O geçerken, biz ona bakardık!

Abdurrahman Gürses Hoca'nın hayatını anlatan bir kitap hazırlandı. Kitap Erkam yayınlarından çıktı

O geçerken, biz ona bakardık!

Yakup Öztürk

 
“Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir.”

“Âlimin uykusu, cahilin uyanıklığından daha değerlidir.” 

Artık her şeyin adı modern. Dinin bile. Televizyonlarda din âlimleri, köşe bucak da kravatlı hocalardan geçilmiyor. Önceleri Ramazan aylarında ortaya çıkardı bunlar. Şimdi her an, her vakit yeni hocalar duyuyoruz. Halka dini öğretiyorlar. TV camından din öğrenilmez demişti bir usta. El-Hak doğrudur! Zaten onlar da ekrandan değil, düğün salonlarından “ilim” öğretiyorlar artık.

Âlimler var, yok!

İslami ilimlere vakıf, medrese geleneğinden gelen âlimler artık çok göz önüne çıkmıyorlar. Günün nabzı buna izin vermiyor belki de! Yine de yazdıklarıyla, yetiştirdikleri talebeleriyle, hayır ve güzellikleriyle adlarını dualarla andığımız âlimlerimiz var!

Bizim sokağımıza gelirdi…

Çengelköy'de, İstanbul'un sokaklarında son top oynayan çocuklara biz de yetiştik. Mahalle aralarında, bir yerlerden aparılmış plastik bir topun peşinde kıran kırana maç yapardık. Yoldan sadece “birisi” geçtiğinde oyunu durdururduk; Yıldırım Beyazıt Camii imamı, komşumuz, Mustafa Hoca. Onun arabası sokağa girince hepimiz kaldırıma otururduk. Hoca bizi selamlar sonra evine çıkardı.

Bazı zamanlar olurdu ki, Mustafa Hoca'yla beraber arabadan nur yüzlü, yaşı oldukça ilerlemiş bir ihtiyar inerdi. O kadar yaşlıydı ki, bu ihtiyarı Mustafa Hoca merdivenlerden sırtında çıkarırdı. “İhtiyar” dediğime, “bu” dediğime bakmayın o zat, muhterem Abdurrahman Gürses Hocaefendiydi. Mustafa Hoca da onun yetiştirdiği değerli talebelerden. Çocuk yaşta bu zatın kim olduğunun çok farkında değildik ama muhterem biri olduğunu anlardık. Bugün onun hayatına dair küçük bir araştırmaya giriştiğimde, bu kısa hatıra belirdi zihnimde. 

Fatih Çollak, Hoca'yı yazmış…

Erkam Yayınları arasından çıkan, Kur'an hafızı, akademisyen Fatih Çollak tarafından hazırlanan bir kitap Abdurrrahman Gürses'in hayatını anlatıyor. Çollak da Gürses Hoca'nın tedrisinden geçmiş, bugün Kur'an tilaveti üzerine adı sıkça anılan biri.

Fatih Çollak kitabını hazırlarken Diyanet'in kaynaklarından muhtarlık kayıtlarına, şahsi dilekçelere, hastane raporlarına kadar zengin bir arşivden faydalanmış. Yine Hocaefendinin kızı Leyla Gürses'ten de babasına dair malumat alınmış. Hocayla yapılan söyleşiler, vefatından sonra kendisi hakkında yazılanlar da Çollak'ın kitabında istifade edilen başlıklardan olmuş. İslamcılık ve Osmanlı kültürü üzerine yaptığı araştırmalarla bildiğimiz İsmail Kara ve Kur'an karileri arasında saygın bir yeri olan Ramazan Pakdil de kitaba şifahi bilgileriyle katkı sağlamışlar.

İstanbul-Arap tavrı tilavet…

Abdurrahman Gürses 90 yıllık ömrünü Kur'an hizmetine adamıştır. İstanbul-Arap tavrı karışımı tilavetiyle kendisine has bir okuyuş geliştirmiştir. Türkiye'de bu alanda bir ekol olmuştur.

Kitabı okurken tarihin çok da eski olmadığını anlıyor insan. Dünya gözüyle gördüğümüz Abdurrahman Gürses 1924'teki Tevdid-i Tedrisat Kanunu neticesinde medreselerin kapanmasıyla İstanbul'dan memleketi Hendek'e dönmüştür.

Kitapta Osmanlıca asıllarıyla Abdurrahman Gürses'in yazdığı ilmühaberler bulunuyor. Yine hocanın hayatından fotoğraf kareleri de kitabın sonunda yer alıyor.

Bir talebenin hocasına vefası olarak ortaya çıkan bu kitap, son âlim çınarlardan birinin hayatına odaklanmak için size muhteşem bir fırsat verebilir.

Abdurrahman Gürses Hocayı, o arabadan indiği sokakta, bizlere doğru dönüp bıraktığı hoş tebessümüyle hatırlar dururum. Ne de güzeldir,  bunu hatırlamak. Mekânı Cennet olsun.  

Böyle güzel bir eserden, böylesi bir talebe vefasından dolayı da Fatih Çollak Hocaya teşekkür ediyorum…

Kaynak: Dünya Bizim 

Güncelleme Tarihi: 08 Haziran 2020, 01:39
banner53
YORUM EKLE

banner39