banner39

İslam dünyasından hattatlar IRCICA'da buluştu

İslam Tarih Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi'nin düzenlediği hat yarışmasının ödül töreni Yıldız Sarayı'nda yapıldı

Kültür Sanat 02.05.2013, 16:20 03.05.2013, 21:54
İslam dünyasından hattatlar IRCICA'da buluştu

İbrahim Ethem Gören - Dünya Bülteni - Kültür Servisi

IRCICA'nın genel merkezinde 9. Hat Yarışması Ödül Töreni ve İcazet Merasimi heyecanı vardı. Önceki gün IRCICA'nın Yıldız Sarayı'ndaki merkezinde tarihi bir gün yaşandı.

İslam Tarih Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) tarafından 3 yılda bir düzenlenen hat yarışmasının; 9'uncu Milletlerarası Hat Müsabakası'nın sonuçları açıklandı. Yarışma seremonisinin ardından da 11 ülkeden 35 hattata icazetnameleri verildi... Hâsılı, Yıldız'da önceki gün, Ümmet-i Muhammed'in sanatkârlarının bir araya geldiği şenlikli bir gün yaşandı.

Öncelikle burada IRCICA'nın yarışmasında dereceye giren hattat arkadaşlarımızı ve hocalarından icazet alarak yazılarının altına ketebe koymaya ve talebe yetiştirmeye mezun edilen hattatları tebrik ediyorum. İcazetler mübarek olsun; yarışma sonuçları ve ödüller hayırlara vesile olsun.

Yarışmayla ilgili kanaatlerime geçmeden önce müsabakanın ismiyle ilgili birkaç kelâm etmekte fayda mülahaza ediyorum.

IRCICA YARIŞMALARI HAT SANATININ PİRLERİ ADINA DÜZENLENMELİDİR

IRCICA, ilk hat yarışmasını 1986 yılında Hamid Aytaç adına düzenlemişti. İkinci yarışma 1989 yılında Yakut el-Mustasımi; üçüncü yarışma 1992 yılında vefatının 1000. yılı münasebetiyle İbnü'l-Bevvab; dördüncü yarışma 1997 yılında Şeyh Hamdullah; beşinci yarışma 2000 yılında Seyyid İbrahim; altıncı yarışma 2003 yılında 400. Hicri vefat yıl dönümü nedeniyle Mir İmad el-Haseni; yedinci yarışma 2006 yılında Iraklı meşhur hattat Haşim Muhammed el-Bağdadi ve sekizinci yarışma da 2009 yılında Suriyeli tanınmış hattat Muhammed Bedevi el-Dirani adına tertip edilmişti.

Kadim hat sanatının pirleri adına programlar tertip etmek hadisenin ruhuna uygun bir keyfiyet olsa gerektir... Hâl böyleyken 9'uncu yarışma, hat sanatını canlandırma ve geliştirme yönünde sağladığı kalıcı üstün katkıları dolayısıyla Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu adına organize edildi.

İhsanoğlu'nun hat sanatına katkıları ve özel alakası kamuoyunca malum... Allah hizmetlerini en güzel bir şekilde kabul buyursun. Âmin. Bununla birlikte Ircica'nın, az önce arz ettiğimiz geleneği bozarak, 9'uncu yarışmayı Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu adına düzenlenmesini taaccüple karşılıyorum.

Sami Efendi, Ahmet Karahisari, Kazasker Mustafa İzzet, Mustafa Rakım Efendi gibi hat dehaları bir kenarda dururken; yakın dönemde hat sanatına yaptığı katlılarla, özellikle Cumhuriyet dönemindeki kültür karakışında öz sanatlarımıza can suyu taşıyan Necmeddin Okyay, Mustafa Halim Efendi, Ord. Prof. Dr. Süheyl Ünver ve Prof. Dr. Ali Alparslan merhumların esamesi dahi okunmazken Ircıca'nın eski genel direktörü adına yarışma tertip edilmesi vakıa mutabık olmadı...

SANATTA YARIŞMA OLUR MU?

