banner15

Bursa'da sanat

Bursa'da Ulu Cami’de hat sanatının nabzı atarken, Şabaniye Dergâhı’nda geleneksel sanatlarımızın kalp atışları duyuluyor

Bursa'da sanat

İbrahim Ethem Gören-Dünya Bülteni-Kültür Servisi

“Anadolu’da Sanat” yazı dizimizin üçüncü uğrağı Bursa… Bursa’da da geleneksel sanatlarımız, mahir ustaların eliyle yeni kuşaklara aktarılıyor, Ulu Cami’de hat sanatının nabzı atarken, Şabaniye Dergâhı’nda geleneksel sanatlarımızın kalp atışları duyuluyor.

Ahmet Hamdi Tanpınar Bursa’da Zaman’da eski cami avlusundan, şadırvanda şakıyan suydan, Orhan zamanından kalma bir duvardan, ovanın yeşilliğinden, minarelerin ilahisinden bahseder… Biz de bu terkibe Ulu Camii’ndeki hat yazılarını ve levhaların etrafındaki tezyinatı ekleyelim ve Şabaniye Geleneksel Sanatlar Derneği ustalarının sözlerine kulak verelim.

SANAT DİPLOMAYLA YAPILMAZ


Hattat Mahmut Şahin-Bursa Bab-ı Nun Geleneksel Sanatlar ve Kültür Derneği Başkanı

Sanat öğretmek için Anadolu yollarına nasıl revan oldunuz?

İbrahim Ethem Bey, öncelikle bu duyarlılığınızdan dolayı sizi tebrik ve takdir ederim. Yüzyıllardır bizim öz sanatlarımız olan ve gelenekli sanatlar olarak adlandırdığımız Hüsn-i Hat, tezhib, ebru, minyatür, kat’ı, naht, hep “İstanbul sanatları” olarak adlandırılmış. Ve en iyi temsilcileri İstanbul’da kendilerini göstermiştir. Sanatkârlar Anadolu’nun herhangi bir yerinde dahi bu sanatları öğrense istikametlerini kadim şehir İstanbul’a çevirmişlerdir. Oysaki Anadolu’nun verimli toprakları birçok sanatçıya ev sahipliği yapmaktadır. Bu gerçeği dönemimizde hisseden üstadlarım beni Anadolu’ya yönlendirdiler. Başta Kocaeli ve Bursa olmak üzere Eskişehir ve Kütahya’da dersler vermeye başladım. Üstadlarımın himmeti ve dualarıyla çok rağbet gördüm.

Öz sanatlarımıza yönelik Bursa’da yapılan çalışmalar hakkında genel bilgi verir misiniz?

Bursa’ya Hocam Ali Alparslan Merhum’un ve üstadım Hüseyin Kutlu Hoca’mın teşvikleri ile geleli tam on yıl oldu. On sene sonunda biiznillah dört yüzü aşkın öğrenci sayısına ulaştım.

Biri Bursa’da olmak üzere üç dernekle görevimizi devam ettiriyoruz. Sizin de yakından bildiğiniz üzere Bursa’da Bab-ı Nun, Eskişehir’de Vel Kalem ve Kütahya’da Vav Der var. Ve bu derneklerden klasik manada icazete hak kazanan otuzun üstünde hattat var. Az önce de belirttiğim gibi bu derneklerin lokomotifi konumundaki derneğimiz Bursa’da kurduğumuz Bab-ı Nun Geleneksel Sanatlar Derneği’dir.

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin ve Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün desteği ile faaliyetlerimize devam ediyoruz. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Recep Altepe, Kültür ve Turizm Daire Başkanı Aziz Elbas ve Vakıflar Bölge Müdürümüz Mürsel Sarı Bey’e öz sanatlarımıza yaptıkları katkılardan dolayı teşekkür ederim. Bab-ı Nun Geleneksel Sanatlar ve Kültür Derneği’ne verdikleri Hacı Mehmed Şevki Efendi (Şabaniye) Dergâhı’nda başta Hüsn-i Hat olmak üzere tezhip, ebru, naht ve musiki dersleri verilmektedir. Bu merkezde verilen derslerimiz tamamen gelenekli sanatlarımızdan icazetli hocalar tarafından verilmektedir.

