banner39

İslâm Ansiklopedisi tamamlandı mı?

Türkiye Diyanet Vakfı’nın en önemli projesi olan ve “Türk - İslâm kültürünü korumak, geliştirmek ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla” hazırlanan İslâm Ansiklopedisi’nin “tamamlanması” şerefine Haliç Kongre Merkezi’nde bir etkinlik düzenlendi

Kültür Sanat 26.01.2014, 09:26 27.01.2014, 13:02
İslâm Ansiklopedisi tamamlandı mı?

Asım Öz/ Dünya Bülteni - Kültür Servisi

Türkiye Diyanet Vakfı’nın en önemli projesi olan ve “Türk - İslâm kültürünü korumak, geliştirmek ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla” hazırlanan İslâm Ansiklopedisi’nin “tamamlanması” sebebiyle Haliç Kongre Merkezi’nde bugün bir etkinlik düzenlendi. Okunan Kur’an-ı Kerim’in ardından başlayan törende, İslâm Ansiklopedisi, İstanbul Kadı Sicilleri ile Hadislerle İslâm eserlerini tanıtan sinevizyon gösterimi yapıldı.

Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) Başkanı Mehmet Akif Aydın’ın törende yapmış olduğu konuşmadaki şu vurgular üzerinde durulmayı hak ediyor: “Muhtelif coğrafyalara serpiştirilmiş ve binlerce sayfaya dağılmış bu birikimin topluca, yeni bir form içinde 44 ciltlik bir ansiklopedi formatında sunulması, bu bilgiye ulaşılmasını kolaylaştıracak ve daha da önemlisi bu birikimin yeni nesillerce farkına varılmasını sağlayacaktır. Acı ama gerçek, İslam kültür ve medeniyetinin bütün boyutlarıyla çağımız insanı tarafından bilindiğini söylemek mümkün değil. Bu birikimi yeni bir analiz, yorum ve sentezle geleceğe aktarmamız gereken kültür ve medeniyetimizin ilk malzemeleri, yapı taşları işlevini görecektir.”

Katılımın ve ilginin yoğun olduğu etkinlik üzerinden öne çıkarılan “medeniyet tasavvuru” yahut daha evvel ansiklopedide yer alan birtakım maddeler üzerinden yürütülen polemikler, söz konusu külliyatı aktüel politik tartışmaların zeminine çekti, çekmeye de devam edecek. Zira İslâmAnsiklopedisi’ni “yetersiz” bulanlar hemen karşı atağa geçtiler bile:“İmana vesile olan teknik İslâm tarihi veya fıkıh anlatımı değil iman hakikatleridir.” Ardından “nefret suçu”, “ayrımcılık” bahisleri açıldı, “insaf” maddesinde duruldu şimdilik. Görüldüğü üzere herkes kendi itikadı ve düşüncesi gereği farklı yorumlar ortaya koymakta.

Siyasal tartışmalara ilişkin tezleri bir yana bırakarak İslâm Ansiklopedisine dair bazı ana meseleleri irdelemeye çalışalım: Bir telif türü olarak İslâm Ansiklopedisi, Müslüman kavimlerin tarih boyunca ortaya koydukları eserlerle, bu kavimlerin gelip geçtiği, yurt tuttukları yerlere ait tarih, coğrafya ve etnografya bilgilerini içerme iddiasını taşır. Bu çerçevede Türkiye Diyanet Vakfı’nın hazırladığı ve 44 cilde ulaşan ansiklopedi üzerinde değişik boyutları göz önünde bulundurularak durulması, söz konusu yayının hem hakkını teslim etmeyi hem de seksenli yıllardan bu yana memleketin yaşadığı dönüşüm sürecine de ışık tutacaktır. Sözgelimi ansiklopedinin ilk cildinde yer alan açıklamalar yeniden gözden geçirilse hiç fena olmaz.

