banner39

Almanya'da Türk işçi kılığına girdi, gördüklerini yazdı.. En Alttakiler

1983 yılında Gazeteci Günter Wallraff, Almanya'daki Türk işçilerin çalışma şartlarını en iyi biçimde değerlendirebilmek adına Türk işçi kılığına girerek 2 sene onlarla beraber çalıştı. Yaşadıklarını kaleme alan Alman gazetecinin 'En Alttakiler' kitabı 35 yıl önce 21 Ekim'de yayınlanmıştı.

Kültür Sanat 21.10.2020, 12:51
Almanya'da Türk işçi kılığına girdi, gördüklerini yazdı.. En Alttakiler

Günter Wallraf, Ali Levent Sinirlioğlu takma adıyla Türk kılığına girip kömür fabrikasında ve diğer pek çok işte çalışarak, Almanya’daki Türkler’in dramını “En Alttakiler“ adlı kitabında anlatmıştı. Wallraff bu kitapla Almanya’da üzerinde en çok konuşulan yazarlardan biri haline gelmiş, ve herkesin konuştuğu kitap haline gelmişti.

Alman gazeteci Günter Wallraff, 1983 yılında sıra dışı bir iş yapmaya karar vermişti. Kılık değiştirip 2 yıl boyunca Türk işçisi "Ali Levent Sinirlioğlu" takma adıyla işçi olarak çalışacak, böylece göçmen işçilerin çalışma şartlarını yakından görmüş olacaktı.

KİTAP ALMANLARIN YAKLAŞIMINI ORTAYA KOYMUŞTU

İkinci Dünya Savaşı’nın üzerinden 40 yıl geçtikten sonra yayınlanan kitap, Alman toplumunun yabancılara bakışı ile ilgili çarpıcı veriler sunmuş ve Almanya’da adeta şok etkisi oluşturmuştu.

KİTABIN ÖZETİ

En Alttakiler, araştırmacı gazeteci yazar Günter Wallraff'ın 1980'li yılların başlarında, Federal Almanya'daki insan hakları ihlalleri ve yabancı düşmanlığını anlatan, uluslararası bir başarı elde etmiş olan kitaptır.
Kitap, Günter Wallraff'ın, Almanya'da çalışan bir Türk işçisi (Ali Levent Siğirlioğlu) kılığına girerek, çalıştığı çeşitli işyerlerinde karşılaştığı sömürü, yok sayılma ve kini anlatmaktadır.

'BEN BİR TÜRK DEĞİLİM FAKAT...'

Wallraff, Mart 1983 tarihinden itibaren iki yıl araştırma yaptığı kitabının önsözüne şunları yazar: "Ben gerçek bir Türk değildim. fakat toplumun maskesini düşürmek için kılık değiştirmek zorundasınız. Gerçekleri ortaya çıkarmak için aldatmak ve sahte tavır takınmak zorundasınız. Ben hala, bir yabancının, günlük aşağılamalarla, düşmanlıklarla ve kinle nasıl başettiğini bilmiyorum. Ama şimdi, neler çektiğini ve bu ülkede insanları aşağılamanın nereye kadar gittiğini biliyorum."

Kitap, toplumsal değerler açısından bir kitlenin nasıl kullanıldığını o dönemde tüm dünyaya anlatmayı başarmıştı.

Kitapta geçen bir olay ise Türk işçilerin canının aslında hiç önemsenmediğini gözler önüne seriyor. Ülkemizde de bazı kesimlerce çağdaş ve ileri sayılan Avrupa'nın insani değerlere ne kadar uzak olduğu bu olayla da anlaşılmış oluyor;

"Yüksek fırında meydana gelen bir kazada bir işçinin nasıl korların ortasına düşüp, bir anda bir yumak ateş haline geldiğini anlatıyor. Geriye bir şey kalmadığı için, alev alev korlardan küçük bir parça alıp onu vermişler yakınlarına, gömsünler diye. Aslında ölen işçinin vücudu çeliğe karışmış, teneke levhalar biçiminde preslenmiş; kimbilir, otomobil yapımında mı kullanılmıştır.."

Kaynak: Haber Vakti

banner53
Yorumlar (2)
ErnFdn 8 ay önce
Eskiden medenyet doğuda, savaş batıdaydı. şimdi savaş doğuda ama bu batının medeni olduğu anlamına gelmiyor demek ki
Misafir-4025933d 6 ay önce
kendinle çelişiyorsun ayrıca 30 sene önce ki olay bu şimdi hurdacısı bile senin ülkende ki orta sınıfdan daha kaliteli yaşıyor.
19
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?