Bin günün göz nuru Nakkaş'ta!

Üsküdar'da Mimar-Nakkaş Semih İrteş ve tezhip hocası Mamure Öz’ün rehberliğinde düzenlenen sergi yoğun ilgi görüyor

Bin günün göz nuru Nakkaş'ta!

İbrahim Ethem Gören | Dünya Bülteni/ Kültür Servisi

Nakkaş Tezyini Sanatlar Merkezi’nde Mimar-Nakkaş Semih İrteş ve tezhip hocası Mamure Öz’ün rehberliğinde 3 yıllık çalışmanın neticesi olan hat-tezhip eserleri sergileniyor.

14 Mayıs Cumartesi günü Nakkaş’ın Üsküdar’daki mekânında düzenlenen sergi açılışı etkinliğine sanat camiamız yoğun ilgi gösterdi.

Nakkaş’ta bir yandan dünyanın muhtelif coğrafyalarında inşa edilen cami, mescit ve medrese gibi ibadethanelere, dini yapılara tezyinat hizmeti verilirken diğer yandan da Türk tezhip sanatını öğrenmek isteyenlere Nakkaş’ın ustaları Semih İrteş, Mamure Öz, Recep Cengiz, Arzu Uzunosman ve Esra Elitaş tarafından dersler veriliyor.

DOĞUDAN BATIYA; GÜNEYDEN KUZEYE CAMİ TAZYİNATI

Tezyinat için bir paragraf açalım… Ömrünü Topkapı Sarayı’nın kalemişlerini restore etmekle geçiren merhum Sabri İrteş’in oğlu Semih İrteş Nakkaş’taki ekibiyle birlikte doğudan batıya, güneyden kuzeye kadar pek çok kıtada cami tezyinatı hizmeti veriyor. Japonya Tokyo Camii’ni, Türkmenistan Aşkaabat Ertuğrul Gazi Camii’ni, Rusya Moskova Merkez Camii’ni ve geçtiğimiz günlerde ibadete açılan ABD Washington Merkez Camii’ni son cümleye dâhil edebiliriz. Şimdilerde Almanya Köln Camii’nin tezyinatıyla meşgul olan Semih İrteş ve ekibi, mekânını kullandıkları Mimar Sinan’ın yolunda emin adımlarla ilerliyor.

NAKKAŞ’TA 50 ÖĞRENCİ KLASİK OSMANLI-TÜRK TEZYİNATINI ÖĞRENİYOR

Nakkaş’ta hâlihazırda 50 öğrenci Osmanlı kitap sanatları tezyinatını öğreniyor. Açılış günü ziyaret ettiğim sergide Semih İrteş Hoca’yla hasbıhal ettik. Semih Hoca”ya “Nakkaş’ta yetiştirdiğiniz talebelere nasıl bir hedef koyuyorsunuz?” dediğimde aldığım cevap şöyle oldu. “Gerek Nakkaş’taki talebelerimize ve de gerekse uzun yıllar hizmetinde bulunduğum Topkapı Sarayı Nakkaşhanesi’ndeki talebelerime hep şunu söyledim. “Bizi, hocanızı geçmelisiniz.”

TALEBE HOCAYI GEÇMELİDİR

Süheyl Hocam, bize hep talebe hocasını geçmeli derdi. Bu hususta bazı arkadaşlarımız “Hocam, biz sizin yarınız kadar olsak yeter” derdi. Süheyl Hoca bu anlayışa çok kızardı. “Hocanızı geçmek zorundasınız” derdi. Sanatın tekâmülü için böyle bir şey lazım gelir İbrahim Ethem Bey.

SANAT YARIMLIĞI KABUL ETMEZ

Bizler hocamızın dörtte biri kadar olamayız. Lakin Süheyl Bey Merhum, sürekli olarak “Tam olacaksınız, bizi geçeceksiniz” der; “Talebe hocasının yarısı nisbetinde olursa, onun talebesi de onun yarısı kadar olacak, sanat yarımlığı kabul etmez, öğrenenci hocayı geçmek zorunda” buyururdu.

Tezyini sanatlarda, mimari sanatlarda eğiticilik yaparak bu işleri öğrenme yoluna gittim. Çünkü hocamız “Eğer iyi öğrenmek istiyorsanız ders veriniz” diyordu. Hocamın bu tavsiyesinden kendime örneklik çıkardım.”

