"Irak medeniyetini yıkamayacaklar"

Irak eski cumhurbaşkanı yardımcısı Tarık El Haşimi, ikinci vatanım dediği Türkiye’de gurbeti yaşamadığını söylüyor. Dedelerinin Osmanlı ordusunda general olduğunu dile getiren Haşimi, “Ne Amerika ne IŞİD beş bin yıllık Irak medeniyetini yok edemez” diyor.

"Irak medeniyetini yıkamayacaklar"

Irak Eski Cumhurbaşkan Yardımcısı Tarık El-Haşimi, 2012 yılında hakkında çıkan idam kararının ardından Tükiye’ye sığındı. Şu anda İstanbul’da yaşamını sürdüren Tarık El-Haşimi ile Irak’ın geleceğini ve Türkiye’nin yeni dönemde Ortadoğu’da oynayacağı rolü konuştuk.

Dedelerinin Osmanlı ordusunda general olduğunu dile getiren Haşimi, Türkiye’nin ikinci vatanı olduğunu söylüyor ve ekliyor:

“Dedem Yasin Haşimi, Gelibolu savaşında mücadele vermiş. Biz ortak bir tarihin ve kültürün parçalarıyız. O yüzden kendimi evimde hissediyorum. Günün birinde ülkeme dönersem de bu Irak halkına hizmet etmek için olacaktır.” Haşimi, Amerikan işgali, IŞİD ve iç çatışmalara rağmen Irak’ın beş bin yıllık tarihini geleceğe taşıyacak bir neslin var olduğunu ve mücadeleye devam ettiğini dile getiriyor.

Irak’taki olayları yakından takip ediyorsunuz. Bir siyasetçi olarak sonu gelmeyen bu istikrarsızlığın nasıl son bulacağını düşünüyorsunuz?

Irak birçok tehditle karşı karşıya ve bu tehditler gerçek bir değişim olmadan ortadan kaldırılamaz. Şimdiye kadar askeri müdahale ve şiddet yoluyla sorunlar çözülmeye çalışıldı. Halen de şiddete sarılmaya devam ediyorlar.

Askeri müdahale olmadan çatışmalar son bulabilir mi?

Evet askeri müdahaleye ihtiyaç var. Ama bunun yanında yolsuzlukların engellenmesine ve siyasi reformalara ihtiyaç var. Tecrübeli, donanımlı ve kalıcı çözümler üreten bir hükümetin başa geçmesi gerekiyor. Eğitime ve hukukun üstünlüğüne inanan yöneticiler halkın yanında yer almalı. Irak’a dışardan yapılan müdahalelere karşı gerçek bir mücadeleye girişilmesi lazım. Bu durumla bile yüzleşilmiyor. Şiddete değil reforma ve anlayışa ihtiyaç var. Irak’ta hayatın her alanında bir değişim yaşanmak zorunda, yoksa bu kaostan çıkılamaz.

Peki bu reform ve iyileştirmeler için ilk aşamada ne yapılmalı?

Öncelikle komşu ülkelerin Irak’a el uzatması gerekiyor. Türkiye bu konuda taşın altına elini defalarca koydu ve destek olmaya devam ediyor. Diğer komşu ülkelerinde Irak’ın içişlerine karışmadan istikrar gelmesi için uğraş vermesi lazım. Öte yandan uluslararası kuruluşlar devreye girmeli. Askeri müdahale için yardım göndermek yerine ıslah ve barış için çalışmalılar. Çözümün üçüncü ve en önemli ayağı da mezhepçilik yapmayan Irak’ın bütünlüğünü koruyacak bir yönetimin gelmesi.

En büyük sorun mezhep çatışmaları değil mi ?

Irak halkının tümünü mezhepçi ve terörist olarak yansıtmaya çalışıyorlar. Oysa ki ülkenin geleceği için çaba harcayan ciddi bir kitle var.

Irak’ın geleceğine dair ümidiniz var mı?

