Şeyh Şamil'in vatanı: Dağıstan

Kafkas Dağları'nın Hazar Denizi'yle buluştuğu ülke; Dağıstan. Binlerce yıllık geçmişe sahip ülke, tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü. Dağıstan, farklı etnik gruplara evsahipliği yapıyor.

Şeyh Şamil'in vatanı: Dağıstan

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Geçit vermeyen Kafkas Dağları, enerji zengini Hazar Denizi, gür ormanları ve çevre cumhuriyetleri besleyen nehirleriyle Dağıstan. Rusya Federasyonu'nun en güney noktasındaki idari birimi.

Binlerce yıl öncesine uzanan tarihinde Albanlar’ın, Hazarlar’ın, Araplar’ın, Türkler’in, Ruslar’ın ve hala üzerinde yaşayan onlarca halkın, evi. Ellibin kilometrekare üzerine kurulu dağıstan İslamla ilk tanışan bölgelerden. Cumhuriyet dâhilinde dünyanın ilk camiilerinden biri ve sahabe mezarları var. Dağıstanlılar bu tarihe emanet gözüyle bakıyor.

Komşu Azerbaycan, Çeçenistan, İnguşetya, hatta Gürcistan'dan bile bu kutsal mekanları görmeye gelenler senenin her döneminde Dağıstan'ı ziyaret ediyor. Turizm Bakanlığı’nın Derbent Sorumlusu Polat Nametullaev, her geçen gün sayısı büyüyen ziyaretçiler için dini özelliği olan mekânların ayrı bir değer taşıdığını ifade ederken, şu sözleri sarfetti:

“Sovyetler döneminde Dağıstan Birliğin turistik merkezlerinden birisiydi. Sonrasında bu özelliğini kaybetti. Doksanlarda yaşanan şiddet olaylarının da bunda payı var. Fakat son yıllarda yeniden hem Rusya'nın hem dünyanın ilgisini doğal güzelliklerimizle çekmeye başladık. Verimli topraklarımız var. Üzümden domatese; nardan havuça kadar sebze meyve ürünlerimiz Rusya standardlarının çok üzerinde."

Dağıstan'ın Rusya için önemi büyük. Hem ekonomik hem de siyasi olarak iki merkezin birbiriyle ilişkisi bölge adına büyük önem taşıyor. Geçmişte yaşanan şiddet olaylarının psikolojik etkilerinden sıyrılmak da Dağıstan'daki halklar için önemli. Hazar Denizi'nin temiz ve sakın ortamı bu yolculukta Dağıstanlılar’ın en büyük yardımcısı.

Dağıstan'da tarihî ve kültürel önemi bulunan anıtların sayısı onbeşbine yaklaşıyor. UNESCO'nun tarihi miras listesine aldığı kutsal mekanlar ve narin kala ise sadece dağıstan için değil, Rusya ve dünya için de büyük kıymet taşıyor.

Resul Hamzatov gibi şairlerin, Şeyh Şamil gibi direnişçilerin, Aliverdiyev gibi bilim adamlarınını olimpiyat şampiyonlarının memleketi Dağıstan sıkıntılı günleri geride bırakma umuduyla, Hazar Denizi'nin ve Kafkas Dağları’nın havasını solumak isteyen misafirlerini bekliyor.

DAĞISTAN’IN SEMBOLÜ NARİN KALA

Dağıstan'ın sembol mekanlarından, Narin Kala. Kafkas Dağları’nın Hazar Denizi'ne en yakın olduğu noktada 1500 yıl önce kurulmuş. Kapladığı 4,5 hektarlık alan İranlılar, Ruslar, Araplar ve Moğolların sert savaşlarına ev sahipliği yapmış; bazen geçit vermiş ama çokça da kapılarını kapatmış.

Derbent'in yüzlerce yıllık tarihinde, bu tarihin önemli bir bölümünde kapıların kapalı olduğu duyurulmuş ve hep başka insanların bilgisine sunulmuş. Fakat misafirler için açılmış bu kapı. Zaten kalenin girişinde de o misafirlerin listesine baktığımızda çok ilginç isimler görüyoruz. Ünlü gezgin Marco Polo, Filozof Heredot, ünlü Rus yazarlar ve savaşçılar, Avurupa'dan gelenler var.

