banner39

Bana sosyolojik araştırmacını söyle!

Filiz Özdem'in hazırladığı Bana Adını Söyle’de Doğan Yarıcı'dan Aslı Serin’e, Mahir Öztaş'tan Nursel Duruel'e, Haydar Ergülen’den Bülent Sönmez’e kadar pek çok yazar ve şair adlarının hayatlarını nasıl şekillendirdiğini anlatıyor. Adlarının İslâm’la ilişkili olmasından hoşnutsuz olanlar da var tabii. Fakat en önemlisi “Berat” adı konusunda referans verilen sosyolojik araştırmanın tuhaflığı...

Kültür Sanat 22.04.2015, 11:53 22.04.2015, 11:53
Bana sosyolojik araştırmacını söyle!

Ali Temiz/ Dünya Bülteni - Kültür Servisi

Yayın dünyasının yeni trendleri arasında tematik ve ortak kitaplar çatmak günden güne yaygın bir tercih olmaya başladı. Bir küratör gibi çalışan hazırlayıcıların aklına takılan/gelen konular etrafında, diğer yazarlarla birlikte yol alınmasıyla oluşuyor bu tür kitaplar.

Aslında bu tür, çok yazarlı ortak kitaplar yapmak, hazırlayan açısından kimi durumlarda değişik sorunların doğmasına da sebep olur. Kimi verdiği sözü tutmaz, kimi sizden duyduğunu başkasına ulaştırır sizin çalışmanız gerçekleşmez. Tabii yazarlarla sürekli iletişim halinde olmak gibi bir zorunluluğu da var.

Filiz Özdem'in hazırladığı Bana Adını Söyle kitabı son yıllarda pek çok türüne rastladığımız kitaplardan biri. Kitabın temel sorunsalı şu eksende gelişiyor: Hayatlarını kelimelerle ve hayatı anlamlandırma gayretiyle geçiren, kelimeleri kılıktan kılığa sokan ve onlara durmadan yeni kılıflar, yeni anlam çeperleri kuran yazarlar, kendi seçmedikleri bir adla nasıl ilişki kurarlar? Yazarlar kendi adlarının anlamlarıyla nasıl bir bağ inşa ederler? Yazarlar ve şairler kaleme aldıkları otobiyografik metinlerde meseleyi duvarsız ve perdesiz bir biçimde ele almışlar ya da kitabı hazırlayanın okuyucularda oluşturmak istediği izlenim bu yönde.

Bu çerçevede tek renkli kitapta yer alan yazarlar şunlar: Aslı Serin, Ayşegül Çelik, Berat Alanyalı, Betül Dünder, Burhan Sönmez, Doğan Yarıcı, "Emine" Sevgi Özdamar, Faruk Duman, Filiz Özdem, Gürsel Korat, Haydar Ergülen, İnan Çetin, Karin Karakaşlı, Mahir Öztaş, Mehmet Zaman Saçlıoğlu, Murat Yalçın, Nalân Kiraz, B. Nihan Eren, Nursel Duruel, Ömer F. Oyal, Özen Yula, Semra Topal, Uğur Yücel ve Yiğit Bener.

Filiz Özdem, 24 yazarla 24 ayar bir kitap yapmak istemiş ama muradına erememiş bence. Her ne kadar içerisinde adı Özen olan bir yazar varsa da kitap pek özenli olmamış. Belki bunda tercihlerinin de etkisi vardır. Neyse biz bu isimlerden birinin yazdıklarını mercek altına alalım da kalp sosyal bilimciler, destursuz bağa girmesinler! Ya da girenlerin sayısı azalasın!

Adlarının İslâm’la ilişkili olmasından hoşnutsuz olanlar da var tabii. Fakat en önemlisi referans alınan sosyolojik araştırmanın tuhaflığı. “Adımı sevmem” diye başlayan Berat Alanyalı’nın yazdıkları bu açıdan üzerinde durulmayı hak ediyor. Mesela şu cümleyi sarf ediyor dünyadaki pek çok Berat’tan biri olan yazarımız:

“Hele son yıllarda, muhafazakâr çevrede doğan erkek çocukların neredeyse yarısıyla adaş olmak, canımı sıkıyor.” (s.29)

Herhalde bu cümleye yakın bir cümleyi, adından hoşnut olmayan muhafazakâr bir yazar kurmuş olsaydı çoktan “nefret kültürü” başta olmak üzere bilumum medya liberalizminin aforoz kelimeleri birbiri ardına sökün ederdi. Ekran horozlarına iş çıkardı.

Devam edelim, esas mesele bu değil. Demokrasinin bilimi yahut tertibatı sosyolojik araştırmalardan biri, üzerinde durulması gereken husus. Çünkü yazarımızın adının yaygınlık kazanmasından dolayı son yıllarda sırf bu konuya özel bir araştırma yapılmış. Yazarımızdan alıntılayarak okuyalım:

“ Son yıllardaki hızlı yükselişi nedeniyle adım, bir sosyolojik araştırmaya konu olmuş. Ayşegül Akyarlı Güven’in 7 Temmuz 2013 tarihli The Wall Street Journal Türkiye gazetesinde yayımlanan ‘Türkiye’nin isim seçiminde Mehmet’ten Berat’a geçiş öyküsü’ başlıklı yazısını ilgiyle ama şaşırmadan okudum. 2012’de Türkiye’de doğan erkek çocuklar için en popüler adın Berat olduğunu duyuran yazı, sosyolog ve isim uzmanı görüşlerinden destek alarak bu eğilimin izini sürüyordu. İstatistiğe göre, erkeklere verilen en çok isim sıralamasında 1923’ten beri liderliği elinde tutan Mehmet ve Mustafa 2006’da listede yirminci olan Berat’a 2012’de liderliği kaptırmıştı.”

Meselemiz bu trendle alakalı değil. Berat’ın öne çıkışında üçüncü sırada zikredilen sebebin sosyolojik bir kanıta mı yoksa bir doksaya dayalı mı olduğunun belirsizliği. Aslında belirsiz değil ama biz önce bu yükselişin nasıl izah edildiğine bakalım:

“Yazıya göre, Berat’ın öne çıkmasının altındaki üç temel nedenden biri, son yıllarda Kur’an’da geçen isimlere ilginin artması; diğer nedenler de bazı dizilerdeki karakterin ve başbakanın damadının isminin Berat olmasıydı.”

Hatta ikinci sebep için bile ciddi kuşkular üretilebilir. Ne araştırma ama değil mi? Çok acayip geliyor bana peşine sosyolojik kulpu takılan kabuller silsilesinin medyada pazarlanması. Araştırmanın devamında “Sümeyye” adı için de böyle bir izah yapılıyor ki evlere şenlik!

Adların tarihinin sevinçlerin ve yaraların tarihi olduğunu az çok biliyoruz. Fakat buralara tutunmaya çalışan sosyolojik araştırmaların mahiyetini pek bilmiyoruz. Ama şu imkânsız görülen beklentiyi pek yabana atamayız: Sosyolojik araştırma yapanlar bazen kendilerine dışarıdan bakmayı deneseler. Şüphesiz bunu yaptıklarında kendilerine dünyanın en iyi terapisini uygulamış olacaklardır. Bunu birileri onlara hatırlatmalı.

Yorumlar (0)
26
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?