banner15

KKTC'de bütçenin yüzde 82'si maaşlara

KKTC vatandaşları kendilerinin ve gelecek nesillerin ihtiyacı olan yatırımı yapamadığı gibi kendi cari giderleri için de gelecek nesilleri borç altına sokuyor

KKTC'de bütçenin yüzde 82'si maaşlara

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) bütçesinin yüzde 82,2'sinin maaş ve maaş benzeri ödemelerden oluştuğu belirtilerek, ''KKTC vatandaşlarının kendilerinin ve gelecek nesillerin ihtiyacı olan yatırımı yapamadığı gibi kendi cari giderleri için de gelecek nesilleri borç altına soktuğu'' değerlendirmesi yapıldı.

Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçisi Halil İbrahim Akça başkanlığında, Türkiye Cumhuriyeti Yardım Heyeti tarafından hazırlanan ''2010 Yılı Faaliyet Raporu''nda, KKTC kamu maliyesinin genel görünümüyle ilgili çarpıcı tespit ve değerlendirmelere yer verildi.

2002-2007 döneminde KKTC ekonomisi yüksek kalkınma hızıyla gelişti. Bu ekonomik gelişme kamu maliyesinde gelirlerin yüksek düzeyde gerçekleşmesini sağladı. Ekonomik gelişmeye dayalı yüksek kamu gelirleri, bir taraftan gelir idaresini rehavete sürüklerken diğer yandan kamu harcamalarının disiplin altına alınması hususunda gevşek davranılmasına neden oldu. Vergi gelirlerinde istisna ve muafiyetler yaygınlaşırken süreklilik arz eden kamu harcamalarında reel artışlar sağlanarak ileriki yıl bütçelerinin esnekliği risk altına sokuldu.

Rapora göre, siyasi gelişmelere bağlı olarak 2004 yılından itibaren yaşanmaya başlanan olumlu havanın 2007 yılında azalmaya başlaması, 2008 yılında ortaya çıkan küresel ekonomik krizle de birleşerek etkisini şiddetlendirdi.
2008 yılından itibaren küresel krize karşı tüm dünyada ekonomik tedbirler alınırken KKTC'de mali disiplini sağlamaya yönelik tedbirler alınmadığı gibi seçim sürecine girilerek, mali disipline zarar veren mali düzenlemeler yapıldı.

''SEÇİMLER EKONOMİNİN DAHA DA KÖTÜLEŞMESİNE NEDEN OLDU''

2009 yılından itibaren küresel ekonomik krizin yanı sıra KKTC'de arka arkaya yapılan seçimlerin ekonominin daha da kötüleşmesine neden olduğu kaydeden raporda, ''2009 yılı Mayıs ayında göreve başlayan Hükümet, bir yıl sonra tekrar seçime gideceğini değerlendirerek, bozulan ekonomik dengeleri düzeltmeye yönelik tedbir alma yoluna gitmemiş, bunun sonucu olarak 2008 yılında artan bütçe açığı 2009 yılında daha da kötüleşmiştir'' değerlendirmesine yer verildi.

Bir önceki yılın son yarısında mali disiplini sağlayıcı bazı tedbirler alındığı, ancak bunların etkisinin çok sınırlı kaldığı belirtilen raporda, şu değerlendirme yapılıyor:

''Bunların başında kamu çalışanlarına hayat pahalılığı zammı verilmesi uygulamasının 2 aydan 6 aya çıkarılmasını sağlayan düzenleme gelmektedir. 2009 yılının ikinci yarısında uygulamaya geçen bu düzenleme otomatik stabilizatör etkisine sahip olduğu için yüksek enflasyon ortamında tasarruf sağlayıcı etkiye sahip iken düşük enflasyon döneminde bu etkisi daha düşük düzeyde gerçekleştiğinden 2009 ve 2010 yıllarında mali disipline katkı sağlamamıştır.

2009 yılında uygulamaya konulan bir diğer tedbir ise ek çalışma uygulamasında yapılan düzenlemedir. Düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi 2009 yılında hiçbir tasarruf sağlanamamasına neden olmuş, 2010 yılında yapılan yeni düzenleme mesai saatlerinin azaltılmasına yönelik Hükümetin yaptığı bir başka düzenleme nedeniyle tekrar akamete uğramıştır.