Kalenin içindeki bir bölüm de sergi salonu olarak hizmet veriyor. Bir süre önce başkent Moskova'da gerçekleştirilen 2000. yıl etkinliklerine Derbent'in ışıklı bir maketi yer almıştı. O dev maket bugün Narinkala'da.

Kaleyi ve kalede geçen savaşları konu alan resimler de aynı salonun farklı bir bölümünde sergileniyor. Hemen yanında bulunan hamam ise yabancı turistlerin ilgi odağında. 16’ıncı yüzyılın sonlarına doğru yapılan hamam kaleye daha sonra eklenmiş. Haftanın 2 günü kadınlar 1 günü de erkekler için ayrılmış. Hamamın kadınlar gününde çok ciddi güvenlik önlemleri ile korunduğunu yazıyor tarih kitapları.

Kale duvarlarının genişliği 180 metre, uzunluğu ise 300 metreye yaklaşıyor. Yirmi metre aralıklarla dizilen kuleler dışarıdan saldırıları gözlüyor. Narin-Kala’dan aşağıya doğru inen uzun şehir duvarları seller nedeniyle yıkılmış.

Yabancıların Kafkaslar’a geçişine yüzyıllar boyunca set çeken bu duvarların bir bölümü yenileme çalışmalarının merkezinde. Bazı bölümlerin üzerinde ise artık evler var. UNESCO Derbent’in antik bölümünü 2003'de Dünya Mirası olarak tanıdı. Hazar Denizini dağ eteklerinden gören Narin Kala UNESCO'nun da dikkatleri çekmesiyle yabancı ziyaretçileri daha fazla ağırlar oldu.

Asırlara meydan okuyan kale, Derbent'in 2000’inci yıl kutlamalarında da ön plandaydı. Kısa bir süre önce geniş ölçekli restorasyondan geçen kale sadece Derbent'e değil; Dağıstan'a, hatta Rusya'ya gelenlerin mutlaka görmesi gereken tarihi bir miras.

DAĞISTAN’DAKİ MÜZELER

Dağıstan, değişik kültürlere ev sahipliği yaptığı binlerce yılda el sanatlarıyla da bilikte anıldı. Son iki yüz yılda kendine özgü bu zenginliğini dış dünyaya daha fazla sunmaya başladı. Dağıstan'da federasyonun ilanıyla sayısı artan sanat galerileri ve halk sanat merkezleri yerel duyarlılıkları da ulusal düzeye taşıdı.

Halk Sanatları Merkezi’nin Müdürü Marina Abramkina, merkezin Dağıstan'da yaşayan herkesin el emeğine açık olduğunu ifade ederken şu ifadeleri kullandı: "Dağıstan'ın geleneklerinden doğan kültürü yaşatma hedefiyle açtık merkezimizi. Merkez bünyesinde yer alan atölye herkese açık. Burada gördüğünüz örneklerin büyük bir bölümü öğrencilerimizin eseri.

Çok büyük sanatkarlar var. Buraya gelip gönüllü olarak ders veriyorlar. Tabi burada üretilenler sadece burada kalmıyor. Hem Dağıstan’da hem farklı cumhuriyetlerde sergilere gönderiyoruz. Tabii ki Türkiye’den gelen bir ekibe el sanatlarımızı fazla övemem. Bu işler sizde çok başka, çok güzel.
Fakat ortaya konan eser işin bir yönü. Bir de bunun dostluk boyutu var. Farklı milletlerden insanlar burada biraraya gelip ortak bir çalışma gerçekleştiriyorlar. Binlerce yıl süren kültür alışverişi burada, merkezimizde devam ediyor.”

Dağıstan Sanatçılar Birliği'nin sergi salonu da, şehircilik alanında önerilen projelerin maketleri ve pop art örneklerini buluşturuyor. Sanatçılar Birliği Başkanı Amirhan Magomedov aynı zamanda cumhuriyetin tanınmış ressamlarından.

