banner15

İSO'dan geç gelen itiraf

İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, “Hükümeti takdirde cimri davrandık” itirafında bulundu.

İSO'dan geç gelen itiraf


Fahri Sarrafoğlu / Dünya Bülteni

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, Trabzon ve Rize’de, Hükümetin ekonomik büyüme konusundaki performansına ilişkin olumlu mesajlar verdi.

İSO Başkanı Küçük,“ Hükümetin ekonomideki performansını takdirde biraz hasis(cimri) davranmış olabiliriz. Ancak biz objektifliğimizi hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz. Ekonomide olumlu gelişmeler olurken olumsuz görüş belirtmeyeceğiz. Biz temkinli iyimserliğimizi koruyoruz ve ekonomideki kazanımların artarak devam ettirilmesine sanayinin rekabet gücünün daha da arttırılması gereğine işaret ediyoruz” dedi.

EKONOMİDE OLUMLU BİR GİDİŞ VAR

“İSO siyasi görüşünü neden net olarak yansıtmıyor” şeklindeki bir soruya da yanıt veren Küçük, makro ve mikro reformların yapılmasını talep etmenin doğal hakları olduğunu belirtirken, “İSO’nun geleneksel bir terbiyesi ve anlayışı var. Hiçbir zaman siyasi olmadık ve geçmişte de siyasetle ilgili hiç fikir yürütmedik. Şimdi siyaset ekonomiyi doğrudan etkilediği için görüş bildiriyoruz. Ama objektif bakış açımızı kaybetmiyoruz. İyimser bir beklenti ortaya çıktığında da bunu kamuoyumuzla paylaşıyoruz” dedi.

Son dönemde yaşanan olumlu gidişte, ‘olumsuzluk’ ortaya koymamak gerektiğini dile getiren Küçük, “Hükümetin ekonomi performansını takdirde belki biraz hasis (cimri) davranmış olabiliriz. İlk çeyrek büyümede bir öncekinin yaralarını saramamıştık. İkinci çeyrekteki büyüme oranları bir anlamda yaraların sarıldığını gösteriyor. Ama esas olan büyümenin artarak devam ettirilmesi, kapasite kullanımının daha da yükselmesi, yerli ve yabancı yatırımların teşvik edilmesi ve tüm bunların da istihdama katkıda bulunmasıdır” dedi.

ANADOLU –İSTANBUL AYRIMI KALKTI

İSO’nun son birkaç yılda Anadolu’ya yaptığı gezilerinin olumlu sonuçlar verdiğini belirten Tanıl Küçük bir gazetecinin, “Son dönemlerde iş dünyası içinde Anadolu ve İstanbul sanayisi-sermayesi tartışması yaşandığını hatırlaması üzerine şunları söyledi: “Anadolu ve İstanbul sermayesi ya da sanayisi gibi bir ayrıma inanmıyorum. Ayrıca bunun kriteri nedir? Eğer ‘İstanbul sermayesi’ derseniz, İSO üyelerinin yüzde 10’u İstanbullu, geri kalanı Anadolulu. Neticede Anadolu sermayesi İstanbul’a gelmiş, yatırım yapmış, burada gelişmiş ve büyüme göstermiş. Ben bu ayrımı anlamakta zorlanıyor ve doğru bulmuyorum. Ayrıca Anadolu-İstanbul ayrımı ekonomik bir ayrım da değil. 1000 büyük firmanın 400’ü İstanbul, 600’ü de Anadolu’daki sanayi kuruluşlarından oluşuyor.”

KALKINMADA ÖNCELİKLİ OLMASI GEREKEN BÖLGELER VAR

Doğu Karadeniz gezisi kapsamında ekonomi basınıyla Rize İkizdere’de bulunan Ridos Otel’de bir sohbet toplantısı düzenleyen İSO Başkanı Tanıl Küçük, bu yılki Anadolu programıyla ilgili Mecliste bir anket çalışması yaptıklarını, çalışma sonucunda Meclis üyelerinin büyük bölümünün gezi için Doğu Karadeniz’i tercih ettiğini ve seyahatin bu nedenle bölgeye yapıldığını söyledi. Doğu Karadeniz’le ilgili olumlu gelişmeler olduğunu, ancak bunun yeterli olmadığını dile getiren Küçük, “Doğu Karadeniz kalkınmadan yeterli payı almamış ve daha fazlasını hak ediyor” diye konuştu.

İSO olarak Türkiye’de her bölgede sanayileşme olacak diye şart olmadığını vurgulayan Küçük, “Doğu Karadeniz’de de sanayileşme şart değil. Sanayiye uygun olmayan bir bölgede sanayi geliştirmeye çalışmak verimsiz sonuçlara ve kayna israfına yol açıyor. Trabzon’da ve Rize’de turizm ve eko-turizm potansiyeli çok yüksek. Fındık, çay ve balıkçılığın yanı sıra ticarette de büyük potansiyel var” diye konuştu.

HÜKÜMET MALİ DİSİPLİNDEN VAZGEÇMEZ

Küçük, hükümetin ‘mali disiplinden vazgeçilmeyecek’ açıklamasını doğru bulduklarını, çünkü Türkiye’nin bugüne kadar siyasi popülizmden çok çektiğini söyledi.

2011’de yapılacak seçimlerin ekonomi üzerindeki muhtemel etkileriyle ilgili de görüş bildiren Tanıl Küçük, özetle şunları söyledi:

“İlk 6 ayda sağlanan büyüme ile hükümetin gelirleri arttı. Bu da seçimlerde kendilerine belirli bir ölçüde oynama alanı yaratacak. Çünkü büyümenin getirdiği büyük bir avantaj var. Seçimler öncesinde yatırımları hızlandıracak, kitleleri memnun edecek bazı adımları atılması işin doğasında var. Bunda da haklı olabilirler. Ancak ben mali disiplinden vazgeçmeden, seçimin gerçekleşeceğini düşünüyorum. Çünkü popülist politikaların orta ve uzun vadede ülke ekonomisine büyük zararları oluyor. Zaten bu kazanımların korunması için de mevcut ekonomi yönetiminin ciddi gayretleri var. Ekonomi yönetiminin bu kadar gayretten sonra, elde edilen kazanımları kaybettirecek adımları atması da zaten akılcı ve doğru olmaz. Hükümetin de seçim harcamaları konusunda böyle bir yola başvurmayacağını öngörüyoruz.”

 

Güncelleme Tarihi: 29 Eylül 2010, 23:57
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48