banner15

Ahilik Teşkilatı ‘Şed Kuşanma’ merasimi üzerine… İbrahim Ethem Gören

Esnaf ve sanatkârlar Osmanlı Devleti ticaret, sanat ve zanaat hayatının omurgasını oluşturmaktaydı. Mesleğinin şerefini omuzları üzerinde yükselten ve yüceliğini her zaman hatırında tutan Osmanlı Ahileri çıraklıktan kalfalığa; kalfalıktan ustalığa geçenler için şed (peştamal) kuşanma merasimleri düzenler, özellikle yaz aylarında tertip edilen törenler şenlik havasında geçerdi.

Ahilik Teşkilatı ‘Şed Kuşanma’ merasimi üzerine…  İbrahim Ethem Gören

İbrahim Ethem Gören 

Arapça kuvvetlendirmek, sıkıca bağlamak anlamlarındaki şed kelimesi, Ahiler tarafından mesleğe sıkı sıkıya bağlanmak anlamında kullanılmak suretiyle şed merasimleri esnasında bele bağlanan yün kuşaklara isim olarak verilmiştir.

Şed kuşanma merasimleri esnaf teferrüçleri/gezmeleri denilen genel âdetler kapsamında yaz aylarında Veliefendi, Çırpıcı, Kâğıthane, Fenerbahçe, Çamlıca, Göksu, Beykoz ve Sarıyer mesirelerinde yapılırdı.

Ahilik teşkilatının temel yapı taşlarını çıraklar, kalfalar ve ustalar oluştururdu. Ahilik teşkilatının sacayağını teşkil eden mezkûr üçlü, mesleğe ve hayata dair tüm eylemlerinin öznesine fütüvvet ahlâkını yerleştirirdi. Meslek, sanat ve zanaattaki kabiliyetlerin güzel ahlâkla desteklenmesi halinde süreç devam ederdi.

Şed kuşanma merasimleri kalfanın bir nevi maddi ve manevi diploması hüviyetindeydi. Şed kuşanma merasimleri mesleğe, insana, sanata, zanaata, ilme, irfana, ustalığa verilen değerin müşahhas örneğiydi.

Şed kuşanma bir nevi diploma, olgunluk töreniydi. Çırağın, kalfanın, ustanın sadece İstanbullulara, yahut belli bir meslek zümresine değil, tüm insanlık âlemine hem meslekî hem de ahlâkî açıdan hizmet etme zamanının geldiğini belirten şed kuşanma merasimi yüzlerce yıllık Ahilik kültürünü belli bir disiplin içerisinde bir sonraki kuşağa aktarmanın somut yöntemiydi.

Osmanlı Cihan Devleti’nin pek çok bölgesinde olduğu gibi İstanbul’da da Ahilik meslek teşkilatı içerisinde, ustasının gözetiminde çıraklık, kafalık süreçlerini tamamlayarak mesleğe atım atıp dükkânını açacak olan usta namzetleri için şed kuşanma merasimleri düzenlenirdi.

Şed kuşanma törenleri Ahilerin mesleğe, meslek adabına, ticaret ve sanat ahlâkına, eşyaya, eşyanın hakikatine, insana, ustaya, ustalığa verdikleri değere işaret etmesi bakımından üzerinde durulması gereken bir meslek geleneğiydi.

Şed kuşanma merasimlerinde ahi, usta namzetlerine kanaatkâr olmasını, işini doğru yapmasını, eksik tartmamasını, her zaman en iyi malzemeyi kullanmasını, elini, belini, dilini bağlamasını, kul ve Allah hakkına riayet etmesini, emanetin hakkını gözetmesini, büyüklerin sözünden çıkmamasını, küçüklere saygılı davranmasını, kendisi ihtiyaç sahibi iken başkalarına verecek kadar cömert olmasını, kısaca nefsini ve Rabbini bilmesini öğütlerdi.

Ahi geleneğinde şed kuşanmadan dükkân açılamazdı, dükkân açabilmek için çıraklık ve kalfalık süreçlerinin tamamlanarak ustalığa adım atılması ve ardından diploma töreni mahiyetinde olan şed kuşanma merasimlerinin yapılması gerekirdi. Kalfa, şed merasimiyle birlikte usta ve Ahi olurdu.

Ahi teşkilatı mensuplarının yanında geniş halk kitlelerinin de katıldığı ve günler süren esnaf teferrüçlerinde yenilir, içilir, şükredilir, sofralar kurulur, belirli bir disiplin içerisinde eğlenilir, güreş müsabakaları düzenlenir, merasim son günlerine geldiğinde çırak ve kalfalara şed kuşatılırdı.

Çırağın, kalfanın yaptığı eseler lonca heyetinin huzuruna getirilerek incelenir, bir torbanın içerisine konularak ağzı mühürlenirdi. Şed (peştamal) kuşanacağı zaman kahyâ torbanın mührünü açar, yiğitbaşı gümüş bir tepsi içerisine koyduğu eserleri merasime tanıklık edenlere gösterip gülbank çektikten sonra usta, çırağını kahyânın önüne götürür, çırak diz çöküp kahyânın elini öperken kahyâ da elini çırağın sağ omuzuna koyarak yüksek bir sesle nasihatta bulunurdu: “Sâbbur (sabırlı) ol, hamûl (yüklenici) ol, mütevekkil ol, haram yeme, haram içme, el ve eteğini temiz tut, koymadığın mala el uzatma, gördüğün iyiliği unutma, sana fenalık edeni affet, yürü, Allah destgîrin (elinden tutan) ola.”