Dağıstan’daki sanat çalışmaları hakkında konuşan Magomedov şu sözleri sarfetti: “Gençlerin sanatla bütünleşmesini istiyoruz. Burada sergilenen eserlerde de öğrencilere ayrıcalık tanıyoruz. Örneğin bugün resimlerin büyük bir bölümü Muhyiddin Arabi Cemal Okulu öğrencilerinin. Haftaya farklı bir okulun sergisi olacak. Bunlar tabii Mahaçkale’yle sınırlı değil. Dağıstan’ın genelinde el sanatlarına olduğu kadar; resime ve diğer plastik sanatlara ilgi büyük. Bu enerjiye estetik kazandırarak üretimi daim kılmak istiyoruz. Yaz boyunca dışarıdan gelen misafirlerimiz de fazla olduğu için atölye çalışmalarına hız vereceğiz, gençlere ait sergi sayısını arttıracağız.”

Dağıstan'da her halkın farklı bir el sanatında ağırlığı mevcut. Altın işleme ustalarının Darginler arasından daha fazla çıktığı, seramik işlemeciliği konusunda ise Laklar’ın usta olduğu biliniyor.

Avarlar'ın metal kakmacılığını öven yerli halk, ağaç oymacılığının Dağıstan'ın dağlık bölgelerinde geliştiğini, sert kış koşullarına dayanıklı giysilerin de yine bu bölgede yaygın olduğunu ifade ediyor.

DAĞISTAN CAMİLERİ

Yüzyıllardır farklı etnik gruplara ev sahipliği yapan Dağıstan'da nüfus ağırlığı Müslümanların. Bu ağırlık günlük yaşamdan, devlet idaresine kadar her aşamada göze çarpıyor. Çalışma saatleri birçok yerde ibadet saatlerine göre ayarlanıyor.

Fakat Slav kökenli Ruslar için kiliseler, Yahudiler için de sinagoglar faaliyetlerini sürdürüyor. Rusya'nın İslamla ilk tanışmasının da Dağıstan'ın tarihi Derbent şehri üzerinden olduğu biliniyor. Ülkenin ilk camii de Derbent'te bulunuyor.

Cami görevlilerinden Ferhat Bey farklı dinler arasındaki uyuşmazlıkların bu tarihi gerçeklik karşısında önemi olmadığını savunuyor. “Her milleten her dinden misafirimiz var. Burada hem Şiiler, hem de Sünniler namaz kılar” diyen Ferhat Bey sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

“Fark yok, olmamalı. Avluda bulunan çınar ağaçları arasında sekiz yüz yıllık olanları var. Bu da camiinin tarihiyle ilgili bilgilere delil niteliğinde. Müslümanlar Derbend'i fethettiğinde şehri yedi ayrı bölgeye ayırdılar ve her bölgeye bir cami inşa ettiler. Ama en büyüğü şu anda içinde bulunduğumuz Cuma Camii. Bazı tarihçiler Hazreti Ali'nin de Dağıstan'a geldiğini söylüyor. Atının ayak izi uzun yıllar korundu. Fakat Sovyetler Döneminde onu da kaybettik."

İki bin metrekare üzerine kurulu Cuma Camii'nde aynı anda 6 bin kişi namaz kılabiliyor. Sovyetler Birliği döneminde hapishane olarak kullanılan cami bünyesinde 600 yıl önce inşa edilmiş medreseler de hizmet veriyor.

Yüzde doksanından fazlası Müslüman olan Dağıstan'da beş yüze yakın Kuran Kursu ve yüze yakın medrese bulunuyor. Çarlık döneminde 1700 camiye ev sahipliği yapan bölge, ibadet açısından Sovyetler sonrasında büyük bir rahatlama içine girdi ama hala Sovyetler öncesi zenginliği yakalayabilmiş değil.

Başkent Mahaçkale'de yirmi yıl önce inşa edilen Merkez Camii 17 bin kişinin aynı anda ibadet etmesine yetecek alanıyla Avrupa’nın en büyüklerinden. Cemaat Türkiye'nin inşa sürecindeki desteğini de unutmamış.

İslam'ın yayılma sürecinde Dağıstan'ın fethedilmesi bölgede önemli bir değişme yol açtı. Zira bu sefer esnasında hayatını yitiren sahabenin mezarının Derbend'de olması şehrin tarihi açısından bir dönüm noktası oldu. Kırklar ismiyle bilinen mekan halen yurtdışından gelen ziyaretçilerin de ilgi odağında.

Güncelleme Tarihi: 30 Mayıs 2016, 16:23
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35