Büyük Bir Mücahid Emir Hacı Abdülkadir Cezairî bin Muhyiddin

Es-Seyyid Eş-Şeyh Abdulkadir el-Cezayirî, 1847 yılına kadar, Cezayir'i işgal eden sömürgeci Fransız ordusuna karşı eşine az rastlanır bir direnişle mücadele etti.

Büyük Bir Mücahid Emir Hacı Abdülkadir Cezairî bin Muhyiddin

Emir Hacı Abdülkadir Cezairî bin Muhyiddin, 1223’de (6 Eylül 1808) Batı Cezayir’de Muasker şehri civarında bir zaviyede dünyaya geldi. Soyu Hazreti Hasan radıyallahü anh efendimize dayanmaktadır. Babası Şeyh Muhyiddin efendi bir Kadirî şeyhi idi.

Ceddinden Seyyid Muhammed bin Abdülkadir, Barbaros Hayreddin paşanın Cezayir fethinde bir nefer gibi çalıştığı için Osmanlı Sultanları bu aileye büyük izzet ve itibar gösterirlerdi. Cezayir'in bir eyaleti olan Vahran'da (Oran) tahsilini tamamlayan  İmam Abdülkadir Cezayirî çok köklü dinî eğitim aldı. Küçük yaşta hafız oldu. Medrese ve tekke eğitiminin yanında aynı zamanda iyi bir at binicisi ve keskin bir nişancı olarak yetişti. Daha gençliğinde dini ilimlerdeki kudreti, insanları teshir eden hitabeti, İslam tarihine dair geniş malumatı, cesaret ve kahramanlığı, takva ve fazileti ile şöhret buldu.

Kazandığı bu saygınlık, ileriki dönemlerde kurtuluş mücadelesinde herkes tarafından kabul edilmesinde büyük bir vesile oldu. Haşim kabilesinin en nüfuzlularından biri olan ailesi, uzun müddet Fas'ta ikamet ettikten sonra, 18.asırda Oran beyliğine hicret ederek orada yerleşmiştir. Bu ailenin Şeriflikten (Hz. Hasan'ın soyundan gelenlere verilen unvan) dolayı haiz bulunduğu itibara İmam Abdülkadir Cezayirinin büyük babası Mustafa bin Muhammed bin Muhtar'ın ve bilhassa babası Şeyh Muhyiddin'in zühd ve takva ile kazandıkları şöhret de inzimam etmişti.

Cezayir’in Fransız çizmelerinin işgaline uğramasından üç sene evvel yani 1827’de babası ile birlikte, Hac farizasını yerine getirmek üzere kutsal topraklara seyahate çıktı. Hicaz’da Kafkas kartalı İmam Şamil ile tanıştı. Bu iki büyük dâvâ adamının tarihi buluşması çok anlamlıdır. İki aksiyoner ruh, İslâm toplumunun kurtuluşuna çareler aradılar, fikirler ortaya koydular.

Hac görevini tamamladıktan sonra Şam’a geçti. Bu şehirde, 19. asrın Müceddidi olarak kabul edilen Mevlana Halid-i Bağdadi (k.s.a.) hazretlerini ziyaret ettiğini bazı kaynaklar yazmaktaysa da, ihtimali düşük görülmektedir. Zira; Mevlana Halid Bağdadi (k.s.a.) hazretleri 1826 yılında vefat etmişlerdir. Herhalde onun halifeleri ile görüşmüş olabilir. Üç senelik bu seyahatinde bir müddet kaldığı Bağdat’ta Kadirî tarikatının o zamanki en büyük şeyhi Mahmud El Geylani’den Kadiri tarikatında icazet aldı.

1830’da Fransız askerlerinin Cezayir’e girdiğini duyar duymaz yurduna döndü. Cezayir halkı, faziletli babası Şeyh Muhyiddin’in etrafında hâlelendilerse de, bu muhterem zatın çok yaşlı olması sebebiyle nazarlar oğluna çevrildi ve nihayet 22 Kasım 1832’de, Recep ayında Emir el Mü'minin olarak seçildi. Kaderin bir cilvesi olarak teslim olacağı 1847 yılına kadar sömürgeci Fransız ordusuna karşı eşine az rastlanır bir direnişle mücadele etti. Sonunda esir düştü. 5 yıl Fransa’daki esaret yıllarından sonra Payitaht'a (İstanbul) geldi ve Sultan Abdülmecid Han ile görüştü. Bursa’da kendisine tahsis edilen bir konağa yerleşti. Kendisini tamamen ilme verdi. 1855’de Bursa’da şiddetli bir deprem oldu. Bu depremden sonra Emir Abdülkadir Şam’a yerleşti. Bundan sonraki hayatını tamamıyla İslamî çalışmalara ve ilime verdi.

Daha sonra 1870 senesinde tekrar Hacca gitti ve iki sene kaldı. Şeyh Şamil ile ikinci görüşmesi de bu zamanda olmuştur. Hac seyahatinde Mısır'a uğrayıp, Mısır Hidivi İsmail Paşa'nın misafiri olarak Kahire'de bulunan İmam Şamil'le, yine Paşanın davetlisi olarak saraya gelen Emir Abdülkadir hazretlerinin tarihi buluşması Kahire'de büyük heyecana vesile oldu ve halk bu iki İslam kahramanını görebilmek için saraya akın etti..

Hac farizasını eda eden bu büyük mücahid tekrar Şam’a avdet etti. 1883 senesinde 75 yaşında bu şehirde Demir köyünde dâr-ı Bekaya intikal etti. Cenazesi tasavvufta en çok etkilendiğini söylediği zâtın yani Şeyh Muhyiddin-i Arabi’nin türbesi içine defnolundu.

Bugün Cezayir halkınca ülkenin en büyük kişilerinden biri kabul edilen Emir Abdülkadir'in kemikleri 1966'da Şam'dan getirilerek El Aliye mezarlığındaki şehitler bölümüne nakledildi.

Mücahitliğinin yanında derin bir ilme de sahip olan Şeyh Abdülkadir Cezairi sağlam ve ince fikirler serdettiği ilmi eserler de vermiştir. Kendisi büyük bir tefsir ve hadis alimi olduğu gibi, aynı zaman da seviyeli şiirleri olan bir şairdir de.

Önemli eserleri:
1-Risale-tül Ayan: Emirin siyasi düşüncelerini ihtiva eden ve hicret meselesini ele aldığı kitabıdır.
2- Zikr-ul akıl ve tenbih-ül gafil: Felsefi ve tasavvufi meseleleri işlediği bu eserini Bursa’da kaleme almıştır.
3- Nuzhet-ul Hatır fi karız’il Emir Abdülkadir: Şiirlerini topladığı divanıdır.

banner53
YORUM EKLE
YORUMLAR
BIRISI
BIRISI - 6 ay Önce

COK GUZEL BIYOGRAFI OLMUS
EMEGINIZE SAGLIK
ALLAH RAZI OLSUN
ONA VE TUM MUCAHITLERE SELAM OLSUN

banner39