banner39

Arif Vural: Her hattat Mushaf yazma rüyası görür

Hattat M. Arif Vural’la bidayetinden günümüze kadar genel anlamda Mushaf kitabeti üzerine konuştuk

Kültür Sanat 04.06.2014, 16:47 04.06.2014, 16:47
Arif Vural: Her hattat Mushaf yazma rüyası görür

İbrahim Ethem Gören/ Dünya Bülteni - Kültür Servisi

Hüsn-ü hattın çıkış kaynağı Kur’an’dır, Kur’an-ı Kerim kitabetidir. Yani Kuran ayetlerini en güzel bir şekilde onun ulviyetine yakışır bir biçimde yazma çabasından ortaya çıkmış sanattır hat sanatı…

Mushaf kelime manası itibarıyla “Bir araya getirilmiş sayfalar” anlamına gelir. Literatürde ise Hz. Osman döneminde yazılıp çoğaltılan kuran nüshaları için kullanılmış bir kelimedir. Mushaf kelimesinin ilk olarak Hz. Ebubekir (ra) döneminde kuranın tedvin edilmesiyle ortaya çıkıp kullanıldığı da yaygın bilgiler arasındadır.

Sanatkâr dedelerimiz asırlar boyunca is mürekkeplerine heyecanları ve göz nurlarını katarak birbirinden âlâ binlerce Mushaf-ı Şerif yazmıştır… Günümüzde hemen her hattatın gönlünden bir Mushaf yazmak arzusu geçer/geçmektedir.

Yakın zaman önce Mushaf yazmaya muvaffak olan ve şu sıralar, bir yandan İmam Hatip okulları müfredatı için hat sanatı kitabı hazırlarken diğer yandan da gününün önemli bir bölümünü ikinci Mushaf’ı için yazı masasının başında geçiren Hattat M. Arif Vural’la Güngören’deki evinde bidayetinden günümüze kadar genel anlamda Mushaf kitabeti üzerine konuştuk.

İbrahim Ethem Gören: Arif Hocam Kur’an-ı Kerim kitabetinin tarihine dair neler söylemek istersiniz?

Kur’an-ı Kerîm kitabeti, Efendimizin (sav) dönemine, asr-ı saadete tarihlendirilebilir. Sevgili Peygamberimize (sav) inen ayetler, vahiy kâtipleri tarafından geniş tahtalar üzerine vakitlice yazılıyordu.

Aklam-ı Sitte’nin İbn-i Mukle tarafından tertibiyle birlikte Mushaf yazımında nesih yazının bir önceki merhalesi sayılabilen Reyhanî yazı, İbn-ül-Bevvab tarafından kullanılmıştır. Sonrasında Yakut El-Musta’sımi tarafından Muhakkak, Reyhanî ve Nesih hatları Kur’an-ı Kerim’i yazmak için çok mükemmel bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır.


Arif Hoca'nın kitabetinden bir enstantane. Sinek zübab kelimesinin üzerine konmuş...

KARAHİSARI MUSHAF’I HERKESİN MALUMUDUR

Buradan Osmanlıya gelelim isterseniz…

Hay hay İbrahim Ethem Bey… Ahmet Karahisari’nin birkaç hat çeşidi ile yazmış olduğu meşhur Mushaf hemen herkesin malumudur. Sanat zevki son derece yüksek olan bu Mushaf Kültür Bakanlığı tarafından birkaç kez basılmıştır.

Şeyh Hamdullah mektebiyle zirveye ulaşan Nesih hattı çok kolay okunan ve yazılabilen bir yazı çeşidi haline gelmiş, böylece Osmanlı asırlarında Mushaf kitabetinde nesih yazı diğer hat çeşitlerine nazaran müraccah olmuştur. Şeyh Hamdullah’ın geliştirmiş olduğu mezkûr yazıya Hafız Osman yeni canlılık ve estetik öğeleri ilave etmiş ve böylelikle Nesih yazısını adeta Kur’an’a hizmetkâr etmiş, yazdığı Mushafların basılmasıyla İslâm âlemine tanıtmıştır.

Sonraki dönemlerde Hasan Rıza Efendi’nin yazdığı ve yüz binlerce adet baskısı yapılan Mushaflarda da okunaklı ve açık olarak nesih hattı icra edilmiştir.

