banner15

Beyoğlu Festivali'ne dair notlar…

12 Kasım Cumartesi gününe kadar devam edecek festivalde birbirinden farklı kültürler İstanbul’un kadim semtinde bir araya geliyor

Beyoğlu Festivali'ne dair notlar…

İbrahim Ethem Gören | Dünya Bülteni/ Kültür Servisi

İstanbul’da kültür sanat etkinliklerinin yoğun bir şekilde icra edildiği Taksim Meydanı 40 gündür Beyoğlu Festivali’ne ev sahipliği yapıyor. 12 Kasım Cumartesi gününe kadar devam edecek festivalde birbirinden farklı kültürler İstanbul’un kadim semtinde bir araya geliyor.

Beyoğlu Belediyesi’nin projelendirdiği Festival bu yıl ilk defe Taksim meydanında sahne alıyor. İki ay sürecek festival kültür sanat hayatımıza ayna tutacak. Antikacılar, sahaflar, tasarımcılar, el sanatçıları, geleneksel sanatlarımızın ustaları, öz zanaatlarımızın son temsilcileri ve kendilerini bilim ve sanata adamış duayenlerin katılımlarıyla derinlik kazanan festivalde artık son haftaya doğru gidiliyor.

ALTINELLER FESTİVALİ’NDE USTALARIN GÖZ NURU SERGİLENDİ

Taksim Meydanı Ekim ayında iki hafta boyunca geleneksel sanatlarımızın ustalarını misafir etti. Bu yıl 11’inci kez düzenlenen ve Kültür Bakanı Nabi Avcı’nın açılışını yaptığı Altın Eller Geleneksel El Sanatları Festivali'nde Türkiye’nin dört bir tarafından gelen sanatkârların stantlarını ziyaret eden sanat dostları bir yandan has sanatlarımızın incelikleri hakkında bilgi alırken diğer yandan da bu toprağın kabiliyetlerinin son dönem çalışmalarını inceleme imkânını elde etti.

Beyoğlu Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Kültür Kenti Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirilen festivalde, zanaatkârlar musiki aleti yapımından keçeciliğe; çinicilikten çömlek yapımcılığına, metal kesim işlerinden Osmanlı tombak sanatına, tesbih yapımından naht işlerine kadar onlarca farklı ilgi ve uzmanlık alanında birbirinden güzel eserler sergilendi.

SANAT FESTİVALİNDE BAVUL TİCARETİ!

Altıneller sanat festivalini ziyaret ederek geleneksel sanatlarımızın usta isimlerinden çini sanatının duayeni Ayşe Özkan ve Osmanlı tombak sanatının son temsilcilerinden İsmail Bülbül ile sohbet etme imkânım oldu. Ayşe Usta, çini sanatını sevdirmek için Ankara’dan gelmiş. Ankara’daki atölyesinde çini sevdalılarına ve bahusus çini sanatına hizmet eden Özkan’ın standının tam karşısına ışıklı levhalar satan bir açık sergi kurulmuş. Sanat festivalinin tam orta yerine yerleştirilen led ışıklı, yanardöner Çin işi, deniz, tabiat, otomobil, artist vb. konulu levhaların satıldığı stand, ifadenin en hafif olanıyla “münasebetsiz” kaçmış. Diğer tarafta her nasıl olduysa bavul satıcıları da sanatkârların arasına karışmayı başarıp stant açarak festivalin ruhuna Fatiha okutmuş!

Ayşe Usta, standını ziyaret eden sanat dostlarına çini sanatına dair bilgiler verinken Altıneller Geleneksel El Sanatları Festivali’nde Bayhan isimli şarkıcı sahne alınca “El-insaf ya hu” demiş.