Yarışma mefhumu hayatımızın her tarafını sarmış durumda. İlkokulda, lisede, üniversitede, tahsil hayatında, cemiyet hayatında, magazinde, TV'de her tarafta yarışma var. Yarışma serencamına bir de sanat eklendi. Sanatta yarışma olur mu? Sanatkârların yarıştırılmasına pek sıcak bakmadığımı müteaddid kez ifade etmiştim. Ne yarışması bu? Neyi, kimi, neyle ve kiminle yarıştırıyorsunuz? Klasik İslam-Türk sanatlarının yarışması olur mu? Bu sorular sakin kafa ile cevaplandırılmalıdır. Sorulara şöylece devam etmek de mümkün: Geleneksel sanat alanlarındaki yarışmaların neticelerinde acaba şartnamelerde zikredilen amaçlar hâsıl oluyor mu? Hakikaten bu türden yarışmalar genç kabiliyetleri teşvik ediyor mu? Tüm yarışmalar hakkaniyetle neticelendirilebiliyor mu? Sorulara devam etmek mümkün... Bu kadarla iktifa edelim...

GENÇLERİ TEŞVİK EDECEK BAŞKA USULLER BULUNMALIDIR

"Yarışma olmadan genç kabiliyetler nasıl teşvik edilecek?"  sorusu da mühim... Gençleri teşvik edecek başka usuller muhakkak bulunur, bulunmalıdır. Çünkü genç sanatkârları teşvik etmek önemlidir... Özellikle Anadolu'daki hat sanatı sevdalılarını teşvik etmek mühim hadise. Sanatı destekleyerek sanata ve sanatkâra yatırım yapmayı hedefleyen kuruluşlar öncelikle Anadolu'ya açılmalı... Kadim topraklar üzerinde halis niyetlerde hat çalışan, tezhip ve ebru yapan talebelerin marifetleri iltifat görmeli, eserleri satın alınmalı...

Eleştiri bahsini açmışken biraz daha devam edelim... Organizatörler programa gösterilebilecek rağbeti hesaba katmamış olmalılar ki merasimin icra edildiği salon haziruna yeterli gelmedi... Millet, ümmet ayakta kaldı... Pek çok kişi salona dahi giremedi.. Böyle bir etkinlik için daha genişçe bir salon, herkesin oturabileceği bir ortam tesis edilmeliydi...

Salon yeterli gelmeyince ödül töreni de icazet merasimi de gölgede kaldı... Ödül alan hattatlar, icazetleri takdim edilen sanatkârlar sahneye güçlükle çıkabildi...

Hasan Çelebi Hoca için icazetnamelerin takdim edildiği platforma bir koltuk konabilirdi. Hocamız defalarca sahneye davet edildi... Ortam sıcak, mekân havasız, klimalar çalışmıyor. Öte yandan, Reisülhattatîn mütemadiyen icazet vermek üzere sahneye davet ediliyor... Hasan Çelebi Hoca yoruldu. Sahnede oturtulmalıydı hocamız. O kadar yoruldu ki fotoğraf çektirilirken "Artık ayakta duracak mecalim kalmadı" diyordu...

Ayrıca Çelebi Hoca'nın protokolde ikinci sırada oturtulmasına da anlam veremedim. Sahnede bir yer ayarlanamıyorsa Hasan Çelebi Hoca, Ekmeleddin İhsanoğlu'nun ve ABD Büyükelçisi Francis Ricciardone'nin bulunduğu birinci sırada oturmalıydı...

YAZI NEVİLERİNİN ÖDÜLLERİ NİÇİN BİRBİRİNDEN FARKLI?

Ircica, 9'uncu Hat yarışmasıyla Celi Sülüs, Sülüs, Nesih, Celi Ta'lik, Ta'lik, Celi Divani, Divani, Kufi, Rik'a ve Mağribi dallarında ödül, mansiyon ve teşvik olmak üzere 77 hattata toplam 124 bin 500 dolar para ödülü dağıttı...

