banner39

Asitâne'den gönül sanatkârı Meral Aşan geçti!

Sanatkar dostları, geçtiğimiz hafta vefat eden tezhip ve minyatür sanatçısı, İSMEK geleneksel sanatlar hocası Meral Aşan'ın sanat anlayışı, insani vasıfları ve erdemini anlattı.

Kültür Sanat 05.03.2014, 18:17 06.03.2014, 12:02
Asitâne'den gönül sanatkârı Meral Aşan geçti!

İbrahim Ethem Gören/Dünya Bülteni Kültür Servisi

Tezhip ve minyatür sanatçısı Meral Aşan geçtiğimiz hafta içerisinde vefat etti.

Evindeki mütevazı atölyesinde, İSMEK bünyesinde ve özel kurslarda minyatür ve tezhip sanatına hizmet eden, öz sanatlarımıza yeni eserler ve isimler kazandıran Meral Aşan’ın vefatı öğrencilerini, sevenlerini ve sanat camiasını derinden üzdü.

1990’lı yılların başında Meral Hanım’ın Beykoz’daki baba ocağında misafir olmuş, içinden sanat ve estetik geçen bir sohbette huzuru soluklamıştık. Aradan 20 küsur yıl geçti, Meral Hanım’ın meyve ağaçlarıyla, böceklerle, kuşlarla dolu baba ocağının üzerinden müteahhitler; Asitâne’den de naif mümine, gönül sanatkârı Meral Aşan Hanımefendi geçti!

Meral Hanım için rahmeti vesile kılarak İslâm-Türk sanatlarına yaptığı katkılar, sanat hayatı ve insani vasıflarına dair sevdiklerinden/dostlarından, arkadaşlarından görüşler istedik.

MERAL AŞAN YÜRÜYEN MELEK GİBİYDİ


Erol Erdoğan - Yazar

Sanırım 2004 yılı idi. İSMEK’in Genel Koordinatörüydüm. Haziran ayında Feshane’de İSMEK’in Genel Sergisini düzenlemiştik. El Sanatlarından İslam Sanatlarına, ahşap işlerden görsel sanatlara, giyim ve tasarım çalışmalarından resim-fotoğraf ürünlerine kadar her salonda el emeği yüzlerce eser sergileniyordu. Sergide o yıl Mehmet Ali Ağca’nın da bir ebru çalışması vardı, basın en çok o tablonun peşindeydi. Sergi günlerinde vaktimin çoğunu orada geçirmeye gayret ediyordum. Hem sergiyi gezmeye gelen gazeteci ve yazar dostlarımıza refakat ediyor hem de vakit buldukça sergiyi ‘ziyaretçi’ psikolojisiyle geziyordum. Bunun ayrı bir zevki vardı. Ayrıca eserlerde ve sergide emeği olan kurs yöneticileri, usta öğreticiler, sanatçılar ve kursiyerlerimizle daha fazla görüşme ve sohbet edebilme imkânım oluyordu.

Bir gün hat, tezhip, ebru ve minyatür çalışmalarının olduğu salonda bir süre dolaşmış, her bir eseri seyrederek salonun sonuna ulaşmıştım. Çıkmadan önce gerip dönüp, aklımda kalan bir tablonun yanına kadar gidip yeniden incelemeye başladım. Ebru ve minyatür ile çalışılmış bir Fatih Sultan Mehmet tablosuydu bu. Fatih’in kılıcından güller damlıyordu. İnce çalışılmış bir eserdi. Etkilenmiştim. Bir süre yeniden izledim. Sonra salondan çıktım. Sergi alanında gezinmeye devam ediyordum ki, bir kadının gülümseyerek bana doğru geldiğini fark ettim. İsmini biliyordum, birkaç defa da selamlaşmıştık. İSMEK’in Minyatür hocalarından Meral Aşan idi. Yanıma gelince “Erol Bey, şu salonda size bir şey göstermek istiyorum.” dedi. Birlikte yürüyerek, o salona geçtik. Meral Hoca, bahsettiğim tablonun önüne kadar beni götürdü, “Sizin gözünüz ve gönlünüz bu esere takıldı. Bunu gördüm ben.” dedi. Şaşkınlık içerisinde Meral Hanımı dinlerken o sözlerini “Bu artık sizindir” diye tamamlayıverdi. Mahcup olmuştum. Memnun da olmuştum.

Sergi sona erdiğinde aklım tablodaydı. İstemekten edep ettiğim için sormadım hiç. Ancak çok geçmeden, birkaç gün sonra tablo masama geliverdi. “Kılıcından Güller Damlayan Fatih Sultan Mehmet Ebru-Minyatür Çalışması” o günden beri benimle.

Sonraki dönem defalarca görüştük Meral Hocamla. Eşim ve iki kızımla birkaç defa evine gittik. Çayını, kahvesini içtik, yemeklerini tattık, sohbetine eşlik ettik, hatıralarını dinledik. Hastalıklarına dair bilgileri paylaştıkça şaşırıyorduk. “Nasıl yaşıyor?” diye düşünürdüm bazen. Defalarca ameliyat olmuştu. Çok sayıda sağlık sorunu ile yaşamaya alışmıştı. Vefat eden eşine dair hatıralarını anlattıkça duygulanırdı. Öyle de olsa müthiş derecece pozitifti, tebessümü eksik olmazdı, çalışmadan geri durmazdı. Onca acıya rağmen sohbetini, muhabbetini, gülümsemesini, gayretini diri tutmasını hayranlıkla izlerdim.

