Bayram'da likör ikramı örfi mi, motif mi?

Nihayet dergisinin 2015 Temmuz tarihli 7. sayısında işlenen konulardan biri bayram. “Dünya Bayramları” başlıklı bölümde Bosna Hersek “likörlü bayramı” ile öne çıkarılmış.

Bayram'da likör ikramı örfi mi, motif mi?

Dünya Bülteni / Kültür Servisi

Hayatın gün geçtikçe büsbütün çokluğun sekülerliğini pekiştirdiği hakkında söylentiler ve işaretler var. Bunda başlıca amil müminlerin hayatlarında, yaptıkları işlerdeki seküler ölçütlerin öne çıkması… Bu zaviyeden, büyük dönüşüm hayati kıymetler tablosunda belirleyici unsur olduğuna göre, haramlar etrafındaki İslâmî hükümlerle alakalı bir dizi konuda spekülasyonlar artacak ve her an bozuk giden muannit durumumuz, bu sebeple büsbütün bozulacaktır. Bu dikenli vaziyetin pek çok göstergesi var.

“Bilgiye doymuş bir dünyada yaşama sanatı” sloganıyla neşredilen Nihayet’in 7. sayısı dosya olarak postmodern zamanlar, dostmodern müminler konusunu ele alıyor. Bu sayı savaşların, yıkımların ortasında ‘bayram sevinci’ne dair bir hatırlatma bir boyutuyla. İşte tam bu konuda dikkat çekici bir haber var dergide. Muhabir adının bulunmadığı “Dünya Bayramları” başlıklı haber metninde Rusya’dan Somali’ye, Suriye’den Endonezya’ya İslâm âlemindeki bayram kutlamalarına ilişkin kısa tanıtımlar yer alıyor.

Heyhat ki Emil Behiç’in, Bosna-Herek’e özgü bayram kutlamaları hakkında verdiği bilgiler yansıtılırken bayramdaki likör ikramının öne çıkarıldığını görünce şaşırmamak elde değil. Bu noktanın riyazî bir ispata kavuşması için metnin ilgili bölümünü aynen- belli bölümlerini italik yaparak- takdim ediyoruz:

“Bosna Hersek’e Özgü Bayram Likörü

Emil Behiç: Bizde bayrama akrabalarla, komşularla birlikte hazırlanılır. Savaş öncesi Müslüman olmayan komşularımız da bize katılırmış ancak şimdi daha çok Müslümanlar arasında yapılıyor. Türkiye’deki gibi her evde baklava yapılır bayram için. Börek ve çörekler de hazırlanır bayramdan önce. Tüm aile bir eve toplanıp kahvaltı yaparız bayram sabahı. Bosna’da bayram en çok gençler içindir. Aileleriyle bayramlaştıktan sonra, arkadaşlarıyla buluşup sabaha kadar eğlenirler. Bu yüzden bayramlıklar ve yeni kıyafetler çok önemlidir. Hatta yeni kıyafetlerini göstermek için caddelerde dolaşır insanlar. Bir de bayramda likör ikram edilir. Normalde alkol kullanmayan insanlar bile bayramda hem misafirlerine sunar, hem de sunulan içkileri geri çevirmez.”

Herhalde gündelik hayatta olup bitenleri İslâmî ölçüler çerçevesinde kavramaktan mahrum oluşumuza bundan güzel misal gösterilemez. Doğrusu Bosna’daki bayram hakkında merak uyandıracak başka hususlar olmasına karşın likörün öne çıkarılma gerekçesini anlayabilene aşk olsun!

Böylesi bir durum iki ihtimale dayanabilir: Ya dikkatsizlik söz konusu yahut sosyolojik bir durumun yansıtılması. Besbelli ki ara başlığı dikkate alırsak sadece dikkatsizlik söz konusu değil. Sosyolojik bir nesnellik anlatısı da düşünülebilir. Lakin bu da her şeyi izah etmiyor. Haber metninin enteresan tarafı, takdim kısmında bunun bir nevi “örfi motif” olduğunu ihsas ettirecek ifadeler var, hem de İslâmî dile yaslanan bir şekilde. Şu cümleye bakın: “Peygamber Efendimiz’in sünnetini takip eden dünya Müslümanları, bu evrensel şenliği örfi motiflerle de işleyince, karşımıza eşsiz güzellikte bir manzara çıkıyor.” İfadeler aynen bu şekilde. Bu satırların “ikramı geri çevirmemek” yahut “hatır belasına” alkol alımını meşrulaştıracak tarzda kullanılması Müslümanlığı umursamamaktan başka bir manaya yorulamaz. Söylenecek başka söz yok mu, diye düşünenler metni öncesi ve sonrasıyla şuradan okuyabilirler:(http://www.nihayet.com/genel/dunya-bayramlari/)

Herhalde dergide hiç kimse, şu esasî ve hayatî noktaları hatırlamadı: Nasıl olur da bayramda likör ikramı örf kapsamına dâhil edilir? Nerede gündelik hayattaki dünyevî kodları sorgulama inceliği? Yoksa her şey suni bir resim paleti oyunundan ve gözbağcılığından mı ibaret? Ayrıca bu bayram ritüelinin Bosna müslümanlrının genelini yansıttığı ne akdar iddia edilebilir?

Haberde belirtildiğinin aksine bu manzarayı temaşa etmekten öte yapılacak işlerin olması gerekir. Müthiş bir ruh hezali içinde nereye gidiyoruz sorusunu sormak gibi. Dergi çevresinde seddi zerai ilkesini telkin edecek ehil isimlerin var olduğunu göz ardı etmeden. Unutulmamalıdır ki, “zamanın adı değişir müminin mesuliyeti değişmez.”



Güncelleme Tarihi: 04 Temmuz 2015, 17:55
banner53
YORUM EKLE

banner39