banner15

Tunus, Osmanlı'nın minyatürü gibi

Osmanlı hâkimiyetinde 300 yüzyıl kalan Kuzey Afrika ülkesi Tunus, Devlet-i Âliyye'den kalan birçok yadigâra ev sahipliği yapıyor.

Tunus, Osmanlı'nın minyatürü gibi

16. yüzyılın ilk yarısında Kuzey Afrika kıyılarının büyük bir kısmını elinde bulunduran Osmanlı devleti, Tunus’u ilk kez 1534'de Barbaros Hayreddin Paşa ile topraklarına kattı. Birkaç kez el değiştiren bölge, nihai olarak 1574'te Osmanlı hâkimiyetine geçti ve 300 yılı aşkın bır süre Osmanlı devleti sınırlarında kaldı.

Tunus’ta da inşaa edilen sayısız tarihi külliyeler, camiler, medreseler, hanlar, çeşmeler, köprüler ve saraylar ülkeyi tam bir Osmanlı şehri haline getirdi. İslam dünyasının ilk medreselerinden olma özelliği taşıyan Zeytûne Medresesi, Safaks Ulu Camii ve Mehdiye Camisi bu tarihî eserlerden sadece birkaçı. Osmanlı döneminde kurulan tarihi çarşı ve şehrin batı yönünde gelişen Türk mahalleleri günümüzde hala tarihin izlerini koruyor. Osmanlı eserleriyle bezeli 3125 metre uzunluğundaki Kayrevan şehrinin surları ise bugün hâlâ ayakta. Hüseyniye kışlası ve Ömer Abbada zaviyesi de yine Osmanlı döneminden bugüne kalan eserlerden.

Tarihçi Abdulcelil Temîmi bugüne kadar Osmanlı’nın Tunus'daki varlığını konu edinen 16 uluslararası toplantı gerçekleştirildi. Bu toplantıların 11'i sadece Osmanlı’nın eserleri hakkındaydı. Temîmi'nin gün yüzüne çıkardığı yeni vesikalar, Tunus’ta Osmanlı araştırmaları çalışmalarını zenginleştirmekte. Osmanlı'nın Tunus da mimarinin yanı sıra kıyafet, kültür, yiyecek-içecek gibi konularda da etkisi bulunuyor. Tunus topraklarında 300 yıldan fazla hüküm süren Osmanlı, sadece mimarisiyle değil bir çok alanda bıraktığı eserle şehre gelen yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olmayı sürdürüyor.



YENİ TUNUS'UN MİMARI: HAYREDDİN PAŞA

Tunus'un mimari eserlerinin yanında diğer bir zenginliği de Tunuslu Hayreddin Paşa. 1823'de Kafkasya’da doğan Hayreddin Paşa, bir Rus taarruzu sonucu ailesini küçük yaşta kaybetti ve İstanbul'da esir olarak satıldı. Hayreddin Paşa 1830’da Tunus’a götürüldü ve aldığı tahsil ile Arapçayı çok iyi öğrenince askerliğe yönlendirildi. 1846’da Ahmed Paşa’nın yâveri olarak Paris’e giden Hayreddin Paşa, Tunus’a 1857 senesinde döndü. 1878'de 2.Abdülhamid Han tarafından vezirlik görevine getirilen Tunuslu Hayreddin Paşa, daha sonra da sadrazam oldu.

Çocukluğunda esir olarak getirildiği İstanbul’a yıllar sonra sadrazam olarak dönen Tunuslu Hayreddin Paşa Türkiye için olduğu kadar Tunus için de önemli bir isim. Günümüz Tunus’unun kurucularından biri olan Hayreddin Paşa'nın hatırası Tunus’ta hâlâ canlı. Hayreddin Paşa tarafından yaptırılan birçok eser bugün Tunus sokaklarını süslüyor. Tunus genel kütüphanesi, El-Medresetü's Sadıkîyye binası bunlardan yalnızca bir kaçı. Tunus halkı tarafından oldukça sevilen Paşa'nın resmi, hatırasını yaşatmak için 20 dinarın üzerine de konmuş. 29 Ocak 1890'da vefat eden Hayreddin Paşa'nın Eyüp Sultan’a defnedilen naaşı, 1968'de Tunus hükümetinin isteğiyle Tunus’a gönderildi.



DÜNYANIN İLK MEDRESELERİNDEN BİRİ: ZEYTÛNE

Tunus'a birçok âlim yetiştiren dünyanın ilk üniversitelerinden olan Zeytûne Medresesi, ülkenin övünç kaynağı. 8. yüzyılda Emevi valisi Hasan Bin Numan tarafından inşaa ettirilen Zeytûne Medresesi, yaklaşık 1300 yıllık bir tarihe sahiptir. Tunus’ta yer alan ve şehrin en eski yapısı olan Zeytûne Medresesi, eski şehrin merkezinde bulunuyor. Medresenin çevresinde ise Osmanlı döneminden bugüne uzanan Türk, Bey ve Attarin çarşıları var. 1574'den itibaren Osmanlı idaresi altına giren medreseye olan ilgi ve restorasyon çalışmaları bu dönemde de devam etti. 1583'te mihrab ve minberin süslemeleri yenilenen medresenin aynı yıl içerisinde doğu cephesine bir de revak eklendi. Minarenin tamiri ve şerefenin ahşap korkuluklarla çevrilmesi ise Hamude Paşa tarafından yaptırıldı. Murad bey zamanında ise Kuran-ı Kerim dolablarının süslemeleri yenilendi. Medresenin minareleri 1834 ve 1896 yıllarında geniş çaplı bir tadilattan geçti ve bugünkü görünümüne kavuştu.

İslam dünyasının ilk üniversitelerinden olan Zeytûne medresesi inşaa edildiği tarihten beri yüzyıllarca faaliyette bulunmuş, İbn Haldûn dâhil birçok önemli ismi yetiştirmiştir. 1964 yılında devlet başkanı Habib Burgiba tarafından kapısına kilit vurulan medrese, Bin Ali döneminde de kapalı kaldı. Nihayet 2011 devriminden sonra medresenin eski ihtişamlı günlerine dönmesi için faaliyetler başlatıldı.

Zeytûne Medresesi şeyhi Hüseyin el-Abîdi "birçok defa yenilenen medrese günümüze kadar varlığını muhafaza etti. Özellikle Osmanlı zamanında büyük onarım geçirmiş, Hammûde Paşa buraya çok önem vermiş. Sonraki beyler döneminde de bu ilgi devam etmiş. Fransız sömürge senelerinde buradaki tahsilin durması için faaliyetler oldu. Fransa maalesef bu çalışmalarında kısmen de olsa başarı kaydetti. Bağımsızlıktan sonra da Zeytûne kapalı kaldı. Medresenin açılmasını ve kaldığı yerden faaliyetlerine devam etmesini umuyoruz" dedi.

Yusuf Sami Kamadan - Kuzey Haber Ajansı

Güncelleme Tarihi: 06 Eylül 2013, 21:50
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35