banner39

Bu yıl yeni çıkan kitaplardan seçki

Ağırlıklı olarak bu yıl yayınlanan kitaplardan bir seçki hazırladık. Seçki edebiyattan düşünceye, İslâmî ilimlerden aktüel siyasi ve sosyal gelişmelere kadar farklı alanları dikkate alarak hazırlandı

Kültür Sanat 17.07.2014, 17:05 18.07.2014, 14:37
Bu yıl yeni çıkan kitaplardan seçki

Dünya Bülteni / Kültür Servisi

Bu yıl yayınlanan yeni kitaplardan seçkiler...

Muhammed Sâdık Efendi, Nefs Bilgisi, Büyüyen Ay Yayınları,2014.

Kendini bilmek adeta bütün bilgilerin başı ya da insanın kendisine verilen ömür süresinde talim edeceği, ulaşmaya çalışacağı yegâne bilgi. İnsanın olgunlaşması, varlığının hem kendisi hem de insan kardeşleri için bir iyiliğe dönüşmesi nefsini tanımasıyla mümkün. Nefs daha çok, insanın kötülüğe meyilli, aşırı istek ve arzularını ve kendisinde ortaya çıkan kibir, haset, bencillik... gibi tutumlarını anlatmak için kullanılan bir kelime. Psikoloji, pedagoji, sosyoloji, ahlâk, felsefe ve sanat başta olmak üzere insana ait ve insanla ilgili olan her bilgi ve bilim onun etrafında dönmekte. İnsanın ruhi kuvvetlerini terbiye etmesi, uygun olmayan yönelimlerine gem vurması, nefsinin heva ve heveslerine hâkim olup üstün gelmesi için önce kendini yani nefsini tanıması gerekli.

Muhammed Sâdık Efendi’nin kaleme aldığı Nefs Bilgisi insanın kendini tanıma ve bilme yollarını gösteren, nefs üzerine geliştirilebilecek dikkatlere kılavuz olacak bir eser.

 

Yakov M. Rabkin, Yahudilerin Siyonizm Karşıtlığı, İletişim Yayınları, 2014.

Bir milliyetçi proje olarak ortaya çıkan Siyonizm’in temel hedefi belliydi: Yeni bir dil, yeni bir toprak, yeni bir siyasal anlayış yaratarak tek ortak yönleri aynı dine mensubiyet olan, farklı diller konuşan ve dünyanın dört bir köşesinde yaşayan geniş yelpazeden bir grup insanı seküler bir ulusa çevirmek. Bu radikal projenin Musevi olmayanlar kadar Museviliğe sıkı sıkıya bağlı olanlardan da sert muhalefet görmesi kaçınılmazdı. Yakov M. Rabkin, bu kapsamlı kitapta Siyonizm’e yönelik Yahudi muhalefetini tüm yönleriyle ortaya koyuyor: Siyonizm’e karşı Musevi geleneğin içinden gelen muhalefetin yapısını inceliyor, “Museviliğe yönelik bir tehdit” olarak görülen Siyonizm’e direnişin tarihçesini sunuyor.

 

 

Muhammed Heyşur, Medeniyetlerin Yükseliş ve Çöküşünde Kur’an Yasaları, Mahya Yayıncılık, 2014.

Geçmişte ve günümüzde çok sayıda ilim adamının dikkat çektiği “ilahi sünnetler”, bütün insanlar üzerinde cereyan eden ve vakıaya egemen olan yasalardır. Buna göre vakıanın incelenmesi ilahi sünnetlerin anlaşılması için bir zorunluluktur, İbn Teymiye’nin ve Reşid Rıza’nın da üzerinde durduğu sünen ilimlerinin ortaya konulmasının önemini, Abduh şu sözleriyle vurgulamaktadır: “...Yüce Allah’ın sünnetleri bilgisi, ilimlerin en önemli ve yararlılarındandır. Kur’an pek çok yerde bu konuya göndermelerde bulunmaktadır. Ümmetlerin durumları da bize bu ilmi göstermektedir. Kur’an, bu sünnetleri ortaya çıkarmamız ve gerçek mahiyetlerini bilmemiz için yeryüzünde yürümemizi, gezip dolaşmamızı emretmektedir.” Yakın zamanlarda Cevdet Said’in, Bireysel ve Toplumsal Değişmenin Yasaları, Abdülkerim Zeydan’ın Kur’an’da İlahi Sünnetler ve Abdullah et-Telidi’nin Toplumların Helak Oluş Sebepleri ve Yüce Allah’ın Suçlu ve Sapkın Kavimler Hakkındaki Yasası gibi bazı eserlerin ortaya konulmasına rağmen, yapılanlar İslâm bilgi manzumesi içerisindeki önemiyle orantılı değildir. Yazar, ilahi sünnetler konusunu “Kur’an’da Sünnet ve Medeniyet Kavramları”, “Bazı Medeniyet Kuramları”, Medeniyetlerin Kuruluş Yasaları”, Kur’an’da Medeniyetlerin Çöküş Yasalar”ı, Kur’an’da Medeniyetlerin Yenilenme ve Değiştirilme Yasaları” başlıkları altında ele almaktadır.