Programın güzelliklerine de bahsedeceğim ama bizim dışımızda kimse gördüğü eksikleri dile getirmiyor... Yazı nevilerine verilen ödüller niye farklılık arz ediyor, hâlâ anlayabilmiş değilim... Celi sülüs ile celi talik arasında %50'lik bir ödül farkı fark neden var? Celi sülüs, celi talikten daha mı üstün? Celi talik celi sülüsten daha mı az değerli? Sülüs hat nevi birinciliğine 7.500 USD verilirken celi divani birinciliğine hangi kritere göre 3.000 USD ödül takdir ediliyor... Son bir sorudan sonra programın güzelliklerine de değineceğiz elbet...

IRCICA YARIŞMALARINDA BİRİNCİLİK ÖDÜLÜ ALAN ESERLER NEREDE BULUNUYOR?

Yarışmada ödül alan eserler nasıl ve nerede muhafaza ediliyor? Biraz daha net bir ifadeyle soralım. Hattat Davut Bektaş'ın Ircica yarışmasında birincilik ödülü alan eseri şu anda nerede bulunuyor? Programda soru-cevap faslı olsaydı bu hususu dile getirecektim.

Ircica yarışmalarında ödül kazanan hattatların eserleri bir müzede; bu mümkün olmuyorsa sayıları 20'yi bulan Güzel Sanatlar Fakülteleri'nde numune babında sergilenmelidir. Bu da olmuyorsa İstanbul'daki salatin camilerine konulmalıdır. Yüzyıllar boyunca duvarlarında devasa hat levhalarını barındırırken Cumhuriyetin ilk yıllarında ve özelikle 10 yıl önceki restorasyon esnasında bu yazıların sırra kadem bastığı yer olan Şehzadebaşı Camii böyle bir hizmet için biçilmiş kaftan! Hiçbir hat yazısı bulunmayan kadim camilerin duvarları yarışmalarda ödül kazanan eserlerin sergileneceği mekanlar olabilir.

İCAZET MERASİMİNDE DUYGULU ANLAR YAŞANDI

Programın icazet merasimi bölümünde duygulu anlar yaşandı. Herkes hat sanatının büyük fotoğrafını gördü... Hoca talebe, usta-çırak bütünleşmesi meydana geldi. İstanbul'un hat sanatının merkezi olma keyfiyetine bir kez daha vurgu yapıldı.

Bilindiği üzere İstanbul hat sanatının başkentidir. Tarihe isimlerini celî harflerle yazdıran hattatlar ekseriya İstanbul'da yetişmiş, Asitane'nin selâtin camileri çok sık aralıklarla icazet merasimlerine ev sahipliği yapmıştır.

ÜMMET'İN SANATKÂRLARI

IRCICA'daki icazet merasiminde Türkiye'nin yanı sıra Suudi Arabistan, Libya, Güney Afrika, Hindistan, Suriye, Türkiye, Fas, ABD, Çin, Nijerya ve Yemen'den gelen 35 hattat, üstadlarının ellerini öperek icazetnamelerini aldılar... Hat sanatının ustaları Hasan Çelebi, Ahmet Ziya, Fuad Başar, Muhammed Zekeriya, Davut Bektaş, Efdaluddin Kılıç, Ayten Tiryaki, Ferhat Kurlu, Levent Karaduman ve Gürkan Pehlivan öğrencilerine icazetlerini takdim etti...

İcazet alan 35 talebenin tamamı yazmadan, birkaç misalle iktifa edelim... Çinli hat talebesi Tang Yunyu rik'a icazetini Efdaluddin Kılıç Hoca'dan; Yemenli hat sevdalısı Zeki Ali Hasan sülüs-nesih icazetini Hocası Ferhat Kurlu'dan; Suriyeli Muhammed Hüseyin diplomasını Hasan Çelebi Üstad'dan; Suudi Arabistanlı Abdurrahman Amjad sülüs-nesih icazetini Hocaları Hasan Çelebi ve Ahmet Ziya'dan; ABD'li Manzar Moghbeli de diplomasını Muhammed Zekeriya Hoca'dan aldı... Mutluluklar fotoğraf karelerine sığmayarak salona; oradan da kuzeyden güneye; doğudan batıya tüm İslâm coğrafyasına uzandı...

