banner39

Son mersiyehan: Hafız Celal

Mersiyehanlık geleneğini uzun yıllar yaşatan Celal Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Ödülü'ne de layık görüldü.

Hayata Dair 12.02.2015, 22:13 12.02.2015, 22:13
Son mersiyehan: Hafız Celal

Dünya Bülteni Haber Merkezi

Yüzyıllardır Sevgili Peygamberimizin torunlarından Hz. Hüseyin'in şehit edildiği Kerbela hadisesi ve acıları hatırlanarak mersiye söyleniyor. Mersiyehanlığın günümüzde son temsilcisi Celal Yılmaz “Mersiye, bir acının arkasından söylenen sözlerdir, ağıttır. Doğu’da da vardır bu. İlk insan ve peygamber olan Adem aleyhisselamın katledilen oğlu Habil ile başlamıştır bu iş. Türkiye'de rastladığımız mersiyeler daha çok Peygamber Efendimizin sevgili torunu Hz. Hüseyin'e söylenen ağıtlardır. Efendimiz aleyhisselamın, kendisini 'reyhanım' diye tarif ettiği, sırtında taşıdığı, öpüp kucakladığı, "çok seviyorum" dediği torunu Hz. Hüseyin Efendimizin Kerbela'da şehit edilişine söylenen acı dolu sözlerdir. O sevginin karşılığında yapılan o zulmün, gaddarlığın, insanlık dışı davranışın acısını taşır mersiyeler” diyor.

Enderûnî tavırla yetiştirilen, musiki tahsil eden ve İstanbul ağzı mersiyehanlığın Türkiye'deki son temsilcisi Hafız Celal Yılmaz uzun yıllar çeşitli camilerde müezzinlik hizmetlerinde bulundu. “Bu millete ağlama kapısı açan Kerbela hadisesidir. Çünkü bu işi duyup da hüzünlenmeyen, acının içine girmeyen kimse olmaz. Olduğu zaman da gözyaşı dökmeden durulmaz. Biz, Peygamberimizi üzeriz diye fazla okumayız. Kalb-i Muhammedi rencide olur diye her yerde okumayız. Bilmeyenin, anlamayanın yanında da okumayız” diyerek anlatıyor.

MERSİYEHANLIĞI DERGÂHLARDA ÖĞRENDİ

Hafız Celal Yılmaz'a göre mersiyehanlıkta ilerlemek için tasavvuf ve dergâh yolundan geçmek büyük önem taşıyor. Kendisinin tasavvufla olan münasebetini “1954'te benim tasavvuf hocam ile yani şeyhimle tanıştım. O zaman ben talebeyim. Öyle tanıştık. Benim okuyuşumu çok sevdi. Kasımpaşa'da bir dergâh var, oraya gidiyordu. Fuzulî'nin Hadikatü's Süeda'sını da ben orada dinledim. Muharrem ayının 1'inden 10'una kadar muhakkak okunur. Her okunuşunda da mersiye söylenirmiş. İşte mersiyenin ne demek olduğunu ben de tekkede öğrendim” diye anlatıyor.

Mersiyehan Hafız Celal Yılmaz, Seyyidlerden Sebilci Hüseyin Efendi'nin de yaşayan son öğrencisi aynı zamanda. Sebilci Hüseyin Efendi'nin tam 21 yıl boyunca çantasını taşıdığını ve çeşitli vesilelerle kendisine hizmet etmeye gayret ettiğini ifade eden Yılmaz, “O da her gittiği yere götürdü beni. Her yerde beni 'evladım' diye takdim etti. 'Benden sonra bu talebe evladım devam edecek' dedi.”

Mersiyehanlık da işin başının Peygamberimize ve onun ev halkı olan Ehl-i Beyt'ine muhabbet olduğunu vurgulayan Hafız Celal Yılmaz, “Sevmezseniz bu işin hakikatini göremezsiniz. İnanmazsanız zaten hiçbir yere varamazsınız. Muhabbet etmeyince, bu işi yapamazsınız. Hakikatte muhabbetsiz hiç bir şey yapılmaz” diye konuştu.

Hafız Celal Yılmaz, mersiyehanlık geleneğiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2014 Kültür ve Sanat Büyük Ödülüne de layık görüldü.


Kaynak: Kuzey Haber Ajansı

banner53
Yorumlar (0)
24
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?