Şabaniye Dergâhı’nda ne tür hizmetler veriliyor? Hangi sanat dallarında kimler ders veriyor?

Az önce de arz ettiğim üzere Şabaniye Dergâhı’nda Hüsn-i Hat, tezhip, ebru, naht ve musiki dallarında eğitim veriliyor. Yıl içinde bu sanatlarla alakalı sergiler ve konserler düzenleniyor. Yalnız Bursa sınırlarında değil yurt içi ve yurt dışında sergiler açılıyor. Yurt içinde ve yurt dışında cami, tekke, dergâh restorasyonu ve yeni yapılan ibadethanelere yazı desteği veriliyor. Ders veren, eğitim veren sanatçılarımız kendi alanlarında klasik manada icazetli arkadaşlar. Hüsn-i Hat dalında fakirle birlikte, Demirali Kurtulmuş, Feride Ateştepe Altun, tezhipte Muhammet Mağ gözetiminde Elif Birkan, Neslihan Duran, ebruda Ömer Önder Cankurtaran gözetiminde Tülay Toğal, Cahide Abanoz, Abdullah Furat, nahtta Recep Ulu, musikide Zinnur Kanık ve Harun Cura dersler vermektedir.

Kadim şehirde geleneksel sanatlarımıza yönelik olarak Şabaniye Dergâhı’ndan başka hangi kurum ve kuruluşlar var?

Bursa’da klasik manada icazet sahibi sanatçıların ders verdiği başka bir kurum yok ne yazık ki. Uludağ Üniversitesi’nde ney dersi veren İbrahim Benlioğlu Hoca, yine aynı kurumda ebru dersleri veren Hicabi Gülgen haricinde geleneksel sanatlar alanında öğrenci yetiştiren başka kimse yok bildiğim kadarıyla.

BUSMEK (Bursa Meslek Edindirme Kursları) bu sene gelenekli sanatlarımızın icazetli hocalar aracılığı ile verilmesi gerektiğini anlamış olmalı ki bizlerden destek istediler. Darısı, yurdumuzun diğer illerindeki meslek edindirme kurslarının başına. İnşallah olmadık prosedürlerle bu sanatlara darbe vuracak işler yapmazlar. Gelenekli sanatlarımızda asıl olanın icazet müessesesi olduğunu unutmamak lazım. Hüseyin Kutlu Hoca’mın bir sözünü yeri gelmişken hatırlatayım istedim “Üniversitelerimizin bu kadar profesörleri var, bu kadar doçentleri var, bu kadar yardımcı doçentleri, bu kadar doktor ve bu kadar öğretim görevlileri var... Milyonlarca lira ödenekleri var… Bana bir tane tam manada üniversiteden yetişmiş hattat göstersinler.” demek ki bu sanat diplomayla yapılmıyormuş.

Bursa’da yetişen yahut Bursalı meşhur hattatlar kimlerdir?

Fakir, Dumlupınar Üniversitesi öğretim görevlilerinden öğrencim Semra Güler ile birlikte bu konuda bir kitap hazırlamakta. Gerek Bursalı ve gerek daha sonra Bursa’ya çeşitli vesilelerle gelen ve burada yaşayan yüzden fazla hattatımız var.

Bursa Ulu Camii yazıları için üç buçuk sene bu şehirde kalan Mehmed Şefik Efendi ve Abdülfettah Efendi, bir sürgünle Bursa’ya yolu düşen Şeyhülislam Veliyüddin Efendi, Orhan Gazi Camii hatibi Kürt İbrahim Efendi, Raşit Efendi ve hatta “Hat ve Hattatan” kitabının müellifi Habib Efendi gibi isimleri zikredebiliriz. Daha geniş malumata inşallah kitabın neşriyle ulaşacağız.

Daimi bir hat serisi mahiyetinde olan Ulu Camii’nin Bursa’da hat sanatının neşv ü neva bulmasında ne gibi amilleri olmuştur?

