banner39

Eğiitimci kadınların sorunları

Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir anket çalışması gerçekleştirdi.

Hayatın İçinden 07.03.2011, 19:57 07.03.2011, 19:57
Eğiitimci kadınların sorunları

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Türk Eğitim-Sen tarafından yapılan Kadın Eğitim Çalışanlarına yönelik anket çalışmasının sonuçları açıklandı.

İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Trabzon, Erzurum, Eskişehir, Antalya,  Diyarbakır, Van ve Kayseri il merkezlerinde MEB merkez teşkilatı, taşra teşkilatı, İlköğretim, Ortaöğretim, Yükseköğretim ve Kredi Yurtlar Kurumunda çalışan kadınları kapsayan anket çalışması 994 kişinin katılımıyla gerçekleştirilmiş.

Yüzde 68,7’si evli, yüzde 31,2’si bekâr olan kadın eğitimcilerin, yüzde 33,3’ünün iki çocuğu, yüzde 24,5’inin bir çocuğu,  yüzde 5,3’ünün üç çocuğu var iken, yüzde 36,2’si çocuk sahibi değil. Ankete katılanların yüzde 45’i yükseköğretimde, yüzde 24,2’si ilköğretimde, yüzde 16’sı ortaöğretimde, yüzde 9,7’si Bakanlık merkez teşkilatında, yüzde 4,6’sı da Yurt-Kur’da çalışıyor.

Kadın eğitimciler çalışma hayatının kendilerini ekonomik olarak güvencede hissettirdiğini ifade ediyor
Anket çalışmasında öncelikle kadın eğitimcilere çalışma hayatının evliliğe etkileri konusunda ne düşündükleri sorulmuş.  Buna göre, ankete katılanların yüzde 58’i kendini ekonomik yönden güvencede hissettiğini, yüzde 10,8’i kendi ailesi, eşinin ailesi ve çocuklarından saygı gördüğünü, yüzde 8,4’ü aile içi kararlara daha fazla katıldığını, yüzde 19,6’sı da çalışma hayatının evliliğe etkisi konusunda yukarıdaki tüm maddelere katıldığını belirtmiş.

Ankete katılanlara kadınların toplumsal hayatta karşılaştıkları en önemli sorunlar sorulmuş. Buna göre; ankete katılanların yüzde 38,6’sı “erkek hegemonyası” (baskınlığı, üstünlüğü), yüzde 11,5’i “cinsiyet ayrımcılığı”, yüzde 10,2’si “şiddet ve taciz”, yüzde 9,4’ü “eğitim-öğretim imkânlarından yeteri kadar yararlanamamak”, yüzde 7,6’sı “çalışma hayatında orta/üst düzey yönetici olamamak”, yüzde 7,5’i “yetersiz kadın istihdamı”, yüzde 6.5’i “hepsi”, yüzde 1,8’i “diğer” cevabını vermiş.

Kadın eğitimcilere, “Kadın olarak çalışma hayatında yaşadığınız en büyük sorun nedir?” diye sorulduğunda ise; ankete katılanların yüzde 32,7’si “ayrımcı tutum ve davranışlar”, yüzde 30,8’i “çalışma saatleri ve koşulları”, yüzde 18,4’ü “mesleki yükselme ve terfilerde yaşanan sorunlar”, yüzde 5,9’u “sözlü, fiziki taciz, baskı ve dayatmaya maruz kalma”, yüzde 2,6’sı “sözlü ve fiziki şiddet” cevabını vermiş.

Ankete katılanların yüzde 6,9’u yönetici konumunda görev yaparken, yüzde 93,1’i yönetici düzeyinde görev yapmamakta. Ankete katılanların yüzde 14,2’si görev tanımı dışında bilinçli olarak iş verildiğini, yüzde 85,8’i ise görev tanımı dışında bilinçli olarak iş verilmediğini belirtiyor.

Ankete katılanların yüzde 16,1’i çalıştığı birimde kendini gösterme imkânının diğer çalışanlarca bilinçli olarak engellendiğini, yüzde 83,9’u ise çalıştığı birimde kendini gösterme imkânlarının diğer çalışanlarca bilinçli olarak engellenmediğini ifade etmiş.
Kadın çalışanların yüzde 24,3’ü “kadın” olduğundan dolayı diğer çalışanların iletişime bilinçli olarak kapalı olduğunu, yüzde 75,7’si ise “kadın” olduğundan dolayı diğer çalışanların iletişime bilinçli olarak kapalı olmadığını ifade etmiş.

Kadın çalışanların yüzde 15,6’sı “kadın” olduğu için işyerinde varlığının görmezden gelindiğini ya da fikirlerini beyan etmesinin engellendiğini düşünürken, yüzde 84,4’ü “kadın” olduğu için işyerinde varlığının görmezden gelindiğini ya da fikirlerini beyan etmesinin engellenmediğini söylüyor.

Kadın çalışanların yüzde 53,2’si toplumsal hayatta baskı/ayrımcılık yapılmadığını düşünüyor. Kadın çalışanların yüzde 19,2’si kurum/okulda, yüzde 14,5’i sokakta, yüzde 9,6’sı evde, yüzde 2.5’i de kurum/okul- sokakta baskı/ayrımcılık yapılmakta olduğunu ifade ediyor.