ŞEVKİ EFENDİ NESİH HATTININ ZİRVESİNDEDİR

Nesih hattında zirvede kim var?

Kanaatimce Mushaf kitabetinde nesih hattının zirvesinde hattat Şevki Efendi bulunmaktadır. Şevki Efendi’nin açtığı yoldan gidilerek bu naif hattın nadide ve estetik yönleriyle mushaflar yazılmaya devam edilmiştir.

Bu durumda Nesih hattına Kur’an-ı Kerim hattı da diyebilir miyiz?

Pek tabii… Bahsettiğiniz husus bir tesbit alsında... Mushaf kitabetinde hat sanatının tekâmülünden anlaşılıyor ki; nesih hattı Kur’an’ı yazmak için en uygun hat çeşididir. “Nesih hattı zerafeti ve estetiği ile Kur’an’ın kitabet ve kıraatine hizmet etmesi için ilahi mukadderat ile takdir ve tayin edilmiştir” dersek mübalağa etmiş olmayız inşallah.

HÜSN-Ü HATTIN ÇIKIŞ KAYNAĞI KUR’AN-I KERİM KİTABETİDİR

Estetik yazı, güzel kitabet Kur’an-ı Kerim okumayı kolaylaştırdığı gibi sevdiriyor da…

Elbette… İnsanlar yaratılışı gereği güzel ve estetik hayranıdır. O insana bir şeyleri kabullendirmek ve öğretmek istiyorsanız bu yönüne hitap etmek durumundasınız. Çok kıymetli bir hediyeyi uygunsuz bir biçimde ve kötü bir kılıfla takdim ederseniz o hediyenin değerini hafife almış olursunuz. Kur’an-ı Hakîm gibi değeri nihayetsiz olan hakikatleri insanlara tebliğ ve takdim etmeye yarayan yazının da o bilginin değerini koruması açısından güzel ve estetik olması gerekir. Zaten hüsn-ü hattın çıkış kaynağı Kur’an’dır, Kur’an-ı Kerim kitabetidir. Yani Kuran ayetlerini en güzel bir şekilde onun ulviyetine yakışır bir biçimde yazma çabasından ortaya çıkmış sanattır hat sanatı…

Buradan sizin hikâyenize gelelim. Hangi amaca matuf olarak Mushaf yazmaya başladınız.

Bu hususta müsaadenizle birkaç maksat zikretmek istiyorum: Birincisi: Allah’ın bir lütfü olarak hat sanatının üzerimize ihsan buyrulması nedeniyle bu ikramın bir bedeli olarak başka hiçbir gaye düşünmeden O’nun kelamını yazmaya muvaffak olabilmek amacıyla bu hizmete râm oldum.

İkincisi: Teknoloji insana, kültüre, medeniyete mejdan okuyor, gitgide yaygınlaşan bilgisayar hatları Kur’an-ı Kerim kitabetine bir nevi meydan okuyor! Bu durum ise en az beş yüz yıllık köklü bir geçmişe sahip, Şevki Efendi gibi hattatlara rüya vasıtasıyla talim olunan ve Kur’an’ın güzelliğine yakışan nesih hattının iltifat edilmemesi ve el yazma Mushafların meşakkatlere katlanarak yazılmasının gerekli olmadığı gibi vahim bir durumu ortaya çıkarıyor.

TEKNOLOJİK GELİŞMELER KUR’AN KİTABETİNİ OLUMSUZ ETKİLİYOR

Teknoloji İslami ilimlere hizmet etmesin mi?

Etsin tabii ki. Teknolojinin bu haliyle Kur’an’a hizmet etmesi elbette ki kaçınılmaz fıtri bir gelişmedir. Ancak bu gelişmelerin Kur’an’ın asıl hüviyetine münasip olan hattını asla unutturmaması gerekiyor. İşte hem Kur’an hattını muhafaza etmek hem de kolay okunabilirliği sağlamak konusunda denizden bir damla misali katkımızın olması niyetiyle yola çıktık.

Üçüncüsü: Yazmış olduğumuz Mushafların basılarak Ümmet-i Muhammed’e faydalı olmasını Yüce Mevla’dan temenni ettim/ediyorum.

HER HATTAT MUSHAF YAZMA RÜYASI GÖRÜR

Yazdığınız ve yazmakta olduğumuz Mushafların hususiyetlerine varsa ve farklılıkları nelerdir?

