banner15

Babalar ve oğullar Türk Edebiyatı'nda

Türk Edebiyatı dergisi "Babalar ve Oğullar" başlıklı özel sayısında oğullarını geleceğimizi inşa edecek öncüler olarak yetiştirmek isteyen babaların hayal kırıklıklarını anlatıyor.

Babalar ve oğullar Türk Edebiyatı'nda

 

Dünya Bülteni / Kültür Servisi

Turgenyev'in Babalar ve Oğullar romanına ismini veren baba-oğul çatışması, birçok yazarın özel olarak ilgilendiği bereketli bir konudur; bu konudan hareketle nesiller arasında yaşanan çatışmalar çeşitli açılardan ele alınmış; otorite, statüko ve yeniliğe direnen gelenek enine boyuna sorgulanmıştır.

Baba-oğul ilişkisi insan hayatının en güzel, en çetin, en sancılı ilişkisidir. Baba, çok zaman oğlunda kendi hayallerini yaşamak ister; oğulsa belli bir yaşa gelince, önceleri hayran olduğu, kendisine benzemek istediği babasının otoritesine isyan eder; bu isyan giderek ciddi bir çatışmaya dönüşebilir. Elbette baba-oğul ilişkisini sadece çatışmaya indirgemek doğru değildir; baba otoritesinin altında ezilerek hiçbir varlık gösteremeyen, büyük hayal kırıklıklarına yol açan oğullar da vardır. Türk edebiyatının bu konuda yeterince zengin olduğu ve bu açıdan irdelendiği söylenemez. 

Türk Edebiyatı dergisi "Babalar ve Oğullar" konusunu ele aldığı özel sayıda meselenin bu tarafına fazla girmemekte; daha ziyade edebiyat tarihimizde oğullarını geleceğimizi inşa edecek öncüler olarak yetiştirmek isteyen babaların hayal kırıklıkları ve oğullarını kaybedenlerin acıları üzerine odaklanmakta. İlk yazı Beşir Ayvazoğlu imzasını taşıyor; Ali Ekrem Bolayır'ın üzerine titrediği, babası Nâmık Kemal'e lâyık, üstün başarılara imza atacak bir evlat olarak yetiştirmek istediği oğlu Cezmi'nin evli ve kendisinden yaşlı keman hocasına âşık olup intihar etmesi üzerine yaşadığı büyük hayal kırıklığını ve acıyı anlatmakta bu yazı.

Prof. Dr. Zeynep Kerman da evlat acısını iki defa yaşayan Halit Ziya Uşaklıgil'in dramını yazıyor. Onun oğlu Vedat da, Ali Ekrem'inki gibi Batı müziği eğitimi görmüş iyi bir piyanisttir; yaşadığı bazı sıkıntılar ve hayal kırıklıkları yüzünden, hariciyeci olarak görev yaptığı Tiran'da Cezmi gibi intihar etmiştir. Halit Ziya, Bir Acı Hikâye adlı kitabında Vedat'ın dramını ve bir baba olarak yaşadığı büyük acıyı uzun uzun anlatır. Nihal Anar, oğlu Nijad'ı kaybeden Recaizâde Mahmut Ekrem'in dramını, Seval Şahin de Tevfik Fikret'in "inkılâp ordusunun kahramanı" olarak yetiştirmek istediği Halûk'un macerasını ele almakta. Bilindiği gibi, Halûk, ilim ve fenni getirmesi için gönderildiği İskoçya'dan geri dönmez, Hıristiyan olur ve hayatını Amerika'da papaz olarak tamamlar.

Sadık Kutalmış, Mehmed Âkif'in Tophane'de yatıp kalktığı kamyon karoserinde ölü bulunan oğlu Emin Ersoy'un yaşadığı büyük trajediyi ve diğer oğlu Tahir'in kısaca hayatını anlatıyor. M. Selim Gökçe ise Trabzonlu şair Behçet Efendi'nin oğullarını ve torunlarını, yani İsmail Safa, Ahmed Vefa, Ali Kâmi Akyüz, İlhami Safa, Peyami Safa, Behçet Safa, Berna Moran gibi edebiyat, sanat ve basın hayatımızda öne çıkmış isimlerin yer aldığı, büyük acılar da yaşamış bir aileye yakından bakıyor.

Rıza Tevfk'in çocuk yaşta Tarîh-i Felsefe adlı bir kitabı yayımlanan; fakat daha sonra kayda değer hiçbir başarı kazanamayan oğlu Said'in hikâyesini Prof. Dr. Abdullah Uçma'nın kaleminden okumak mümkün. Bahtiyar Aslan da edebiyat tarihimizin tek "baba katili" Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın, yani Halikarnas Balıkçısı'nın sırlarla dolu trajedisini yorumlamakta. Alim Kahraman, Yahya Kemal'in, Alaattin Karaca da İkinci Yeni şairlerinden Cemal Süreya, İlhan Berk ve Ece Ayhan'ın babalarıyla yaşadıkları problemleri ele alıyor. Ozan Yılmaz ise bu sayıya eski edebiyatımızda şair babaların şair oğullarıyla ilgili bir denemeyle katkıda bulunuyor.. Prof. Dr. Mehmet Tekin, Tarık Buğra'nın "Oğlumuz" adlı hikâyesinin tuhaf macerasını anlatmaya devam ediyor. Prof. Dr. Hüsrev Hatemi'nin ve Emre Ayvaz'ın yazıları da ilgiyle okunacak yazılardan.

 Emre Ayvaz, "Türk Romanında Babanın Yokluğu Üzerine Bir Not" başlıklı yazısında, romanımızda anneler ne kadar kalabalıksa babaların o kadar azınlıkta olduğunu söylüyor. Aynı zamanda bir "Babalar ve Oğullar Albümü"ne dönüşen bu sayının edebiyat kültürü bakımından saklanası bir sayı olduğunu ifade etmek mümkün.

Güncelleme Tarihi: 25 Ekim 2010, 11:44
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48