 

Manning Marable, Malcolm X: Arayışlarla Dolu Bir Hayat, İthaki Yayınları, 2014.

Amerika’nın siyaset tarihine damga vurduğu gibi, İslâm düşüncesine yaptığı katkılarla da adından söz ettiren liderlerden biri olan Malcolm X, 1925’te doğdu. Malcolm Little adıyla dünyaya gelen bu insan hakları eylemcisi, adını daha sonra Malcolm X olarak değiştirdi. Soyadı olarak “X”i seçmesi, onun için bir başkaldırıydı. 1950’lerin sonuna gelindiğinde Malik el-Şahbaz adını kullanıyordu. ABD’deki siyahların Afrika’daki kökleriyle ilişki kurmalarını teşvik etti, onların hakları için çalıştı ve İslâm’ın sözcülerinden biri oldu. 21 Şubat 1965’te uğradığı silahlı saldırı sonucu hayata veda etti ve cenazesine binlerce kişi katıldı.

Malcolm X: Arayışlarla Dolu Bir Hayat başlıklı kapsamlı biyografi, bu efsanevi liderin hayatıyla ilgili gerçeklere ve bilinmeyenlere ışık tutuyor. Amerikalı tarihçi Manning Marable’ın kaleme aldığı eser, yayımlandığı sırada New York Times tarafından yılın en iyi on kitabından biri olarak gösterilmiş ve 2012’de tarih dalında Pulitzer Ödülü’nün sahibi olmuştur. Kitabın Alex Haley’in kapsamlı biyografisiyle birlikte okunması yararlı olacaktır.

 

İsmet Özel, Üç Zor Mesele, Tiyo Yayınları, 2014.

İsmet Özel'in Üç Mesele ve Zor Zamanda Konuşmak kitapları yeni ve uzun bir dibace ile bir arada “Üç Zor Mesele” adıyla neşredildi. Üç Kulhuvallahi Bir Elham Üç Zor Mesele'nin Dibacesi işin işten geçmediği, Türkiye'de yapılacak şeylerin neler olduğu fikrine mahsus zeminin oluşmasına müsait vaktin işaretlerinin henüz belirebildiği inancıyla yazıldı. Bor'un pazarının geçtiğini kabul etmiyorum; dolayısıyla eşeğimi Niğde'ye sürme düşüncesinde de değilim. Üç Mesele'yi Zor Zamanda Konuşmak içinde erittim ve ortaya daha netameli Üç Zor Mesele çıktı. Niçin yaptım bunu? Her iki kitabın da müşterisi vardı. Yaptım, çünkü eşeğimi Niğde'ye sürmeğe rıza göstermiş olmak, her iki kitabın ikisinden de nasibini alamamış kıraat meraklılarına taviz vermekti. Paradoks her iki kitabın ikisinden de nasibini alamamışların her iki kitabın piyasaya çıkmasına sebep oluşlarındadır.”

 

Yıldız Ramazanoğlu, Şehrin Gizli Öznesi, Kapı Yayınları,2014.

Şehrin Gizli Öznesi’nde Ramazanoğlu, objektifini Asya ve Avrupa’nın şehirlerine doğrultuyor ve kentleri maddeten ve ruhen çepeçevre saran gizli özneleri ve hikâyeleri önümüze seriyor. Şehir kendini görmek için eğilip aynaya baktığı zaman insanla karşılaşır. Çünkü onu inşa eden, tüllerin arkasında durup ruhunu katan, şeklini veren, estetik duygularını yansıtan özneler vardır. Bazen nice topluluklar, ahaliler görünmez olur da varlıklarıyla şehirlere damgalarını vuran kurucu özneler öne çıkar. Şehir bize kayıt altına almaya değer bir hikâyemiz olduğunu söyler. Bu kitapta şehirlerin insan üzerinden dile gelmesini anlatıyor yazar. Zira insandan insana bir iletişim olması için yatay gelişen, ayağın toprağa değebildiği, ağaçlarla, hayvanlarla dostane ilişkilerin kurulabildiği şehirler lazım bize. Ancak böyle yerlerde fikredebilir, temel insani ve uhrevi hedeflerimizden kopmadan yaşayabiliriz.

 

James D. Faubion, Özne’yi Yeniden Düşünmek, İnsan Yayınları, 2014.

Bu kitap yakın zamanda, sosyal teori alanında en etkili düşünürlerden bazılarının; Foucault, Habermas, Bourdieu, Pizzorno, Macfarlane ve düşünceleri dünya çapında büyük bir etkiye sahip olan diğer düşünürlerin fikirlerini tek çatı altında toplamaktadır. Bu antoloji, her biri daha önceki düşünürler tarafından da işlenen ancak hiçbir zaman açık ve kesin bir dille ifade edilemeyen, çözülemeyen üç çağdaş merkezî konuya değinmektedir. Bunlardan ilk ikisi, toplumda iktidarın ve meşruiyetin doğası ve var olma tarzlarıyla ilgiliyken; üçüncü ve en temel olanı, “ben”in ya da “özne”nin doğası ve var olma tarzları hakkındadır.

 

 

Ramazan Yazçiçek, Haset, Ekin Yayınları,2014.

Kişisel bir zaaf olarak ortaya çıkıp daha sonra zamanla kimliğe sirayet eden bir illet olan “haset”‘i gündemine alan Yazçiçek, bu çalışmanın gündem yoğunluğundan bir nebze de olsun uzaklaşıp muhasebe yapmaya bir imkân olmasını umuyor. Zira dış dünyayı mamur kılmanın ancak iç âlemi imar etme imkânından geçtiği bilinir. Bunun için ‘yolda olanlar’, içe dönük tahrip edici, dışa dönük imha edici haset illetinden kurtulmalıdırlar aksi takdirde yol alamazlar. Çalışma haset’iortaya çıkaran sebepleri ve çözüm yollarına dair önemli tespitler içeriyor.

 

 

 

 

 

Nasr Hamid Ebu Zeyd, Korku Çemberleri, Mana Yayınları, 2014.

Yazdığı eserlerle günümüzde Müslüman’ı ilgilendiren meselelerde tartışma kapılarını aralayan yazar, “kadın” etrafında oluşan korku çemberlerini her türlü “ithamı” göze alarak ele alıp kırmaya çalışırken, Arap-İslâm dünyasındaki kadına dair görüşleri metodolojik bir tenkide tabi tutmuş; tefsircilerin ve fıkıhçıların kadınla ilgili naslara yaklaşımlarını dil, din ve usul bakımından ele alarak eleştirmiş, kendi yorumlarını cesaretle ortaya koymuştur. Bunu yaparken görüşlerini Endülüs’teki nikâh sözleşmelerinden, Tunus anayasasına kadar kadının konumunu belgeleyen geniş bir arşivle örneklemiştir. O dönemde yazarın cesaretle ele aldığı bu konuda Türkiye gibi bazı İslâm ülkelerinde çok mesafe kat edilmiş olsa da, bugün Suud gibi ülkelerde hâlâ “kadın şoförlük yapabilir mi, yapamaz mı?” tartışmalarının devam ettiğini düşündüğümüzde, Ebu Zeyd’in görüş ve tespitleri daha bir önem kazanmaktadır.

 

Ahmet Yaşar Ocak, Arı Kovanına Çomak Sokmak, Timaş Yayınları, 2014

Yozgat’ta doğup, adını yaptığı birbirinden kıymetli çalışmalarla duyuran Ahmet Yaşar Ocak, yetiştiği kültür ortamını; her biri birbirinden değerli hocaları Ömer Nasuhi Bilmen, Nihat Sami Banarlı, Ali Nihat Tarlan, Mahir İz, M. Tayyip Gökbilgin, Nejat Göyünç, Ercüment Kuran, Claude Cahen ve Irene Mélikoff’u ve üzerinde yıllarca titizlikle çalıştığı konuları bu hatıratta anlatıyor. Tarih yazıcılığı alanında Türkiye’de mevcut bazı önyargılara karşı çıkan Ahmet Yaşar Ocak’ın hayat hikâyesi, tarihe meraklı herkesin başucu kitabı niteliğinde…

 

 

 

 

H. Kerim Ece, Kuranın İnsan Modeli İyiler ve Daha İyiler, Beyan Yayınları, 2014

Kuran, iman edenlere zaten iyi diyor. Ama müminlerin iyi olmakla kalmamalarını, daha iyi olmalarını istiyor. Yani aktif iyi olmalarını. Pek çok ayette de onların nasıl daha iyi olabileceklerinin yollarını gösteriyor. Kuranın önce idrake, idrakten yüreğe, yürekten de hayata geçirilmesini istiyor. Daha iyi olmak, bir anlamda Kuranı okur yaşar olmak, yaşayan Kuran olmak anlamına geliyor.Bu çalışma Kuranın iyi dediği, daha iyi dediği insan tiplerinden bir kısmını tanımak amacıyla meydana getirildi. Kuran, iyileri nasıl anıyor, onlardan hangi bağlamda bahsediyor? Bu iyilerin hangi özelliklerini ön plana çıkarıyor? Onları insanlara nasıl örnek olarak sunuyor?

 

 

 

 

 

Ayşe Durakbaşa (vd) Yurttaşlığı Yeniden Düşünmek: Sosyolojik, Hukuki ve Siyasal Tartışmalar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2014.

Bu kitap iki yıl önce “Küreselleşme, Yeni Eşitsizlikler ve Yurttaşlık” adlı uluslararası bir sempozyumdan sonra süre giden tartışmaların yeni boyutlarıyla ele alınması sonucunda oluştu. Derleme yayına hazırlanırken, Türkiye’de inişli-çıkışlı bir seyir izleyen demokratikleşme süreci, küreselleşme ile birlikte yeni biçimler almaya başlayan yurttaş-devlet ilişkilerinin yarattığı yeni yurttaşlık tanımları ve bunların üstüne bina edilen hukuki, sosyolojik ve siyasal yapılanmalar dikkate alınmış. Prof. Dr. Ayşe Durakbaşa, Yrd. Doç. Dr. N. Aslı Şirin Öner ve Dr. Funda Karapehlivan Şenel’in derledikleri bu çalışma “Eskiden Yeniye Yurttaşlık: Kuramsal Yaklaşımlar”, “Avrupa’da Yurttaşlık ve Kimlik”, “Yurttaşlık ve Toplumsal Cinsiyet” ve “Türkiye’de Yurttaşlık Tartışmaları” başlıklı dört kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda küreselleşmeyle birlikte farklılaşan yurttaşlık tartışmalarına ilişkin yazılar yer almakta, temel bir soru olan “Kimin haklara hakkı var?” sorusuna cevap aranıp, haklar sosyolojisinin yeni alanları ele alınmakta; İkinci ve Üçüncü kısımlarda yeralan yazılarda, yurttaşlık kavramının içerdiği “eşitlik” idealinin kültürel, etnik, dinsel ve toplumsal cinsiyet farkları kullanılarak, neoliberal siyasetlerle nasıl aşındırıldığı irdelenmekte, son kısımda ise Türkiye’de ulus-devletin inşası sürecinde oluşan yurttaşlık rejiminin içerdiği eşitsizliklerin yarattığı sorunlar incelenmektedir. Kitabın derleyenler ve yazarlar, üstüne basarak vurguladıkları “yurttaşlık” kavramını, “vatandaşlık”la ilgili değişik biçimleri de içeren daha da geniş kapsamlı bir kavram olarak kullanmakta, katılımcı bir demokraside “demokratik yurttaşlık” idealinin gerçekleşmesi için verilecek mücadelenin esas olduğunu savunmaktadır.

Michael Mann-John A. Hall, Yirmibirinci Yüzyılda İktidar, Açılım Kitap, 2014.

