banner39

31.08.2009, 09:59

Japonya için yeni bir yol

 

Yukio Hatoyama

Japonya, Soğuk Savaş sonrası dönemde, Amerikan liderliğindeki küreselleşme de denilen pazar fundemantalizminin rüzgarıyla sarsıldı. Kapitalizmin köktenci takipçiliği sonucunda insanlara gâye değil vâsıta olarak muamele edildi. Sonuç itibariyle de kaybedilen insanın haysiyeti oldu.

Mâneviyat ve itidal yoksunu, denetimsiz pazar köktenciliğine ve finans kapitalizmine vatandaşlarımızın parasal durumunu ve geçimliklerini korumak amacıyla nasıl bir son verebiliriz? Yüzyüze kaldığımız mesele işte bu'dur.

Özgürlüğün doğasında mündemiç tehlikeyi yumuşatmak için - Fransız sloganı "özgürlük, eşitlik ve kardeşlikte olduğu gibi - tarihin bu zamanında kardeşlik fikrine ricât etmeliyiz.

Kardeşlikten kastım, mevcut kapitalizm markasının aşırılıklarına ayar vermeyi ve geleneklerimizin beslediği yerel ekonomik uygulamalara yer açmayı amaçlayan bir ilke olarak anlaşılmalıdır.

Son ekonomik kriz, Amerikan tarzı serbest pazar ekonomisinin evrensel ve ideal ekonomik düzeni temsil ettiği ve tüm ülkelerin, ekonomilerini yürüttükleri gelenekleri ve yasal düzenlemeleri küresel standartlar (yahut Amerikan standartları) uyarınca elden geçirmesi gerektiği fikrinden neşet etti.

Japonya'da, küreselleşme trendinin nereye kadar gitmesi gerektiği üzerinde ayrışmalar oldu. Bazıları, küreselleşmenin hararetle kucaklanmasını ve herşeyi pazarın "gereklerine" terketmeyi savundu. Diğerleri ise çabaların sosyal güvenlik ağının genişletilmesi ve geleneksel ekonomik faaliyetlerin korunması için sarfedilmesi gerektiğine inanarak daha ketum bir yaklaşımdan yana tavır sergilediler. Liberal Demokrat Parti, Junichiro Koizumi iktidarından (2001-2006) bu yana, birinci görüşü dillendirirken bizler, Japonya Demokrat Partisi, ikinci görüşe meylettik.

Her ülkenin ekonomik düzeni uzun yıllar içinde inşa edilmiştir ve gelenekleri, alışkanlıkları ve ulusal hayat tarzlarını yansıtır. Ne ki küreselleşme, hiçbir ekonomik değeri veya çevre meselelerini yahut sınırlı kaynak problemini dikkate almadan ilerledi.

Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana Japon toplumunda yaşanan değişimlere dönüp baktığımızda, küresel ekonominin geleneksel ekonomik faaliyetlere zarar verdiğini ve mahalli toplumları mahvettiğini söylemek hiç de abartıya kaçmaz.

Pazar teorisi bakımından, insanlar sadece kişisel harcamalardan ibarettir. Ancak gerçek dünyada, insanlar mahalli toplumun kumaşını oluşturur ve onun hayat tarzının, gelenek ve kültürünün ete kemeğe bürünmüş halidir. Bir fert, mahalli toplumda meslek ve rol sahibi olup ailenin geçimini sağlamak sûretiyle şahsiyet olarak saygınlık kazanır.

Kardeşlik ilkesi altında, tarım, çevre ve tıp gibi insan yaşamına ve güvenliğine taalluk eden alanları küreselleşmenin insafına terk eden politikalar uygulamayacağız.

Politikacılar olarak bizim sorumluluğumuz, dikkatimizi küreselleşmenin yürüyüşüyle bir kenara atılan gayri ikisâdi değerlere tekrar odaklamaktır. İnsanları bir araya getiren bağları yeniden oluşturmak, tabiatı ve çevreyi daha fazla hesaba katan, refah ve sağlık sistemleri inşa eden, daha iyi eğitim ve çocuk yetiştirme desteği sağlayan ve servet eşitsizliğine hitap eden politikalar üzerinde çalışmaktır.

Kardeşlik kavramından neşet eden bir diğer gâye, Doğu Asya birliğinin kurulmasıdır. Elbette Japonya-Amerika güvenlik paktı, Japon dış politikasının temel taşı olmayı sürdürecektir.

Fakat aynı zamanda, Asya'da meskun bir ulus olarak kimliğimizi unutmamalıyız. Gitgide hayâtiyet kesbeden Doğu Asya bölgesinin Japonya'nın esas varlık alanı olarak tanınması gerektiğine inanıyorum. Bu yüzden, bölgede istikrarlı bir iktisâdi işbirliği ve güvenlik çerçeveleri inşa etmeyi sürdürmemiz gerekiyor.

Mâli kriz, Amerikan tektaraflılığının sona yaklaştığını telkin ediyor. Küresel rezerv para birimi olarak doların kalıcılığı üzerinde şüphelere de yol açmıştır.

Irak Savaşı başarısızlığının ve mâli krizin bir sonucu olarak, Amerika liderliğindeki küreselleşme döneminin sonuna yaklaşıldığı ve çokkutuplu bir döneme doğru seyredildiği hissini taşıyorum. Ancak şu an hiçbir ülke, başat ülke olarak Amerika'nın yerini almaya hazır değildir. Yahut ne de dünyanın kilit para birimi olarak Amerikan dolarının yerini alacak bir para birimi mevcuttur. ABD nüfuzu azalmasına rağmen, gelecek 20-30 yıl dünyanın başta gelen askeri ve ekononmik gücü olmayı sürdürecektir.