Ankete katılan kadın çalışanların yüzde 57,3 ü işyerinde psikolojik şiddete uğradığını belirtiyor
Kadın çalışanların yarısından fazlası kendisine karşı psikolojik şiddete başvurulduğunu düşünüyor. “Psikolojik şiddet size ya da diğer çalışanlara en çok kim tarafından yapılmaktadır?” sorusuna ankete katılanların yüzde 42,6’sı “hiç kimse bu tür tavırlar sergilemiyor” derken, yüzde 37’si “idareciler”, yüzde 13,5’i “aynı düzeydeki çalışanlar” cevabını vermiş.

 “Kurumda/okulda hissettiğiniz psikolojik baskı nedeniyle işe gitmek istemediğiniz günler oluyor mu?” sorusuna ankete katılanların yüzde 37’si “evet” derken, yüzde 63’ü ise“hayır” cevabı vermiş.

Kadın çalışanların yüzde 9’u aile hayatında herhangi bir şekilde fiziksel şiddete maruz kaldığını ifade ederken, fiziksel şiddete maruz kalmadığını söyleyenlerin oranı yüzde 91.  Fiziksel şiddete maruz kaldıklarını belirtenlere, “Kim tarafından fiziksel şiddete maruz kaldınız?” sorusu sorulduğunda; ankete katılanların yüzde 42,1’i eşi, yüzde 32,7’si kendi akrabaları, yüzde 11,2’si eşinin akrabaları, yüzde 3,7’si çocukları tarafından fiziksel şiddete maruz kaldığını belirtmiş.

Ankete katılan eğitimcilerin yüzde 50,2 si “Evde her iş ortak yapılmalıdır” görüşünde
Kadın çalışanlara “Evdeki sorumluluk paylaşımı konusunda ne düşünüyorsunuz?” sorusuna; ankete katılanların yüzde 50,2’si “her iş ortak yapılmalıdır” derken, yüzde 29,9’u erkeğin ve kadının yapacağı işlerin farklı olduğunu düşünmekte, yüzde 16’sı “kadın yapamayacak durumda olduğunda erkek yapmalıdır”, yüzde 2,6’sı da “ev işleri tamamen kadınlara aittir” görüşlerini ifade etmişler.

Çalışan kadınların evdeki iş bölümünden memnuniyet düzeyleri ise şöyle: Ankete katılanların yüzde 63,5’i memnun olduğunu, eşinin kendi rollerini yerine getirdiğini ifade etmiş. Kadın eğitimcilerin yüzde 29’u memnun olmadığını, bütün işleri kendisinin yaptığını ifade etmiş.

Ankete katılanlara aile içinde kararlara katılım durumlarını sorduk. Buna göre ankete katılanların yüzde 78,9’u “ortak hareket ederiz”, yüzde 8,4’ü “kararları ben alırım, ancak eşime de danışırım” cevabını vermiş.

Ailede en çok tartışmaya yol açan konu giyim kuşam harcamaları
Ankete katılanlara aile içinde en çok tartışmaya yol açan konular da sorulmuş. En çok tartışmaya yol açan konular; yüzde 29,7 giyim kuşam harcamaları, yüzde 21,7 eğlence, dinlenme, tatil harcamaları, yüzde 14,4 elektrik su gaz gibi sabit giderler konusu. Bu soruya “diğer” (çocukların ihtiyaçları, gereksiz harcamalar, iş paylaşımı, karşılıklı anlayış eksikliği, birbirini anlamama…) cevabını verenlerin oranı ise yüzde 20 düzeyinde.

Ankete katılan kadınların yüzde 49,7’si sendikalara üye iken, yüzde 50,3’ü sendikalara üye olmadığını ifade etmiş. Ankete katılanların yüzde 25’i üye olduğu sendikanın yönetim organında yer almak istediğini belirtirken, yüzde 75’i bu yönde bir istediği bulunmadığını ifade etmiş.

Eğitimcilere kadın sorunlarını çözmek için en çok hangi konuya öncelik verilmesi gerektiği sorulduğunda; ankete katılanların yüzde 26,2’si “kadın-erkek ayrımcılığının önlenmesi”, yüzde 18,5’i “eğitimde fırsat eşitliğine önem verilmesi”, yüzde 17,2’si “kadın istihdamının artırılması”, yüzde 16,8’i “kadının siyasal yaşama daha fazla katılımının sağlanması”, yüzde 11,9’u “hepsi” cevabı vermiş.

Anket sonuçlarını değerlendiren Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, kadın çalışanların toplumsal, aile ve çalışma hayatında birçok sorunu bulunduğunu belirterek, öncelikle kadın-erkek ayrımcılığına son verilmesi, kadına yönelik şiddetin ve kadın istismarının önlenmesi, eğitime gereken önemin verilmesi, kız çocuklarının okullaşma oranlarının artırılması, kadın istihdamının artırılması, kadının çalışma hayatında etkin olmasının sağlanması, kadının karar mekanizmalarında yer alması ve siyasal hayata katılımının sağlanması gerektiğini belirtiyor.


 

 

Yorumlar (0)
16
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?