2009 yılında alınan tedbirler arasında yer alan ve etkisinin uzun dönemde görüleceği 'kamuda yeni istihdam edilecek personele verilecek olan ücretleri' düzenleyen Kanun, Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesine gönderilmiştir. Mahkemenin Kanunu incelemesi ve karar vermesi Kanunun 2011 yılından itibaren yürürlüğe girmesine neden olmuş, zaten uzun dönemde etkisini hissettirecek olan Kanunun etkisinin ötelenmesine neden olunmuştur.''

KKTC'de Mayıs 2010'da kurulan yeni hükümetin Haziran ayındaki yerel seçimlere odaklandığı ve Temmuz ayından itibaren mali disipline öncelik vermeye başladığı kaydedilen raporda, şöyle denildi:
''2010 yılında mali disiplini sağlamaya yönelik tedbirler daha çok gelir artışını sağlamaya yönelik tedbirlerden oluşmaktadır. Gelir artışını sağlamaya yönelik tedbirler alınırken; ekonominin gelişmesine engel teşkil etmeyecek, gelir adaletinin sağlanmasına yardımcı olacak, temel vergilendirme ilkelerine uygun olmasına ve vergilendirilmeyen veya ticari ilişki içinde bulunulan ülkelere göre yeterince vergilendirilmemiş alanlardan gelir elde edilmesine dikkat edilmiştir.''

MALİ TEDBİRLER

Rapora göre, KKTC'de 2010 yılının ikinci yarısında alınan mali tedbirler çerçevesinde, alkollü içkilerden, binek otomobillerinden, sigaradan ve akaryakıt ürünlerinden alınan fon, müşterek bahis salonları ve casinolardan alınan şans oyunları vergisi, çalışanlardan alınan gelir vergisi, mevduat faizlerinden ve şans oyunlarından alınan stopaj gelir vergisi arttırıldı. KDV oranları yeniden belirlendi ve oran sayısı 7 den 5'e indirildi; süper emeklilerin maaşlarından vergi kesintisi yapılmaya başlandı.
Süper emeklilerin maaşlarından gelir vergisi alınmasına ilişkin uygulama ile çalışanların ücretlerinde yapılan vergi artışı Anayasa Mahkemesince 13 Ocak 2011 tarihinde iptal edildi.

Yaklaşık 250 milyon liralık bir gelir elde edilmesini amaçlayan düzenlemeler, Anayasa Mahkemesinin emeklilerden kesinti yapılmasını düzenleyen hükümlerin ve gerekçeli kararda yer almamasına rağmen ücretlilerin muafiyetlerinin azaltılmasına yönelik düzenlemenin de iptal edilmesi nedeniyle önemli ölçüde etkisizleşti.

KAYIT DIŞI EKONOMİ TAHMİNDEN DAHA BÜYÜK

Rapora göre, gelir artırıcı önlemler, denetim mekanizmasının da geliştirilmesini amaçlayan tedbirlerle beraber yürütüldü, bu kapsamda kayıt dışılıkla belli ölçüde mücadele edilmeye çalışıldı.
Bu dönemde özellikle post cihazlarından yapılan alış verişlerle beyannamelerin ilişkilendirilmesi, KKTC'de kayıt dışı ekonominin tahmin edilenden daha büyük olduğu sonucunu ortaya çıkardı.
Harcama politikasında ise, personel alımında genel olarak sınırlar dahilinde kalındı. Tarımsal desteklemeler hem bütçe dahilinde kaldı hem de önceki yıllardan kalan borçların bir kısmının ödenmesi sağlandı.

MESAİ DÜZENLEMELERİ

Rapora göre, mesai saatlerinin yasal düzenleme ile haftada 39 saate çıkarılması fakat uygulamada idari izinlerle 36,5 saate düşürülmesi ek çalışmaya ilişkin olarak alınan tedbirlerin etkisinin belirsizleşmesine ve hatta yetersiz kalmasına neden oldu.

Uygulama 2010 Aralık ayında başlamış olduğundan söz konusu düzenlemenin olumsuz etkisinin birkaç ay sonra ortaya daha net çıkacağı düşünülüyor.

Meclisin iradesi dışında ve bütçe hakkına aykırı olarak, bütçede yer almayan ve kesin hesap yasasıyla da bütçeleştirilmeyen harcamalara 2010 yılında da devam edildi. Mali disiplin ve kamu düzeni açısından en tehlikeli uygulamalardan biri olarak görülen ve ''avans verme'' olarak isimlendirilen bu uygulama ile 2010 yılında 3,6 milyon TL harcanmış olup, önceki yıllarla birlikte 2010 yılı sonuna kadar toplam 138,5 milyon TL'lik bütçe dışı harcama gerçekleşti. Bu arada, 2011 yılı bütçe yasasına konan bir madde ile ''avans verme'' yetkisi kaldırıldı.

