'Peygamber Efendimizi diğer insanlardan ayıran vasıflar' nelerdir?

“Peygamber Efendimizin Vasıfları” nelerdir? “O’ndan önce ve sonra O’nun benzerini görmedim” diye tanımlanan Peygamberimizin özellikleri nelerdir? sorularının cevaplarını haberimizde bulabilirsiniz.

'Peygamber Efendimizi diğer insanlardan ayıran vasıflar' nelerdir?

Dünya Siret Ödülü almış olan Safiyyürrahman Mübarek Furi, “Peygamber Efendimizin Hayatı ve Daveti” adlı kitabında bu konudan bahsetmiş. “Peygamber Efendimizin Vasıfları” nelerdir? sorusunun yanıtı...


PEYGAMBERİMİZİN (S.A.V) VASIFLARI

Peygamberimiz (s.a.v) kelimelerin ifade etmekten aciz kaldığı son derece mükemmel bir karakter ve kişilikte yaratılmıştı. Bunun etkisiyle kalpler O’na hürmetle doluyor, insanlar derin bir saygı ile O’nun için her şeylerini feda ediyorlardı. O’nunla birlikte yaşayanlar O’nu aşık olmuşçasına seviyorlar, boyunlarının vurulmasına karşılık O’nun tırnağının bile kopmasına razı olamıyorlardı. O’nu, benzeri hiçbir beşere verilmeyen yaratılışındaki kemal sebebiyle bu derece seviyorlardı. Aşağıda tam anlamıyla ifade edemeyeceğimizi bilerek O’nun kemal ve cemal vasıflarını kısaca zikredeceğiz:


 

Peygamberimizin Güzel Yaratılışı

Hz. Ali, Resulullah’ı (s.a.) şöyle tarif ediyor: 
“Boyu ne aşırı derece uzun, ne de çok kısa idi. Cemaat arasında heybetli görünürdü. Saçları ne aşırı derece kıvırcık ne de son derece düzdü; dalgalı idi. Yüzü ne çok dolgun ne de çok zayıftı, dolgunca idi. Yüzünün rengi beyaz ve pembe idi. Gözleri siyahtı. Kirpikleri uzundu. Kemikleri iriydi. Vücudu kıllı değildi. El ve ayak parmakları dolgun idi. Döndüğü zaman bütün vücuduyla dönerdi. İki omuzu arasında peygamberlik mührü vardı. O bütün peygamberlerin mührü idi. İnsanlar arasında eli en açık ve cömert olanı idi. İnsanların en cesuru idi. İnsanların en doğru sözlüsüydü. İnsanların ahdinde en vefakarı idi. İnsanla- rın en yumuşak tabiatlısı idi. En güzel muamele edeni idi. O’nu ansızın gören korkar, gözünde büyütürdü. O’nunla muamele eden onu severdi. O’nu tarif eden şöyle derdi: O’ndan önce ve sonra O’nun benzerini görmedim.”

Cabir b. Semûre der ki: “Ağzı genişti. Gözlerinin beyazında kırmızılık vardı. Topukları etli değildi.”

Ebu’t Tufeyl der ki: “Beyaz idi. Yüzü güzeldi. Yüzü ne toplu ne de çok zayıftı.”

Enes b. Malik der ki: “Elleri geniş idi. Rengi güzel ve parlak idi. Ne kireç gibi beyaz ne de siyah idi. Ruhu kabzedilirken başında ve sakalında yirmi adet beyaz saç yoktu. Ancak şakaklarında bir parça beyazlık vardı. (Bir rivayete göre) Başında bir nebze beyazlık vardı.”

Ebu Cühayfe der ki: “Alt dudağının altında beyazlık gördüm.”

Abdullah b. Büsr der ki: “Alt dudağının altında beyaz tüyler vardı.”

Bera b. Azib der ki: “İri yapılıydı. Omuzları arası açıktı. Kulak yumuşaklarına ulaşan uzun saçları vardı. O’nu kırmızı elbise içinde gördüm. O’ndan daha güzel hiçbir şey görmedim. ”Saçlarını önceleri aşağı salardı. Sonraları başının ortasından ikiye ayırırdı.

Bera b. Azib der ki: “İnsanlar arasında yüzü en güzel olan idi. İnsanların yaratılışça en güzeli idi.”
- “Resulullah’ın yüzü kılıç gibi miydi?” diye soruldu.
- “Hayır! Ay gibiydi.” -Bir rivayette de- Yüzü yuvarlak idi.”

Rabi b. Muaz der ki: “O’nu görsen güneş doğuyor zannedersin.”

Cabir b. Semure der ki: “O’nu bulutsuz bir gecede gördüm. Bir Resulullah’a (s.a.v.) bir de aya bakıyordum. Üzerinde kırmızı bir elbise vardı. O anda O (s.a.v.), aydan daha güzel idi.”

Ebu Hureyre der ki: “Resulullah’tan (s.a.) daha güzel hiçbir şey görmedim. Sanki güneş onun yüzünde dolaşıyordu. Resulullah’tan (s.a.v.) daha hızlı yürüyeni gör- medim. Sanki O’na yeryüzü dürülüyordu. O’nunla yürürken yoruluyorduk. O ise gayet rahattı.”

Ka’b. b. Malik der ki: “Sevindiği zaman yüzü iyice nurlanırdı. Hatta sanki bir ay parçasıydı.

Bir gün Hz. Aişe’nin yanında terledi. Yüzünün güzellikleri parlamaya başladı. Hz. Aişe o zaman onu Ebu Kebik el-Hüzeli’nin şiirindeki hale benzetti: “Baktığın zaman onun güzel yüzüne üst üste çakan şimşek gibi parladığını görürsün.”

Hz. Ebu Bekir (r.a.) O’nu görünce: “Emin’dir, seçkindir, hayırla dua eder. Dolunay ışığı gibidir, karanlığı izale eder.” derdi. Kızdığı zaman mübarek yüzü kızarır, hatta sanki iki yanağında nar taneleri gibi kırmızılık belirirdi.

Cabir b. Semure der ki: “Ayaklarında incelik vardı. Gülünce tebessüm ederek gülerdi. O’na baksaydın gözleri sürmeli olmadığı halde gözleri sürmeli.” derdin.

İbn Abbas der ki: “Dişleri çok sık değildi. Konuştuğu zaman dişlerinin arasından sanki bir nur çıkıyordu.”

Enes b. Malik der ki: “Resulullah’ın (s.a.) elinden daha yumuşak bir ipeğe elimi sürmedim. Resulullah’ın (s.a.v.) kokusundan daha güzel bir koku, misk veya amber koklamadım.”

Ebu Cuhayfe der ki: “Elini tuttum, yüzüme koydum, kardan daha soğuktu. Miskten daha güzel kokuluydu.”

Cabir b. Semûre der ki: “Henüz çocuk yaştaydım. Yanağımı sıvazladı. Elinde bir soğukluk ve koku dükkanından çıkan güzel bir koku hissettim.”

Enes b. Malik der ki: “Teri inci gibi idi.”

Ümmü Süleym der ki: “Teri en güzel koku idi.”

Cabir der ki: “Birisi bir yola girip onu takip edecek olsa kokusundan O’nun o yol-dan geçtiğini anlardı. Bir rivayette “Terinin kokusundan.” denmiştir.
İki omuzu arasında güvercin yumurtası büyüklüğünde peygamberlik mührü vardı.

Güncelleme Tarihi: 05 Kasım 2020, 03:26
banner53
YORUM EKLE

banner39