banner39

04.02.2010, 02:37

Kıbrıs'ta yine şüpheciler haklı çıktı

BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’un Kıbrıs’a gelişinin, kağnı hızıyla ilerleyen görüşmelere taze kan katacağı umudumuzu dile getirmiştik. İki lideri 16 aydır devam eden ve hâlâ sonuca varmayan görüşmelerde ellerini daha çabuk tutmaya ikna edebileceğini veya yönetim ve iktidar paylaşım faslındaki ciddi fikir ayrılıklarını gidermelerine yardım edebileceğini düşünüyorduk. Ban ile liderlerin ortak basın toplantısından anlaşılan o ki, ziyaret pek az fayda sağlayabilmiş.

Müzakere sürecinin hızlandırılmasına dair hiçbir şey söylenmedi. Liderlerin yoğun görüşmelere devam edip etmeyeceği bile belli değil. Söylenen tek şey, görüşmelerde ‘önemli ilerleme’ sağlandığıydı. Ban’ın ziyaretinin pek anlamı olmadığını savunan şüpheciler haklı çıkmış görünüyor.

Ban’ın iki liderle görüşmelerinde nelerin ele alındığını bilmiyoruz, fakat olumlu bir uzlaşma çıksaydı kuşkusuz ilan edilirdi. Bizim çıkarabildiğimiz tek sonuç, yoğun görüşmelerin devamı konusunda bir anlaşmaya varılmadığı yönünde. Belki de Mehmet Ali Talat seçim kampanyasına odaklanmak istedi veya Devlet Başkanı Dimitris Hıristiyofyas haftada bir görüşme formatına dönme niyetindeydi.

Ban “Kıbrıs’ın kararlılığa, vizyona ve esnekliğe ihtiyacı var” derken, diplomatik dille süreçte neyin noksan olduğundan dem vurmuş oldu ve kibarca iki liderin ‘sonuca ulaşmak için daha fazla cesaret ve kararlılık sergilemesi’ gerektiğine işaret etti. BM bu sonucu sonsuza kadar bekleyemezdi, zira ‘çözümün tam zamanı’ydı. Müspet olma çabasına karşın bir rahatsızlık hissiyatı vardı çünkü ziyaret dişe dokunur bir başarı kaydedemedi. Ban’ın kısa açıklamasında anlaşmaya varma sorumluluğunun iki liderin omzunda olduğu vurgusunun nedeni de muhtemelen bu. “Fakat bu Kıbrıs halkı tarafından, Kıbrıs halkı için yürütülen bir süreç... Kıbrıs’ın geleceği sizin ellerinizde” diye konuştu Ban. Mesaj açıktı: Talat ve Hıristofyas arzu edilen çözümü gerçekleştirmeyi başamazsa, tek sorumlu onlar olacak.

Ziyaretin barış sürecine karşı çıkan partilerin bildik taarruzlarından muaf tutulamaması da üzücüydü. Dört parti Ban Talat’ı ‘başkanlık ofisi’nde ziyaret etti diye demediğini bırakmadı ve Ledra Palas Oteli’ndeki resepsiyonu boykot etti. Bu, Ban’ın “Çözümün tam zamanı” savına meydan okuyan gereksiz bir kötü niyet gösterisiydi.
(Başyazı, 2 Şubat 2010)

Kaynak: Radikal

Yorumlar (0)
23
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?