banner39

banner35

Kur’an-ı Kerim en güzel hâlâ İstanbul’da yazılır

Hazırlanan İstanbul Mushafının orijinali Kadir Gecesi düzenlenen bir törenle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hediye edildi. Bin adet tıpkı basımı yapıldı ve İslam devletlerinin başkanlarına, dünya kütüphanelerine hediye edilecek.

İslam 01.05.2022, 09:51 01.05.2022, 09:57
Kur’an-ı Kerim en güzel hâlâ İstanbul’da yazılır

“Kur’an Mekke’de nazil oldu, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı” denilir. Bu sözün bugün için de geçerli olduğunu gözler önüne seren bir çalışma yapıldı ve yedi yıl boyu 66 kişilik bir ekip tarafından yazılan 10 ciltlik mushafın tanıtımı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı bir törenle yapıldı.Göz kamaştıran el emeği göz nuru İstanbul Mushafını kurduğu nakkaşhanede kağıdından mürekkebine kadar üreten ve yazan ekibin başında bulunan Hattat Hüseyin Kutlu “Sanat medeniyetsiz olmaz. Bir sanat varsa muhakkak onun bir medeniyeti vardır. Biz de yaşadığımız çağın yorumuyla dünden bugüne İslam Medeniyetindeki çalışmaları yeniden bu mushafta işledik” sözleriyle yaptıkları çalışmayı anlatıyor.

Kadir Gecesine özel İslam dünyasına takdimi yapılan ve İstanbul Mushafı olarak anılan çalışma 1400 yıllık mushaf geleneğinin son halkası olarak görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hususi talebiyle tam 7 yıl boyu nakış nakış işlenen İstanbul Mushafı 10 ciltten oluşuyor. Çağımızın en önemli hattatlardan Hüseyin Kutlu’nun yetiştirdiği hüsn-i hat talebeleri ve tezhip, cilt gibi farklı alanlarda uzman 66 kişilik bir ekip tarafından aylar boyu ilmek ilmek ilmek işlenerek ortaya konuldu. Mürekkebinden, kağıdına, hattından teshibine cildinden tıplı basımına kadar Kanlıca İslam Medeniyeti Sanat Bahçesi’nde hazırlanan bu mushaf 1400 yıllık mushaf geleneğini ihya ediyor.

10 CİLTTE İSLAM MEDENİYETİ BULUŞTU

“Allah’ın ipine sımsıkı sarılın” ayetinden ilhamla günümüzde İslam dünyasını Kur’anı Kerim’in bir arada tutacağına dikkat çeken Hüseyin Kutlu birlik ve beraberlik duasıyla kağıdına ve mürekkebinin suyuna İslam aleminden getirdikleri ağaç dallarını, sularını kattıklarını dile getiriyor. “Ümmetin birlik ve beraberliği için sımsıkı sarılması gereken Kur’anı Kerim dedik ve kutsal mekanlardan ağaç dalları getirip kabuklarını soyup Mushafın kağıdına dualarla kattık. Medine’den gül, Mekke’den Acve Hurması dalı, Zeytin Dağı’ndan zeytin dalı, İran’dan Hafız’ın Kabri’nden gül getirdik. Dut ağaçları, zeytin dalları dört bir yandan topladık. Siyah mürekkebe zemzem, yeşil renge Efendimizin saçını yıkadığı sudan, Kastamonu’dan Şaban-ı Veli’den Urfa’daki Hz. İbrahim’in doğduğu mağaradan, Mısır’daki Nil nehrinden kısacası İslam dünyasının yayıldığı dört bir yandan sular, ağaç dalları getirip kağıt ve mürekkebimize dualarla kattık.”

10 cilt halinde hazırlanan mushafta Endülüs, Memlük, İlhanlı-Celayir, Türkmen dönemleri olarak anılan Akkoyunlu ve Karakoyunlu devri, Timur, Babür ve Safevi dönemlerini takip eden Osmanlı’nın ilk ve son dönemlerinden bugüne kadar uzanan ekoller ve üsluplar özü itibariyle temsil ediliyor.

KUBBEDEN İLHAMLA

İslam Medeniyetinin bugüne miras bıraktığı mushaf sanatlarının tümü ilgili dönemlerin üslûbu göz ardı edilmeden sûre başlığı, cüz gülleri, cilt deseni, hâtime sayfaları, zahriyeler, ser-levhalar gibi mushafın farklı bölümlerinde ilmek ilmek işlenerek hazırlandı. Örneğin Peygamber Efendimizin hırka-i şerifinden bir düğme motifi ile Isfahan’daki bir caminin kubbe detayı farklı sayfa tasarımlarına ilham kaynağı oldular.