Bursa’da benim derslerime katılan takribi yüz yirmi kişiden yirmisi bu sanata Ulu Camii’nden etkilenerek başladıklarını belirtiyor. Bırakın Bursa’yı dünyanın dört bir tarafından kadim şehri ziyarete gelenlerin dahi hafızasına kazınıyor, camideki hatlar. Çok maneviyatlı bir yer burası. Bursa Ulu Camii’nde gelenekli sanatlarımızın tüm haşmetini görebiliyorsunuz. Bu meyanda bir yer daha sayabilirim size Konya Mevlana Müzesi… Hazret-i Şemsin Türbesi, Hazreti Mevlana’nın türbesi kadar ilgi görmüyor. Bunda makamlarını tenzih ederim ama görselliğin hiç mi etkisi yok?

Bursa’da hat sanatı güzellikleri adına ne gibi kalıcı projeleriniz var/olacak?

Pek çok projemiz olacak inşallah. Şu anda gündemde olan projemiz Bursa Valimiz Münir Kararoğlu’nun desteği ile Muradiye Camii imaretine bir Kur’an-ı Kerim Medeniyeti Müzesi açmaktır. Bursa Ulu Camii’ni gezen yerli ve yabancı turistlerin bu medeniyetin nasıl bir medeniyet olduğunu anlamaları için bu müze çok büyük yarar sağlayacaktır.

Geleneksel sanatlarımıza gönül verenlere nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Herkes değerlerine sahip çıksın. Öz sanatlarımıza ait eserlere gözü gibi baksın. Biz değerlerimize sahip çıkmazsak yurdumuzun taşınabilir kültür varlıkları tek tek yurt dışına kaçırılacaktır. Zamanla Avrupa, Amerika ve Arap ülkelerine kültür turları düzenleyecek hale geleceğiz. En değerli varlığımız Kur’an-ı Kerim’le alakalı bir müzemizin olmadığı hiç mi dikkatimizi çekmedi! Hiç mi bu acıyı iliklerinizde hissetmediniz? Fakir, taşıdığı icazetlerin manevi ağırlığı altında tir tir titriyor.

Hüseyin Kutlu Hocamın bir sözünü aktarayım “Bir mezar taşını kırılmış olarak görüyorsunuz ve bu sizin içinize dert olmuyorsa size hiçbir şey öğretememişim demektir…”

MÜSLÜMAN SANATKÂRA KEŞFETMEK YAKIŞIR


Elif Birkan (Tezhip Sanatkârı-Şabaniye Dergâhı Tezhip Hocası)

Güzel sanatlara ilginiz nasıl başladı? Tezhip sanatını kimden öğrendiniz?

Resim hocamın beni GSF resim bölümüne hazırlaması ile sanat yolculuğum başladı. Başörtüsü yasağı sebebiyle sınava giremedim. Daha sonra bir arkadaşım vasıtasıyla tezhib kursuna başladım.  Sara Özçelik, Serap Bostancı Tuluk ve Kamuran Çınar’dan dersler aldım, hocalarımın tecrübelerinden faydalandım. Tezhib sanatına profesyonelce bakmamı sağlayan ve geliştiren âmil ise 2008’den beri talebesi olduğum Hocam Hattat ve Müzehhip Muhammed Mağ’dır. Şimdilerde Şabaniye Dergâhı’nda dersler veriyorum.

Şabaniye’de ders verdiğinizi söylediniz? Bursalı öğrenciler tezhiple ne kadar ilgili?

Bursa sanata fazlasıyla ilgili alakalı, bizi hiç yalnız bırakmıyorlar. Bize gelen öğrencilerim tamamen bilinçli olarak, sadece tezhib sanatını öğrenme isteği ve tezhip sevgisi ile geldikleri için memnunum. Anadolu’nun pek çok şehrine nazaran şehrimiz hat, tezhip ve ebru kursları açısından çok şanslı. Bunun sebebi tabii ki sadece bizlere ders vermek için İstanbul’dan gelen  kıymetli hocalarımız Mahmut Şahin, Muhammed Mağ ve Önder Cankurtaran’dır.

