banner15

Irak seçimleri neyi değiştirir

Irak’ta seçimin galibi olan Mukteda es Sadr’ın desteklediği Sairun Koalisyonunun, Haşdi Şabi’ye bağlı Fetih, İbadi’nin Nasır ve Ulusal Hikmet Koalisyonu arasında hükümeti kurmak için 4’lü ittifak teşkil edileceği belirtildi.

Irak seçimleri neyi değiştirir

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Irak’ta 12 Mayıs’ta yapılan genel seçimlerin kesin sonuçlarına göre, Şii din adamı Mukteda es-Sadr’ın desteklediği koalisyon birinci çıktı. Sadr’ın desteklediği Sairun koalisyonu 329 sandalyeli mecliste 54 milletvekili kazandı. Haşdi Şabi komutanlarından Hadi Amiri liderliğindeki Fetih koalisyonunun 47 sandalye ile ikinci, Başbakan Haydar el-İbadi başkanlığındaki Nasır koalisyonu ise 42 sandalye ile üçüncü oldu. Türkmenler ise Kerkük’te 3 sandalye kazandı. Mesut Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) 25, Kürdistan Yurtseverler Birliği 17, Goran da 5 sandalye elde etti. Seçim sonrası hükümetin kurulması için koalisyon olması bekleniyordu. Bugün de Irak’ta seçimin galibi olan Mukteda es Sadr’ın desteklediği Sairun Koalisyonunun, Haşdi Şabi’ye bağlı Fetih, İbadi’nin Nasır ve Ulusal Hikmet Koalisyonu arasında hükümeti kurmak için 4’lü ittifak teşkil edileceği belirtildi. Biz de seçimlerde yaşananlarla bundan sonra Irak’ı nelerin beklediğini Mehmet Akif Ersoy ve Özcan Tikit ile konuştuk.

Halk demokrasiden umutlu değil

Mukteda es-Sadr’ın Irak’ta önümüzdeki dönemlerde biraz daha körfezi ziyaret edebileceğini söyleyen Dış Politika dergisinin genel yayın yönetmeni ve Habertürk TV’den Mehmet Akif Ersoy, “Seçim sürecinde İran’a yakın bir Şiilik mi yoksa Irak’ta Arap milliyetçisi bir Şiiliğin hakim olup olmayacağı tartışılan konulardandı. Seçimlerde ise katılım oranın düşük olması ve seçim sonuçlarına gelen itirazlar, özellikle bölgesel Kürt yönetimi ve Kerkük’teki itirazlar, Türkmenlerin itirazları, elektronik sayımı problem olarak gören partiler oldu. Oylarla oynandığı, Bağdat’a oy sonuçlarının zamanında gönderilmediği gibi tartışma ortamında geçti seçim. Halkın Irak’ta seçimlerden ve demokrasiden beklentisinin de çok da umutlu olmadığını gösteren bir tablo çıktı ortaya” dedi.

Tartışmalar kolay kolay bitmeyecek

Irak’ta en önemli problemin DAEŞ’in beraberinde getirdiği yıkım, Haşdi Şabi birlikleri, güvenlik sorunları olduğuna dikkat çeken Ersoy, “Burada da karşımıza çıkan en temel mesele Irak’ta bu saatten sonra özellikle DAEŞ operasyonlarında sonra bir ayrı bir güvenlik gücü haline gelmiş olan Haşdi Şabi ve onların siyasi partilerinin hem seçimde ikinci parti olarak çıkması hem de bundan sonraki siyasi süreçte ne kadar etkili olacakları. Mukteda es-Sadr, hükümet kuracak olursa o zaman şu da karşımıza çıkıyor: İran’ın Irak’taki etkisini kırmaya yönelik bir Şiilikten bahsetmekten ziyade İran’a çok yakın olan Haşdi Şabi içerisinde Hadi el- Amiri’nin sistemde kalacağı dolayısıyla bir şekilde belki biraz kırılsa da böyle devam edecek bir sürece girilmesi. Ama her şeyden önce seçimlerin sonuçları bakımından Irak’ta tartışmaları kolay kolay bitmeyeceğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Mukteda Es-Sadr’a sempati var

Bundan sonra bölgede Türkiye Irak ilişkileri nasıl şekilleneceğinin İbadi’nin hükümete girip girmeyeceğiyle belirleneceğini anlatan Ersoy, “Mukteda es-Sadr, İbadi’ye Dava partisinden istifa etmesi konusunda çok ısrar etmişti. Eğer İbadi, hükümete dahil olursa Ammar el-Hekim ve Mukteda es-Sadr’ın yakın ilişkiler kurabileceğini belki değerlendirebiliriz. Ama Hadi el-Amiri bloğunun yani Haşdi Şabi birliklerinin komutanı olan ve Fetih listesinin liderinin daha fazla İran ile yakın ilişkileri var.

Türkiye bölgesel anlamda önemli bir güç ama bir de Sünniliği temsil eden önemli bir güç. Irak’taki Sünni nüfusun ekonomik ve sosyal anlamda bir çıkış yolu bulamadığı sürece Irak’taki huzurun tam anlamıyla sağlanması mümkün değil. Hangi siyasi parti iktidara gelirse gelsin Sünniler için ki Mukteda es-Sadr Sünniler ile ilgili ziyaretleri ve insan haklarını dillendirmiştir. Bu yüzden Mukteda es-Sadr ile ilgili bir sempati var. Yine de Irak’taki Sünni grubun bir çıkışı olmadığı sürece bu sosyolojik kırılmanın önüne geçilmesi mümkün değil. Kim iktidara gelirse gelsin, koalisyon kurulursa kurulsun Irak’ta mezhepçi dili terk eden ve en azından buradaki Sünnilere de yer açan yapı oluşturmak durumdalar. Yoksa Irak bu kaostan kurtulamaz. Türkiye’nin buradaki rolü o yüzden önemli. Her iki tarafla da diyaloğu var. Merkezi hükümetle ilişkiler toparlanmaya başladı. Önümüzdeki dönelerde ilişkilere daha da düzelirse oradaki Sünnilerin için bir şeyler denenebilir” şeklinde konuştu.