Kutlu, geçmişten ilham alarak süslemesini baştan sona kendi hazırladıkları mushafa göre yeniden tasarladıklarını dile getiriyor ve şu bilgileri veriyor: “Biz ekip olarak geniş bir saha çalışmasına girdik. İlgili olan müzeleri, koleksiyonlardaki eserleri, mimari yapıları tek tek inceledik. Asrı saadetten günümüze on dönem tespit ettik. On cilt böyle çıktı. On cilt içinde dünden bugüne İslam medeniyetini göstermek istedik. Tezhibi nasıl kullanmış, hangi renkleri kullanmış, fırçayı nasıl kullanmış gibi her ayrıntıyı inceledik ve o dönemin renklerini, tonunu, desenini, üslubunu yeniden çalışarak yaptığımız çalışmada yakaladık.”

HEPSİ FARKLI AMA AHENK İÇİNDE BULUŞTULAR

Peygamber Efendimizin hırkasındaki ilmekten durak deseni, İspanya’daki Emevi Camii kubbesinden Zahriye deseni çıkarıp kullanmışlar. “Hepsi arasında bir ahenk olması dikkat edildi” diyen Kutlu, şunları söylüyor: “ Hepsi yeniden yorumlanarak Mushafa alındı. Düz yazsaydık burada bitecekti. Fakat biz Isfahan Cuma Camii kubbesinden bir kemer almışız, Kahire’deki bir camiden mekik süslemesini almışız. Türk İslam Eserleri Müzesi’nden başka bir örnek var. Bunları biz Kura’nda yeniden yorumlayarak yan yana getirdik. Mesela ayet sonunda olan duraklarda tam 1001 tasarım yapmışız. Mimariden de Peygamberimizin giydiği hırkasından da hatta hırkasının düğmelerinden bile ilham aldık.”

ORİJİNALİ ERDOĞAN’A HEDİYE EDİLDİ

1001 farklı tasarımda durak, 14 farklı secde gülü ve aşr gülleri, 30 farklı cüz gülü, 120 hizip gülü ve 114 sure için ayrı tasarımlarda sure başlığının yer aldığı İstanbul Mushafının orijinali Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim edildi. Ayrıca orijinalinde kullanılan el yapımı aharlı kağıtlara geliştirilen özel yöntem ve teknikle gerçekleştirilen bin takım tıpkı basımı da İslam Dünyasının devlet başkanlarına, din adamlarına, belli başlı kütüphanelere ve önemli camilere hediye edilecek. Ayrıca İstanbul Mushafı yazılırken her bir çalışmanın künyesi oluşturuldu ve bu çalışmanın da yine daha sonra ayrı bir kitap olarak okura sunulması bekleniyor.

İslam Medeniyetine miras

Bu 10 ciltlik yazma eserin alâmet-i fârikası ise İslam Medeniyetinin estetik birikimini tek bir eserde bir araya getirmeye çalışması. Tarih boyunca ekol haline gelmiş 10 dönemi kendi bünyesinde toplayan bu Mushafta, Endülüs (714-1492), Memlük (1250-1517), İlhanlı- Celayir (1256- 1432), Türkmen dönemleri olarak anılan Akkoyunlu ve Karakoyunlu devri (1378-1508), Timur (1370-1507), Babür (1206-1526) ve Safevi (1501-1736) dönemlerini takip eden Osmanlı’nın ilk ve son dönemlerinden günümüze kadar uzanan (1299 ve sonrası) ekoller ve üsluplar özü itibariyle temsil ediliyor.

NAKKAŞHANE GELENEĞİ YENİDEN CANLANDI

18. yüzyıldan bu yana kesintiye uğrayan nakkaşhane geleneği de bu vesileyle yeniden canlanmış oldu. Hattat Hüseyin Kutlu İstanbul Mushafının yazılma hikayesini şu sözlerle anlatıyor: “ Cumhurbaşkanımız Beyberbeyi’nde hattatlarla biraraya geldi ve bir mushaf yazdırmak istediğini söyledi. Biz de İslam geleneğinde nasıl bir Mushaf geleneği olduğunu göstermek için yola çıktık. Yurt dışından getirdiğimiz kağıtların ömürlerini bilimsel teste tabi tuttuk ve bunların ömürlerinin 100 yılı bile göremeyeceğini fark ettik. Oysa bugün Topkapı Sarayı’nda bulunan Abbasi döneminden kalma kağıdı pırıl pırıl el yazması Kur’anı Kerim var. Biz de bu Mushaf kağıtlarının gelenekte nasıl üretildiğini biliyoruz ve aynı yöntemle kendi kağıtlarımızı ürettik. Yine boyaların uçup gitmemesi için tezhip ve hatta kullandığımız mürekkep ve boyayı nakkaşhanemizde kendimiz ürettik ve yapılan bilimsel testlerde ürettiğimiz boya ve kağıdın ömrünün en az 500 yıllık olduğunu gördük.”

Kaynak: Yeni Şafak 

Yorumlar (0)
20
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?