Aslında her hattat farklı bir Mushaf rüyası görür… Her hattatın yazı yorumu, kâğıt tercihi, mürekkep kıvamı farklıdır. Hat sanatının bu kadar yüz yıllık geçmişi içerisinde bir Mushafı ele aldığımızda bu kutlu eserin Hamid hoca’ya mı, Hafız Osman’a m, Karahisari’ye mi ait olduğunu hemen anlarız…

Önemli husus ve farklılık olarak satır sonlarındaki kelimenin terkip, izafet, car mecrur, sıfat, mevsuf (vb) gibi ayrılmaması gereken terkipleri göz önünde bulundurulup okuma kolaylığı sağlamak amacıyla satır sonları ve başlarını tanzim ettim.

Sahifeden yazı özelliklerine sure başlıklarından duraklara kadar fakir de Mushaf kitabetinde bazı usul ve terkip geliştirdi…

Nedir bunlar?

Anlatayım müsaade ederseniz.

Pek tabii…

Sahifeden başlayalım…

Sahifeler: Sayfaların her biri berkenar ve on beş satır oluşuna sadık kalınarak kurşun kalemle kareli bir sayfaya taklit etmeden farklı bir kompozisyonla eskiz yapılarak yazıldı. Bu eskizin sebebi daha önceki yazılmış Mushaf sayfalarındaki sıkışık ve seyrek yerlerin itina ile ayarlanmasını sağlamak ve yeni bir sayfa kompozisyonu oluşturmaktır. Sayfaların en ve boylarında klasik üslubun dışına çıkılmamasına dikkat ettim. İşte bu şekilde kurşun kalemle yazılan her bir satır yazılacak olan satırın üst tarafına katlanarak konup onun hizasından itina ile her satırın sonunu ve başını belirleyerek muntazaman yazmaya çalıştım.

Yazı özelliği: Nesih hattıyla yazmış olduğumuz Mushaf’ta zamanımız insanlarının Kur’an alfabesine ve hat sanatına olan uzaklığı göz önünde bulundurup nesih hattının özelliklerini muhafaza etmek kaydıyla bazı kelimelerin yazılışlarında kolaylaştırıcı uygulamalar yaptık.

Nedir bu farklı uygulamalar?

Örneğin mim harfinin gizli olarak yazılış biçimini yine mim harfinin diğer yazılış biçimi olan açık mim şeklinde yazdım. Üst üste yazılması gereken kelimelerde, girift kelimelerde altta yer alan bir harfin noktasının hangi harfe ait olduğu karıştırılıyor. Bu durumlarda harfleri yan yana yazarak ve noktayı da hangi harfe ait ise onun üzerine veya altına koyarak yazmaya gayret ettim.

Harekeler konusundaki şaşırmaları dikkate alarak harekeleme konusunda son derece titiz davranmaya çalıştım.

Sure başlığı ve ayet durakları: Sure başlıklarında her hangi bir değişiklik yapmadan iki satır içerisine yerleştirdim. Ayet duraklarında ise şöyle bir farklı uygulama yaptım… Önceki yazılan Mushafların tamamında mutlaka bazı satırların başında ayet durağı yer alır. Bu durağın içindeki ayet numarasının önceki satırda biten ayete ait olduğu malum bir gerçek. Ancak sanki ayet numarası satırın başıyla başlayan ayete aitmiş gibi algılanabiliyor. İşte bu küçük yanlış algılama problemini ortadan kaldırma gayesiyle ayet duraklarının hiç birisini satırın başına getirmedim. “Zaten satırın sonunda biten bir ayetin numarasının diğer satır başına gelmesi çok da münasip değildir” diye düşünüyorum.

Biraz da Mushaf kitabetinde kullandığınız malzemelerden bahsediniz?

Tabii ki… Tüm malzemelerin birinci sınıf olmasına özen gösterdim ve işin ehline müracaat ettim ve sair hazırlıkları dikkatle icra ettim.

Kâğıt: Kâğıdın asitsiz, Mushaf’a uygun bir renkte olması ve arkalı önlü yazılacağı için kalınlığının uygun olması yanında tezhip yapılmaya uygun oluşu gibi bir çok şartları kendinde bulunduran kâğıdı bulmam hiç de kolay olmadı. Bu vasıflara uygun kâğıt bulunduktan sonra işinin ehli olanlar tarafından son derece titizlik ve itina ile ahar yapıldı. Sonra o kâğıtları ağırlıkların altında aylarca bekleterek yazılmaya hazır hale getirdim.

