Azerbaycan Şeki müftüsü Selim Efendi vefat etti

Azerbaycan Şeki müftüsü Selim Efendi bugün vefat etti. Allah rahmet eylesin.

Azerbaycan Şeki müftüsü Selim Efendi vefat etti

Azerbaycan Şeki müftüsü Selim Efendi bugün vefat etti. Allah rahmet eylesin.

Bekir Fuat Selim Efendi ile ilgili eski bir yazısında onu şöyle anıyor;

Selim Efendi uzun yıllar Şeki Bölge Müftüsü olarak görev yapmış bir Türkiye sevdalısı. 75 beş yaşında ve ahir ömrünü hafız yetiştirmekle, muhabbetle ve duayla geçiriyor.

            Azerbaycan’ın Sovyet işgali yıllarında müftülük yapan Selim Efendi 1976 yılında (Sovyetler dağılmadan) Hacca gitmiş. Bu cümlede bir anormallik var mı? Hayır. Hacca giden bir adam. İşin hakikati öyle değil ama. Müftü Efendi “O Hac sayılmaz, devlet gönderdi, reklam için” diyor. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Bir de 1995 yılında gitmiş. “Bak o güzeldi” diye ekliyor. Ne diyeceğimi bilemiyorum. “Amin” diye mırıldanıyorum ancak.

            Onun hayatındaki asıl dönüşüm ise 1992 yılında eski parlamenter, öğretim üyesi Nevzat Yalçıntaş’ın Hacı Selim Efendi’yi Türkiye’nin saygın âlimlerinden Osman Nuri Topbaş Hoca ile tanıştırmasıyla başlıyor. Hacı Selim Bey’in anlattıklarına kulak kesilince Azerbaycan muhabbetiniz iyice pekişiyor, geride birazcık hüzün kalıyor.

            “1940’ncı yılda Şeki’de doğdum. Babam 41’nci yılda Alman Rus muharebesine gitti, dönmedi. Adı Komünizm ama Sovyet rejimi yılları… Sovyet rejiminin mene göre bir menfi hususiyeti vardı, dinsiz idi, gavur idi. Geride kalanlar iyiydi. Anadan doğan uşağa bakardı, ölene verirdi. Kanunun başında duranlar insafsızlık, adaletsizlik gösteriyorlardı. Mesela rüşvet olurdu, ama kanuna kalsa Sovyet rejimi pis değildi. Azerbaycan’ın her yerinde bütün mescitleri, camileri yıktılar. Yüzlerce kefensiz din hadimi yatıyor buralarda. Ruslar gitti ve biz cahillikten kurtulmak istedik, dinimizi öğrenmek istedik. Kitap yoktu. Bir tane Kur’an’ı 600 Manata almışım. 600 kilo şekerin fiyatına bir Kur’an almışım. 1992’nci yılda Osman Nuri Topbaş’la tanışmak nasip oldu.  Ona dedim ki, ‘Abim, kendisi tok komşusu aç, bu hadisi alın, bize yardımcı olun’ ‘İnşallah’ dedi. Altı arkadaşıyla Şeki’ye geldi. Medreseler açtık. Kitaplar getirdi bize. Kur’an getirdi. Onlarca talebeyi Türkiye’de okuttu. Yüzlerce hafız yetiştirdik” “Çok seviyorsunuz hafızları” diyorum. Bakın neler söylüyor: “Hafızın bir kendi gözüne değil, gelip geçtiği sokaklara faydası var. Cansız Kur’an’ı görünce bile saygı duyarız. Onlar canlı Kur’an. Men onu sevdiğim kadar valiyi sevmem. Polisi sevmem. Hangi vazifeli adam olursa olsun hafızı sevdiğim kadar onları sevmem. O kadar menim için ezizdir.”

Kaynak: www.dunyabulteni.net

Güncelleme Tarihi: 16 Ağustos 2019, 12:21
banner53
YORUM EKLE

banner39