Amerikan sosyolojisinin yeni Weber’i addedilen Michael Mann’le bir söyleşi kitabı. Sosyal bilimlere getirdiği ‘ağ’ analiziyle iktidar oluşumlarının tarihini yeniden yazan Mann ‘Toplumsal İktidarın Kaynakları’ (3 cilt, The Sources of Social Power) adlı eseriyle biliniyor. Bu mülakatlarda Mann hem kendi çalışmalarının bir sinopsisini sunuyor, hem de 21.yüzyıldaki yeni iktidar biçimlerinin nasıl çalışabileceğine dair önerilerde bulunuyor.

Halit Fahri Ozansoy, Eski İstanbul Ramazanları, Dergâh Yayınları,2014.

Eski İstanbul Ramazanları, Halit Fahri’nin çocukluk günlerinden izler taşıyan satırlarla başlı-yor. Doğduğu evin bulunduğu Çıkmaz Terazi Sokağı’ndan, evlerinde Ramazan’ın karşılan-ması için yapılan hazırlıklardan, Ramazan akşamlarının, Kadir gecesinin, akşamları Şehzade-başı’nda kurulan eğlence yerlerinden, sosyal yapıdan, azınlıkların Ramazan ayıyla olan münasebetlerinden bahsediliyor.

Otobiyografik izlerin sıkça bulunabileceği Eski İstanbul Ramazanları, Halit Fahri’nin edebiyat hatıralarına girmeyen edebî muhit ve şahıslarından da haberler veriyor. Kitap, İstanbul’un o devir için merkezî semtleri olan Vezneciler, Direklerarası, Eminönü ve Şehzadebaşı’nın Ramazan günlerinden bahsediyor.

 

 

 

 

Louis Gardet, Müslüman Site, Ayrıntı Yayınları, 2014.

Louis Gardet, Müslüman dünya ile Batı arasında gerçekleşecek bir diyaloga katkıda bulunmasını ümit ettiği Müslüman Site’yi, “Müslümanların kalbinde somut olarak yaşanan İslâm’a yeni bir yaklaşım tarzı” olarak takdim eder. Müslüman Site adı, bir yandan Hıristiyan “Tanrı Sitesi”ne naziredir; diğer yandan da amacı bütün dünyayı kuşatmak olan Müslüman bir kaleye işaret etmektedir. Bu yüzden, Müslüman Site’nin konusu, bir din, bir öğreti sistemi, hukuksal bir yapı olarak İslâm değil, Müslüman bir toplumsal hayatın örgütlenmesinin genel çerçevesi olarak; başka deyişle kendine özgü kuralları, armaları olan bir toplumsal varlık olarak İslâm’dır. Gardet, İslâm’ın İslâm olarak siyaset felsefesinin ne olduğu sorusunu, Müslüman Site’nin ruhunu teşkil eden Müslüman değerleri, Batı’nın Hıristiyan veya Hıristiyanlıktan uzaklaşmış siyaset felsefeleri ile karşılaştırarak ele almaktadır.

 

 

 

Cihan Aktaş, Eksik Olan Artık Başka Bir Şey İslâmcılık, İz Yayıncılık, 2014.

Türkiye’de (ve dünyada) İslâmcılık hiç olmadığı kadar çok tartışıldı, hâlen de tartışılmakta. Din siyaset ilişkisi başta olmak üzere, adalet, İslâmcıların talepleri, başörtüsü, din eğitimi, Kürt sorunu, Alevilik, kentleşme, kentsel dönüşüm, yoksulluk, Ortadoğu vb. konuları içeren son derece ciddi bir siyasal süreç yaşanmakta. Bu kitap, Cihan Aktaş’ın son on beş yılda İslâmcılık üzerine yaptığı okumaların sonucunda kaleme aldığı yazılardan oluşmakta.

 

 

 

 

Jacques Rancière, Demokrasi Nefreti, İletişim Yayınları, 2014.

Düne kadar Avrupa’da resmî söylem totaliter dehşete karşı demokrasinin erdemlerini övüyordu. Devrimciler ise bugün ve buradaki demokrasiyi biçimsel bulup, gelecek bir gerçek demokrasiyi savunuyorlardı. Şimdi bütün bunlar geçmişte kaldı. Bu ideolojik dönüşümü anlamak için onu zenginliğin küresel yönetimi içinde ele almak yeterli değil. Eski zamanlardan beri, kendilerini halkı yönetmeye doğal olarak yetkili görenler “halkın yönetimi” fikri karşısında dehşete kapılmıştır. Jacques Rancière, demokrasi, siyaset, cumhuriyet ve temsil arasındaki karmaşık ilişkiyi incelerken, günümüzde yükselen demokrasi nefretinin kaynaklarını gösteriyor. Demokrasi fikrinin, başkalarını yönetmeyi kendilerinin doğal hakkı olarak görenlerin huzurunu bozan, düzenlerini karıştıran gücünü hatırlatıyor. “Benim oyumla çobanın oyu bir olur mu?” sorusunu sorduran demokrasi korku ve nefretinin kaynaklarını gösteriyor.

