banner15

İsmail Kara'nın gözünden Topçu'nun İsyan Ahlakı

Bugün, verdiği kıymetli eserler ve yetiştirdiği öğrencileriyle yakın dönem Türk düşünce tarihine damgasını vuran ahlak filozofu, mütefekkir ve yazar Nurettin Topçu’nun vefat yıldönümü. Nurettin Topçu’yu, ''İsyan Ahlakı Peşinde & Nurettin Topçu Albümü'' kitabı etrafında, ona talebe olma talihine ulaşmış ve çalışmalarıyla yakın dönem düşünce tarihimizin nabzını tutan İsmail Kara Hocamıza sorduk.

İsmail Kara'nın gözünden Topçu'nun İsyan Ahlakı

1909’da dünyaya gelen ahlak filozofu, mütefekkir, yazar ve bir muallim olan Nurettin Topçu, 10 Temmuz 1975 tarihinde bu dünyadaki yolculuğunu tamamladı. Arkasında birbirinden değerli eserler ve talebeler bırakarak… Vefatının 43. sene-i devriyesi münasebetiyle henüz mürekkebi kurumamış İsyan Ahlakı Peşinde-Nurettin Topçu Albümü kitabı üzerinden İsmail Kara ile Nurettin Topçu’yu konuştuk.

İsyan Ahlakı Peşinde-Nurettin Topçu Albümü kitabınız 10 Temmuz vefat yıldönümüne yetişmiş gibi. 272 sayfalık, özel tasarımlı, renkli basılmış bir kitap. Yakın dönem Türk düşünce tarihine damgasını vurmuş bir ilim adamını, yazar ve mütefekkiri neden bol görselli bir kitap üzerinden anlatmayı tercih ettiniz?

Bir ilim adamının, yazarın, mütefekkirin veya sanatkârın hayatı elbette sadece metinle anlatılabilir. Ben de Nurettin Topçu hocayla alakalı birçok metin yazdım. Fakat görsel malzemenin imkânlarını devreye sokmak ayrı ve önemli bir şey. Bugün için kaynak olarak kullandığımız görsel malzeme çok çeşitlenmiştir artık. Fotoğraf, kartpostal, çizim, not, mektup, diploma, karne, kartvizit, afiş, bilet, müsvedde metin, imzalı kitap, resmi ve hususi evrak, reklam, kapak eskizi, kupür, yazı yazdığı gazete ve dergiler, okuduğu ve çalıştığı kurumlar, nüfus cüzdanı, gazete ve dergiler, efemera türü şeyler... Yazılı metinlerden elde edemeyeceğiniz birçok bilgi ve duyguyu buralardan edinebilir veya kuvvetlendirebilirsiniz. Bazan bir kartvizit, bir müsvedde, bir fotoğraf üzerindeki bir tarih, bir not, bir hitap tarzı, tarihli bir imzalı kitap çok önemli bir meseleyi aydınlatabilir. Bu malzeme nihai hale gelmiş metinlere ve eserlere göre daha rahat ve serbest, daha insani, daha mahrem yönlere, arayışlara ve zaaflara işaret eden, daha dönemsel özellikler de taşır, taşıyabilir.

Ayrıca fotoğraflar başta olmak üzere görseller bir hissiyatı, bir tavır alışı, bir yaşama üslubunu, bir duruşu, bir neslin ve dönemin tutum ve arayışlarını bazen metinlerden daha iyi verebilir. Okuyucunun, takipçinin, araştırmacının bir hissiyatı ve arayışı farketmesi, hissetmesi, anlaması açısından da bu malzeme çok mühim bence.

Daha önce de bu tür çalışmalar yapmıştınız. Şimdi basılanın öncekilerden farkı nedir?

