'Divane Gönül' CRR'de…

Cemal reşit Rey'de düzenlenen Divane Gönül Türk Sanatları Sergisi'nde hat, tezhip, ebru ve kaligrafi eserleri 30 Kasım2a kadar ziyaretçileri bekliyor

'Divane Gönül' CRR'de…

İbrahim Ethem Gören/Dünya Bülteni - Kültür Servisi

Cemal Reşit Rey Konser ve Sergi Salonu (CRR)'nda düzenlenmekte olan Divane Gönül Türk Sanatları Sergisi'nde hat, tezhip, ebru ve kaligrafi eserleri sanatseverlerin ilgisini bekliyor...

Divane Gönül Türk Sanatları Sergisi 15 Kasım Cuma gününün akşamında Cemil Reşit Rey Konser Salonu'nda sanatseverleri birbirinden âlâ eserlerle bir araya getiren özel bir etkinlik olarak 2013 yılının sanat ajandasına not edildi.

Sergi açılışına İstanbul trafiğinin azizliği sebebiyle bir hayli geç kaldığımdan CRR'ye vardığımda saat 20:00'yi gösteriyordu. Sergi açılmış, sanatseverlere eserler hakkında bilgi verilmiş, hazirunun önemli bir bölümü de mekândan ayrılmıştı. Etkinlik binasının cümle kapısında hat sanatı hocası Levent Karaduman'ı gördüm. Karaduman, "Bir elif çekti sineme canan dün gece diyerek" göğsünü dumanla dolduruyordu. E, ne demiş eskiler, "Kalpte iman; dudakta duman!" Biz de bu lakırdıya "Sanatta irfan"ı dâhil edelim... Levent Karaduman'a en kısa zamanda Çengelköy'deki atölyesine ziyaretlerine gideceğime dair söz, vererek sergiyi üstatla birlikte gezdik...

Sergi, üç hoca sanatkârın, üç usta hocanın eserlerine ev sahipliği yapması bakımından da önem arz ediyor. Ebru, hat ve kaligrafi hocası ömer Faruk Dere İSMEK ebru ve kaligrafi branşının zümre başkanı. Müzehhibe, sanat tarihçisi Dr. Hatice Aksu İSMEK tezhip zümresinin başkanı. Etem Çalışkan Hoca da İSMEK'te hocaların hocası...

DİVANE GÖNÜL 30 KASIM'A KADAR ZİYARETÇİLERİNİ BEKLEYECEK

30 Kasım Cumartesi gününe kadar CRR'de sanat sevdalılarının ilgisine açık kalacak sergide Dr. Hatice Aksu'nun, Ethem Çalışkan'ın ve Ömer Faruk Dere'nin yakın dönem çalışmalarından önemli örnekler yer alıyor...

Ethem Çalışkan, Dr. Hatice Aksu ve Ömer Faruk Dere'nin hat, tezhip, çini, kaligrafi ve ebru sanatlarından klasik ve özgün eserlerinin yer aldığı sergi, Cemal Reşit Rey fuaye alanında 30 Kasım tarihine kadar ziyaret edilebilir.

Sergide birbirinden âlâ eserleri yer alan sanatkârlarla Divane Gönül özelinde yaptığımız hasbıhal şöyle gerçekleşti...

İbrahim Ethem Gören: "Etem Hocam öncelikle tebrik ederim sergi için... Az önce sohbette dün, bugün, yarın" dediniz. Dünü, bugünü, yarını biraz açar mısınız?

Etem Çalışkan (Hat ve kaligrafi sanatçısı)

Yıllardır yazı yazıyorum. Yani dün gibi... Ama dünkü yazdıklarım, bugün yazdıklarım görünmüyor artık. Yarınki yazacaklarım önemli.

Ne güzel efendim. Bir eseri, yazıyı hazırlarken ne düşünüyorsunuz efendim? Nasıl bir hissiyat içerisinde oluyorsunuz?

O, yazı, eser herhalde kendine göre bir düşündürtüyor beni hareketleri... Ama onlar kelime olurken, kelimeler cümle olurken, cümlelerin kaynakları nereden geliyor? Onlar yani tabi çok geçmişte...

Geçmişte yazıyla birlikte başka neler var?

Halk türküleri var... Evet bütün bunlar müzik, ses, koku, şekil, bir ormandaki hışırtı, harflere şekil verebilir. İşte bu kadar...

Bir eseri bitirdiğiniz zaman nasıl bir halet-i ruhiye içerisinde oluyorsunuz?

Hiç bir eseri bitirmedim ki.

Etem Hocam, genç sanatkârlara, sanatkâr adaylarına nasıl bir tavsiyede bulunmak istersiniz?

Evvel emirde yetenek gelir. İlk olarak, yetenek olacak, Çoğu kez doğuştan gelir o. Yaratan, verdiği yeteneğin karşılığını bekler kulundan. Ama yeteneği ne ise on bekler... Eğer sanata yeteneği varsa sanatta bekler. Beklemez aslında da, yani biz öyle diyelim. Kendimizi biraz sorumlu tutalım, Yaratana karşı. Ben, kendimi sorumlu tutmalıyım. Siz de kendinizi sorumlu tutmalısınız.

