banner15

Cihan Aktaş'tan yeni kitap: Kızım Olsan Bilirdin

Cihan Aktaş’ın yeni öykü kitabı Kızım Olsan Bilirdin İz Yayınlarından çıktı. Aktaş okurlarını bu kitabındaki öyküleriyle Alzheimer hastalarının dünyasına çekiyor

Cihan Aktaş'tan yeni kitap: Kızım Olsan Bilirdin

Dünya Bülteni/ Kültür Servisi

Kızım Olsan Bilirdin kitabı pek çoğu edebiyat dergilerinde yayımlanan öykülerden oluşuyor. Yazar ilk öyküden itibaren, yaşlanan bir annenin, ihtiyarlığın da getirdiği bir rol değişimi ile çocuklaşmaya başlamasının tınılarını duymaya başlıyorsunuz. Değil mi ki zaten, hayat döngüsel bir süreçtir. Kimi hikâyelerde, anne ile kızın alışıldık rolleri değişiyor ve artık anne çocukluk, çocuk ise annelik rolüne geçiş yapıyor. Yazar, bunları imkânsız kolay bir dille ve ustalıkla anlatıyor ki, okuru kurmaca ile gerçeklik arasında bir yolculuğa çıkarıyor.

Cihan Aktaş, Kızım Olsan Bilirdin kitabındaki öyküleri etrafında Star Kitap’ta yayımlanan söyleşisinde hayat, öykü ve kurmaca münasebetine de ışık tutan açıklamalarda bulunmuş. Birkaçı şöyle:

“Annem Alzheimer hastasıydı. Onun (…) daha iyi bakılması için Alzheimer üzerine çeşitli okumalar yaptık hepimiz, kardeşler olarak. Yaşadıklarınız aynı hastalıktan muzdarip insanları tanımaya yöneltiyordu tabii. İrlandalı yazar Iris Murdoch’un Alzheimer olduğunu biliyordum. Fakat bir engellilikle sonuçlanan trafik kazaları gibi Alzheimer da sadece bilgiyle öğrenilmiyor. Annemin hastalığından sonra artık geri dönüşsüz bir süreci birlikte adımlamaya başladık. (…) Hastalığı kabul ettikten sonra ise sadece ona iyi bakmayı ve güvenliğini sağlamayı düşünüyorsunuz. O yıllarda düştüğüm notlardan, okumalarımdan ve gözlemlerimden hareketle yazdığım birkaç öykü Fayrap’ta yayımlandı. Hastalık ağırlaşırken artık öykü yazamadım. Annemin vefatından üç yıl sonra zihnimde öne çıkan birkaç konuyu öyküleştirmeyi denedim. Kuşkusuz anlattıklarım sadece annemin yaşadıkları değil, ancak onun hastalığı dikkatimi Alzheimer hastalarının dünyasına çekti. Çok sarsıcı, dokunaklı, insanın hayata bakışını sarsan hikâyeler dinledim. Öykülerimin hepsinde bu konuşmaların bir payı var.”

Bu konu üzerine yazmanın sağaltıcı bir etki bırakıp bırakmadığı noktasındaysa şunları söylüyor:

“Yazmak her zaman iyi gelir. Birçok açıdan etraflıca düşünmeniz gerekir çünkü. Bazı konularda sizde yara bırakan olay veya hâl yazarken başka bir mahiyet kazanabiliyor, ama tersi de oluyor. Yazma sürecinde göz ardı ettiğiniz bir ihmaliniz çıkıyor karşınıza ve yeni bir sorgulama başlıyor. Alzheimer böyle bir hastalık, ne yapsanız yetersiz geliyor. İnsanın annesini yitirmesi zaten başlı başına sarsıcı bir tecrübe. Yeni öyküler yazmaya başlarken, hem annemin ölümüne hem de hastalığa biraz daha mesafeli bakabileceğimi sanıyordum. Sonra şunu fark ettim. Anne asla ölmüyor.”

Güncelleme Tarihi: 09 Kasım 2015, 11:00
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35