Ahir zamanda inancın ve umudun tohumları

Birnokta, Mürsel Sönmez’in yayın yönetmenliğinde 168. kere inancın ve umudun tohumlarını ekiyor. Edebiyatın damarlarının insanca bir kan ve mutlaka muhabbet halinde bir canı taşımaya çalıştığının altını çiziyor. “Söz muhkem Hû” diyerek.

Ahir zamanda inancın ve umudun tohumları

Dünya Bülteni/Kültür Servisi

Mürsel Sönmez, dergin sunuş yazısında sözü yormadan yaşamakta olduğumuz mutantan ağrıya odaklanıyor. Üretip tüketen ve tükenen insanlığın hayatın ve ölümün arasına gerilmiş hamaktaki efsunlu vaziyeti karşısında, gücümüz nisbetinde Hakkın şahitliğini yapmanın, dillendirmenin gerekli olduğunu hatırlatıyor.

Dergideki şiirler günümüz insanının cilalı hallerinden ayrıntılar sunuyor. Apartmanlar katlanınca huyu değişen insanlardan sabah akşam tuhaf tuhaf stresle önüne bakan caddelerden denize tapan evlere uzanıp gidiyor bu bakışlar. Süleyman Çelik, “Dallar düşer / Yaprak düşer / Tenler de düşer toprağa / Toprak yeşerir yeniden” Ulvi Ali Birkardeşler, ”biz şapkalara inanmıyoruz / Bir'e can satıyoruz” Resul Tamgüç, ”alnından öptü / yazgısına bağladı dilini” Uğur Cumaoğlu, ”kelimelerin nabzı berrak bir sabahta atmakta” Ahmed Sadreddin Öztürk, ”orası bir cenk meydanı kılıçlar ve kalkanlar/ ateşli silahlar yok henüz, söz var sine yakan” Meryem Çelik, ”anne yol eğiriyor bahtına / boğazında bir uzaklık düğümlü” Nurettin Durman, ”hu komşu diyen olmuyor asansörde şurda burda” Erol Yılmaz, ”sözü yormak değildir muradım binlerce hâşâ / üstümde her dem uçan nihayet kuşu şahittir buna” Eray Sarıçam ”ve ellerim bir doğruyu kanıtlar gibi kaskatı, mağrur” Özcan Ünlü, ”öldün baba şimdi anladım büyüdüğümü” diyor.

İbrahim Kaya  trajik bir “Taş” hikâyesi anlatıyor. Nurgül Köroğlu ”Şenliğimiz” isimli hikâyesinde “Hafiftim. Şendim. Sekilerde serçelerle yarışırdım.” diyor. Derya Yanık, ”hasta” hikâyesiyle haber veriyor: “Yaklaşıyor yaklaşmakta olan”. Erdal Noyan, doğarken ölen/öldürülen bebeklerin ağıdını yakıyor “Bebek Öldü” hikâyesiyle. Mustafa Nurullah Celep soruyor: “Denize Tapan Evlerde Kimler Kalıyor?” Engin K. Demir yağmurlu bir günün “Siyah”ını hikâye ediyor. Adem Dönmez ”evimin perdesi her akşam sonuna kadar açık ve ışıklar hiç yanmıyor. Sokaktaki tüm sesleri içeri taşımaya çalışıyorum" diyor “Unutamadığım Yalnızlık Denemesi” isimli hikâyesinde. Tuncay Günaydın ”Ütopyanın Yaslandığı Çınarın Gölgesini Yitirmesi”ni anlatıyor.

“Vesiletu’n- Necat tevhide ve Hakikat-ı Muhammediye’ye davettir”, dediği denemesiyle Özay Aslan, “Nam-ı Diğer Zekaya Övgü” ile Zehra Tezcan ”Hangi zeka kalpten kalbe bir yol açar?” diye sorarken, Mehmet Kurtoğlu ”Suriye Savaşı ve Mülteciler”i anlatıyor. Tahsin Hamdi Yılmaz ”Siyaset Edebiyatı”nı yazmayı sürdürüyor. Arif Dülger Tataristan'da düzenlenen “Türkçe'nin Uluslararası Şiir Şöleni”ni “Tataristan Günlüğü” başlığı altında anlatarak okuyanları da o coğrafyada adım adım gezdiriyor. Vedat Ali Özkan Kayacı'nın “Aforizmalar”ıyla katıldığı Birnokta'da Suavi Kemal Yazgıç, Selvigül Kandoğmuş Şahin'in yeni hikâye kitabı Kırık Zamanlar’ı, Ömer Faruk Karataş ise Erdal Noyan'ın Öteki Osmanlı kitabını tanıtıyor okurlara.

 

 

 

Güncelleme Tarihi: 27 Ocak 2016, 21:04
banner53
YORUM EKLE

banner39