Son derece kapsamlı olan ansiklopedinin sunuşunda genel olarak ansiklopedi türü hakkında bilgiler verilmektedir. Eserin Müslüman okuyucular açısından hissedilen zarurete binaen hazırlandığı da söyleniyor. Ardından eserin oluşum sürecine değiniliyor: 1980’de Türkiye Diyanet Vakfı’nın başlattığı ön çalışmanın akabinde 1983’te Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi Müessesesi oluşturulmuş. Beş yıl süren ikinci dönem çalışmaları sonunda ansiklopedinin ilmî ve idarî birimlerinin kuruluşu tamamlanmış, hazırlık çalışmaları büyük ölçüde tamamlanmış, çıkarılacak ansiklopedin mahiyeti tespit edilmiş. Buna göre: “Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi telif mahsulü bir eser olacak, madde listesi herhangi bir ansik­lopediden kopya edilmeyip ana kaynakların taranması suretiyle yeniden düzenlenecek, konular ilmî ölçüler içinde kısa ve özlü bir şekilde işlenecek, maddelerin sonuna bilgilerin genişletilmesine ve kontrol edilmesine imkân sağlayacak bibliyografya ile müellif imzası konacak, diğer müslüman milletlerle ilgili maddeler de doyurucu bir şekilde işlenmekle birlikte Türk tarih, kültür ve medeniyetine ait maddelere özel bir ağırlık verilecektir. Bütün bunlardan başka İslâm Ansiklopedisinde yer alacak konuların İslâmî açıdan ve ilmî ölçüler içinde incelenmesine özellikle dikkat edilecek, benzer kaynaklarda bu bakışa ve ilmî tarafsızlığa ters düşen değerlendirme ve yanlışların düzeltilmesine çalışılacaktır. An­cak, yüzlerce ayrı kalemden çıkan maddelerden oluşan bu kadar geniş bir eserde bütün maddelerin eksiklik ve hatadan kurtarılması ve hepsinin aynı ilmî kaliteye ulaştırılmasının mümkün olmayacağı tabiidir.”

Hiç abartmadan diyebiliriz ki, bu ansiklopedinin söylemini ve bu söylemin yaslandığı zeminini sonraki yıllarda daha salim bir zihinle konuşma imkânı bulacağız. Ayrıca, ansiklopedinin başlangıç yıllarında yaşanan birtakım ihtilaflar da göz ardı edilmemeli.

“TÜRK-İSLÂM MEDENİYETİ”NDEN “İSLÂM MEDENİYETİ”NE

Bilindiği üzere bu eser, Müslümanların ilim, fikir, sanat, din ve kültür varlıklarını doğru ve yeterli bir biçimde yansıtma iddiasını taşır. Fakat eserin düşünülüp tasarlanma süreci, içeriğinin belli konulardaki söylemi özellikle de yayın hayatına başladığı siyasal toplu durum hatırlandığında “Müslüman milletler” yahut “Türk-İslâm Medeniyeti” konularında öne çıkan vurgunun sebepleri bir miktar da aydınlanabilecektir.

Birinci ciltte yer alan şu vurgulara bakalım: “ (…) bu eser İslâm ansiklopedisi telif türüne sadık kalmakla birlikte, Türk-İslâm medeniyeti ağırlıklı, nesilden nesile intikal edecek kalıcı belge ve kayıt niteliğindedir.”

Herhâlde bu vurgunun sebeplerinden biri, geçen yüzyılda hazırlanan İslâm ansiklopedisi tarzı eserlerde “İslâm âleminin önemli bir unsuru olan Türk dünyasına ait bilgiler çok defa kısa, bazen noksan, bazen de yanlış verilmiş” olmasıdır. Ansiklopedinin sonraki yıllarda yayımlanan ciltlerinde “Türk-İslâm medeniyeti” vurgusunun yanında İslâm medeniyeti vurgusunun da yapılmış olması memleketin değişen sosyolojisini tespit etmek bakımından önemli olsa gerek. Gene 28 Şubat sürecindeki “büyük kapatılma”nın ansiklopedi yazarları üzerindeki tesirleri de göz ardı edilmemeli.Zor dönemlerde ve zor şartlar altında neler yaşandığını hatırladığımızda bu konudaki çabaları takdirle anmamak olmaz.

Doğrusu ansiklopedinin İngilizceye ve Arapçaya yapılacak tercümelerde siyasal konumlanışların dilini yansıtan ifadeler için nasıl bir yol izleneceğini merak etmiyor değilim. Mesela “Turgut Özal” maddesi ansiklopedi dilinden ziyade politik saflaşmaya hitap eden hatta buna katkı yapan bir mahiyet arz etmekte. Rusça başta olmak üzere başka dillerde başlatılacak yeni yayınlar aslında var olan çalışmanın doğal uzantısı bence.

