Dede Korkut’un iki nüshası Vatikan ve Dresden’de bulunuyordu. Bunun anlamı nedir?

Bilinen iki nüshası Vatikan ve Dresden’de bulunan Dede Korkut’un üçüncü el yazması İran’ın Türkmenistan Sahrası’nda bulundu. Eser hakkındaki yayınlardan haberi olmadığına değinen kitabın bulucusu Veli Muhammed Hoca, “Şimdiye kadar Fuzuli’den Nevai’ye onlarca el yazması buldum. Kitapları genelde araştırmacılara gönderiyorum. Dede Korkut’un kayıp parçasını da birkaç hocaya emanet vermiştim” diyor.

Dede Korkut’un iki nüshası Vatikan ve Dresden’de bulunuyordu. Bunun anlamı nedir?

Sözlü ve yazılı geleneğimizin en kıymetli parçalarından olan Dede Korkut Hikayeleri’nin üçüncü nüshası İran Türkmen Sahrası’nda bulunmuştu. Çeşitli iddiaların ardından çalışmalar bir bir kitaplaşmaya başladı. Kutlu Yayınevi’nden Yusuf Azmun imzalı, “Dede Korkut’un Üçüncü El Yazması” ile Prof. Dr. Metin Ekici’nin hazırladığı “Dede Korkut Kitabı Türkistan / Türkmen Sahra Nüshası Soylamalar ve 13. Boy - Salur Kazan'ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürmesi” Ötüken Neşriyat’tan çıktı. Prof. Dr. Ekici, eseri kendisinin bulmadığını, gönderilen eser üzerinde çalışmalar yaptığını geçen ayki röportajımızda söylemişti. Hoca ise bu görüşü onaylayan konuşmasına bir rahatsızlığını ekliyor ve araştırmayı yayınlamak için kendisinden izin alınmadığını söylüyor. Prof. Dr. Ekici’ye konuyu tekrar sorduğumuzda şunları dile getirdi: “Veli Muhammed Hoca’ya öncelikle nüshayı bulduğu için minnettarım. Sempozyumda açıklama yapmam konusunda beni kutlamıştı, ben de bilim adamı olarak bu çalışmanın dünyaya duyrulmasına yardımcı oldum. Ayrıca Türkiye’de ilk defa benimle paylaştığı için müteşekkirim ve kendisiyle görüşmeye devam edeceğim.” Biz de Avrasya Yazarlar Birliği tarafından onur ödülüne layık görülen, Dede Korkut’un orijinal yazmasını bulan ve kütüphanesinde misafir eden Veli Muhammed Hoca ile konuştuk. Şahruz Akatabay da Hoca’ya olduğu gibi bize de yardım etti ve üçüncü Dede Korkut nüshası hakkında bilgi verdi.

Dede Korkut nüshasını nasıl buldunuz?

Türk ve Türkmen dili kitaplarını topluyorum. Onları çoğaltıp araştırmacılara yönlendiriyorum. Birkaç kitap almak için Tahran’a gittim. Ravi adlı sahaf arkadaşım elinde bir yazma olduğunu söyledi ve ‘Veli Muhammed, bu senin işine yarar’ deyip bana gösterdi. Ravi Türkçe bilmiyordu, ben de Türkçe olduğu için satın aldım ama ilk başta ne olduğunu anlamamıştım. Aklımda sadece koleksiyonuma yeni bir Türkçe el yazması katıldı sanıyordum. Günbet’te eseri birkaç kişiye gösterdim, bilgisayara aktarıp Tahran’daki hocalara birkaç sayfa gönderdim. Ancak onlar ne olduğunu anlamadılar. Eseri 2018 Aralık ayında buldum. Araştırmacıların söylediklerine göre 200-300 yıllıktı. Şahruz Akatabay ise bana bu kitabın Dede Korkut olduğunu ve muhafaza edilmesi gerektiğini söyledi.

Eserin önemini anladığınızda neler hissettiniz?

Yazmaları toplamaya başladığımda babam, ‘Türk ve Türkmen edebiyatında Dede Korkut kadar bir alim ortaya çıkmadı, çıkamayacaktır da’ demişti. Babamın bu söyledikleri her zaman aklımdaydı. Bir zaman kısmet oldu ve Kazakistan’a gittim. Orada Dede Korkut mezarının Seyhun Irmağı kıyısında olduğunu öğrendim. Başına gittim. Böyle bir Bilgin’in bakımsız kabrini görünce oturdum ve uzun uzun ağladım. Gazeteye konuşup dikkat çekmeye çalıştım. Sonra tekrar gittim ve oraların restore edildiğini, iyi hale getirildiğini gördüm. Bugün bu kitabı bulmamı da Dede Korkut’un bir hediyesi olarak görüyorum. Çünkü ben daha önce onu ziyaret edip ruhuna dua etmiştim, onun kabriyle ilgilenmiştim.

Dede Korkut’un Türk tarihi açısından önemi nedir sizce?

Dede Korkut, bizim ortak tarihimizin ve edebiyatımızın ürünüdür. Gelecekte kurulacak birliğimizin de vesilesi olabilir.

Kitabın iki nüshası Vatikan ve Dresden’de bulunuyordu. Sizce bunun anlamı nedir?

Bu Dede Korkut’un önemini ve ününü gösteriyor. Sadece Doğu’da değil Batı’da da ilgi olduğunu anlıyoruz. Kitabı almak için birkaç kişi yüksek paralar teklif etti ama hiçbirine satmayacağım. Dediğiniz gibi iki yazma Avrupa’da. Hiç olmazsa biri bizim Türk topraklarında kalsın dedim ve bunu muhafaza ettim.

Türkiye’de eseri başka isimler açıkladı. Onlarla konuştunuz mu, iletişime geçtiniz mi?

Bulduğum kitapları alimlerle, araştırmacılarla paylaşıyorum. Bazen de danışıyorum. Türkiye’de bu eserin başka birileri tarafından açıklandığını duydum. Bazı alimler bulduğum bu Dede Korkut kitabını duymuşlar, sadece inceleyip okuyacağız deyip aldılar. Nüshayı alan şahısların konumuna ve ünlü olmalarına güvendim. Haberini çıkarmayacağız, yaymayacağız, yayınlamayacağız diye söylediler. Ben de bu büyük insanlar beni kandırmaz deyip güvendim ve nüshayı gönderdim. Danıştığım hocalar pdf’sini, kopyasını ele geçirdikten sonra iznim dışında haberi yaymaya başladılar. Ben sadece danışmak için kitabın sayfalarını onlara göndermiştim. Eserin içeriğini araştırmacılar söyleyecek. Yayın için yazılı izni Şahruz Atakay’a verdim. Eser yakın bir vakitte yayınlanacak.

Nüshayı açıkladıktan sonra nasıl tepkiler aldınız? Türkiye ve dünyanın Dede Korkut ilgisi hakkında ne söylemek ister misiniz?

Üzücü taraflar kadar sevindiren olaylar da oldu. Kazakistan’ın Tahran Büyükelçisi bize saygı gösterip ziyaret ettiler. Nüshayı yakından incelediler. Türkmen Sahra halkı, Azerbaycan Türkleri ve özellikle Türkiye’deki kardeşlerimiz yazmanın bulunmasını büyük bir sevinçle karşıladılar. Buna çok sevindik. Eski nüshaları bulup ortaya çıkarmayı bana nasihat eden babamdır. Babamın vasiyetini de yerine getirmiş oldum. Bu nüshanın bulunmasıyla birlikte Dede Korkut daha çok konuşulur, tanınır oldu. İnşallah yakın gelecekte bu yazma, kitap olarak yayınlanacak. Tebriz’de Azerbaycan Türkü kardeşlerime de yayın izni vereceğim. İran Türklerinin de Dede Korkut’a aşina olmasına bir vesile olmak istiyorum.

Diğer bulduğunuz eserlere birkaç örnek verebilir misiniz? Bu eserleri bulmaktaki amacınız nedir?

Yazma ve taş baskılar kütüphanesini kuralı 15 sene oldu. Orada Türk edebiyatıyla ilgili önemli kitapları topladım. Bulduğum yazma ve kitapları çoğaltıp kendi imkânlarım dahilinde halk arasında yaydım. Hoca Ahmet Yesevi, Fuzuli, Ali Şir Nevai’nin yazma eserlerini buldum. Şimdi de Dede Korkut nüshasını buldum diye rahat oturmayacağım, eve döndüğümde yazmaları bulmaya, toplamaya onları halkla paylaşmaya devam edeceğim.

Eseri keşfetmesinde Veli Muhammed Hoca’ya yardımcı olan Şahruz Akatabay’dan eser ve eserin geleceği hakkında şunları öğrendik: “Eser 24 soy ve 1 boydan oluşuyor. Konu olarak da Salur Kazan’ın ejderhayı öldürmesi anlatılmış. 62 sayfa olan bu yazmanın ilk iki sayfası kopuktu. Bu nedenle adı, tarihi, yazanı belli değildi. Diğer nüshalardan bildiğimiz savaşçıların övgüsü, tabiatın tasvirlerini burada da görüyoruz. Şairlerin mahlas kullanması gibi en sonda Dede Korkut’un adı geçiyor. Veli Muhammed Hoca’nın izniyle 4 arkadaş altı aydır çalışıyoruz. Eser yakında yayınlanacak. Aynı çalışmayı Farsça dilinde, Azerbaycan Türkçesi, Türkmen Türkçesi lehçelerinde de yayınlamayı düşünüyoruz. Veli Muhammed Hoca’dan habersiz basılan çalışmalar için mahkeme yoluna gitmeyeceğiz.”

İran’ın Türkmen Sahra bölgesinde 1949 yılında, Günbet Köyünde dünyaya gelen Veli Muhammed Hoca, Türkmenlerin Hoca boyundan olan bir araştırmacı. Devlet bursuyla Danimarka’da Elektrik Mühendisliği okuduktan sonra İran’da memurluk yapmış. Şimdilerde emekli olan Hoca, babasının nasihatı üzeirne yazma eserleri topladığı bir kütüphane kurdu. Türk dili, edebiyatı ve tarihiyle ilgili taşbaskı, el yazması eski kitapları toplayan Hoca, “Elimden geldiğince maddi manevi gücüm yettiğince devam edeceğim” diyor.

Kaynak: Yeni Şafak

Güncelleme Tarihi: 01 Temmuz 2019, 12:47
banner53
YORUM EKLE

banner39