banner39

Bir Karakuşi Kadı fıkrası ya da dağ ne kadar yüce olsa... Rasim Özdenören

Hayatın İçinden 27.04.2020, 10:55
Bir Karakuşi Kadı fıkrası ya da dağ ne kadar yüce olsa... Rasim Özdenören

Karakuşi Kadı üzerine çeşitli rivayetler var. Biz onu Selçuklu dönemine ait bir figür olarak biliyoruz. Selçuklu dönemine izafe edilen Karakuşi Kadı rivayetinde onun hikmet sahibi bir zat olduğu söylenir. Kimilerine göre de Karakuşi yolsuzlukları ile ünlü bir Osmanlı kadısıdır. Süleyman Demirel''e atfedilen söylemde o bir Osmanlı kadısı olarak anılıyor.

Biz burada Osmanlı kadısına izafe edilen kıssaya başvuralım:

Bir gün Karakuşi Kadı, bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş. Vitrinde güveç içinde nar gibi kızarmış sahibini bekleyen nefis bir ördek var... Karakuşi Kadı, fırıncıya "Ben bunu aldım" demiş.

Kadıya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş.

Az sonra ördeğin sahibi gelmiş: "Hani bizim ördek?"

Fırıncı boynunu büküp "Uçtu" deyince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış... Gayrimüslim de peşinde kovalıyor... Bir duvardan atlarken, bilmeden öteki taraftaki hamile bir kadının üstüne düşmüş. Kadın, çocuğunu düşürdüğü için, kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş. Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış...

Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak Karakuşi Kadı''nın karşısına çıkarmışlar.

Kadı sırayla sormuş... Ördeğin sahibi: "Bu adam ördeğimi iç etti" diye şikâyet etmiş.

Karakuşi Kadı, fırıncıya sormuş: "Ne yaptın bu adamın ördeğini?"

Fırıncı: "Uçtu" demiş. Kadı, kara kaplı defterini açmış: Ördeğin karşısında "tayyar" yazılı. Tayyar "uçar" anlamına gelir. "O halde ördeğin uçması suç değil" diyerek fırıncının beraatına karar vermiş.

Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş... Onun şikâyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş: "Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla..."

Davacı "Ne olacak?" diye sorunca, Karakuşi Kadı: "Şimdi" demiş, "Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız."

Tabii gayrimüslim şikâyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.

Çocuğunu kaybeden kadının kocasına da Karakuşi Kadı: "Tamam"'' demiş, "Karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak!"

Böyle olunca adam da şikâyetini anında geri almış; fırıncı bu davadan da kurtulmuş.

Kadı dönmüş Yahudi''ye: "Senin şikâyetin ne bre?.."

Yahudi ellerini açmış: "Ne diyeyim kadı efendi" demiş, "Adaletinle bin yaşa sen emi!"

* * *
Fıkra ister Selçuklu dönemine ait olsun, ister Osmanlı, isterse günümüze ait bir gerçekliğe tekabül etsin, eğer ördeğimizi iç eden, gözümüzü çıkaran, anamızı öpen kadı ise acaba kimi kime şikâyet etmemiz gerekecek?

Ancak biliyoruz ki, Yunus Emre''nin fehvasınca dağ ne kadar yüce olsa yol onun üstünden aşar. Ve yol, onun tıkandığı yerden açılır.

Kaynak: Yeni Şafak 20 Haziran 2010

banner53
Yorumlar (1)
Nihad M.Çetin Notlarından 1 yıl önce
Şuyuu vukuundan beter diye bir söz vardır. Selahaddin Eyyubinin Komutanı Bahauddin Karakuşi aslında adil bir komutan ve yöneticidir. "Fakat İbni Hallikân’ın İbn Memmâtî’ye nisbet ettiği el-Fâşûş fî aḥkâmi Ḳaraḳūş adlı eserde, Karakuş’un devletin çeşitli kademelerinde görev üstlendiği sırada birçok yanlış karar verdiği belirtilmektedir. Ancak kaynaklarda yer alan bilgilerden bu iddianın doğru olmadığı, Selâhaddin’in ülke meselelerinde ona güvendiği anlaşılmaktadır. Bu ithamların İbn Memmâtî’nin şahsî kininden kaynaklandığı ileri sürülmüştür (İA, VI, 309)". Bunlar kitaplarda yazınca tarih boyunca adama olmadık hikayeler uydurdular. Aslında hukuk tarihinde "Karakuşi Hüküm" isimli bir hüküm vardır ve bunun anlamı acele ile verilmiş hüküm demektir. Onunda hikayesi şu olaya dayanmaktadır: Bahauddin Karakuşi (Ö. Hicri 597) bir gün cüppesini yıkaması için eşine verir. O da yıkar ve kuruması için dışarıda bulunan çalıların üzerine asar. Sabah daha hava ağarmadan Bahauddin cüppesini giymek ister. Eşine nerede olduğunu sorar. Eşi de uykulu uykulu dışarıda der. Karakuşi kapıy açar ki ne görsün karşıda bir adam eve doğru geliyor. Hemen hızla içeri girer ve yay ve ok kuburunu kaptığı gibi bütün oklarını adamın üzerine boşaltır ve hiçbir şey olmamış gibi gelip yatar. Sabah olur. Ortalık aydınlanır. Karakuşi adamın cesedinin bahçede durup durmadığını kontrol etmek için hafifçe kapıyı aralar ve bakar ki eşinin yıkadığı cüppe delik deşik olmuştur.
Bu olay üzerine acele ile verilen hakim kararlarına "hükmü karakuşi" denmiştir.
26
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?