Körler ülkesindeki adam

Âmâların memleketinde yaşayan ve bir gözü gören insanın padişah olacağını zannederiz değil mi? Fakat hiç de öyle değildir.

Körler ülkesindeki adam

Dere tepe, dağ taş dolaşmayı pek seven tek gözlü bir seyyah varmış. Gece gündüz durmadan gezer, yürüyüp gider, ülke ülke dolaşırmış.

Bir gün, uzaktan bakılınca renkleri karmakarışık bir köy görmüş; alacalı bulacalı tuhaf mı tuhaf bir köy... Yaklaşmış köye... Yolları bir acayip, evleri bir başka acayip, insanları bir başka... Çok garibine gitmiş.

Biraz daha yaklaşıp ve köyün içine girince anlamış meseleyi. Âmâlar köyüymüş burası.
Kadınların, erkeklerin, çocukların velhasıl herkesin sımsıkı kapalıymış gözleri.

Tek gözlü seyyah, bundan sonra bu memlekette yaşamaya karar vermiş... “Hiç değilse benim tek gözüm var” diyerek kendi kendine övünüyormuş: "Körler memleketinde şaşılar sultan olur, derler. Ben de bunların başına geçer, padişahlar gibi yaşarım."

Bu köydekilerin gözleri yokmuş ama elleri, kulakları, burunları çok hassasmış. Kendilerine göre kurdukları bir düzen içinde yuvarlanıp gidiyorlarmış. Seyyah, onların şaşkın hallerine bakıyormuş. Yürümeleri, konuşmaları, doğrusu herşeyleri bir başka türlüymüş.

Bir gün âmâlardan biri ötekilerden birinin malını çalmış. Bu vaziyeti, sadece tek gözlü adam görmüş. Bağırarak “filanca şahıs, falancanın malını çaldııı" diye ilan etmiş.

Bu feryadı duyan körler, seyyahın başına toplanarak "nereden biliyorsun" demişler, "o kadar uzaktan duyamazsın ki?"

"Duymadım, gördüm" demiş adam. "Gözüm var benim, olup bitenlerin hepsini de görüyorum."

Körler göz diye, görmek diye birşey bilmiyorlarmış. Çünkü aradan geçen uzun zaman içinde çoktan unutmuşlar bu hissi.

"Görmek ne demek, nasıl birşeydir" diye sormuşlar. "Nasıl görüyorsun yani, duyulmayacak mesafeden anlayabiliyor musun, ne olup bittigini?"

"Anlıyorum tabii" demiş adam.

"İnanmayız! Seni imtihan edeceğiz" demişler.

Tek gözlü adamı alıp, uzakta bir yere dikmişler. Tecrübeleriyle eminlermiş ki, o uzaklıktan hiçbirşey duyulamaz. Akıllarınca bir çok hareketler yapmışlar ve adamı çağırmışlar: "Anlat bakalım, biz neler yaptık?"

Adam gördüklerini anlatmış:

"Oturdunuz, kalktınız, falanca kişi takla attı, şu şahıs koştu, şu da tükürdü, sonra yemek yediniz, şu şunu yaptı, bu bunu yaptı" falan...

Derken körler bir evin içine girip bağırmışlar:

"Haydi anlatsana...”

Tek gözlü seyyah "içeri girdiğiniz için göremiyorum ki" demiş.

Körler "ne olmuş yani içeri girdiysek, arada elli santimetre fark var, anlat haydi anlat" demişler.

"Arada duvar var ama" demiş adam, "sizi göremiyorum."

Körler "sen yalan söylüyorsun" demişler. "Hakikat anlaşıldı, demek ki deminki söylediklerin tesadüf idi, bak şimdi bilemiyorsun."

"Çıkın dışarı söyleyeyim" demiş adam.

"Bu kadar mesafeden duyduktan sonra, ha içerisi ha dışarısı" demiş körler.

“Ben duyuyorum ama, yaptıklarınızı göremiyorum, doğru söyleyebilmem için görmem lazım” diyormuş adam.

"Öyle şey olmaz" demişler. "Sende bir problem var! Saçmalıyorsun, acayip şeyler sölüyorsun! Hekime muayene ettireceğiz seni!"

Adamı yaka paça hekime götürmüşler. Hekim de kör tabii... Kör hekim elleriyle yoklamaya başlamış. Adamın açık olan gözünü kastederek “buldum” demiş, "problem burada... Saçmalaması bundan dolayı, şimdi düzeltirim ben onu" deyip, seyyahın tek gözünü çıkarmış.

Güncelleme Tarihi: 26 Mart 2014, 17:49
banner53
YORUM EKLE

banner39