Kalem: Mushaf’ta kullandığımız kalem cava kamışıdır. Bu kamışın ucu sert olduğundan uzun süre bozulmadan yazılabiliyor. Cava kaleminin ilk kez açılması çok zor ve hassastır. İyi açılan bir kalemle duruma göre on, on beş, yirmi sayfa yazılabilir. Sonrasında küçük düzeltmelerle cava kalemi uzun süre kullanılabilir. Tabii bu cava kaleminin de son derece hassas seçilmiş kaliteli olması gerekiyor.

Kalem ucunun kalınlığını tam 1 mm. olarak ayarladım, ancak bu kalınlığın bütün Mushaf’ta muhafaza edilmesi gerekiyor. Çünkü milimetrenin 30’a, 40’da biri kadar kalınlık farkı bile sayfanın genel görünümü üzerinde etkili oluyor. İşte bu hassas ayarı her zaman tutturabilmek için dijital kumpas ve mercek kullandım.

Mürekkep: Nesih yazısında kullanılan mürekkebin çok akışkan olması gerekiyor. Doğrusu böyle iyi dövülmüş bir mürekkebi bulmak çok zor. Kendim yaptığım ve yaklaşık yüz elli binden fazla tokmak vurduğum mürekkebimle gayet güzel bir surette beş-on cüz yazdım. Bu mürekkep bitince çok kaliteli bir İran mürekkebi temin ederek kullandım. Ancak tashih konusunda istediğim verimi alamadım. Son altı-yedi cüzü bezir yağının isinden yapılmış güzel bir mürekkeple yazdım. Böylece mürekkep konusunda da büyük titizlikler göstererek Kur’an’ı tamamladım. Ancak yine de bu konuda tam istediğimiz gibi olduğunu söyleyemem… Gönül daha iyisini istiyor, ecdadımızın kullandığı mürekkebi bulmak, temin etmek, yapmak gerçekten zor bir iş.

Mistar: Eski usul ip ile mistar belirleme tarzından farklı olarak belki daha pratik olur düşüncesiyle şöyle bir yol takip ettim. Yazacağımız sayfanın ebadında yaklaşık 0.3 kalınlığında bir asetat kestim. Satır aralarını ve sayfa kenarlarını asetatın üzerine 1 mm. kalınlığında kanal açarak çizdim. Bağlantı yerlerini koparmadığımız bu asetatı kağıt üzerine koyduğumuzda kenarlarını kurşun kalemle çizip, satır aralarını da kesici olmayan bir metal uçla hafif bastırarak geçtiğimizde sayfanın arkası da dâhil olmak üzere kolaylıkla ve kısa zamanda mistarı hazırlamış olduk ve kağıdı yazıya hazır hale getirdik.

Sizin Mushaf’ınızda da tevafuklar oldu mu?

Tevafuk bu adı üzerinde… Yazmış olduğumuz Mushaf’ta Allah lafızlarının ve bazı kelimelerin alt alta aynı hizaya gelmesi anlamındaki tevafuk meselesini hiç düşünmedim ve hesap etmedim. Ancak kurşun kalemle eskiz yaparken hemen hemen her sayfada az veya çok Allah lafızlarının tevafuk ettiğini görünce kendiliğinden çıkan bu latif tevafuku İlahi bir teşvik ve kabul kabilinden telakki ederek muhafazasını uygun buldum. Dolayısıyla her sayfanın kendine mahsus orijinal bir tevafuku olmuş oldu.

Son olarak Mushaf yazmak isteyen refiklerinize neler söylemek istersiniz?

Her hattat günün birinde Mushaf yazmak ister… Arkadaşlarımın bu isteklerini fazlaca tehir etmemelerini, yazacağım da ne olacak, bastırabilecek miyim endişelerini taşımamalarını salık veririm.

banner53
Yorumlar (1)
Süleyman Berk 7 yıl önce
Kıymetli Arif Vural kardeşimi başarılarından dolayı tebrik ediyorum. Kur'an yazmak bir nasib meselesidir. Ceenâb-ı Hak bunu kendisine nasib etti. Kendisi, zamanımızda üveys-i meşreb hattatlığa misal gösterilebilir!..
30
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?