banner15

Cogito'dan önce Dünya Bülteni'nde

Cogito dergisi yeni yayımlanan son sayısında (sayı:67, yaz 2011) günümüz felsefesinin iki önemli ismi Jean-Luc Nancy ile Alain Badiou arasında Libya özelinde yaşanan ve Dünya Bülteni’nde çevrilerek yayımlanan tartışmayı “gündem” bölümünde merceğe alıyor

Cogito'dan önce Dünya Bülteni'nde

Dünya Bülteni/ Kültür Servisi

Libya'da savaş neredeyse sona erdi. Seyfülislam hâlâ Trablus sokaklarında görülse, Kaddafi tehditkâr ses kayıtları yayınlamayı sürdürse de savaşın sonunun geldiği ve kaybedenin kim olduğu aşikâr. Evet, sona ermesi muhtemel bir savaştan söz ediyoruz, başarıya ulaşan bir devrimden değil. Zira Tunus ve Mısır'dakinin aksine NATO'nun müdahalesiyle Libya'da yaşananlar diktatöre karşı bir devrim süreci olmaktan çıkarak açık bir iç savaşa dönüştü. Bir tarafta zalim olduğu ve def edilmesi gerektiği açık olan diktatör ama karşısında da küresel güçlerden maddi destek alan ve askeri operasyon gerçekleştiren NATO'yla paralel hareket eden isyancılar

Libya'da askeri müdahalenin henüz başladığı günlerde iki çağdaş Fransız filozofu Kaddafi'ye karşı Batılı güçlerin müdahalesinin yanında ya da karşısında durmanın ne anlama geldiği noktasında dikkat çekici bir tartışmaya giriştiler. Türkçede Özgürlük Deneyimi, Demokrasinin Hakikati ve son olarak Dört Küçük Konferans adlı kitapları ve Monokl dergisinin özel sayısıyla yeni yeni tanınan Jean-Luc Nancy, "Arap halkları bize neyi işaret ediyor?" başlıklı yazısında halkın namert katiline saldırılmasının gerekli bir şey olduğunu, dünyanın artık "Batı küstahlığının, özgüveninin ve emperyalizmin dünyası" olmadığını ve "birlikte yaşama eyleminin yeniden icat edilmesinin gerekli olduğu, her şeyden önce yaşama eyleminin kendisinin yeniden icat edilmesini gerektiren bir dünya" inşa etmek için mevcut durumun doğru anlaşılması gerektiğini söyleyerek bir bakıma NATO'nun müdahalesine onay vermiş oldu. Nancy'nin bu yaklaşımına karşı en ciddi tepki ise Alain Badiou'dan gelmişti.

 Jean-Luc Nancy'ye hitâben yazdığı açık mektupta şaşkınlık içinde olduğunu söyleyen Badiou akıntıya karşı durmaya çağırdığı muhatabına, Batılı bombacı ve askerlerin gerçek hedefinin "lanetli Kaddafi" değil Mısır'daki ve Tunus'daki devrim olduğunu söylüyordu: "Nasıl olur da sen bu tuzağa düşersin? Nasıl olur da eski durumun işlerine geldiği kişilere 'kurtarma' görevinin emanet edilmesini kabul edebilirsin? Bu kişiler mutlak bir biçimde, cebren, petrol ve hegemonya için oyuna geri dönmek istiyorlar. Mağdurların adına yapılan korkunç şantajı, 'insani yardım' şemsiyesini basitçe kabul edebilir misin? Fakat bizim ordularımız yerel patron Kaddafi'nin kendi ülkesinde öldürebildiğinden daha çok insanı birçok ülkede öldürüyor. Çağdaş insanlığın büyük kasaplarına, aşina olduğumuz sakat bırakılmış dünyaya nezaret edenlere uzanan bu güven neyin nesi?"

Cogito dergisi yeni sayısında (sayı:67, yaz 2011) günümüz felsefesinin iki önemli ismi arasında yaşanan bu  hararetli tartışmayı "gündem" bölümünde merceğe alıyor. Sözkonusu tartışma hakkında Ömer Lekesiz de bir yazı kaleme almıştı Yeni Şafak'ta. Jean Luc-Nancy'nin "Arap Halklarının Bize Gösterdikleri" başlıklı makalesiyle  onu 'fırçalayan' Badiou'nun metininin yanı sıra "Arap Baharı" ve Libya olayları hakkında Gianni Vattimo'nun "Felsefeciler Savaşta",  Donagh Brennan'ın "Alain Badiou, Jean-Luc Nancy, Fransa, Libya ve Ben" ve Immanuel Wallerstein'ın "Libya'nın Dikkatleri Dağıtması" başlıklı yazıları da okuyucuların dikkatine sunulmuş. "Arap Baharı" şeklinde adlandırılan ayaklanmalar sürecine küresel güçlerin dahlini ve kendisini Batılı mutabakatın dışına konumlayan muhalif kesimlerin yaşananlara karşı tavır alma noktasında dikkat etmesi gereken hususları, yüzeysel ve angaje bakışların ötesinde felsefi bir düzlemde değerlendirmek/tartışmak isteyenlerin bu dosyayı kaçırmaması gerektiğini belirtelim.

Söz konusu tartışma metinleri ilk olarak Dünya Bülteni tarafından çevrilmişti. Nancy’nin yazısı burada, Badiou’nun cevabı burada.

Güncelleme Tarihi: 26 Ağustos 2011, 09:26
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35