Bir Müslüman olarak asla ümitsizliğe kapılmadım.Irak Peygamberlerin, evliyaların ve alimlerin diyarı. Allah’ın yardımı ve zaferi gelecektir. Bütün kalbimle buna inanıyorum. Ülkeyi ayağa kaldıracak unsurlar halen mevcut. Tüm yıkımlara rağmen tarihine ve kültürüne sahip çıkan bir nesil var.

Yıkımlar demişken IŞİD’in ülkenin tarihi eserlerini sistematik olarak yok etti. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Amerika’nın işgali sırasında çalınıp götürülen ve yurtdışındaki müzelerde sergilenen sayısız eser var. 40 Sahabe Türbesi, Aşuriler’den kalan tarihi eserler, Musul Müzesi ve daha onlarca tarihi eseri de IŞİD yok etti. İslam ilminde, tıpta, astronomide, edebiyatta, resimde ve sanatın bütün kollarında Irak Arap dünyasının parlayan yıldızıydı. Irak’ın beş bin yıllık köklü tarihini ve kültürünü tamamen yok etmeye kimsenin gücü yetmez. Ülkede geçmişine sahip çıkan ve bu bilinçle büyüyen gençler var.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’a bir grup Iraklı sanatçı geldi ve karma bir sergi açtı. Çoğu Bağdat’ta eğitim veren kişiler. Irak’ın diğer yüzünden bahseder misiniz?

Dünya kamuyounda sadece Irak’taki şiddet olaylarına ve çatışmalara yer verilmemesi gerekiyor. Ülkede devam eden bir yaşam ve hayatını normalleştirmeye çalışanlar bir halk var. Irak’ta güzelliklere inan ve üreten insanların mücadelesi sürüyor. Onların çabasını göstermiyorlar. Artık şiddet ve terörle anılmak istiyoruz.

Siz uzun zamandır Türkiye’de yaşıyorsunuz. Yabancı bir ülkede olmak zor değil mi?

Türkiye bana kapılarını açtı ve Başkan Erdoğan beni her zaman destekledi. Kendimi asla gurbette hissetmedim. Burası ikinci ülkem. Atalarım Osmanlı ordusunda general olarak görev yaptılar. Dedem Yasin Haşimi Gelibolu Savaşı’nda kahramanlıklar gösteren bir komutandı. Biz bir bütünün parçasıyız. Tarihimiz ve kültürümüz aynı köklerden besleniyor.

Yine de bir özlem yok mu içinizde?

Irak’ta beş yıl cumhurbaşkanı yardımcısı olarak hizmet verdim. Gurur duyacağım ve arkasında olduğum işler yaptım. Şartlar kötü olmasaydı ve keşke ülkeme hizmet etmeye devam etseydim. Irak’a geri dönme konusundaki isteğim ancak halkıma hizmetimi sürdürmek adına olur.

Irak’a tekrar dönerseniz siyasetçi mi olmak istersiniz?

Hayır. Siyasetçi ya da devlet adamı olmak gibi bir ısrarım ya da öyle bir hedefim yok. Irak’ın geleceğinin kurulmasında üzerime düşen görev ne ise onu yapmaya hazırım.

Türkiye’nin Ortadoğu politikasını nasıl değerlendiriyorusunuz?

Bugün Türkiye tarihi bir dönem yaşıyor. İstikrar, gelişim ve yeni bir Türkiye’nin başlangıcına şahitlik ettiğimiz için çok mutluyum. Başkan Erdoğan’ı başarısından dolayı tebrik ediyorum. Ak Parti en başından beri coğrafyanın hakikatlerini biliyor. Arap halkı bu nedenle Erdoğan’ın politikalarına güveniyor ve destekliyor. Türkiye şu anda mazlumların kalesi olan tek ülke. Türkiye’nin yardım eli Filistin’den Somali’ye, Rohingya’dan Jibuti’ye kadar uzanıyor.

Kaynak: Yeni Şafak

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER