banner39

23.11.2007, 08:23

Kudüs'ün kadın sesleri...


  
Bizim medyaların "Terör Zirvesi" olarak servis etmeye kalktıkları tarihi Kudüs Buluşması'nın kadın katılımcıları kimsenin dikkatini çekemedi. Yani; kötüleme saikiyle de olsa merak edip takip etmedikleri için, "Kudüs ve Kadın" meselesine yine kör ve sağır kaldılar...  
  
Oysa bu kadınlar ölümün içinden geliyorlardı...
Katliamın, işgalin, sürgünün, zindanların, tacizin ve duvarların arasından kalkıp gelmişlerdi... Bizler Filistinli kadınları tam 40 yıldır tabutların ve taziyelerin içinde görmeye alışık olduğumuz için, farzı muhal onları gülümserken, espri yaparken, ellerini çırpıp şarkı söylerken görünce şaşırıyoruz. Her an tetikte bekleyen, o yatışmaz ve sanırım İsrail işgali devam ettiği sürece de asla yatışmayacak, meydan okumalarını, kendilerine aşırı güvenli ve hayata sımsıkı bağlı tavırlarını yakından seyretmek müthiş bir tecrübeydi. Takdiri İlahi! Şu garip kul, gittiği yer Mekke'deki Aziz Beytullah olsa, yanına oturan kadınlardan en az biri feminist çıkar... Atelye'ye başkanlık eden Jihad Abu Zneid de, işgale karşı duran antiemperyalist söylemini kadın hakları üzerinden deklare eden bir aktivist. Bildiri notlarını karıştırırken bir yandan da kısık sesle şarkı mırıldanan katılımcılardan Selva Hanım'a dayanamayıp, çok neşeli olduğunu söyledim. Kudüs Kadınlar Merkezi Mütevelli Heyeti Başkanı Selva Hanım; "Hayat, devam etmeli, ölüme rağmen cesaretle" diyerek yalnızca ikimiz arasındaki bu fısıltıda bana gereken cevabı adeta bir demir gibi indirdi...
Fısıltı...
Çoğu kez siyasetin, savaşın ve erkeklerin ciddiye almadığı bir arka plandır. Ucundan kan damlayan kılıçlardan başka hiçbir harfi kabul etmeyen devletlerarası alfabenin hiç de takmadığı şu fısıltı... Kadın fısıltısı...
İşte kırk yıldır İsrail işgaline, toplu katliamlara, tecavüze, işkenceye, yıkıma, yangınlara, zindanlara, açlığa, tank paletlerine, evlat acısına rağmen dimdik duran bir Filistin Direnişinin görünmeyen yüzünün sırrıydı bu: "Ölüme rağmen hayat ve cesaret" diyen kadınları Kudüs'ün ve onların fısıltıları...
Kudüs kadınları; "Kudüs'e Karşı Kadınların Sorumluluğu" adını taşıyan atelyeye, sivil toplum örgütleriyle geniş bir katılımla iştirak ettiler.
İşgal altındaki Filistinli kadınların yaşadığı hayati tehlikeler ve olumsuz sağlık koşulları hakkında bizlere bilgi vermek üzere gelmiş Filistinli Doktor Kadınları dinlerken hepimiz derinden sarsıldık... İsrail'in ördüğü duvarlar arasında hastaneye yol bulamayıp da karnındaki bebeğiyle yollarda ölen kadınlardan, tıbbi malzeme yoksunluğundan, anestezi imkanı olmayan ortamlarda gerçekleşen ameliyatlardan, diyaliz hastalarının feci akıbetinden, hastanelerin bile bombalandığından, doktorların sık sık tutuklandığından, ambulansların dahi roketlendiğinden bahsettiler. "Çok iyi koşarım" dedi Dr. Buşra Hanım, işgal altında vazife yapacak Filistinli doktor kadınların sadece Tıp Fakültesi mezunu olmaları yeterli değilmiş Filistin topraklarında, olimpiyatlarda derece yapacak kadar atletik olmanız icap ediyormuş. "Her sabah ve akşam düzenli koşarız, form tutmak için değil, hastane ve ev arasında vurulmadan hayatta kalabilmek için..." Yine demir gibi bir espri daha!

Genç avukat Amani İbrahim, hapishanelerdeki Filistinli kadın mahkumların yaşadığı insanlık dışı problemleri aktardı. Bir kadın hukukçular birliği oluşturmuşlar, sudan sebeplerle İsrail hapishanelerine atılmış kadın mahkumların yaşadığı işkenceye kör olan dünya hukuk camialarına çağrıda bulundu Amani. İsrail askerlerinin kontrol noktalarında Filistinli kadınları taciz ettiğinden, tutuklu erkek mahkumlardan istenilen itiraf belgelerini imzalatmak için tutuklu yakını olan kadın ve kız akrabalarının yaşadığı iffet tehdidinden söz etti. Merak edenler için hemen söyleyeyim Amani'nin başı örtülü değildi. Zaten diğer katılımcılar da hem örtülü hem örtüsüz veya geleneksel kıyafetleri içinde rengarenk bir kadınlar dünyasıydı...

Fayzeh Hanım ise, bir öğretmendi. İsrail'in ördüğü devasa duvarlarla adeta bir labirente çevirdiği Kudüs'te eğitimcilik yapan bir kadın... Sabah 08'deki dersine yetişebilmek için 05'te çıkıyormuş evinden. Evi ile okul arasında 10 dakikalık bir mesafe olduğu halde, 3 saat evvel çıkmak zorunda, zira; zebani büyüklüğünde dev duvarlar ve kontrol noktalarında her sabah ve akşam yaşadıkları o onur kırıcı aramalar, yoklamalar, tutuklamalar... Konuşması arasında kendini tutamayıp ağlamaya başladı, öğrencilerinin her sabah sağ salim sınıfa gelip gelmeyeceklerini bilmiyormuş. Bizim büyük medyacıların, "Niçin çocukları kullanıyorlar Filistin Direnişi'nde" sorusunu cevaplayan cümlesi: "O çocuklar sadece okullarına gitmek istiyor, önlüklü ve sırt çantalı halleriyle vuruldukları yollar, onların okul yollarıdır!"

Kudüs toplantısına katılan Sudanlı katılımcılar Kudüs için elzem olan tevhidi bilince işaret ettiler. Fas'tan katılan sosyalist kadınlar, dünya kamuoyunun İsrail Emperyalizmine karşı sağır tutumundan şikâyet ettiler. Suriyeli kadınlar, BOP'un kendilerini tehdit eden ucundan söz ettiler. Özgürder'den Hülya Şekerci, Peres-Abbas ikilisinin Ankara buluşmasını tenkit etti. Araştırma Kültür Vakfı'ndan Fatma Kutluoğlu, Kudüs'ün evrensel bir dava olarak sadece Filistinli kardeşlerimizin değil hepimizin sorumluluğu olduğunu, tüm İbrahimi dinlerin barış içinde yaşayabileceği Osmanlı adalet modeline atıf yaparak ifade etti.

Kudüs'e Karşı Kadınların Sorumluluğu atelyesinde Türkiye'den katılımcı bendenizdim. Bildiri metnimi bugünkü Gerçek Hayat Dergisinde bulacaksınız... Kudüs Müessesesi'nden acil talebimiz, en kısa zamanda bir kadınlar sekreteryasının kurulmasıdır...

"Bir Filistin vardı ve bir Filistin hep olacak!" 

Kaynak: Vakit


 

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?