banner15

İranlı ressam Majd: Sanat eseri toplumsal sorunlara değinir

Türkiye’deki ilk kişisel resim sergisini Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde açan Ressam Majd ile hasbıhal ettik

İranlı ressam Majd: Sanat eseri toplumsal sorunlara değinir

İbrahim Ethem Gören/ Dünya Bülteni

İranlı ressam Aliye Şayeste Majd Türkiye’deki ilk kişisel resim sergisini Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde açtı.

Majd’ın sergisinde İran’dan ve Türkiye’den doğa, şehir, sokak ve insan manzaralarının yanında, kâinatın içinden kopup gelen nesneler ve eşyalar sanat ve estetik güzelliklere kapı aralıyor.

Ressam Aliye Şayeste eserlerinde, yağlı boya, kuru kalem ve karışık medya tekniğini kullanmış.

İranlı Ressam bu sergide ayrıca, Alizade, Baratti ve Karol Bak gibi İranlı ve Avrupalı meşhur ressamların eserlerinden bazılarını, değişik teknikler kullanarak yeniden yorumlamış ve sanatseverlerin beğenisine arz etmiş.

9 Kasım Pazartesi günü Üsküdar’da Tabiat ve İnsan serlevhasıyla sanatseverlerin ilgisine sunulan ve 18 Kasım Çarşamba gününün akşamına kadar ziyaret edilebilecek sergi özelinde Ressam Majd ile hasbıhal ettik.

İbrahim Ethem Gören: Aliye Hanım, resme, güzel sanatlara karşı ilginiz nasıl başları ve gelişti?

Ressam Aliye Şayeste Majd: Çocuk yaşlarımdan itibaren özellikle resim sanatına karşı ilgim gelişti. Hobi olarak bu sanat ile ilgilenmeye başladım. Her çocuk gibi bazen okulda bazen de evde resimler çizmeye başladım. Bu amatör süreç yaklaşık 18 yaşıma kadar devam etti. Resimle olan ilgim zamanla azalmamıştı, aksine artmaya başlamıştı. Tahran Şehid Beheşti Üniversitesi’nde Sosyoloji bölümünü yeni kazanmıştım ve başlamak üzereydim. Bu sırada ailem profesyonel anlamda resim eğitimi almam gerektiğine karar vermiş. Benden habersiz olarak bir eserimi İranlı ünlü bir ressama göstermişler. Bu ressam, aileme şöyle demiş: “Kızınızda önemli bir yetenek mevcut, mutlaka resim eğitimi almasını sağlayın ki bu yeteneği açığa çıkarabilsin.”

Tahran Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde görev yapan İranlı Ressam Hümayun Alvand ile bu şekilde tanıştım. Sosyoloji eğitimim ile birlikte kendisinden de özel olarak güzel sanatlar ve resim dersleri almaya başladım. Bu süreç üniversite sosyoloji eğitimimle eş zamanlı olarak master eğitimimi tamamlayıncaya kadar ara vermeksizin devam etti.

RESİM BANA HUZUR VERİYOR

Resimde, resmettiklerinizde ne arıyorsunuz?

Öncelikle, Resim bana huzur veriyor, bir tür terapi benim için. Resim yaptıkça kendi iç dünyamı daha fazla keşfediyorum ve bunu aktarmak istiyorum tablolarımda.

Resme nasıl bakıyorsunuz? Baktığınızda ne görüyorsunuz?

Resimde temel olarak realistik bakış açısına sahibim. Nesne ve eşyaları olduğu gibi resmetmeye çalışırım. Ancak bununla birlikte, resimlerimde, toplumsal ve kültürel hususları, nesneler aracılığıyla aktarmaya çalışırım.

SANAT ESERİ TOPLUMSAL SORUNLARA DEĞİNİR

Sosyoloji eğitiminizin resim sanatınıza ne türden katkıları oldu/oluyor?

Sosyoloji eğitimim sanat alalındaki genel eğilimim üzerinde bir miktar etkisi oldu. Çünkü sanat eserleri, bildiğiniz üzere, özünde insanların toplumsal tecrübelerinin bir tür yansımalarını barındırır. Genel olarak toplumsal görüngüler, resim gibi çeşitli sanat eserleri yoluyla kendisini göstermektedir. Dolayısıyla bir sanat eserinde toplumsal sorunları, eğilimleri ve nitelikleri ifade edebiliriz.

Aradıklarınızın ne kadarını bulabildiniz?

Şu ana kadar eserlerimin çoğunda, hedeflerime ulaştığımı söyleyebilirim. Çok çeşitli hedeflerim oldu.