Ahilik mensuplarının alnı, kapısı ve kalbi açık olmalı; eli, dili ve beli bağlı olmalıydı. Ayrıca cimrilik kapısı kapatılmalı; cömertlik kapısı açılmalıydı. Kahır kapısı bağlanmalı; iyilik kapısı açılmalıydı. Hırs ve hevâ kapısı bağlanmalı; hoşnutluk kapısı açılmalıydı. Tokluk ve lezzet kapısı bağlanmalı; riyazet ve açlık kapısı açılmalıydı. Halka yönelik ümit kapısı bağlanmalı; Hakk’dan ümit kapısı açılmalıydı. Faydasız, saçma ve boş söz söyleme kapısı bağlanmalı; Allah’ı zikrederek güzel sesle okuma kapısı açılmalıydı.

İstanbullular son şed kuşanma merasime 1881 yılında Lüleci esnafının Beykoz çayırında düzenlediği esnaf teferrücünde şahitlik etmişti.

Günümüze şed kuşanma geleneği Ahilik Vakfı’nın, Hamilik Okulu Vakfı’nın ve Boğaziçi Yöneticiler Vakfı’nın düzenlediği müsamerelerde sembolik olarak da olsa yaşatılmaktadır.

Ahilik umdelerini özümseyen çıraklara, kalfalara, ustalara, fütüvvet ahlâkını kuşananlara, insan olarak kalabilenlere, yaradılış gayelerinin Nebevî mesajın hâl ve kâl ile yaşanması olduğunu unutmayanlara ve dahi Hakk düsturlarını mütemadiyen muhataplarına ileterek nefislerini ve çevrelerini şenlendirenlere selâm olsun.

Ahilik Teşkilatı’nın Umdeleri

-Elin, kapın ve sofran açık olsun.

-Gözün, dilin ve belin kapalı olsun.

-İyi huylu ve güzel ahlâklı ol.

-İşinde ve hayatında, kinden, çekememezlikten ve dedikodudan kaçın.

-Ahdinde, sözünde ve sevginde vefalı ol.

-Gözün, gönlün ve kalbin tok olsun.

-Şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli, iffetli ve dürüst ol.

-İkram ve kerem sahibi ol.

-Küçüklere sevgi göster. Büyüklere karşı edepli ve saygılı ol.

-Alçakgönüllü ol. Büyüklük ve gururdan kaçın.

-Hataları yüze vurma.

-Dost ve arkadaşlara tatlı sözlü, samimi, güler yüzlü ve güvenilir ol.

-Gelmeyene git. Dost ve akrabayı ziyaret et.

-Yapılan iyilik ve hayırda Cenab-ı Hakk’ın hoşnutluğundan başka bir şey gözetme.

-Tüm yaratılmışlara, eşyaya ve eşhasa karşı borçlu olduğunu unutma.

-Herkese iyilik yap. İyiliklerini iste.

-Yaptığın iyilik ve yardımları başa kakma.

-Hakka, hukuka saygılı ol. İşlerinde hak ölçüsünden ayrılma.

-Müşterini velinimet bil.

-Muhataplarının işlerini içten gelen bir iştiyakla, samimiyetle, güler yüzle yap.

-Komşularınla iyi geçin. Komşunun eza veriyorsa sabret, cahilse görmezden gel.

-Yaratandan dolayı yaratılanları hoş gör.

-Hata ve kusurları daima kendi nefsinde ara.

-İyilerle dost ol. Kötülerden uzak dur.

-Fakirlerle dostluğu, onlarla oturup kalkmaktan şeref duy.

-Zenginlere zenginliklerinden ötürü itibar etme.

-Allah için sev. Allah için nefret et.

-Hak için hakkı söyle ve hakkı söylemekten geri durma.

-Emrin altındakileri ve hizmetindekileri koruyup gözet.

-Açıkta ve gizlide Allah’ın emir ve yasaklarına uy.

-Kötü söz ve hareketlerden sakın.

-İçi, dışı, özü, sözü bir Ol. Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol.

-Hakkı daima koru. Hakka riayette haksızlıkla mücadele et.

-Kötü kişilere ve kendini bilmez cahillere uyma. Onlara iyilikle mukabelede bulun.

-Belâ ve musibetlere karşı sabırlı ol.

Müslümanlara karşı lütufkâr ve hoş sözlü ol.

-Düşmana karşı onların silahıyla karşılıkta bulun.

-İnanç ve ibadetlerinde samimi ol.

-Fani dünyaya ait şeylerle öğünme. Böbürlenmekten uzak dur.

-Âlimlerle dost ol. Âlimlerle ülfet et.

-Her zaman her yerde yalnız Allah’a güven.

-Örf, âdet ve törelere uy.

-Sır tutmayı bil. Sırları açığa vurma.

-İsraftan kaçın. Aza kanaat et.

-Cömert ol. Unutma ki cennet cömertlerin yurdudur.

-Varlık zamanında da darlık zamanında da infak et.

-Feragat ve fedakârlığı daima kendi nefsinden yap.

Kaynak: İttifak

YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35