Bursa kadim bir şehir... Osmanlı’ya payitahtlık yapmış, saltanat görmüş velud bir medeniyet havzası. Kentinizde Osmanlı’dan geriye sanat ve estetik güzellikler namına neler kalmış?

Bursa, Osmanlı’da 6 padişah döneminde başkentlik yapmış bir şehir ve bunun etkisini kentin her köşesinde hissediyoruz.  Biz, buna alışsak da başka şehirlerden Bursa’ya gelenler bu keyfiyetin farkına daha yoğun olarak varıyor. Bursa bir açık hava müzesi gibi. Ulucamii’miz zaten bir hat cenneti. Osmanlı’nın en büyük mimarlarından Hacı İvaz Paşa’nın imzasıyla Yeşil Cami ve türbesi Bursa’da. Muradiye türbelerimiz, Hüma Hatun, Şehzade Mustafa, Mükrime Hatun türbeleri birbirinden güzel kalemişleri ve çinileriyle bizim ilham kaynağımız. Bursa bu açıdan o kadar zengin ki, daha bir de müze ve cami depolarında; tozlarından, küflerinden arınmak için yetkililerin insafını bekleyen çok değerli eserlerle, hat eserleriyle, hilyelerle doludur. Ve bunlar da yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaktadır. Yani görünen kadar bir de görünmeyen güzellikleri var Bursa’nın.

Tezhip eserlerinizi kadim tezhip eserleriyle kıyaslayacak olursanız neler söylersiniz?

Tezhip, hat sanatını daha da güzelleştirmek, güzelliğine güzellik katmak için vardır.  Biz tezhibin en muhteşem yıllarınıı (16 yy.)  taklit ediyoruz. Yüzyıllar sonraya taptaze kalan renkleri, o zamanın şartlarına rağmen muhteşem olan işçiliğiyle kıyaslanamayacak olsa da ben dönemimizin eserlerini çok beğeniyorum. Ama kullandığımız yapay malzemeler yüzünden bizim eserlerimiz  ecdadımızın ki gibi asırlarca  yaşamayabilir. Tarihçiler bugünleri yazarken, bizim ecdadımızla övündüğümüz gibi günümüzün tezhip sanatkarlarından da bahsetmeli, yeni buluşlar yapıldığını da yazmalı, bu bizim görevimiz. Bu sanatı layıkıyla öğrendikten sonra yenilikler de katmak gerekir.

Şehrinizde yeteri kadar sergi salonu var mı?

Bursa da o konuda bir sıkıntı yok. Çok sayıda kültür merkezi ve sergi salonu var.  Bizim atölyemiz Şabaniye Tekkesi de tam bir sergi salonu gibi, bir sergide dergâhta açmıştık.

Bursalılar açtığınız sergilere ne kadar rağbet ediyor?

Şimdiye kadar açtığımız sergilerde Bursalılar bizi yalnız bırakmadı. “Marifet iltifata tabidir. Müşterisiz meta zayidir” denilmiş ya, biz bunu yaşıyoruz.

Bursa’da bir zaman ilmek ilmek dokunan ipek teması ve kozasıyla tezhip sanat motifleri arasına girmemiş. Günümüzde böylesi çalışmaya tezhip sanatının pratiğine aktarılabilir mi?

Tabii ki aktarılabilir, sitilize edilip uygulanabilir. Çünü geçmişte de ecdadımız tezhip sanatında kullanılan motifleri doğadan stilize ederek kullanmış. Bunun için ezberci eğitimden ziyade artık ecdadın yaptığı gibi yeni şeyler söylemek, yeni besteler yapmak gerektiğini düşünüyorum. Müslüman sanatkâra üretmek, keşfetmek yakışır.

Osmanlı döneminde Bursa’da tezhip sanatıyla ilgilenen ustalar hakkında ne tür bilgilere sahipsiniz?