Mesela…

Mesela, üniversitede sosyoloji eğitimim sırasında İran’ın en eski şehirlerinden biri olan Yazd şehrine bir gezi düzenlenmişti. Bu gezide özellikle eski evler, ev kapıları ve kapılar üzerindeki tokmaklar çok ilgimi çekmişti. Kapı tokmaklarında toplumsal bir hikâye vardı. Hemen hemen her kapı da 2 farklı tokmak bulunmaktaydı. Biri dikdörtgen şeklinde, diğeri ise halka biçimindeydi. Dikdörtgen olanın sesi kalın, diğerinin sesi inceydi. Kalın sesli olanı erkek ziyaretçiler, ince sesli olanı ise kadın ziyaretçiler kullanıyordu. Ev sahibi gelen misafirlerin cinsiyetini kapı tokmağından gelen sese göre anlayabiliyordu. Kısacası sosyolojik açıdan bakacak olursak, kapı tokmakları toplumsal açıdan önemli bir işlevselliğe sahipti. Bu durumu resimlerimde göstermek istedim ve böylelikle ortaya “Kapı Tokmağı” ve “Eski Ev Kapısı” adlı eserim çıktı.

Bunun gibi daha birçok hususu eserlerimde aktarmak istiyorum. Bana öyle geliyor ki, resim öyle zengin bir alandır ki, hedeflerimize limit koyamayız. Kısacası, resim yaparken hissettiğim o iç huzur ve kendini keşfetme enerjisi devam ettiği sürece, resim yapmaya davam edeceğim.

İRAN TOPLUMU ADETA SANATSAL BİR RUHA SAHİP

İran’da resim alanında nasıl bir sanat atmosferi var.

İran’da sanat tarihi yaklaşık 3000 yıl öncesine, tarihteki ilk Pers İmparatorluğu olan Ahameniş İmparatorluğu dönemine kadar uzanır. Bu beceri, yüzyıllar boyunca kesintisiz olarak nesillere aktarılmıştır. Zamanla bu nitelik daha da gelişerek Iran toplumunun ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Toplum adeta sanatsal bir ruha sahip olmuştur. Bu miras sayesinde Iranlılar her dönem ve yüzyılda çeşitli sanat alanlarında birçok başarılı örnekler vermiştir. Dolayısıyla günümüzde de özellikle resim alanından bahsedecek olursak, birçok uluslararası İranlı ressam ve sanat eserlerinden bahsedebiliriz.

Bu atmosferde sanatkârlar kendilerini nasıl ifade edebiliyor?

Sanatçılar İran’da kendilerini çeşitli yollarla ifade edebilmektedirler. Resim alanında çok çeşitli tekniklerin kullanıldığı ülkede, sergi organizasyonları, sanat galerileri oldukça yaygındır. Grup ve kişisel sergiler, kamu ve özel sektörün teşvikiyle çeşitli mekânlarda gerçekleştirilmektedir. Örneğin Tahran’da çok büyük bir alış-veriş merkezinin en üst katı tamamen ressamlara ve resim galerilerine tahsis edilmiştir. Bu merkezde sanat kursları düzenlenir, eserler sergilenir ve sanatseverlerin ilgisine sunulur. Şehirde bunun gibi birçok sanatsal odak noktaları bulunmaktadır.

Sanatkârların eserleri İran’da ne kadar rağbet görüyor?

İran’daki sanatsal mirası ve geleneği göz önüne aldığımızda, sanata ve sanatçılara çok fazla rağbet gösterildiğini söyleyebiliriz.

İRAN’DA SANAT DERİN KÖKLERE SAHİPTİR

İran’da aileler sanata çok ilgi gösterirler. Sanat alanında bir tür rekabet vardır. Her evde bir sanatçının eserini bulabilirsiniz. Her hanede en az bir kişinin sanatla ilgilendiğine rastlayabilirsiniz ve hane ferdi tarafından üretilmiş bir eserin evde sergilendiğini görebilirsiniz. Aileler çocukları için bu alanda çok fazla harcamalar yaparlar. Ailelerin çocuklarını resim dersine göndermeleri oldukça sıradan bir durumdur. Özellikle yaz tatillerinde bu tarz kurslar daha çok rağbet görür. Kısacası sanat İran toplum ve aile yapısında derin köklere sahiptir.

İran’daki sanat ortamıyla Türkiye’deki ortamını mukayese eder misiniz?

