banner27

İlim Tahsili İçin Yola Düşen 10 İslam Âlimi ve Şehir Şehir İlim Yolculukları

Klasik dönemde ilim talipleri ilim ehlinin bulundukları yerlere seyahatler (rıhle) düzenliyor; onlardan aldıkları birikim ile hem ilimlerinin hem de ufuklarının gelişmesini sağlıyorlardı.

İlim Tahsili İçin Yola Düşen 10 İslam Âlimi ve Şehir Şehir İlim Yolculukları

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Klasik dönemde ilim kitaptan değil, ilim ehlinin bizzat kendisinden öğrenilir; ilim ehlinin kitapları da ya bizzat kendisinden ya da bunu kendisinden okumuş talebelerinden dinlemek sûretiyle idrak edilirdi. Bundan dolayı ilim talipleri ilim ehlinin bulundukları yerlere seyahatler (rıhle) düzenliyor; onlardan aldıkları birikim ile hem ilimlerinin hem de ufuklarının gelişmesini sağlıyorlardı.

İlimlerde rüsûhun zayıfladığı, mütemekkin ulemânın nadirleştiği sonraki dönemlerde ise ilim tahsili için seyahatler yok denecek seviyeye gelirken, haliyle bu durum İslam dünyasında büyük âlimlerin de çıkmasına bir engel teşkil etti.

Hayatının sonuna kadar ilim peşinde koşan bir âlim: Farabi

Fârâbî, eski ismi Fârâb olan ve bugün Kazakistan sınırları içerisinde bulunan Otrar’da 871 yılında dünyaya geldiğinde, yaşadığı topraklarda o dönemde, 819 – 1005 yılları arasında Mâverâünnehir ve Horasan’da hüküm süren bir İslâm hânedanı olan Sâmânîler hakim idi. Sâmânîler döneminde oldukça önemli bir ilim ve kültür merkezi olan Fârâb’da, Fârâbî ilk eğitimini oldukça iyi bir şekilde tamamladı. Tarihi kesin olmamakla birlikte ilim tahsili amacıyla bulunduğu yerden ayrılan Fârâbî’nin bu yolculuğu, kendisinden bahseden tüm kaynakların ittifak ettikleri şekliyle hayatının sonuna kadar sürdü.

Buna göre Fârâbî; Buhara, Semerkant, Merv ve Belh gibi kendi bölgesi ile İran coğrafyasının önemli ilim merkezlerini ziyaret etmesinin ardından Bağdat’a yerleşti. Kaynakların kendisinin Bağdat’a vardığında 40 yaşında olduğunu söylemelerine bakılırsa o Bağdat’a varmadan önce yukarıda ismi geçen yerlerde uzun süre ikâmet etmiş ve ilim ehlinden istifade etmişti. Döneminin en büyük Arap dili ve edebiyatı âlimi olan İbnü’s-Serrâc’tan Arapça okuyan Fârâbî, İbnü’s-Serrâc’a da mantık okuttu. Mantık ilmindeki birikimini Bağdat’ta arttırma imkanı bulan Fârâbî, burada Nestûrî mezhebine mensup bir hıristiyan olan ve Aristo’nun Organon isimli mantık külliyatının önemli bir kısmının Arapça tercümesi ve şerhinden oluşan çok sayıda eseri İslam dünyasına kazandıran mütercim, şârih ve mantık öğretmeni olarak bilinen Mettâ b. Yûnus’tan mantık okudu.

Fârâbî ayrıca mantık ve felsefe alanında kendisinden bolca istifade ettiği Harranlı Yuhannâ b. Haylân’dan da istifade etti. Kendisinin ondan nerede ilim aldığı konusunda tam bir netlik yoktur, fakat Vefeyâtü’l-a‘yân adlı eseriyle meşhur İbn Hallikân, Fârâbî’nin Yuhannâ b. Haylân’dan eğitimini Harran’a gidip aldığını söyler. Bağdat ve Harran arasındaki yaklaşık 1000 kilometrelik yol göz önüne alınırsa yapılan bu ilim seyahati o dönem imkanlarıyla çok da kolay olmamıştı muhtemelen.

Pek çok eserini 20 yıl yaşadığı Bağdat’ta kaleme alan Fârâbî, sonrasında burada çıkan kimi karışıklıklar dolayısıyla 941 yılında buradan ayrılarak önce Halep’e, ardından da Dımaşk’a yerleşti. 948 yılında yani 77 yaşında olduğu bir zamanda bile Mısır’a seyahat eden, buradaki ilim meclislerini ziyaret eden Fârâbî, sonrasında döndüğü Dımaşk’ta hayata gözlerini yumdu.

Yazının tamamını okumak için TIKLAYINIZ

Güncelleme Tarihi: 02 Temmuz 2018, 15:32
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner26

banner25