 

Tarık Buğra, Bu Çağın Adı, Ötüken Neşriyat, 2014.

Aydınların, idarecilerin ve bütün akıl sahiplerini düşünmeye sevk eden konuları içine alan kitap aslında 1980’li yıllarda Buğra’nın hangi konuları öne çıkardığını da gözler önüne seriyor. Politik şarlatanlıklara karşı gerçekleri ve bağımsız kafayı savunan; kısacası şahsiyetli insanlara yakışan bir tavır ve üslupla millet ve memleket meselelerine bakmayı gündeme getiren bu makalelerin, okuyanlara çok şey ifade edeceği muhakkak.

 

 

 

 

 

Oliver Sacks, Müzikofili, YKY, 2014.

Müzikofili nörolog-yazar Oliver Sacks’ın meslek hayatında karşılaştığı vaka öykülerinin bir derlemesi. Adından da anlaşılacağı gibi, bu kitapta biraraya getirilen vakaların ortak noktası, geçirdikleri hastalık veya kazalar sonrasında müziğe karşı geliştirdikleri hassasiyetleri. Bir sabah, zihninde bitmek bilmeyen son derece “gerçek” bir melodiyle uyanan bir kadın... Yıldırım çarpmasından sonra piyano çalmaya karşı tutkulu bir ilgi geliştiren bir doktor...

Nörolojik hasarlar ve bunlarla baş etme süreçleri yeni “algı kapıları” ile özgül ve sıradışı deneyimlerin önünü açabilir. Sacks digger kitaplarında olduğu gibi Müzikofili’de de hekim ve insan kimliğini öne çıkararak sosyal bilimlere ve edebiyata yaptığı göndermelerle okura, üzerinde hiç düşünülmeyen bambaşka bir dünyayı, beyin denilen gizemli organın dünyasını anlatıyor.

 

Cevat Akkanat, Şiirin İpek Sesi, Okur Kitaplığı, 2014.

Akkanat’ın kitabındaki yazılar 1990’lı yıllarda şiir etrafında meydana gelen tartışmalara ışık tutması açısından önemli. Kitabın arka kapağında yer alan yazının bir bölümü şöyle:”Pek çok şair kendisini diğer insanlardan farklı bir yapıda görür. İki ayak, bacak, bir gövde ve başla şekillenen kaba iskeletin şair adını alanlarının diğerlerinden farkı ne ola? Kuşkusuz, farktan kasıt suret değil, öz, ruh. Ruhsal durumu, dünyayı kavrayışı ile evet, anladık, o farklı ve bambaşka birisidir. Peki, şairi hayal avcısı olarak düşünenlerle, duygusal bir inek kategorisinde tutanlara ne dersiniz?”

 

 

 

 

Laurent Cordonnier, Garibanlara Merhamet Yok, İletişim Yayınları, 2014

Yoksul kime denir? Bugün iktisat teorisi için yoksul kim? İşsizler mi? İşsizliğin, yoksulluk hallerinin bir kısmı ile ilgisi var ama bugün yoksulların büyük kısmı, iş bulamadıkları için değil, aldıkları ücret ailelerini geçindirmeye yetmediği için yoksul. Artan ve süreklilik kazanan işsizlik, 70’lerin başından itibaren yoksulluk tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. İşgücü piyasasının işleyişine dair yeni sorular soruldu. Garibanlara Merhamet Yok’ta, Laurent Cordonnier işgücü piyasasının sorunlu işleyişini ele alıyor. Hem mizahi bir dil hem de analitik titizlikle, neoklasik iktisatta yoksulluğun sorumlusunun yoksullar olduğu varsayımını ve bunun kuramsal ve siyasal sonuçlarını gösteriyor. Ücret artışı talep eden, sosyal yardım bekleyen, daha fazla refah isteyenler emekçiler olunca bunu akıl dışı arzular olarak damgalayan egemen iktisat kuramı, işsizliğin esas sorumlusunun işsizler olduğunu iddia ediyor. Cordonnier, iktisat öğretisini bu açıdan sorgularken, neoklasik iktisat kuramının emek, emek arzı ve talebi gibi temel kavramlara nasıl baktığını inceliyor. Bu kuramdan hareketle işsizlik meselesinin nasıl çözülemeyeceğini gösteriyor.