Büyük bir ilgi gören eser, sadece ilahiyat konulu çalışmalarda değil, felsefe, tarih, sosyoloji ve sanat gibi değişik alanlarda da epey ilgi gördü. Ve bir ölçüde yer verdiği bazı maddeler itibariyle sürüp giden literatür açığını kapattı. Ansiklopedinin 44 ciltte tamamlandığına dair haberler yapılmıştı hâlen de yapılıyor. Gelgelelim bu tamamlanma durumunun “şimdilik” olduğunu ansiklopedinin belli noktalarda tadil edileceğini hatta ilave ciltler hazırlanacağını söylemek için kâhin olmaya gerek yok. Zaten zaman içerisinde ansiklopediye eklenmesine gerek duyulan maddelerin 2 ek cilt halinde yayımlanacağı biliniyor. Bu bakımdan ilk ciltte ansiklopedinin tamamlanması durumunda “İslâmi konularda, özellikle Türk-İslâm medeniyeti alanında doğru ve güvenilir bilgi edinmek isteyen Türk okuyucusu, ilmî ölçülere göre yazılmış, öteden beri eksikliğini hissettiği kaynak bir esere kavuşmuş olacaktır” denilmesi önemlidir. Sanırım aradan geçen süre zarfında ansiklopedide yer alması gerektiği hâlde yer almayan birtakım maddelerden dolayı ansiklopedinin tamamlanmadığını söyleyebiliriz.

ANSİKLOPEDİNİN HER SATIRINA İNANIP GÜVENMEK

“Abıhayat” maddesiyle başlayan İslâm Ansiklopedisi sınırlı bir müellif kadrosuyla yola koyulmuş fakat 44. cildin sonuna gelindiğinde müellif sayısı 1928 kişiye ulaşmıştır. Ansiklopedide, fotoğraf, resim, hat, ebru, minyatür vb. görsel malzemelerle desteklenen 16.857 madde yer almaktadır. Maddeler arasında kitap hacminde olanlar da bulunmaktadır. Nitekim Ömer Faruk Akün’ün yazdığı ünlü “Divan Edebiyatı” maddesi kitaplaştı. Lüzumsuz ayrıntılardan kaçınılacağı ifade edilmesine karşın, “Türk/iye” merkezlilikten kaynaklanan ayrıntı kabilinden maddelerin de ansiklopedide yer bulduğunu fakat hayatla doğrudan alakalı bazı kavram, olay, kişi vb. maddelere yer veril(e)mediğini bir tespit olarak söylemeliyiz. Dindarlık, demokrasi, cumhuriyet, Kürd/ler dünyevileşme/sekülerleşme, kapitalizm, emperyalizm, Kemalizm, liberalizm gibi maddelerin bulunmaması bir eksiklik olarak kaydedilmelidir. Sosyalizm maddesinin ise kapsamı çok dar. Fakat Mustafa Kemal maddesi çok uzun.

Türk siyasi hayatında önemli rol oynayan siyasi partilere ilişkin maddelerin bulunmayışı da ciddi bir eksikliktir. “Diyanet İşleri Başkanlığı” maddesi ile “Diyanet Vakfı”na ayrılan sayfa sayılarının neredeyse eşit oluşu bazı maddeler üzerine haricen düşünmeyi zorunlu kılmaktadır. Elbette “dinin yeniden tanzimi” gibi eleştirel yaklaşımlar beklemiyorum ilk maddede ancak Cumhuriyet Türkiye’sinin oluşumu anlamak bakımından son derece önemli olan bir kurumla, ansiklopedi yayıncılığını üstlenen vakfın ele alınışı arasında bir fark olmalı değil mi?

Yönelişler dergisi maddesi varken Düşünce dergisiyle alakalı bir maddenin bulunmaması da kayda değer bir eksiklik. Mavera dergisi maddesi varken İslâm, İslâm Medeniyeti, İslâmın İlk Emri Oku, Türkiye Defteri, Aylık Dergi Sebil vb. süreli yayınlara yer verilmemesi dergilerle alakalı maddelerin çok eksik olduğu intibaını uyandırmaktadır. Aliya İzzetbegoviç gibi önemli kişilerin de bulunmadığını ifade edelim. Her cilt sadece bunun için bile gözden geçirilebilir. Bu bakımdan kanaatimce sunuştaki usule her zaman sadık kalınmamıştır.

Ansiklopedinin internet ortamına taşınmış olması, ansiklopedi maddelerinin daha öncekilerden çok farklı ve yoğun bir şekilde okunmasını ve tartışılmasını da beraberinde getirecektir. Ansiklopedinin dinî olan konusundaki tutumunu anlamak babında şu satırlar kayda değer: Eser, tarih boyunca İslâmiyet’i farklı anlayıp yorumlayan grupların az çok üzerinde ittifak edebilecekleri ortak bir İslâmî anlayışın oluşmasına hizmet etmeyi hedeflemektedir.