Bursalı ustalar çoktur. Bursa Yeşil Cami nakkaşı Bursalı Ali b. İlyas var. 2’inci Murat zamanı nakkaşı Nakkaş Safi var. Bursalı Hezarfen var. Tuzpazarı Camii imamı Bursalı Mehmet Efendi var. Genel olarak tarihteki müzehhiplerimizin isimlerini az biliyoruz. Çünkü eserler nakkaşhanede ortak bir çalışma sonucu üretilir nadiren sadece sernakkaşın imzasının atılması gibi bir usul vardı.

ULU CAMİ İLHAM KAYNAĞIMIZ


Recep Ulu (Naht Sanatkarı)

Bursa’da güzel sanatlarla teşrik-i mesainiz nasıl başladı?

2003 yılında  Bursa’ya geldiğimde hattat Zafer Günal  Hocam’la tanıştım. Ben o zamana kadar amatörce ağaca şekil verme sanatı olarak bilinen naht sanatı ile uğraşıyordum. Zafer Hocamın teşvikiyle 2004 yılında hat sanatının inceliklerini naht sanatına uygulamaya başladım. Daha sonra naht sanatçısı Hocam Hüseyin Avni Kabaçalı ile çalışmaya başladım. 2005 yılında Hattat Mahmut Şahin Hocamdan hat  dersleri almaya başladım. Aynı zamanda Hocam Mamut Şahin Hoca’mın gözetiminde ve denetiminde naht çalışmalarımı sürdürmeye devam ettirdim. Bu zamana kadarda hocamın gözetimini ve denetimi altında çalışmalarımı sürdürüyorum.

Şehrinizde naht sanatıyla kimler meşgul oluyor? Yahut siz kaç kişisiniz!

Bursa’da naht sanatı ile meşgul olan fazla insan tanımıyorum, yapanlar da amatörce sanatlarını icra ediyorlar. Profesyonel olarak Hocam Hüseyin Avni Kabaçalı ve Gül Kölük naht sanatıyla meşgul oluyor. Yani sayımız bir elin parmaklarını geçmiyor.

Bursa’nın sanat atmosferi kıl testerenize nasıl yansıyor?

Bursa, Osmanlıya başkentlik yapmış bir şehir. Burada Osmanlı’dan kalma bir çok tarihi cami ve mekân mevcut. Bunlar arasında hat müzesi olarak da bilinen Ulu Camii bizim ilham kaynağımız oluyor. Oradaki eserlerden feyz alarak sanatımızı icra etmeye çalışıyorum.

Naht eserlerinize Bursalılar iltifat ediyor mu? Çalışmalarınızın ürünü olan naht levhalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Naht sanatına Bursalıların ilgi ve alakası var ama tabii ki istenen düzeyde değil. Aslında bu ilgisizlik, geleneksel sanatların hemen hemen hepsinin ortak sorunu. Naht sanatı görsel olarak insanların ilgisini çekiyor. Eserlerimizi genelde sergilerde değerlendirmeye çalışıyoruz veya özel istekler oluyor. Bu şekilde çalışmalarımızı değerlendirme gayretinde bulunuyoruz.

Bildiğim kadarıyla camilere yönelik çalışmalarınız var. Cami yazı takımlarını naht olarak kesiyorsunuz. Bu yönde tüm yazıları ahşaptan olan kaç camiye eliniz dokundu?

Evet, Bursa’da bu konularla ilgili bir ekip kurduk, başımızda Mahmut Şahin Hocamız var. Biz nerede bir caminin yazıları eski ise hemen gidip bir ön inceleme yapıyoruz. Ahşabın görselliği ve uzun ömürlü olmasından dolayı camilerde daha çok tercih ediliyor. Şu ana kadar ülkemizin değişik yerlerinde 80 kadar ibadethanede eserlerimiz mevcut. Sadece ülke içinde değil; yurtdışındaki cami ve türbelerde de eserlerimiz mevcut.

MÛSİKİMİZ KÜLTÜREL ALTYAPIYA İHTİYAÇ DUYAR


Dr. Zinnur Kanık (Musiki Hocası)

Bursa’da musiki ile meşgul olmak nasıl bir duygu? 

Bursa'da mûsikî ile meşgul olmak şahsıma kendimi çok özel hissettiren bir duygu. Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapmış bu şehirde gene Osmanlıdan bir miras olan mûsikî ile iştigal etmek çok önemli… Her ne kadar mûsikî icra etmede bu şehrin kendine has zorlukları olsa da bu mirası temsil edebilmek için gayret göstermek insana huzur vermekte.

Nedir bu zorluk?

En önemli zorluk İstanbul'a çok yakın olmak. Çünkü avantajlı gibi gözüken bu durum, bazı yönlerden Bursa için olumsuzluklar oluşturmakta.

Meselâ?

Mesela, Bursa’da yetişen iyi müzisyenler hemen İstanbul'a gitmekte; dolayısıyla Bursa bir nevi kendi evlatlarından mahrum kalmakta. Yine diğer bir nokta da şu; enstrüman litüyeleri hep İstanbul’da bulunmakta, dolayısıyla bir saz ile sıkıntı vaki olduğunda acilen yapılması gerekenler gerçekleşememekte... Ama yine de İstanbul’a yakın olmanın avantajlarıyla avunmaktayız. Üstadlara kolayca ulaşabilmekte ve onların icralarını dinleyebilmekteyiz. Buna da şükür... Asitane’de yapılan mûsikî, şahsî kanaatime göre başka yerlerde yapılamaz, dolayısıyla bu sıkıntılar da doğal olarak tarafımızdan kabul görüyor.

Mûsiki namına Bursa’da neler yapıyorsunuz?

Biz ise burada o mûsikîyi tanımaya/tanıtmaya uğraşıyoruz. Teknolojinin bu kadar ilerlemesi ise bize çok büyük kolaylık elbette. Bir de Bursa'da anlayış olarak mûsikî mevzusu var ki bu mevzu biraz sıkıntılı.

Nasıl bir sıkıntı bahis mevzuu?

Maalesef Bursa müzisyenleri hem dînî hem lâ-dînî müzik için çok ciddi anlayış problemlerine sahipler. Mesela Mevlevî müziği adı altında günümüzde Bursa’da yapılan icralar içler acısı. Hiç bir şekilde bir hocadan meşk etmemiş kişiler bu mûsikînin sözde bayraktarlığını yapmaya kalkışmaktalar, bu durum beni üzmekte ve fakat elden de bir şey gelmemekte. Etrafımızdaki birkaç iyi müzisyen ile dersler, meşkler, konserler yaparak kendi çapımızda doğru olanı uygulamaya çalışmaktayız. Bize göre kısaca Bursa'da mûsikî ile meşgul olmak bunlardan ibaret...

Kadim şehrin çalışmalarınıza yaptığı/ilham ettiği katkılara dair neler söylemek istersiniz?

Bursa, öncelikle mimarisi ile bize ciddi anlamda bir ilham kaynağı. Çünkü bir anda kendinizi Gökdere Medresesi’nde çağın hengâmesinden kurtarabiliyorsunuz. Ulucamii’de bir vakit gözünüze duvarlardaki hatlardan biri ilişiyor, seyretmeye doyamıyorsunuz. Irgandı Köprüsü’nde ticaretin samimi olanıyla karşılaşıyor, Fidan Han’da sedef işçiliğini görüyorsunuz. Seyyid Usül’de, Emirsultan’da ya da başka bir mekânda edebiyatçılarla, tasavvufçularla beraber oluyor, feyz alıyorsunuz. Bütün bunlar yekpare düşünüldüğünde mûsikîniz de elbette bir başka oluyor, çünkü beslendiği menbâ hep bunlar...

GÜZEL SANATLAR ESTETİK KAYGI İLE KEMÂLE ULAŞIR

Musikinin güzel sanatlarla nasıl bir bağı/bağlantısı/ilintisi var?