 

Pierre Bourdieu- Roger Chartier, Sosyolog ve Tarihçi, Açılım Kitap, 2014.

Kitaptaki metinler 7 ve 8 Aralık 1987 tarihleri arasında kayda alınmış olan ve 1 ile 5 Şubat 1988 tarihleri arasında France Culture radyosunda yayınlanan beş “A voix nue” programının ürünüdür.Yapım asistanı Marie-Andrée Armynot du Châtelet idi. Bu programlar aynı radyoda 23 Ocak 2002te Pierre Bourdieunün ölümünün ardından 28 Ocak ile 1 Şubat 2002 tarihleri arasında yeniden yayınlanmıştır. 1988 yılında tarihçi Roger Chartier bu kitapta tamamını entelektüel ve siyasi bağlamlarıyla birlikte bulacağınız beş söyleşi için sosyolog Pierre Bourdieuyü France Culturede ağırlıyor. Karmaşıklıklarının ve farklılıklarının net bilincinin gün yüzüne çıktığı bir diyalogda, sosyolog ve tarihçi kendi disiplinlerini ve toplumdaki rollerini karşı karşıya getiriyor.

 

Erdem Demirtaş, Ortadoğuda Devlet ve İktidar, Metis Yayıncılık, 2014.

Ortadoğu devletleri nasıl oluyor da otoriterlikten çıkamıyor, bir demokrasi haline gelemiyor? Bu rejimlerde iktidar gücünü nereden alıyor? Nasıl bir analiz bu rejimleri anlamamıza daha fazla yardımcı olabilir?

Ortadoğu’daki otoriter rejimler hakkında geniş bir sosyal bilimler literatürü var. Ancak bu araştırmalar, ister İslâm ve demokrasi ilişkisini ele alan çalışmalar olsun, ister geleneksel kültür analizleri olsun, genellikle özcülükle, kültürü şeyleştirme ve kültürü bağımsız bir değişken gibi ele alma türünden zaaflar taşıyorlar. Ortadoğu da Devlet ve İktidar, bu literatürün eleştirel, karşılaştırmalı bir incelemesini yaparak, otoriter rejimlerin toplumsal kaynaklarını, siyasal stratejilerini, şiddet ve güçlü güvenlik aygıtlarının rolünü, sürekliliğin sağlanmasındaki araçları, meşruiyet yaratma ve rıza üretme politikalarını ele almaktadır.

 

Burçak Evren, Yücel Çakmaklı: Milli Sinemanın Kurucusu, Küre Yayınları, 2014.

1970 yılı, Türk sinemasında bu coğrafyanın tarihi dokusunda mündemiç olan maneviyat ikliminin ilk şuurlu adımına başlangıç teşkil etti. Yıllardır dışlanan sahici manevi perspektif, Yeşilçam’ın söylem normları cinsinden olsa da, büyük gövdesiyle bir halk sineması görünümünde olan Yeşilçam’a sirayet etti. Bu yıllarda çekeceği filmler milli sinema tanımlamasıyla literatüre geçecek olan Yücel Çakmaklı, ilerleyen süreçte bir tez sinemasına dönüşecek olan bu akımın ilk örneklerini verdi.

Otuz civarındaki film çalışması, sinemaya yazı ve fikir olarak katkısı, sinema kurum ve kuruluşlarına, festival ve yarışmalara üyeliği, en önemlisi kendi hayat tarzı ile yaptığı filmlerin uyum içinde olması gibi hasletlerle, ayrıca sanatın kendisi kadar sanatçının kendi hayatının da sanatın aşkın ruhunun çizgisinde olması gerektiği hasebiyle, Yücel Çakmaklının esnek ve insani ruh dünyası Türk sineması için kıymet biçilmez bir değerdir.

banner53
Yorumlar (0)
18
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?