Tüm bunlar olurken bu satırların yazarı da oradaydı. Maalesef insanlarımız “modernite” denen şeyin cazibesine, pop kültürünün heyulasına kapılarak üzerinde ledler bulunan antika arabaların yer aldığı tabloları uzun uzun seyrediyor; lakin Ayşe Usta’nın; gerçek bir sanatkârın göz nurunun, alın terinin eseri çinileri Beyoğlu’nun tam orta yerinde bir başına mahzun kalıyor.

BÜLBÜL USTA’NIN TOMBAKLARI

İsmail Usta, İstanbul’un; bir adım öte Türkiye’nin son tombak ustalarından biri. Kalemkâr Bülbül’ün standında içinden sanat ve estetik güzellikler geçen sohbet ettik. Hasbihalimize koleksiyoner Ahmet Öztürk de iştirak etti. Öztürk, piyasada artık İstanbul işi; namı diğer sarayişi tombaklara nadiren rastlandığını, Topkapı Sarayı Nakkaşhanesi’ndeki kalemkârların tombaklarda oldukça mütevazı, sade işçiliklerle sanat icra ettiği bilgisini verdi.

İlk defa bu kadar çok bir tombağı bir arada gördüğüm standın sahibi kalemkâr İsmail Bülbül için bir paragraf açmakta fayda mülahaza ediyorum. İsmail Usta tabir tam yerindeyse ustalarını canından bezdirdikten sonra çıraklığa kabul edilmiş. İlkokula gittiği yıllarda okul güzergâhı üzerindeki bakır ustasının dükkânına onlarca kez giderek “Beni çırak olarak alın?” dediyse de kâr etmemiş. Benzer girişimlerden sonuç almayınca bu kez bakırcının camını kırınca ustası “pes” diyerek yanına almış. İsmail Usta o gün bugündür 30 senedir Osmanlı maden sanatı işlemeciliğiyle hemhâl oluyor. Son aylarda zamanının büyük bölümünü Sabancı Olgunlaştırma Enstitüsü’nde öğrenci yetiştirmeye hasreden muhatabımız elmas uçlu kalemini eline alıp bakır satıh üzerine sabitlediği elif harfinin üzerine 12 adet Rumi deseni nakşetmeye başladı. Biz oradan ayrılırken ustanın kalemi elifin üzerine 99 güzel isimden mülhem 99 damar/desen açmaya başlamıştı bile. Bakırcılık sanat ve zanaatı üzerine daha geniş okumalar yapmak isteyenler haber portalımızda yayınladığımız “İsmail Usta ile kalemkârlık üzerine” başlıklı mülakatımıza müracaat edebilir.

SAHAF FESTİVALİ 6 KASIM TARİHİNE KADAR KİTAP KURTLARINI TAKSİM’E BEKLİYOR

Bugünlerde Taksim Meydanı, ancak işitebilenlerin kulak verdiği kitapların hoş kokulu satır aralıklarından yükselen avaz ile bereketleniyor.

24 Ekim Pazartesi günü Beyoğlu Belediyesi’nin himayesinde açılışı yapılan Sahaf Festivali’nde onlarca sahaf ve on binlerce kitap, okuma sevdalılarının yolunu gözlüyor! 6 Kasım Pazar gününe kadar kitap dostlarının ilgisine açık kalacak festivalde birbirinden âlâ kadim nadir kitaplar, kütüphanelerin raflarında tozlanan eskimeyen dergiler, fotoğraflar, fotokartlar, nadir efemeralar, hususi koleksiyonlar, sohbetle ısınan sahaf stantlarında kıymet bilen karilerini bekliyor.

FESTİVAL BİLİM ŞENLİĞİ İLE SON ERECEK

Beyoğlu’ndaki festival silsilesinin 9-12 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek “Meraklı Zihinler Bilim Şenliği” ile nihayete ermesi planlanıyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi Bilim Merkezi’nin himayesinde düzenlenecek olan Bilim Şenliği’nde ziyaretçileri bilim gösterileri, tematik atölye faaliyetleri, laboratuvar çalışmaları, bilim ve zekâ oyunları ile muhtelif yarışma aktiviteleri bekliyor olacak.

MUCİTLER ATÖLYESİ STANDINDA ÇOCUKLARI SÜRPRİZLER BEKLİYOR

Bilim Şenliği’nde Mucitler Atölyesi de genç ve çocuklara yönelik muhtelif atölye çalışmaları yapacak. Konuyla ilgili olarak görüşlerini aldığımız Mucitler Atölyesi kurucusu Ayşe Kuralay şenliğin amacını şu cümlelerle özetledi: “Mucitler Atölyesi olarak 9-12 Kasım 2016 tarihleri arasında düzenlenen Beyoğlu Belediyesi Meraklı Zihinler Bilim Şenliği'nde yer alacağız. Bilime meraklı tüm çocukları standımıza bekleriz. Standımızda 4-12 yaş arası çocukların katılabileceği eğlenceli deney etkinliklerimiz olacak. Suyu kaynatan buz, beyaz baloncuklar yapalım, yapay kar oluşturalım, sis oluşturalım deneylerine çocuklar eğitmen gözetiminde katılabilecekler. Şenliğe katılım amacımız bilime meraklı çocuklara deney yapma fırsatı sunmak ve bilimin eğlenceli yönlerini göstermektir."

FESTİVAL’DE İSLÂM BİLİM ADAMLARININ İCATLARINA DA YER VERİLMELİ

Merkezi idarenin ve yerel yönetimlerin kültür ve sanata olan şaşı bakışları son 20 yılda düzeldi! Belediyelerin bilime, geleneksel sanatlara, kültüre dair son yirmi yıldır sunmakta olduğu katkılar kültür ve sanatın alan ve hacim kazanarak geniş kitlelere yayılmasını temin etti.

Belediyelerimizin standart, günlük hizmetlerinin yanında kültür ve sanata olan ilgi ve desteklerinin artarak sürdürmelerini temenni ediyoruz. Son cümleye İslâm bilim tarihine desteği de eklemek vakıa mutabık olacaktır. 

Maalesef bugünkü eğitim sistemi içerisinde İslam bilim tarihinin önemli adamları kendilerine yer bulamıyor. Fizik ve matematik âlimi İbn-i-Heysem; eczacı, hekim, jeolog, coğrafyacı Bîrûnî; astronom, mühendis, mekanikçi Takiyyuddin Rasıd, astronom Ebu Mansur gibi Müslüman dehaların isimleri tarihin nisyan karanlıklarına terk edilirken Batının bilim adamları malum olduğu üzere baş tacı ediliyor. Mezkûr üstadlarımızın İslam bilim tarihine, bir adım öte dünya bilimine yaptığı katkılar ve Müslüman bilim adamlarının astronomi, coğrafya, fizik, mekanik, kimya ve tıp bilimleri alanlarında ortaya koydukları çalışmaların prototipleri sadece birkaç bilim müzesinde kendine yer bulabiliyor.

Bu tür festivallerde de İslam âlimlerinin geliştirdikleri tıp cihazlarının yanı sıra, usturlab, debbabe, yel değirmeni, mancınık ve muhtelif astronomik gözlem aletlerinin prototiplerinin günümüz insanının ilgi ve irfanına arz edilmesi gerekiyor. Bu keyfiyeti ilgililerin dikkatlerine sunuyorum.

Güncelleme Tarihi: 27 Ekim 2016, 15:50
YORUM EKLE
YORUMLAR
Sedat KILIÇ
Sedat KILIÇ - 2 yıl Önce

Tüm sanatkarların eline, yüreğine sağlık diliyorum. Kaleme alınan güzel köşe yazınız için ayrıca tebrikler. Kaleminize sağlık diliyorum. Yürekli insanları bizlerle buluşturduğunuz ve bizleri onlarla hemhal ettiğiniz için..

banner39

banner36

banner37

banner35