Yaklaşık 2 yıldır Türkiye’de yaşadığım için kapsamlı ve kesin bir karşılaştırma yapmayı çok uygun bulmuyorum. Ancak şunu söyleyebilirim ki, Türkiye ve İran ortak sanatsal ve kültürel köklere sahip olduğuna göre, her iki toplumda da birçok benzerlikler olmalı. Ayrıca belirtmek isterim ki, -kesin emin olmamakla birlikte- Türkiye’de sanat toplumsal olarak sadece belirli bir kesim tarafından önemsenen bir alan gibi geliyor. Iran’da ise bu durum biraz farklı. Toplumun her katmanında sanat ve resim faaliyetlerini bulabilirsiniz. Şimdilik bu konuda bu kadarını söyleyebilirim.

Türkiye’deki ilk kişisel serginize nasıl hazırlandınız?

Türk sanat atmosferini tanımak için ilk etapta gözlem yapmaya başladım. Türklerin sanatsal tercih ve ilgilerini takip etmeye başladım. İran’daki sanat anlayışıyla bir miktar benzerlikler buldum. Daha sonra birbirinden farklı eserlerimi içeren bir sergi yapmak istedim. Bunun için ise, değişik kültürel etkinliklerin yapıldığı Bağlarbaşı Kültür Merkezi’ni seçtim.

Biraz da sergideki eserlere değinelim…

İran ile ilgili birçok resimlerim vardı. Bunlara İstanbul ve Türkiye’den birkaç eser ekleyip bir kombinasyon yaptım. Sonunda Türk asıllı değerli eşimin de desteğiyle 10 gün süreli böyle bir sergi ortaya çıktı. Bu vesileyle, ayrıca, katkılarından dolayı Üsküdar Belediyesi’ne teşekkürlerimi iletmek isterim.

Serginize sanatseverler ne kadar ilgi gösterdi? Ne tür geri dönüşler aldınız/alıyorsunuz?

Sergimi birçok sanatsever ziyaret etti ve oldukça olumlu tepkiler aldım. Özellikle çalışmalarımın çok canlı olduğu yönünde birçok yorum aldım. Gelen yorumlardan anladığım kadarıyla, İran ve Türkiye’de genel sanat anlayışı ve zevki birbirine çok yakın. Özellikle “Köy Yolu” isimli eserime gelen yorumlar çok ilginçti. Resmettiğim köy, İran’ın kuzeyinde bir köyden manzarayı içermesine rağmen, Türk sanatseverler bu çalışmanın kendilerine çok yakın olduğunu belirtiyorlardı. Ayrıca bir sanatseverin genel olarak sergim hakkında yaptığı şu yorum çok çarpıcıydı: “İran’da yaptığınız eserlerinizde Türk izi, Türkiye’de yaptığınız eserlerinizde İran izi görülüyor”.

Temanız tabiat ve insan. Resimde tabiat ve insan sizde ne tür çağrışımlar oluşturuyor?

İnsan tabiatla mücadele etmek zorundadır. Bu mücadele olmadan hayattan bahsedemeyiz. Resimlerimde tabiatı ele alırken insandan bağımsız düşünemiyorum. Örneğin “Köy Yolu” isimli eserimde normalde basit bir köy manzarası görmüştüm. Ancak o manzaraya yürüyen yaşlı kadını eklemek istedim. Yaşlı kadın benim için tecrübeyi, saygıyı, kısacası hayatı temsil ediyor. Orada olmalıydı. Özetle, tabiat ve insan bende, yaşam için ayrılmaz bir bütünü temsil ediyor, yani hayatı.

Bundan sonraki hedefleriniz nelerdir?

Türkiye’deki sanat atmosferini daha fazla tanımaya çalışacağım. Değişik sergilere katılmak istiyorum. Zihnimde hâlâ yansıtmak istediğim düşünceler var, onları resim yoluyla ifade etmeye çalışacağım. Bir sonraki sergimde daha farklı eserler ortaya koymak istiyorum.

Sergi özelinde okuyucularımıza nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Özellikle resim ile ilgilenen sanatseverlere iletmek istediğim bir şey var: Ben resim sanatına görece geç başladım. Eğer içinizde bu yönde bir arzu hissediyorsanız, hangi yaşta olursanız olun, mutlaka yeteneğinizi ortaya çıkarmayı denemelisiniz. Denemeden üzerine gitmeden bu yeteneğin keşfedilmesi çok zor diye düşünüyorum.

İlginiz için teşekkür ederim.

İbrahim Ethem Bey, Türkiye’deki ilk sergim dolayısıyla benimle röportaj yaptığınız için teşekkürlerimi iletiyorum. Neticede bu tarz işler ayrı bir motivasyon oluşturuyor.

Güncelleme Tarihi: 17 Kasım 2015, 14:34
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35