Mimar-Nakkaş İrteş’e ikinci sualim ilk dersiyle ilgili oldu. Bu meyanda şu cümleler İrteş’e ait. “1975 yılında Nusret Çolpan (Merhum)’la birlikte Çemberlitaş’ta bir vakıfta Türk süsleme sanatları dersleri vermeye başladık. Vakıftaki o dersler bizi belirli bir noktaya getirdi. Verdiğim derslerde kendimi eğittiğimi fark ettim. Eğitim, tasarım, meşk, ödev kontrolü derken pek çok konuda vukûfiyet kazandık. Bu konudaki çalışmalarımız hâlihazırda da devam ediyor”.

Semih İrteş’in çok çalışma, özgün eser üretme babında görüşleri ise şöylece özetlenebilir. “Talebenin yetişmesi için teşvik ve heyecan lazım. Bu işler mütemadiyen kopya ile olmaz, yeni tasarımlarla olur. Yeni tasarımlar kişiyi sanatkâr yapar. Bu durumda sanatkâr zamanı da geceyi de gündüzü de unutur ve sanatın içinde kaybolur.”

Semih İrteş’i dinlemeye devam ediyoruz: “1993 yılında Türkiye’nin önde gelen tezhipçilerinden biri olan Mamure Öz Hanımefendiyle birlikte Fatih’te SemaNakışhanesi’ni kurduk. Orada tezhip ve tasarım dersleri verdik ve levha tezhibi alanında çalışmalar yaptık.

KLASİK SANATLARDA ARZ-TALEP MESELESİ ÖNEMLİDİR

O yıllarda geleneksel sanatlar alanında yılda sadece bir kez sergi düzenlenirdi.

Tezhip sanatının belirli bir konuma gelmesi hattı da haliyle bir yere getirdi. Klasik sanatlarda arz-talep meselesi önemlidir. 1990’lı yıllarda halka bu konuyu açmak istedik. Düzenlediğimiz sergilerle bu alanda mesafeler aldığımızı düşünüyorum. 1993 yılında 6 sergi düzenledik.

KURS MERKEZLERİ TEZHİPÇİNİN YETİŞMESİ İÇİN ÖNEMLİ MEKÂNLARDIR

Günümüzde tezhip sanatıyla ilgili pek çok kurslar var, her yıl çok sayıda tezhip sergisi düzenleniyor. Kurs merkezleri tezhipçinin yetişmesi için önemli yerlerdir. Eğitim önemli... Bu alanda eğitim zamanla doğru orantılı. Yerine göre tezhip sanatı eğitimi 10 yıl da sürebilir. İşin temelinde tasarım var. Bir şemsenin, bir rumi motifinin tasarımının nasıl yapılması gerektiğine dair araştırmalarım 5 yıl kadar sürdü. Şimdi bunları 5 dakikada anlatabiliyorum.

Tezyini sonatlarla ilgilenenler meseleye profesyonelce yaklaşmalıdır, iyi bir hocadan uzun süreli bir eğitim almalıdır. Ve yoluna her zaman talebe olarak devam etmelidir.

Yeni şeyler meşk ettiğimizde bunlar geleneğe ektir. Gelenekten beslenir çünkü.”

GELENEKSEL SANATLARBAŞLI BAŞINA YENİLİKTİR

Semih İrteş Hoca’ya bu kez “Yenilik nedir?”i sordum.

Semih İrteş: “Geleneksel sanatlar başlı başına yenliktir. Bu gelenek çok farklı coğrafyalarda farkı üslupların bir araya gelmesiyle oluşmuş. Şimdi bazen bana geleneksel sanatlarla ilgili, tezyini sanatlarla ilgili kitap soruyorlar. “Gidin, Kanuni’nin Türbesi’ne, Sokullu Medresesi’ne, Süleymaniye Camii’ne kitap bizatihi oralardır” diyorum.

Tasarım, Türk sanatlarında önemli yer tutar. Siz tasarım gücüne sahipseniz yeniliğe başlıyorsunuz demektir. Tezhip sanatı sürekli olarak bir yeniliğin içindedir.

Tezhip sanatı Osmanlı asırlarında kitap süsleme sanatı olarak tezahür etmiştir. Zamanın müzehhipleri, tasarımcıları sanat maharetlerini kitapların tezyinatına hasrederek ortaya çok güzel eserler çıkarmışlardır.

