağı biliniyor.

Yani klavye savaşları artık her geçen gün anlamını yitiriyor. Klavye öyle hemen ortadan kalkmayacak, belki dinazor olarak tâbir edilen 1,44 MB disket sürücüler gibi uzun yıllar masaüstümüzde yerini koruyacak. Ama artık F klavye konusundaki başarısızlıktan ders alarak yeni teknolojiler için yatırım yapmak gerekiyor.

NE YAPMALIYIZ?

Bu teknolojiler henüz yaygın kullanıma sahip olmasada teknoloji şirketlerinin uzun zamandır en çok AR-GE yatırımı yaptıkları konular olduğu biliniyor. Ve artık önümüzdeki 5 yıl içerisinde bilgisayarlarımızı sesli komutlarla idare edebileceğiz ve mektuplarımızı dijital kâğıtlara el yazısı ile yazmaya 
başlayacağız.

Dünyanın dijital bir küreye dönüşmeye başladığı 21. yüzyılda en başta TDK olmak üzere Türkiye’deki üniversiteler ve TÜBİTAK gibi kuruluşlar hiç vakit kaybetmeden başta ses tanıma ve el yazısı tanıma gibi teknolojilere Türkçe’nin de entegre edilmesi için yatırım ve çalışmalara başlamalı Türkçe’yi yurt dışındaki geliştirme laboratuvarlarının eline bırakmamalıdır.

Microsoft Türkiye gibi önemli uluslararası bağlantıları olan kuruluşlar ve ithalatçı firmalar, yeni teknoloji yazılım ve donanımlarda Türkçe’nin nasıl destekleneceği ile ilgili ortak bir çalışma grubu oluşturarak öneriden ziyade geliştirme aşamasında aktif rol oynayarak teknoloji ve insan gücü desteği 
sunmalıdır.

Bizler de artık çok geç olsa da F klavyeye çağdışı bir nesneymiş gibi bakmaktan kurtulup, gurur duyulacak bir başarı olduğunu bilmekle işe başlayabiliriz.

Ve bir 10 yıl sonra evimize aldığımız bilgisayarla iletişim kurmak için İngilizce kullanmaya mecbur kalmamak için, şimdiki çocuklarımızın Türkçe’nin yok sayıldığı bir teknoloji ile yetişmesine göz yummamak için, kısaca bilgisayar dediğimiz akıllı veri işleme sistemlerinin artık otomobilden beyaz eşyaya her alanda yoğun olarak kullanılacağı yakın gelecekte, yeni tanışacağımız teknolojilerde ve kullandığımız bütün programlarda Türkçe desteği konusunda ısrarlı ve yön verici tavır takınmalıyız.

Güncelleme Tarihi: 16 Haziran 2018, 17:30
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER