banner15

Diriliş yargılaması mahkeme tutanakları

Sezai Karakoç’un İslâmın Dirilişi ile Yazılar kitaplarından dolayı yargılandığı davaya dair belgelerden bir kısmı Ayraç dergisinin 83. sayısında yayımlandı. Derginin bu sayısı, Karakoç üzerine ufarak bir dosya gibi de okunabilir. Ayrıca mahkeme evraklarına da yer verilmiş olması Novalis’in “Yazılar devletin düşünceleri, arşivlerse belleğidir” sözünü doğrulamaktadır.

Diriliş yargılaması mahkeme tutanakları

Asım Öz/Dünya Bülteni/Kültür Servisi

Sezai Karakoç’un, 1960’ların sonlarından itibaren birkaç eserinden dolayı yargılanması ve bu yargılamaların neticesinin 1974 senesine değin sürmesi üzerine pek düşünülmediği gibi bu konudaki yayınlar da son derece sınırlıdır. Bu nasıl aşılabilir? Bunun için birkaç şey gerekli: Dönemin basınının bu yargılamaları nasıl yansıttığı, bilirkişi raporları, mahkeme tutanakları ve hatıralara daha yakından bakmak.

 Kanaatim odur ki yıllara yayılan bu yargılama sürecinin Diriliş dergisinin yayın politikası başta olmak üzere Karakoç’un düşüncelerinin kamusal ifadesini ciddi kırılmalara uğrattığı açıktır. Öyle ki derginin 1970’lerdeki yönelişi bu yargılamalar ışığında bambaşka bir açıdan ele alınabilir. Keza Karakoç’un yanındaki genç kuşakların da başka mahfillere yahut daha ‘bağımsız’ yayın organlarına kanatlanmaları da bununla birlikte mütalaa olunabilir. 

Sezai Karakoç’un İslâmın Dirilişi ile Yazılar kitaplarından dolayı yargılandığı davaya dair belgelerden bir kısmı Ayraç dergisinin 83. sayısında yayımlandı. Derginin bu sayısı, Karakoç üzerine ufarak bir dosya gibi de okunabilir. Ayrıca mahkeme evraklarına da yer verilmiş olması Novalis’in “Yazılar devletin düşünceleri, arşivlerse belleğidir” sözünü doğrulamaktadır.

Şahin Torun ve Cavit Marancı’nın yazılarından oluşan “Diriliş Yargılaması” dosyasında ayrıca Arif Ay’ın Karakoç üzerine yazdığı çağrışım yüklü kitaba dair bir yazı da bulunmakta. Ben daha ziyade dosyanın orta yazısı üzerinde durmak istiyorum ki zaten önemli olan da bu bana kalırsa.

 KARŞILAŞMANIN ARDINDAN

İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinde görev yapan Cavit Marancı, Karakoç’la nasıl tanıştığını da anlatıyor. İlk karşılamalarında kendisinin Dördüncü Ağır Cezada çalıştığını belirten Marancı’ya Karakoç şöyle der:  “Ben orada yargılanmış, ceza almıştım…’ demiş. Ve eklemiş: ‘1971 senesiydi.” Bu karşılaşmanın ardından adeta kazma kürekle arşivde çalışmayı andıran meraklı bir süreç başlar: “Bu ilk görüşmemizin hemen ardından belki haftası bile dolmadan acaba onun yargılandığı dosyayı bulabilir miyim diye mübaşirle birlikte arşive inmiş, İbrahim Paşa Sarayı altına denk gelen arşivde ve Binbirdirek Sarnıcından aşağı kalmayan büyüklükte bir eski sarnıç olan arşivde kendimce bir arayışa girişmiştim. Yıl 1971’di nasılsa, yargılanan kişiyse üstad Sezai Karakoç’tu.”  

Gelgelelim, sanıldığı kadar kolay bir iş değildir bu. Zira “farelerin cirit attığı loş sarnıcın çamur kaplı galerileri arasında altmışlı yetmişli yıllara ait bir dosyayı” bulmak hayli zahmetlidir. Ancak belgeleri arayıp bulmakta kararlıdır Marancı, Çünkü bu yargılamaların hiç olmazsa temin edilebilen resmi belge örneklerini toparlamanın Karakoç üzerine yapılan/yapılacak olan çalışmalara önemli bir katkı olacağını düşündüğünden bütün imkânlarla bıkıp usanmadan aramaya devam eder. “Aramakla bulunmaz, bulanlar arayanlardır” fehvasınca aradığı belgeleri İstanbul Adliye Arşivi ve Ankara Yenimahalle Başbakanlık Devlet Arşivlerinden toparlar.

Karakoç’un mahkeme safahatı ana hatlarıyla şöyle gelişir. Karakoç, 1966 yılından itibaren çıkardığıDiriliş dergisinin ikinci dönemindeki başyazılarını İslâmın Dirilişi ve Yazılar-Farklar-Dirilişin Şafağında adlı iki kitap halinde ayrıca neşreder. Dönemin hem dünyadaki hem de Türkiye’deki İslâmcı dilinin bariz özelliklerini taşıyan (düşüncede diriliş, inanışta diriliş-edebiyat ve sanatta diriliş, aksiyonda diriliş, İslâm’ın siyasi, içtimai ve iktisadi yönlerinin bulunduğu vs.)  bu iki eser o dönem yürürlükte bulunan Türk Ceza Kanunun 163. maddesine aykırı görülerek Cumhuriyet Savcılığınca önce soruşturma konusu yapılarak ardından da her biri için altışar arayla iki ayrı dava açılır.

Diriliş dergisinin ikinci devresinin sona erdiği bu yıllarda Karakoç, borçlu, parasız ve işsiz durumda olduğunu hatıralarında anlatır. Ayrıca dönemin Türkiye’sine uzun zamandır herhangi bir eser hakkında toplatma kararı alınmazken Karakoç’un eseriyle bir sol eser toplatılarak bu çığır yeniden açılmış olur.

YILLARA YAYILAN YARGILAMALAR

İslâmın Dirilişi kitabıyla alakalı olan dava İstanbul Dördüncü Ağır Ceza’da diğeri ise Üçüncü Ağır Ceza’da görülür ve her iki mahkeme kitaplar hakkında 1969 yılında beraat kararı verilir. Ancak kararlar Yargıtay 1. Ceza Mahkemesi’nce iki kararla bozulur. Kararlardan ilki  “açık seçik suç teşkil ettiği halde beraat verilmesi yersizdir”  şeklinde olup diğeri sekiz sayfadır. Bu kararda İslâmın Dirilişi kitabı, “Türkiye’de teokratik bir devlet kurmak amacını benimsediği ve bu doğrultuda örgütler kurulduğunu açıklamakta olması” yönüyle ele alınmıştır. Fatih Yayınevince basılan, “İslâm, Farklar ve Dirilişin Şafağında” bölümlerinden oluşan Yazılar kitabı ise uzun uzun ele alınmıştır. Kitabın üzerinde durduğu İslâm, millet, Ortadoğu, demokrasi, siyasal sistemler, İslam gençliği, nesillerin sorumlulukları, dış politika, İslâm birliği gibi konuların suç teşkil ettiği ileri sürülmüştür. Hemen belirtelim ki Karakoç’un Seyyid Kutub’un idam edilmesinden sonra kaleme aldığı “Şehidim Mirası Zaferdir” başlıklı yazısı da Yazılar kitabı hakkındaki Yargıtay kararında geçmiştir.  Tüm bu saydıklarım ve sayamadıklarım aslında 1960’larda Sezai Karakoç’un dilinin ve ufkunun boyutlarını gözler önüne sermesi açısından son derece kıymetlidir.

 Nasıl ele alınırsa alınsın, bu yargılama safahatı duyulan yepyeni sesin kısılmasına/kıstırılmasına dönük bir operasyondur bana kalırsa. Nitekim bozma kararına beş mahkeme üyesinden ikisi Yargıtay Savcısı gibi muhaliftir. Bozma kararının ardından yapılan yargılama sürecinde 4. Ağır Ceza Mahkemesi 1 yıl 1 ay 10 gün hapis, 3. Ağır Ceza ise beş ay hapis cezası verip bunu paraya çevirerek erteleme kararı alır.  Bu kararlar, dönemin basın organlarında çeşitli tepkilerle karşılaşır. Mahkemenin ilk celsesini büyük bir gençlik topluluğu izler. Marancı, sadece Osman Turan’ın yürekli çıktığını aktarıyor Karakoç’la yapmış olduğu konuşmalardan. Elbette Osman Turan’ın Yeni İstanbul’daki yazısı çok önemlidir. Hatta kendisinin Adalet Partisi’ndeki siyasi hayatına da ket vuracaktır.  Fakat o yıllarda Necip Fazıl’dan Hilâl dergisine kadar çeşitli mahfiller konuyla alakalı yazılar neşretmişlerdir. Başka hatta savunur gibi yaparak, Karakoç’un kitabını “hiçbir ihtisasa taalluk etmeyen bu kitap” ifadeleriyle tahfif edenler de yok değildir. O bakımdan bu yıllarda olup bitenleri bütünlükte bir şekilde kavramak için dönemin basın yayın organlarını mercek altına almakta büyük yarar vardır.

 Marancı, konuyla alakalı yazısını şu cümlelerle bağlıyor:

“Evet, üstat o yargılama ve temyiz sürecinde Tebligat Kanunundaki boşluklardan ve haberleşme eksiklerinden yararlanarak 1974 Affına değin ülke içinde fazlaca dolanmadan durabilmiştir. Yurt dışına çıkmayı/kaçmayı, sığınmayı ise hiç düşünmemiştir bile. Çünkü o ülkesinde bile münzevî yaşantıyı tercih etmiştir hep.”

Dosya hazırlanırken, Sezai Karakoç’un Diriliş dergisinde yayımlanan hatıralarının son kısımlarına bakılmış olsaydı, bazı konular daha iyi ortaya konulabilirdi.  Sözgelimi bilirkişi raporlarının mahkeme heyeti üzerinde oluşturduğu baskıdan dolayı yargılamaların bir iki ay bir iki ay şeklinde uzatılmasının Karakoç’un düşünme, tahayyül etme, muhakeme, endişelenme, arzulama, planlama, hatırlama ve karar vermeden oluşan zihinsel hayatını nasıl etkilediği daha sağlıklı bir biçimde kavranabilirdi. Temyizin bozulması ve tekrar davaların görüşülmesi yeniden temyize gitmesi, yıllara yayılan davalar Karakoç’un Diriliş dergisinin ikinci döneminde daha bariz hale gelen ufku üzerinde de etkiler oluşturmuştur. Öyle ki bir ricatten dahi bahsetmek imkân dâhilindedir.

Umarız bu yargılama, öncesi ve sonrasıyla merak ve irdeleme konusu haline getirilir.    Hazır yeri gelmişken unutmadan söyleyelim: Marancı yazısının bir yerinde   “Görüşmelerimiz sırasında üstadın hatıralarıyla ilgili bir çalışma içinde olduğunu tahmin etmek güç değildi” diyor.

 Keşke Diriliş’teki “Hatıralar” ve daha fazlası kitaplaşsa.

MAHKEME TUTANAKLARI 1

MAHKEME TUTANAKLARI 2

MAHKEME TUTANAKLARI 3

MAHKEME TUTANAKLARI 4

MAHKEME TUTANAKLARI 5

 

Güncelleme Tarihi: 01 Ekim 2016, 10:21
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35