Daha öncekiler bir denemeydi ve sınırlı malzemeyi kullanmıştı. Şimdi hem metni hem de görselleri ve altyazılarını daha mütekâmil bir seviyeye çıkarmaya çalıştık. Tasarımı yapan Yusuf Ünal arkadaşımız da güzel çözümler buldu. Kitabın bir sayfası metin, bir sayfası görsel olarak akıyor. İrili ufaklı 280 civarında görsel ihtiva ediyor. Altyazılar, epigramlar ve her kısmın sonunda yer alan Topçu Hoca’ya ait temsil gücü yüksek kısa bir metinle kitap aynı zamanda farklı okumalara imkân veren bir karaktere bürünüyor. 

Doğrusu bu kitabın metinleri ve görselleri hatta tasarımı ile bu ölçüde emek vererek ilgilenmemin yan düşüncelerinden biri de benzer çalışmalara kaynaklık etmesidir. Çünkü birçok büyük zatın, yazarın, sanatkârın görsel malzemesi, evrakı ve metrükâtı derlenmiş, hakkı verilerek gözden geçirilmiş, teşhis edilmiş ve titizlikle işlenmiş değil. Özellikle fotoğraf teşhislerinin ve tarihlendirmelerin tanıyanlar hayatta iken yapılması lazım.

"İnsan bir çevrenin, dönemin ürünüdür"

Nurettin Topçu II. Meşrutiyet’in ikinci yılında Erzurumlu bir ailenin çocuğu olarak İstanbul’da dünyaya geldi, ilk ve orta tahsilini Osmanlı Devleti’nin son yıllarında, lise tahsilini Cumhuriyet devrinde, üniversiteyi de Fransa’da okudu, doktorasını orada yaptı. Bu farklı tarihi dönem ve mekânlar ona ne kattı?

İnsan aynı zamanda bir çevrenin ve dönemin ürünüdür. İlim adamları, düşünürler, sanatkârlar da öyledir. Onların eserlerine derinliğine nüfuz edebilmek, dillerini ve ifade biçimlerini çözmek için yetişme tarzlarına, yakın ve uzak çevrelerine, etkilendikleri kişi ve hadiselere, dönemlerinin arayışlarına eğilmek lazım. Ülkemizde malesef henüz pek gelişmemiş olan entelektüel biyografi çalışmaları aslında bir yazarın, bir sanatkârın hayatının bu türden bütün unsurlarıyla eserleri, fikirleri ve arayışları arasında kuvvetli ilişkiler kurmayı deneyerek inşa ediliyor. Biricik veya istisnai hususiyetler, sıçrama kapasiteleri, başarı veya zaaflar böyle bir zemin üzerinde daha vasıflı bir şekilde tesbit edilip şerhedilebilir.

Nurettin Topçu için de bu saydığınız saymadığınız farklı unsurlar, kurumlar, dönemler, inkıtalar ve devamlılıklar, farklı coğrafyalar ve üsluplar elbette hesaba katılmalıdır. Düşünsenize tahsilinize fesli başlıyorsunuz papyonlu bitiriyorsunuz, diplomanızda Arap harfleriyle Latin harfleri birlikte yer alıyor. Hocalarınızı, çevrenizi de, ders kitaplarınızı ve okuduğunuz gazeteleri de bu süratli ve radikal değişmelerin içinde, arasında takip ediyorsunuz. Birinci Cihan Harbi oluyor, Osmanlı Devleti tükeniyor, yaşadığınız İstanbul işgal ediliyor, gavur çizmesi ne demek görüyorsunuz, başşehir değişiyor, İstiklâl Marşı yazılıyor. Sonra daha iyi bir yüksek tahsil için, akademik çalışma için memleketinizin dışına, yaban ellere gitmek mecburiyeti hissediyorsunuz. Bütün bu unsurların sizden aldıkları ve size kattıkları var. Kendinizi bunlar arasında yeniden anlıyor ve yeniden kuruyorsunuz. Albümde görseller üzerinden bunları da takip etmek mümkün.

Röportajın devamını okumak için TIKLAYINIZ

YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48