Bazı kamu kurumlarında gelir gider dengesinin sağlanması açısından önemli tedbirler de alındı.
Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) gider azaltıcı önemli tedbirler alarak gelirlerini de artırmayı hedefleyen orta vadeli bir programı hayata geçirmeyi başardı.

Sosyal Sigortalar Kurumu faiz giderlerini düşürmeyi amaçlayan çalışmalarında başarılı oldu. Bununla birlikte mali sıkıntıdan kurtulabilmesi için daha ciddi yasal düzenlemelere ihtiyaç duyuluyor.

Tarım Ürünleri Kurumu yeniden yapılanma programı çerçevesinde borçlarını ödemeye başladı.

''TOPLANAN GELİR CARİ GİDERLERİ KARŞILAMAYA YETMİYOR''

2010 Yılı Faaliyet Raporu'nda şu tespitlere yer veriliyor:

''KKTC bütçesinde savunma, yatırım ve reel sektörün teşvik edilmesine ilişkin giderler yer almadığı gibi kamu borçlarına ilişkin faiz giderleri de yer almamaktadır. Buna rağmen toplanan gelir KKTC gider bütçesinin yüzde 78'ini karşılamaktadır. Başka bir deyimle toplanan gelir cari giderleri karşılamaya yetmemektedir.

KKTC vatandaşları kendilerinin ve gelecek nesillerin ihtiyacı olan yatırımı yapamadığı gibi kendi cari giderleri için de gelecek nesilleri borç altına sokmaktadır.

KKTC bütçesinin yüzde 82,2'si maaş ve maaş benzeri ödemelerden oluşmaktadır. Bunun dışındaki harcamalar Devletin işlemesi için yapılması zorunlu olan harcamalardan oluşmaktadır. Maaş ve maaş benzeri kalemlerden tasarruf yapılamaması nedeniyle mali disiplini sağlamaya yönelik olarak düzenleme yapılabilecek alan olarak gelirlerin artırılması kalmaktadır. Bu ise ekonomik gelişme açısından arzu edilen bir tedbir değildir.''

YARDIM, KKTC BÜTÇE GELİRLERİNİN YÜZDE 32,2'SİNE DENK GELİYOR

2010 yılında KKTC bütçesinin 851 milyon TL'lik bölümü Türkiye Cumhuriyeti Yardım ve Kredilerinden karşılanmış olup, bu katkının 475 milyon TL'si bütçe açığı için 376 milyon TL'si yatırım, savunma ve reel sektör destek harcamaları için yapıldı.

Toplam yardım olan 851 milyon TL, KKTC bütçe gelirlerinin yüzde 32,2'sine denk geliyor.
2010 yılında Türkiye'nin yardımları bir önceki yıla göre yüzde 8,7 oranında azaldı. Bunun en önemli nedeni 2008 ve 2009 yıllarında bütçe açıklarında yaşanan artış nedeniyle yardımların 554 milyon TL seviyesinden iki yıl içinde 932 milyon TL seviyesine çıkmış olması. Bu seviyeye çıkan yardımların içinde en büyük payın bütçe açığına verilen yardımlar olması, 2010 yılında bütçe açığının azaltılması nedeniyle yardımların azalmasını sağladı.

2010 yılı bütçesinde yapılması taahhüt edilen 895 milyon TL yardımın 851 milyon TL'sinin harcanmış olması, alt yapı yatırımları ve reel sektöre ayrılan kaynağın tümünün 2010 yılında kullanılamayıp 2011 yılına devretmesinden kaynaklanıyor.

Türkiye'nin yardımlarını da içeren KKTC Bütçe Genel Dengesine bakıldığı zaman bütçenin 2010 yılında 17,993.091 TL açık verdiği görülmekte. Bu açık bütçe büyüklüğüne göre çok küçük bir düzeyde kaldığından 2010 yılında bütçenin denk bütçe olarak gerçekleştiğini söylemek mümkün. 2010 yılında yapılan Türkiye yardımları, Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasında imzalanan 2010-2012 programı dahilinde yapıldı ve ilave bir kaynak verilmedi.