Meral Aşan Hocamız yürüyen bir melek gibiydi. Böyle bir insanı tanımaktan duyduğum onur bile bundan sonrası için bana yeter. Allah rahmet eylesin. Rabbim onu cennetine koysun. Çocuklarına, öğrencilerine, sanatçı dostlarına sabırlar dilerim.

ONDA ABLA SAMİMİYETİNİ BULDUM


Dr. Hatice Aksu-Müzehhibe, Sanat Tarihçisi

Tezhip ve minyatür sanatına gönül vermiş sanatkâr dostum, arkadaşım, “abla” dediğim, Meral Hanım, hakkın rahmetine kavuşmuş. Vefatından bir gün sonra Erol Erdoğan Bey'den öğrendim. Ebedi hayata kendisini giderken uğurlamak isterdim. Ailemde tek kız olmam sebebi ile hep kız kardeş özlemi çektim, onda kız kardeş, abla samimiyetini buldum.

Meral Hanım’la kardeşi Ahmet Çoktan Bey vesilesi ile tanıştım. Birçok sergiyi birlikte açtık, ortak anılarımız oldu.

İSMEK bünyesinde tezhip eğitmenliğime devam ederken, minyatür sanatında kendisinin bilgisini öğrencilerle paylaşması için öğretmenlik yapmasına vesile oldum. Bundan dolayı çok bahtiyarım. Öğrencilerine engin sanat sevgisini ve bilgisini aktardı.

Dünya hayatı geçici, insanlar Allah'ın kendilerine verdiği özellikleri ve kabiliyetleri ortaya çıkarmakla yükümlü ve verilen istidat neticesinde hizmet edip şükrünü Allah'a teslim etmeli… Dolayısıyla sanatın güzelliğini gönlümüzde yaşarken, kimseyi incitmeden paylaşalım çok kısa ömür çabuk geçiyor.

Meral Abla herkesle gönülden sevgiyle muhabbetle paylaşımları olan, sağlık ile  ilgili sorunlarına rağmen mutluluk dolu biriydi. Hayatın sırrı bu olsa gerek. Allah'ın rahmeti üzerine olsun, selamlar olsun…

MERAL AŞAN ÖRNEK BİR ŞAHSİYETTİ


Hülya Ünver-Tezhip ve Minyatür Sanatçısı

Meral Abla'yı 1990’lı yılların başında Caferağa Medresesi'nde Osmanlı Türkçesi hocalığı yaparken tanıdım. Kendisi benden ders alıyordu. Dostluğumuz o yıllarda başladı. Merak Abla, yaşamı ve sanatı seven, hayatla barışık, şen-şakrak, dostluklara değer veren, özellikle de paylaşmayı çok seven bir insandı.

Çok ciddi sağlık sorunları olmasına rağmen hayattan hiç kopmayan, güçlü bir kadındı. Onu ayakta tutan unsurlardan biri de sanattı. Pek çok öğrenci yetiştirdi. Meral Abla’nın güzel özelliklerinden biri de çocukları çok sevip onlara ayrı değer vermesiydi. Bir yerde görüp hoşuna giden güzel şeyleri, ne işe yaradığını bilmese dahi alır, çocukları sevindirirdi. Kızımla, kendisini ziyarete gittiğimizde bir torba oyuncak getirir: “Nisan, bunlar ne işe yarar bilmiyorum ama çok güzeller, bunlarla oynarsın.” derdi. Bu kadar saf ve çocuk gönüllüydü. Allah'ın çok özel bir kuluydu. Onun cenazesinde şöyle bir konuşma geçti. Arkadaşım Emine Can, “Hülya, sen Meral Abla’yı derdinden ağlarken hiç gördün mü? Ben görmedim.” dedi. Ben de derdinden ağladığına hiç rastlamadığımı söyledim.

Onun durumunu Özcan Özcan en güzel şekilde ifade etti: “Hülya Abla, ben onun derdinden ağladığını görmedim ama gülerken ağlama krizlerine girdiğini çok gördüm.”

Meral Ablamız, yaşadığı tüm zorluklara rağmen hayatla dalga geçmesini bilen, yüzünden gülümseme eksik olmayan dünyalar tatlısı bir insandı. Onun cennette olduğundan en ufak bir şüphem bile yok. Benim ve kızım için her zaman örnek bir şahsiyet olarak kalacaktır.

MERAL AŞAN’IN GÜLEN YÜZÜNÜ DAİMA SEVGİYLE HATIRLAYACAĞIM


Mamure Öz-Tezhip ve Minyatür Sanatçısı

Meral’i yıllarca görmesem de, onu hatırladığımda, gözümün önüne daima gülen yüzü gelir. Hayatındaki bütün olumsuzlukların hep gülümseyerek üstesinden geldi. Pek çok kimsenin kaldıramayacağı zorluklar onu hiç yıldırmadı. Hem sanattan kopmadı, hem de çocuklarını yetiştirdi. Bu yönüyle onu daima takdir etmişimdir.