İkinci mesele sevgi... Mutlaka sevmek lazım. Eğer bir çalışmayı, yaptığın işi seviyorsan onda başarıya ulaşırsın, sevmiyorsan başarısız olursun. Yetenek ve sevgiye bir de kültürü ilave edelim.

SANAT EDEBE VE GÜZELLİĞE GÖTÜRÜR

Kültür olmadan olmaz zaten efendim.

Evet, kültürsüz olmaz bu iş.

Bir de adab değil mi? Demiş ya eskiler "Edepsizlik heder eder padişahı." diye.

Şimdi sanatın kendisi edep işidir zaten. Yani sanatçı ve sanat bir kişiyi zorlayarak değil kendiliğinden, bir oluşuma götürür. Edebe götürür, güzelliğe götürür, güzel huya götürür. Ama bu bir zorlama değil. Sanatın kendisi bu. Her şeye salgılı olunmalı...

ETEM ÇALIŞKAN: KARINCALAR BENİM DOSTLARIMDIR

Her şeye saygı diyorsunuz...

Saygı, her şeye saygı... Tabii bahsettiğim saygı da protokol saygısı değil, doğal bir saygı, doğal!  Onun içinde de sevgi olacak. Yani protokolde saygı gösterirler, sevmezler ama. O değil. Yani sanata saygı, sanata sevgi, bir gül çiçeğine saygı, sevgi. Ben yere düşmüş bir gülün ayaklar altında kalmasını istemem. Herhangi bir çiçek de olabilir o, yani gül aklımıza geldi onu söyledik. Hiç bir şey ayakaltında kalmasın, ezilmesin. Bir karınca... Karınca(lar) benim dostlarımdır. Çalışırlar, didinirler dururlar. Kimseyle dalaşmazlar, sataşmazlar. Herkes kendi yuvasına döner.

İbrahim Ethem Gören: Hatice Hanım, burada kaç eseriniz var? Bu sergiye nasıl bir halet-i ruhiye içerisinde hazırlandınız efendim?

Dr. Hatice Aksu (Tezhip sanatçısı) Bu sergide otuz tane çalışmam var. Sergiye hazırlanma halet-i ruhiyem hakikaten fevkalade bir neticede oldu. Şöyle ki; Ömer Hocam ve Ethem Hocam'la birlikte bir araya geldik. Biliyorsunuz ki sanatkârın gönlü, Allah (cc.)'tan gelen ilhamlarla eser veren bir gönül. O gönülden fırçayla birlikte elden akan eserlerdir. Dolayısıyla üç sanatkârın gönlünün bir araya gelmesiyle birlikte biz tabii ki daha coşkulu bir süreç yaşadık ve "Divane Gönül" diyerek, bir arada bu sergiyi oluşturduk. Böyle gelişti.

DR. HATİCE AKSU: HER ŞEY GÖNÜLDE OLUŞUYOR

"Divane Gönül"ün sizde çağrışımları nelerdir efendim?

"Divane Gönül"... Yani insan, yaratılmışların en yücesi, dolayısıyla Allah (cc.)'ın kendine ruhundan ruh üflediği bir varlık. Dolayısıyla gönülde her şey oluşuyor ve sizin sanatınızla size gelen hisleriniz, bulunduğunuz dönemde yaşadıklarınız, hisleriniz ve Yaratıcıyla olan beraberliğiniz hep gönülde... Her şey gönülde... Dolayısıyla, "Divane Gönül"le birlikte ben bunları hissederek bu sergiyi çalıştım ve bu gördüğünüz eserler meydana çıktı.

Var olun Hatice Hanım. Hemen şurada bir şukufe çalışmanızı görüyorum.  Çiçek boyarken, yaprak tararken ne düşünüyorsunuz? Bir eseri tamamladığınızda ne düşünüyorsunuz?

Şimdi sergimde şukufeleri koymamın sebebi; gerçekten çok narin ve çok hassas, güzel renklerle Allah (cc.)'ın yaratmış olduğu çiçekler ve onların o zarifliğini hissederek biz de fırçamızla birlikte kâğıda aktardığımız zaman, inanılmaz bir keyfiyette insanın ruhunda bir his ve incelik oluşuyor. Ben de bunları düşünerek ve o yaratılmıştaki güzellikleri aksettirmeyi düşünerek çalıştım. Bu şekilde çiçeklerle birlikte sergimizi serpiştirdik.

Çok teşekkür ediyorum.

Ben teşekkür ediyorum.

SANATA SINIRLAR KONULAMAZ

Ömer Faruk Bey, Serginiz öncelikle hayırlı mübarek olsun... Sergiye Divane Gönül adını verdiniz. Sanatta gönlü ne divane eden amil nedir?

Ömer Faruk Dere (Hat, ebru ve kaligrafi sanatçısı): Çok teşekkür ederiz. Efendim sanat denilen yüce mefhum, Cenab-ı Hakk'ın "Bedî" sıfatının bir tecellisi olarak sanatkârda herhangi bir zorlama olmadan kendiliğinden zuhur eder. Sanata sınırlar konulamaz. O sınırları yıkar geçer. Bulunduğu küpün dışına toplu iğne deliği kadar bir boşluk bulsa sızar ve kabını yıkar geçer. Yani sanat yapma isteğine asla mani olunamıyor efendim. Sanat kuralları içinde kuralsızlıktır. Biz de sanatın temel kurallarını bilerek ve göz ardı etmeden özgürce eserler üretmeye çalışıyoruz. Gönlümüze tabiyiz. Gönül, bazen dingin bir nehir gibi akarken bazen de deli divane akıp coşuyor.

Sergimizin isim babası Etem Çalışkan hocamızdır. İlk toplantımızda bu sergimizin adının Divane Gönül olmasını teklif etti. Hakikaten sergimizde yer alan çalışmalarımıza bakılırsa ne kadar isabetli bir isim olduğu daha iyi anlaşılıyor. Varol Etem Hocam.

Kaligrafi, ebru, hat... Bu sanatlarda ne arıyorsunuz? Sanat diliyle muhataplarınıza nasıl bir mesaj vermek istiyorsunuz?

Atölyemde uğraştığım bu üç sanatın yanında aslında tüm sanatlarda aradığım ve ömrümün sonuna kadar da aramaya devam edeceğim şey, değişen şekillerin, formların ve renklerin ardındaki hiç değişmeyen "öz'dür. Bu öz ki, bu topraklarda ortaya çıkmış olan büyük bir medeniyetin dayandığı yegâne temeldir. Yüzyıllardır klasikleşen formlarda da özgün formlarda da bu 'öz'ü kaybetmemek gerekir. Sanatta yeniliğe açık olmalıyız ancak yozlaşmaya asla...

Nedir bu "öz" Ömer Hocam!

Bu 'öz'ün ne olduğunu uzun uzun konuşmak gerekir. Müsait bir vakitte tafsilatıyla konuşuruz inşallah.

Sergi için Dr. Hatice Aksu ve Ethem Hoca ile birlikte ortak bir eser hazırladınız... Bu fikir nasıl ortaya çıktı? Cemiyetimiz gittikçe bireyselleşiyor, haliyle sanatkâr da kendi dünyasında bir başına eser üretiyor... Kolektif bir esere imza koyarken nelere dikkat etmek gerekir?

Sergi için ikinci toplantımızı Hatice Aksu Hanım'ın atölyesinde gerçekleştirdik. Bu toplantıda ben de iki büyük tomar halinde ebrularımı getirdim. Ebrulara tek tek bakarken Etem Hocam bu ebruda takıldı. Baktı, baktı ve Faruk Nafiz'in "Han Duvarları" şiirini okumaya başladı. Okurken parmaklarını adeta şiirde adı geçen Ulukışla yolundan orta Anadolu'ya, yeşil ve gri tonların hâkim olduğu Toroslar'dan sarı bozkırlara doğru gezdiriyordu.

ORTAK ÇALIŞMALARDA BAŞARI GÖRÜL BİRLİKTELİĞİNDEN GEÇER

O okudu ben ağladım, ben okudum o ağladı. O anda zaman durmuştu ve biz ebrunun kıvrımlarında Faruk Nafiz'le beraber gidiyorduk "Gurbeti gönlümüzde duya duya". Evet dedik işte ortak eserimiz bu olmalı. Etem Hocam "Ben buna bu şiiri yazacağım" dedi. Hatice hocam da "Ben de gönlümden geldiğince süsleyeceğim" dedi. Böylece ilk andan beri hayalini kurduğumuz ortak çalışma vücuda gelmiş oldu. Bu eserde üç divane gönül var. O yüzden de bu sergi yalnızca bu eser için dahi açılabilirdi.

Ortak çalışmalarda başarı gönül birlikteliğinden geçiyor. Profesyonelce değil gönül gözüyle hadiseye bakılırsa ve önceliğiniz sanat üretmek olduğunda böylesine âlâ eserler ortaya çıkabiliyor. Bu üçlünün daha çok sürprizleri olacak. Bizi izlemeye devam edin.

İlginiz için teşekkür ederim.

Rica ederim. Ömrünüze bereket.

Güncelleme Tarihi: 19 Kasım 2013, 13:39
banner53
YORUM EKLE
YORUMLAR
Sedat KILIÇ
Sedat KILIÇ - 7 yıl Önce

Etkileyici ve güzel bir söyleşi olmuş.Sergiyi düzenlemek için çaba sarf eden ve emeğini bizlerin görüşlerine sunan üç usta hocanın yüreklerine sağlık...Diğer çalışmalarında yolları açık olur inşaallah.Gidemeyenler için ilgi çekici yazı, kalemize sağlık...

banner39