Bölgeyi idare etmekle istikrara kavuşamaz

Irak seçimlerinin sonucuna iki farklı açıdan bakılınca İran ve ABD için kayıp olduğunu söyleyen gazeteci Özcan Tikit ise “Ancak ittifakların hükümette etkili olabileceği bir sistemden bahsediyoruz. Dolayısıyla Mukteda es-Sadr hareketinin seçimden birincilikle çıkması Sadr hem İran hem de ABD karşıtı bir profile sahip olması bu iki ülkenin aleyhine bir durum oluşmasına neden olmayabilir. Çünkü neticede Fetih hareketi de var. İran’a yakın bir hareket bu. Bunun da içinde olmadığı bir koalisyon hükümetinin kurulması çok zor. Haberler de bunu işaret ediyor. Bu ittifakın içerisinde yer alabilecek diğer partilere de baktığımızda aslında Irak’ta bölgesel ve küresel dengeleri gözeten bir formül içinde. Ancak bunun ne kadar istikrarlı olabileceği, Irak’a ne kadar istikrar getireceği de açıkçası şaibeli. Çünkü bu koalisyonu bir şekilde bağımsızlık referandumu yapmış Kürtlerle de iyi geçinebilmesi gerekiyor. Sadece İran’ı, ABD’yi, bölgeyi idare etmekle Irak tek başına istikrara kavuşamaz. Bölge içerisinde halklardan Kürtleri de memnun edebilecek politikaların ortaya çıkması lazım. Fakat böyle bir formülün olduğu da gözükmüyor” dedi.

Ulusal bir koalisyon yolsuzlukla başedemez

Ülkenin en önemli sorununun yolsuzluk olduğunun altını çizen Tikit, “Irak’ta en temel hizmetler bir üçüncü dünya ülkesinden bile geri durumda bu yolsuzluk sebebiyle. Şimdi kendi içerisinden yeterince adaleti sağlayamayan ve kapsayıcı olamayan, Sünnileri yeterince temsil edemeyen, Kürtleri temsil edemeyen sadece bölge dengelerini korumaya çalışan ulusal bir koalisyon formülü bu yolsuzluğunda altından kolay kolay çıkamaz.

Teröründe bile en önemli nedenlerinden olan yolsuzluk korkarım ki bu bakış açışıyla şiddetlenmeye devam edecek. Bu da Irak’ı ilerleyen süreçte resmiyette olmasa da fiilen parçalanmaya götürebilir. Çünkü burada Sünnilerin seçime katılımının artırılamamış olması büyük bir meşrutiyet sorunu çıkarıyor. Irak’taki son seçim 2003 yılından beri rekor düzeyde bir düşük katılım oldu. Bu da halkın esasında sandığa güvenini yitirmiş olduğunu gösteriyor. Sadece Şiileri siyaseten memnun eden bir yol olacaksa Irak için umut var diyemiyorum.

Mukteda es-Sadr, yolsuzlukla mücadeleyi çok öne çıkartıyor ama tek başına iktidar olamadığı bir ülkede bunlarla nasıl mücadele edeceğini de anlamış değilim. Sünni Araplar ve Kürtleri kapsayacak bir siyasi formül ortaya çıkmayınca, yolsuzlukla mücadele nasıl edilir bilemiyorum.

Açıkçası ben sadece bölge ve küresel güçleri memnun etmeye yönelik, Irak’ın yapısını korumaya yönelik bir hassasiyetle hareket edildiğini düşünüyorum. Bütünlüğü korumak içindeki sorunları gidermek anlamına gelmiyor. Sadece bütünlüğü korumaya yönelik bakış açısı içerdeki sorunları örtmeye niyetlendiği için sorunları büyütür. Bu sorunlarla kökten bir mücadele yürütülemeyecekse Irak son 4-5 yılda yaşananları söyle ya da böyle yaşamaya devam edecek” ifadelerini kullandı.

Türkiye sadece Türkmenlerle ilgilenmemeli

Türkiye için tek bir Irak’tan bahsedilmemesi gerektiğini belirten Tikit, “Türkiye’nin Irak ile ilişkileri ekonomik anlamda çok önemli. Bu ekonomik ilişkinin ağırlıklı bir bölümü Irak Kürt bölgesiyle. Irak Kürt bölgesi son dönemde biraz daha Türkiye ile ilişkilerin gerilmesi nedeniyle biraz daha İran’a yaklaştı gibi görünüyor. Türkiye bunu telafi edecek adımlar atabilir.

Bu adımlarda muhtemelen karşılık bulur. Yalnız Kürt bütünlüğünün kendi içinde bozulduğunu görüyoruz. Dolayısıyla burada İran’ın biraz daha elinin güçlendiği dönem olacağa benziyor. Diğer bölgelerde Suudi Arabistan ve İran arasındaki rekabetin artacağını düşünüyorum. Mukteda es-Sadr malum Sünni Arap eksenine bağlı bir isim. Onun siyasette güçlenmesi en azından Bağdat’tan güneye doğru inildiğinde Necef ve Kerbela gibi bölgelerde Suudi Arabistan’ın İran ile rekabet edecek duruma gelebilir. İran o bölgede biraz daha değerlenebilir.

Tamamını okumak için TIKLAYINIZ

Güncelleme Tarihi: 23 Mayıs 2018, 12:16
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48