Bu açıdan 2010 yılı bütçe uygulamasının başarılı olduğunu söylemek mümkün. Bununla birlikte 2010 yıl sonu nakit açığı, (önceki yıldan devralınan nakit açığı+2010 yılı bütçe açığı); 2010 yılına önceki yıllardan devrederek gelen nakit açığının yüksek olması nedeniyle 158 milyon TL olarak gerçekleşti. Nakit açığının yüksek düzeyde olması Hazinenin ödemelerinde önemli sorunlara yol açmaya devam ediyor.

''KKTC BÜTÇESİNİN YÜZDE 32,6'SI AÇIK BÜTÇE''

2010 Yılı Faaliyet Raporu'nda özetle şu tespitlere yer veriliyor:

''2006, 2007 ve 2008 yıllarındaki kötü bütçe yönetimi, 2009 yılında yeni Hükümetin duruma müdahale etmemesi 2010 yılına bozulmuş bir mali denge devredilmesine neden olmuştur.

Yüksek gelir artışına rağmen 2006 yılında uygulanan yanlış bütçe politikaları sebebiyle oluşan yüksek açıklar 2007 yılında açıkların daha da düşürülme imkanını ortadan kaldırmıştır. Küresel ekonomik krizin; turizm, yüksek öğretim ve ithalata olan olumsuz etkileri 2008 ve 2009 yıllarında bütçe gelirlerinde önemli azalmalara neden olmuştur. Bu süreç sonunda bütçe 622 milyon TL açık vermiş ve gider bütçesinin yüzde 28,3'ü açık bütçe olarak gerçekleşmiştir. Bu oran GSMH'nın yüzde 12'sine tekabül etmektedir.

2009 yılı gibi mali disiplin açısından fevkalade olumsuz kapanan bir yılın ardından uygulamaya geçen 2010 yılı bütçesinde gider artışı dizginlenmiş ve gelir artırıcı önlemlerin, ekonominin tekrar yükselişe geçmesinin de etkisiyle, olumlu sonuç vermesi bütçe açıklarının nispeten azalmasını sağlamıştır.
Bir önceki yıl 622 milyon TL olarak gerçekleşen yerel açık, 2010 yılında 493 milyon TL'ye düştü. Bu açıklar 2009 yılında GSMH'ın yüzde 12'sine 2010 yılında yüzde 8,8'ine tekabül ediyor.

KKTC bütçe açığının tam olarak anlaşılabilmesi için Türkiye Cumhuriyeti yardımları ile yapılan harcamaların da dikkate alınması gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığı zaman 2010 yılında KKTC gider bütçesi 2.661 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Buna mukabil KKTC gelir bütçesini 1.791 milyon TL olarak almak gerekmektedir. Buna göre KKTC bütçesinin açığı 870 milyon TL'dir. Bu, KKTC bütçesinin yüzde 32,6 sının açık bütçe olduğunu göstermekte. Bu açığın GSMH ile oranlanması sonucu elde edilen oran yüzde 16,4 dür.

Gerçek açığın hesaplanmasında dikkate alınması gereken bir diğer büyüklük de faiz ödemeleri. KKTC'de istisnalar dışında genellikle kamu borç faizleri ödenmediği için bütçeye faiz ödeneği konulmamakta. Borç alınan kurumlar faizleri hesaplayarak anaparaya eklemekte ve borç stoku artmakta. KKTC'de kamunun 2010 yılı faiz tutarı Türkiye'den alınan borçlar hariç 200 milyon TL civarındadır.''

Bu arada, Ertan Tosun'un Ocak 2009'da Türkiye Cumhuriyeti Yardım Heyeti koordinatörlüğüne getirilmesinden sonra yayımlanmaya başlayan Yıllık Faaliyet Raporları, detaylı bir şekilde kamuoyunu bilgilendirmeyi amaçlıyor ve 2010 yılı raporuyla birlikte yayımlanan rapor sayısı üçe yükseldi.
KKTC ekonomisine ilişkin bir çok verinin detaylı bir şekilde yer aldığı raporlar, gelecek yıllar için çok önemli arşiv olma özelliğini taşıyor.

Kaynak: AA

Güncelleme Tarihi: 21 Ağustos 2011, 11:12
YORUM EKLE
YORUMLAR
okur
okur - 8 yıl Önce

bu durumu Kıbrıslı Türkler istemedi. bu haber ve benzerleri için artık üzülmekten de vazgeçtik. başka bir açıdan bakmak istemiyorsanız sizin bileceğiniz iş. böyle dümdüz bakıp deri yorumlar, analizler yaptığınızı sanmaya devam edin.

banner39

banner36

banner37

banner35