Yıllar önce Japon Kültür Merkezi’nde tezhip dersi vermeğe başlamıştım. Türk olarak sadece  bir öğrenci vardı. Meral’le böyle tanıştık. Daima yüzü gülen, herkese yardım etmek için çırpınan, öğrenmek için de sonsuz bir gayreti olan, sevgi dolu bir kişiliğe sahipti. Daha sonra da Sema Nakışhanesi’nde öğrencim oldu. Hep aynı heyecanla çalıştı, üretti... Onunla uzun zamandır görüşmemiştik. Hastanede olduğundan da haberim yoktu. Vefat haberini alınca çok ama çok üzüldüm. Mekânı cennet olsun. Daima sevgiyle hatırlayacağım gülen yüzünü.

HAKKI ZOR ÖDENİR BİR İNSANDI


Serap Bostancı-Tezhip Sanatçısı

Meral Hanım benim için bir öğrenciden, bir arkadaştan öte bir sırdaş ve abla gibi idi. Meral Hanım’ı kardeşleri Ahmet ve Ekrem Çoktan arkadaşlarım vasıtası ile tanıdım. Babası (Allah rahmet etsin) ve annesi ile de ailece görüşmelerimiz oldu.

Sanatı öğrenmeyi ve öğretmeyi çok seven bir insandı. Onun yanında bir kitaptan, bir malzemeden söz ettiğiniz an onu bulur ve getirir ve size ilham kaynağı olurdu.

Meral Hanım’ı sağlığı çok yordu değerli eşi (Allah rahmet eylesin) onun en büyük desteği idi. Tezhip ve minyatür onun yaşam kaynağı idi. Birçok değerli hocadan ders aldı ve aldığı bilgileri çok sevdiği öğrencileri ile paylaşmıştı.

Değerli insan, kıymetli eşi Vedat Bey’in vefatından sonra onu hayata sanat ve evlatları bağladı.

Meral Hanım, “İstirahat edin, kendinizi yormayın” denildiğinde; tebessüm içeren bir yüz ifadesiyle, “Ben o zaman  hasta olurum, şimdi böyle sağlıklı ve mutluyum” derdi.

Öğrencileri ve biz sanatçı arkadaşları için taşıdığı kitapların, “Eli boş gidilmez gidilen yere” deyip hem gönlümüze, hem  gözümüze hitap eden ikramlarına, bundan da önemlisi her zaman  pozitif enerjisine hayran kalmışımdır.

Hakkı zor ödenir bir insandı. Onu tanıyan herkes onu gülen yüzü ve pozitif bir insan olarak hatırlayacaktır. Belki sanat eseri olarak geriye fazla bir şey bırakmadı ama sanata verdiği değer, hürmet ve sevgi benim için elimi attığım her kitapta, her kalemde  benimle birlikte yaşayacaktır. O sanatı sanatın içinde yaşamış ve kendine has bir sanatçı olmuştur.

Rabbimin onu cennetinde çok sevdiği eşi ile buluşturup ikramları ile karşılaştıracağını umuyorum. O karşılıksız yardımın karşılıksız sevginin insanıydı. Allah’ım ailesine ve evlatlarına tüm sevenlerine ve öğrencilerine sabır versin. Mekânı cennet olsun.

KİBİR ZIRHINI HİÇBİR ZAMAN GİYMEDİ

Taner Alakuş-Minyatür Sanatçısı

Meral Aşan kardeşimi uzun zamandan bu yana tanırım. Hayatının her dönemi sağlık problemleri ile geçmiştir. Ama gerçekten yaşadığı çok ciddi sağlık problemleri altında yaşamasına rağmen bir gün bile halinden şikâyetçi olduğuna şahit olmadım. Her defasında “Tanerciğim buna da şükür” derdi. Adeta acılarını sanata tutunarak hafifletiyor du.

Meral Hanım, bu dünyaya gelişindeki misyonu iyi kavramıştı. Öğrenci yetiştirmek için didinip durdu. Onlara ana kraliçe arı gibi sürekli kitap taşır ve proje yaparak gelişimlerini sağlamaya çalışırdı. Kabiliyetli öğrencilerini başka duayen hocalara yönlendirmekten de çekinmezdi.

Üzerine hiç bir zaman kibir zırhını geçirmedi, tevazu ve güler yüzlülüğü ile daima aşkla çalıştı.

Sanat adeta onun iyi niyetinden eline döküldü. Şimdi belki de ilk defa bedeni acısız ve huzurlu… Geride bıraktığı ise hoş bir seda… Merhume arkadaşımla aramızda tatsızlıklar da olmuştur ama bunlar ona karşı duyduğum sevgimi hiç eksiltmedi. Çünkü o Meral’di. Mekanın cennet olsun. Lütfen affet beni!


Meral Aşan'a ait bir minyatür çalışması

banner53
Yorumlar (0)
21
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?