banner15

Köle pazarından Mısır sultanlığına...

1 / 24
Kahire sokakları, İslam dünyasını darmadağın eden Moğol ordularına, Ayn Calut’ta ilk büyük yenilgilerini tattıran Memluk Sultanı Kutuz’u karşılamak için süslenmişti. 20 bin kişilik Moğol ordusunu kılıçtan geçiren sultanın şerefine her türlü hazırlık yapılmış, zaferin büyüklüğüne ve önemine yakışır ziyafetler, şenlikler tertiplenmişti. Ama ordudan gelen haberler Kahire halkını hem şaşırtacak hem de endişelendirecek türdendi. Söylentiye göre, Mısır’ın girişinde bulunan El-Kusayr’a mevkiinde avlanmak için otağından ayrılan Sultan Kutuz, önemli Memluk komutanlarından; birçok başarılı işe imza atmış Baybars tarafından düzenlenen bir suikastla öldürülmüştü. Devletin ileri gelenleri ve ordu, Memluk geleneğine göre sultanı öldüren sultan olacağı için Baybars’a itaat etmişlerdi. 26 Ekim 1260 gece yarısı Baybars’ın maiyeti ile beraber, sultan olarak Kahire’ye girmesi tüm söylentileri doğru çıkardı. Ancak yeni sultanın aldığı yerinde tedbirler ve isabetli kararlar, Kahire halkına endişelerinde haksız olduklarını çok kısa bir sürede gösterecekti…

Baybars 1223-1228 yılları arasındaki bir tarihte, Deşt-i Kıpçak’ta, Kıpçak Türkü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Deşt-i Kıpçak kavramı; eski tarihi kaynaklarda Karadeniz’in kuzeyinde bulunan Kıpçak-Kuman Türklerinin yaşadığı Orta Avrupa sınırlarından, Türkistan içlerine kadar geniş bir coğrafyayı adlandırmada kullanılıyordu ve “Kıpçak Çölü” anlamına geliyordu. Baybars ilk çocukluk dönemini, bu geniş coğrafyanın Karadeniz’e yakın kısmı olan, sonradan “Eski Kırım” ismiyle bilinecek aşağı tarafında geçirdi. O, ömrünün ilerleyen yıllarında, Memluk tahtına oturduğunda, Altın-Orda Devleti ile gelişen ilişkiler çerçevesinde ana vatanına vefa göstergesi olarak bu bölgede bir cami inşa ettirecekti. Tarihçilere, Baybars’ın doğum yerinin netleştirilmesinde, kendi ismiyle anılan bu caminin çok faydası olmuştu.

Kahire sokakları, İslam dünyasını darmadağın eden Moğol ordularına, Ayn Calut’ta ilk büyük yenilgilerini tattıran Memluk Sultanı Kutuz’u karşılamak için süslenmişti. 20 bin kişilik Moğol ordusunu kılıçtan geçiren sultanın şerefine her türlü hazırlık yapılmış, zaferin büyüklüğüne ve önemine yakışır ziyafetler, şenlikler tertiplenmişti. Ama ordudan gelen haberler Kahire halkını hem şaşırtacak hem de endişelendirecek türdendi. Söylentiye göre, Mısır’ın girişinde bulunan El-Kusayr’a mevkiinde avlanmak için otağından ayrılan Sultan Kutuz, önemli Memluk komutanlarından; birçok başarılı işe imza atmış Baybars tarafından düzenlenen bir suikastla öldürülmüştü. Devletin ileri gelenleri ve ordu, Memluk geleneğine göre sultanı öldüren sultan olacağı için Baybars’a itaat etmişlerdi. 26 Ekim 1260 gece yarısı Baybars’ın maiyeti ile beraber, sultan olarak Kahire’ye girmesi tüm söylentileri doğru çıkardı. Ancak yeni sultanın aldığı yerinde tedbirler ve isabetli kararlar, Kahire halkına endişelerinde haksız olduklarını çok kısa bir sürede gösterecekti…

Baybars 1223-1228 yılları arasındaki bir tarihte, Deşt-i Kıpçak’ta, Kıpçak Türkü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Deşt-i Kıpçak kavramı; eski tarihi kaynaklarda Karadeniz’in kuzeyinde bulunan Kıpçak-Kuman Türklerinin yaşadığı Orta Avrupa sınırlarından, Türkistan içlerine kadar geniş bir coğrafyayı adlandırmada kullanılıyordu ve “Kıpçak Çölü” anlamına geliyordu. Baybars ilk çocukluk dönemini, bu geniş coğrafyanın Karadeniz’e yakın kısmı olan, sonradan “Eski Kırım” ismiyle bilinecek aşağı tarafında geçirdi. O, ömrünün ilerleyen yıllarında, Memluk tahtına oturduğunda, Altın-Orda Devleti ile gelişen ilişkiler çerçevesinde ana vatanına vefa göstergesi olarak bu bölgede bir cami inşa ettirecekti. Tarihçilere, Baybars’ın doğum yerinin netleştirilmesinde, kendi ismiyle anılan bu caminin çok faydası olmuştu.

banner39

banner50

banner47

banner48