Mevcut gelişmeler apaçık bir şekilde göstermektedir ki Çin, dünyanın önde gelen ekonomik gücü olacak ve askeri gücünü artıracaktır. Çin ekonomisinin çapı, hiç de uzak olmayan gelecekte Japonya'nınkini geçecektir.

Japonya, dünyanın başat gücü konumunda kalmak için savaş veren Amerika ve başat güç olmanın yollarını arayan Çin arasında yakalandığında, siyasi ve iktisâdi bağımsızlığını nasıl koruyacaktır?

Yalnızca Japonya'nın değil, Asya'daki küçük ve orta çaplı ulusların da sorusudur bu. Bölge istikrarı için etkin bir şekilde işleyen Amerikan askeri gücünün varlığını istiyorlar fakat Amerika'nın siyasi ve iktisâdi aşırılıklarını sınırlandırmayı da istiyorlar. Komşumuz Çin'den yönelen askeri tehdidi azaltmak ve fakat Çin'in büyüyen ekonomisinin düzenli bir şekilde gelişimini bu esnada sağlama almaya bakıyorlar. Bölgesel bütünleşmeyi hızlandıran başlıca etkenler bunlar.

Bugün, Marksizm ve globalizm gibi ulusüstü siyasi ve iktisâdi felsefeler, iyi de olsa kötü de olsa, durgunlaştı ve ulusçuluk çeşitli ülkelerde bir kez daha etkisini göstermeye başladı.

Bizler, uluslararası işbirliği için yeni yapıları inşa etme arayışındayken, aşırı ulusçuluğun üstesinden gelmeli ve kural merkezli ekonomik ve güvenlik işbirliği yoluna girmeliyiz.

Bölge ülkelerinin çapı, kalkınma düzeyleri ve siyasi sistemleri, Avrupa'nın aksine, farklıdır ve bu yüzden ekonomik bütünleşme kısa vadede tamamlanamaz. Bununla birlikte, önce Japonya'nın başlattığı ve ardından Kuzey Kore, Tayvan ve Hong Kong'un takip ettiği ve sonra Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği ve Çin'in izlediği hızlı ekonomik kalkınmanın tabîî bir uzantısı olarak, bölgesel para birimi bütünleşmesini yine de amaç edinebiliriz. Ortak para birimine geçişi desteklemede esas olan kalıcı güvenlik çerçevelerini inşa etmek için hiçbir çabayı esirgememeliyiz.

Ortak bir Asya para biriminin kurulması 10 yıldan fazla bir zaman alacaktır muhtemelen. Böylesi tek bir para biriminin siyasi bütünleşmeyi sağlaması muhakkak ki daha uzun zaman alacaktır.

ASEAN, Japonya, Çin (Hong Kong dâhil), Güney Kore ve Tayvan, dünya üretiminin yüzde 25'ini gerçekleştirmektedirler. Doğu Asya bölgesinin iktisâdi gücü ve bölge içinde karşılıklı bağımlılık artıyor ve derinleşiyor. Dolayısıyla da bölgesel iktisâdi bloğun şekillenmesi için gereken yapılar hâlihazırda mevcut.

Öte yandan, hem tarihi ve kültürel çatışmalardan hem de çelişen ulusal güvenlik çıkarlarından dolayı, zorlu siyasi meselelerin mevcudiyetini kabul etmemiz gerekiyor. Artan askerileşmenin getirdiği problemler ve toprak ihtilafları, örneğin Japonya ve Güney Kore yahut Japonya ve Çin arasında yapılacak ikili görüşmelerle çözüme kavuşturulamaz. Bu problemler ikili görüşmelerde ne kadar çok ele alınırsa, duyguların tutuşması ve ulusçuluğun yoğunlaşması riski de o kadar artar.

Bu yüzden, bölgesel bütünleşmenin önünde duran meselelerin hakiki manada çözüme kavuşturulmasının, paradoksal bir şekilde, daha fazla bütünleşmeyle sözkonusu olabileceğini belirteceğim. AB tecrübesi bize göstermektedir ki bölgesel bütünleşme, toprak ihtilaflarını etkisiz hale getirebilmektedir.

Bölgesel bütünleşme ve ortak güvenliğin, Japonya anayasasının savunduğu pasifizm ve çoktaraflı işbirliği ilkelerini eyleme dönüştürme doğrultusunda izlememiz gereken yol olduğuna inanıyorum. Japonya'nın siyasi ve iktisâdi bağımsızlığını ve ABD ve Çin arasındaki konumumuzda yatan çıkarları korumanın da uygun bir yoludur.

Birleşik Avrupa yanlısı en popüler hareketin kurucusu Kont Coudenhove-Kalergi'nin 85 yıl önce kaleme aldığı "Pan-Europa" adlı eserinden ("The Totalitarian State Against Man" adlı kitabını Japonca'ya büyükbabam tercüme etmiştir) bir alıntıyla son verelim: Tüm büyük tarihi fikirler, ütopik rüya olarak başlamış ve gerçekliğe tahvil olarak neticelenmiştir. Muayyen bir fikrin ütopik rüya olarak kalması veya gerçekleşmesi, ona inanan insanların sayısına ve ona göre hareket etme kabiliyetlerine bağlıdır."


Yazar hakkında: Japonya Demokrat Partisi başkanı.


Dünya Bülteni için çeviren: Ertuğrul Aydın

Yorumlar (0)
16
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?