Mûsikî güzel sanatların içinde en etkili olanlarından biri. Büyük âlimler mûsikiyi pek çok ilimden daha kuvvetli telakki etmişler. Pek çoğunun mûsikî ilmine dair yazdığı eserler var. İbn Sinâ tıpçı olarak bilinir ama Şifâ adlı eserinin onikinci bâbı mûsikî üzerinedir. Molla Câmîi’nin Risale-i Mûsikî adlı bir eseri vardır vb…

Güzel sanatlar hep estetik kaygı ile kemâle ulaşan dallardır. Musikî de sesin estetiği ile uğraşır, bu onların ortak noktası. Kur’an-ı Kerîm’de de estetiğe vurgu yapılır, güzel olan teşvik edilir, mûsiki de bir yönüyle Kur’an-ı süslemedeki araçtır. Bizim atalarımız bunun bilinciyle mûsikîyi mimariden, mermer ve tahtaya şekil vermeden, kalemişinden, hattan, ebrudan hiç ayırmamışlar. Hep birlikte icra etmişler bu güzel sanatları.

Talebe yetiştiriyor musunuz?

2006 yılından beri fiilen ney dersleri vermekte idim. İlk önce Gökdere Kültür Merkezi’nde, daha sonra Bab-ı Nun Geleneksel Sanatlar Derneği’nde Ramazan ayı hariç, haftada bir gün olmak üzere bu dersler devam etti.

Musikiseverlere nasıl ulaşıyorsunuz?

İnsanlara ulaşmak için sadece derneğin faaliyetlerini tercih ettik. Bizlerin ve talebelerin icralarını görenler bizimle irtibata geçip öğrenci oldular. Çok fazla öğrenci olsun diye farklı çalışmalarımız hiç olmamıştır. Gelen kişilerin kendi çevrelerine bahsetmeleri üzerine irtibat kuranlar da olmakta böylece.

Düzenli meşkleriniz oluyor mu? 

Son dört yıldır her hafta Cumartesi akşamları düzenli olarak, yetişen öğrencilerimizle ve bir kaç Bursalı mûsikîşinas ile meşkler yaptık. Bu meşkler seviye olarak biraz yüksek olduğu için derneklerde yapılan benzer mûsikî icralarından farklıdır. Bugüne kadar değişik makamlarda dört adet Mevlevî Âyîn-i Şerîf-i icra ettik ki tamamen usûlüne, adabına uygun olarak yapılmıştır. Ayrıca değişik makamlarda “Klasik Fasıllar” geçtik ve pek çok saz eserini de ileri derecede icra ettik.

Bu meşklerimizde prensip olarak sadece ney, tanbur, klasik, kemençe, kudüm ve bendir sazlarını kullandık diğer sazları almadık.

Musiki çalışmalarınıza Bursalılar ne kadar yanınızda oluyor?

Bursalıların alakası pek fazla bir şekilde vardır diyemeyeceğim. Artık sebebini bilemiyorum ama çalışmaların ağırlığı ve icra edilen eserlerin seviyelerinin yüksekliği biraz etkili bu noktada. Çünkü bizim mûsikîmiz bir kültürel alt yapıya ihtiyaç duyar, bu olmadan hakiki anlamda bu mûsikîden feyz alınmış olunmaz. Yani şiir, edebiyat, tarih ve sanat anlamında kişi hazır olmalıdır. Gene de çevremizden aldığımız olumlu tepkiler bize güç verdi ve bu meşkleri devam ettirebildik bu güne kadar.

ŞABANİYE DERGÂHI BURSALILAR İÇİN BİR FIRSAT MEKÂNIDIR

Bursalı hemşehrilerinize sanatınız ve Şabaniye Dergâhı’ndaki çalışmalarınız hakkında nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Bana göre Bursa'da Şabanîye Dergâhı Bursalılar için bir fırsat mekânıdır. Hat, ebru, tezhip ve mûsikî ile ilgili Türkiye’de kabul görmüş yetkin kişilerce idare edilen bir mekân.

Tüm hocalar iyi birer üstadın yanında yetişmiş ve hocalık yapmaya başlamış kişiler. Onlar sadece ders olarak değil, şahsiyet olarak da kıymete haiz kişiler. Böyle topluluklarla Bursalıların tanış olması çok önemli, daha fazla ilgi alaka gösterip faaliyetlerini desteklemelerini Bursalılardan istirham ederiz...

Güncelleme Tarihi: 08 Ekim 2014, 14:13
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35