HAT SANATINI ESKİ SATVETİNE ULAŞTIRACAKSINIZ

Bu mutluluk tablosuna Hasan Çelebi Hoca'nın bir nevi vasiyeti hükmünde söylediği şu sözleri eklendi: "Bizim hatta başladığımız yılarda hat sanatının izzeti bilinmiyordu. Hat sanatının anlamı, noktanın manası o yıllarda pek bilinemiyordu. Hat sanatının kalıcı eserleri sadece birkaç merkezde mevcuttu. Ama şimdi yarından ümit varım. Bu mecrada çok yollar alındı. Sizler hat sanatının satvetini eski ihtişamlı günlerine ulaştıracaksınız inşallah.

Hat sanatı karşılıksız bir sevdadır. Rıza-ı Bari için yapılır. Biz, gece-gündüz, sıcak-soğuk, yaz-kış demeden talebe yetiştirdik. Talebelerimiz bu zahmetin kıymetini iyi bilsinler. Hat sanatının gelişmesinde, yayılmasında ve icrasında kusur edilmeksizin gelecek kuşaklara aktarılması için ellerinden geleni yapsınlar.

HAT SANATINI BENDEN ÖĞRENDİĞİNİZ GİBİ ÖĞRETİN

Talebelerim hat sanatını benden öğrendikleri gibi öğretsin. "Bu kadarla olur" demeden, çok çalışarak hat sanatının hakkını vermeye gayret etsin.

Hattatlara önemli bir tavsiyem var. Bu hizmeti evvelemirde para karşılığı yapmayın. Bu sanat, sadece para için yapılırsa zayi olur, gider. Bu durumda hat sanatı lekedâr olur. Hattatlar Allah'a tevekkül etsinler. Rezzak olan O'dur. Allah bu takdirde onlara kapılarını açacaktır.  Bu sanata tevekkülle sarılanlara Allah'ın in'am ve ihsanı mutlaka gelecektir. Bundan eminim."

Programda Fuad Başar Hoca'yla da görüşme imkânım oldu... "Her şey çok güzel. Bugünleri de gördük çok şükür. Nereden nereye geldik? Bizim zamanımızda Hoca yoktu, alet, malzeme yoktu, kâğıt-mürekkep yoktu. Azar-beter vardı... Şimdi çok şükür hat sanatı iyi bir mevkie geldi. Mutluyum."

Hasan Çelebi Hoca'dan talik icazeti alan Hattat-Müzehhip Muhammed Mağ mutluluğunu ifade edecek kelime bulamadığını ifade ederken; Hat Hocası Gürkan Pehlivan hissiyatını "Hasan Hoca'mın bir icazet töreninde şöyle bir sözünü dinlemiştim. "Bedir savaşı esirleri 10 kişiye okuma yazma öğretince hürriyetlerine kavuşturulmuştu. Biz de inşallah 10 talebemize icazet verebilirsek kurtuluruz." Ben de inşallah 10 kişiye hat sanatını öğretir ve icazet verebilirsem kurtuluşa ererim diye ümit ediyorum." cümleleriyle özetledi.

Yorumlar (2)
Mustafa Soygüllücü 9 yıl önce
Sayın İbrahim bey, yazınızı buyük bir mutlulukla okudum. bu yorumu yazmak için bu güne kadar beklememin sebebi belki gözünden kaçmıştır veya bir fırsat bekliyordur diye bekledim. Diyanet İşleri Başkanlığının bütün İstanbul sokaklarında astığı afişlerdeki "Hüsn-i Hat" başlığı hakkındaki görüşlerinizi merak ediyorum. Hat sanatının sadece görsellikten ibaret olmadığını dile getirmeniz temennisiyle..
Sedat KILIÇ 9 yıl önce
Tek solukta okunan ve insanın kendini ortamda hissedecek kadar değerli bir yazı.Tüm detayları ile anlatılmış.Eksikliği ile birlikte insan değerli hattatları ve onları yetiştirenleri bir arada görünce,gönül dostları bir arada olunca tüm eksiklikler unutulur kanımca.Yeni hattatların Allah yar ve yarcıları olsun.Yüreğinize sağlık, bizleri aydınlattınız her konuda.Anadoludan da hattat çıkar umudu ile.
23
hafif yağmur
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?