Ansiklopedi hakkında son günlerde birkaç değini ve haber çıktı. Bu değinilere bakıldığında “İslâm dünyasının gerçekleşen rüyası” gibi abartılı cümlelerin kurulduğunu gördüm. “Bugün, İslam dünyası ile ilgili her konuda müracaat edilebilecek bir ansiklopedimiz vardır. Bütün İslam dünyasının bilgi usaresi, bu ansiklopedide yer almaktadır.” Tümüyle yanlış olmasa da abartılı bu yargılar. Tabii ansiklopedide yer alan maddeleri tartışmasız doğru kabul eden şu satırları anmamak olmaz: “Artık millet olarak ‘Bizim!’ diyebileceğimiz bir ansiklopedimiz var. Gönül huzuruyla her bir sayfası ve satırına inanıp güvenerek okunabilecek bir ansiklopedi.” Şüphesiz, İslâm Ansiklopedisi, dinî ve sosyal bilimlerde araştırma yapmak isteyenlerin başvurabileceği ciddi, kapsamlı ve kuşatıcı bir kaynak. Ayrıca, ansiklopedi İslâm’ı doğru tanıtan ve oryantalistler tarafından ortaya atılmış olan birtakım yanlış iddiaları da tashih eden ciddi bir eser niteliğinde. Dinî konular söz konusu olduğunda ansiklopedi yazarlarının Müslüman olmasının şart koşulmuş olması da önemli. Fakat ansiklopedinin her satırının inanıp güvenerek okunmasına dönük tavsiye, elimizdeki kaynağı tartışmasız kılmaya matuf bir strateji gibi görünüyor. Ne diyelim, bu satırların ardından İlâhi Kelâmın Bakara suresinin ikinci ayeti kerimesini tefekkür ederek bir kere daha okumalıyız.

Abartıları yahut ansiklopedinin siyasal tözünü bir kenara iterek şunu söylemek doğru olur herhâlde: Ne popüler ne de akademik çalışmalar yapanları ilgilendiren bir ihtisas ansiklopedisi hüviyetinde olmayan İslâm Ansiklopedisinin hazırlanmış olması başlı başına “büyük bir olay.”

Yorumlar (5)
Fevzi Bostan 9 yıl önce
Allah razı olsun bu Ansiklopediyi hazırlayıp sunanlardan emeği geçenlerden
hasan hüseyin bakay 9 yıl önce
bir ansiklopedi her yerde bulunamayacak bilgilerin bulunduğu bir kaynaktır. İslam ansiklopedisine baktığımızda 1) kıraatı seba ya göre kuranın hatim okunuşları olmalı ses hatim cd leri verilmeliydi2) değişik hat sanatlarına göre kuran yazdırılmalı mesela kufi bir kuran ansiklopedinin bir ek cilti halinde verilmeli 3)islam eserlerinin kuşe kağıda basılı tek ansiklopedi sayfalı ek ciltleri olmalıydı 4) camilerin plan tarih ve resimleriyle bezeli ek ciltler olmalıydı ve benzer eksikler
Misafir 9 yıl önce
Arkadaşlar bu eserin 2 adet ek cildi daha olacak sanıyorum. Bu ciltlerde atlanan, gözden kaçan, değişen veya yeni ortaya çıkan başlıklar olacaktır diye biliyorum.
Atıf Dedebey 9 yıl önce
Ansiklopediler çıktığı gün eskimeye başlayan yayınlardır. Ama, Türkçenin tek telif ansiklopedisi olması değerini inkâr hakşinaslık olmaz. Hemen yenilenmeli Arapçaya, Farsçaya, Malaycaya, Türk Lehçelerine, Boşnakçaya tercüme edilip yayımlanmalı. Hayır da budur, hizmet de. Emek verenlerden Allah Razı olsun. Yerli ve telif ansiklopedimiz hayırlı olsun. Beğenmeyen okumasın, daha iyisini yayımlasınlar. TDV mensubu değilim, kimseyi de tanımam, yazım da yok. Sadece Ö F Akün'ün maddeleri okumaya yeter.
Salih Sandal 8 yıl önce
İslam Ansiklopedisi her aşamasında kontrolden geçen maddelerle hazırlanmış dev bir eserdir İslam'a. İslam Araştırmaları Merkezi Kütüphanesi oluşmuştur neticesinde.Bu hizmeti yapanlara gelen her araştırmacı hayır dua etmektedir. Üniversitelerin yüksek lisans ve doktora Öğrencileri İçin bulunmaz bir Kütüphanedir İsam. Hizmeti geçen her kademedeki çalışanından Allah razı olsun.
24
sağanak
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?