TEZHİP KENDİ İÇİNDE SÜREKLİ YENİLİK ARIYOR

Günümüzde tezhip sanatının odağında kitap sanatları yok. Ne var? Levhalar var. Artık tezhipçiler levhaları tezyin ediyor. İşte böylelikle tezhip kendi içinde sürekli bir yenilik arıyor.

Tasarım melekeniz varsa namütenahi yapacağınız şeyler var demektir. Dolayısıyla her sanatkârın gittiği yol, aynı yol değildir, tezhip sanatının yolları içerisinde farklı tatlar, üsluplar vardır.

USUL HERŞEYDEN ÖNCE GELİR: YENİLİK TASARIMLARDA GELENEĞİN REFERANSLARIYLA YAPILIR

Ama usul her şeyden önce gelir. Şimdi bazı eserlere, levhalara bakıyoruz tezhibi parçalara bölüp karma karışık ölçüler içerisinde ortaya “yenilik” adında “garabet” şeyler çıkarma gayretini görüyoruz. Bunlar yenilik falan değildir. Yenilik tasarımlarda geleneğin referansıyla yapılabilir.

Hoca bildiğini talebesine öğretir, ilmini gizlemez. Talebe hocasının sanata dair ince noktaları, püf noktalarını gizlediğini fark ederse o zaman işler değişir, tersine döner.

Talebe hiçbir zaman hocasının önüne geçmez; bununla birlikte hocayı talebe çalıştırır. Hoca, öğrencisine ilminin inceliklerini öğretmek için sürekli araştırma içerisinde olur.”

TEZHİP HOCASI MAMURE ÖZ: SANAT İNSAN RUHUNU TERBİYE EDEN ÖNEMLİ BİR AMİLDİR

Sergi açılışında pek çok sanatkâr dostumuzla görüşme, sohbet etme imkânı buldum. Klasik ebrunun piri Alparslan Babaoğlu ebru teknesini açık bırakarak sergiye gelmiş. Nakkaş Recep Cengiz ile ve prestij kitap tasarım gurusu Yüksel Yücel ile dertleştik, Mamure Öz Hocamızla da ayak üstü sergi sohbeti yaptık.

MAMURE ÖZ: SANAT İNSANI RUHUNU TERBİYE EDER

Mamure Hoca, serginin amacını şu cümlelerle özetledi: “Sanat insanın ruhunu terbiye eder İbrahim Ethem Bey. Amacımız ruhlarımızı terbiye etmek, tüm dünyaya güzellikler yaymak. Bizi üzen, dünyayı üzen insanların hiç birinin kültürle, sanatla, estetik değerlerle yakından uzaktan ilgisi yoktur. Sanat eğitimi evde başlamalıdır.

“Bence yaptığımız sanat şu güzel mekânla bütünleşiyor, bahçedeki güllerle, yeşilliklerle zenginleşiyor. Bu mekân, bu bahçe beni besliyor. Tüm çalışmalarımız uhrevi bir hava içerisinde ilerliyor.” şeklindeki sözleri, “Mimar Sinan eseri bir medresede sanatla meşgul olmak halet-i ruhiyenize nasıl tesir ediyor?” sualine cevaben sarf etti.

KAATI SANATININ DUAYENİ DÜRDANE ÜNVER: SERGİ, GÜNÜMÜZ KİTAP SANATLARININ GELDİĞİ NOKTAYI İŞARET ETMESİ AÇISINDAN OLDUKÇA MÜHİM

Kaatı sanatının duayeni Dürdane Ünver Hocamızla da ayaküstü sohbet ettik. Ünver Hoca sergi için “Muhteşem” dedi ve ekledi: “Sergi gerçekten muhteşem İbrahim Bey. Bu sergi, Süheyl Ünver Hocamızla Cumhuriyet döneminde yeniden ihya ve inşa edilen tezyini sanatlarımızın nerelere geldiğini gözlemlemek açısından fevkalade mühim. Sergiyi anlatmak için kelimeler kifayetsiz kalır.”

Bir Mimar Sinan eseri olan Üsküdar'daki Valide-i Atik Külliyesi'nin tekke binasında gerçekleştirilen 120 hat ve tezhip eserinin yer aldığı sergi Mayıs ayının son günlerine kadar ziyaretçilerini bekliyor olacak.

Güncelleme Tarihi: 16 Mayıs 2016, 15:04
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35