İsrail Hitler'ini yenebilir mi?

Laurent Mignon, Varlık’ta Avraham Burg’un ‘cesur’ kitabı Hitler’i Yenmek [Vaincre Hitler: Pour un Judaisme plus hümaniste et universalite]üzerine kısa bir yazı kaleme almış. Başlığı “Çevirmenini Bekleyen Bir Kitap: ‘Hitler’i Yenmek”. İsrail solunun Yahudi evrenselciliğine vurgu yapan yanlarının öne çıktığı yazıda, 1948 tarihi meşru kurucu bir başlangıç olarak görülüyor

İsrail Hitler'ini yenebilir mi?

Ali Temiz | Dünya Bülteni/ Kültür Servisi

Varlık dergisinin bu ayki sayısında devlet konusu işleniyor. Dosyanın akabinde ise Laurent Mignon imzalı bir yazı var. Mignon, Avraham Burg’un ‘cesur’ kitabı Hitler’i Yenmek [ Vaincre Hitler: Pour un Judaisme plus hümaniste et universalite ] üzerine kısa bir yazı kaleme almış. Başlığı “Çevirmenini Bekleyen Bir Kitap: ‘Hitler’i Yenmek”.

Mignon, İsrail solunun Yahudi evrenselciliğine vurgu yapan yanlarını öne çıkarmış yazısında. Yahudilikle bağdaşmayan Siyonizmler olduğu kadar bağdaştırılan Siyonizmler de var. Dini anlamda dahi olsa Yahudiliği ön plana çıkarılması, onu ne kadar evrensel kılabilir ki? Son kertede Siyonizm’in milliyetçiliği şu ya da bu ölçüde Yahudilikte de vardır. Ayrıca Burg’un İsrail’in alternatif tarihini sunduğu belirtilmiş. Oysa kitap, Mignon’un aktarımlarına bakıldığında, 1948 felaketi konusunda hiçbir şey söylemiyor.

2007’de İsrail’de yayımlanan kitap pek çok dile çevrilmiş, ama ülkesinde çok sert tepkilerle karşılaşmış. Bu arada hatırlatalım ki, kitabın yazarı Avraham Burg, 1999’da Süleyman Demirel'in İsrail gezi programına Knesset'i dâhil etmemesine öfkelenmişti. O yıllarda meclis başkanı olan Burg, Dışişleri Bakanı David Levi'ye bir mektup yazarak ilgisiz tutumundan dolayı Türkiye'yi sert biçimde protesto etmişti. Bunun gerekçesi olarak Demirel'in Knesset'i ziyarete tenezzül etmemesinin yasama meclisinin manevi onurunu ağır biçimde zedelemesini göstermişti.

Kitaba gelecek olursak, Burg, artık İsrail’in Nazi Almanya’sının işlediği Yahudi soykırımı travmasını aşması gerektiğini öne sürüyor. Bu çerçevede öncelikle Filistin ve Arap politikalarıyla yüzleşilmesini zaruri görüyor. İsrail’in Şoa’yı siyasi amaçlarla araçsallaştırarak soykırımın anılmasına odaklanan dışlayıcı ilahiyatını sorunlu buluyor. Mignon kitabın ana düşüncesini şu cümlelerle özetliyor:

Hitler’i Yenmek’te Yahudi insancıllığı adına İsrail devletinin milliyetçi ve ayrımcı politikalarını sert bir dille eleştirip okurlarını Yahudiliğin temelinde var olan evrenselci anlayışı yeniden keşfe davet ediyor. İnandığı Yahudiliğin temelindeki ilerici görüşleri doğrultusunda, İsrail devletinin kuruluş ilkelerine ihanet emiş olmasını kınıyor.”

Burg bir bakıma, Filistinlilerin büyük felaket olarak gördüğü tarihi yani; 14 Mayıs 1948 tarihli bağımsızlık ilanı metnine hayati derecede önem atfediyor. Oysa bu tarihte yüzbinlerce Filistinli mülksüzleştirilerek mülteci konumuna düşürülmüştü. Dolayısıyla İsrail’in kurucu metninde yer alan “adalet, özgürlük ve barış” vurguları Filistinlilerin yaşadıklarının üstünü örtmeye matuftur.

Avraham Burg, ayrıca Siyonizm’e mesafeli duran Tevrat uzmanı Julian Morgenstern ve Martin Buber gibi isimlerin evrenselci Yahudiliğine gönderme yapıyor. Babası Şlomo Yosef Burg’un fikri mirasına da kayıtsız kalmamış. Burg’un babası Nazi kamplarından kurtulabilen ender Yahudilerdendir. Annesi ise Filistinlilerle Siyonistler arasındaki 1929’daki El Halil çatışmasından sağ kurtulmuştur. Bu kısımları şöyle yazının:

“Yahudi düşmanlığının gölgesi, Nazilerin ve yardakçılarının işledikleri soykırım ve sonuçları yazarın hayatında ve kitabın her sayfasında izini bıraktı: Yazarın babası ölüm kamplarından kurtulabilen ender Yahudilerdendi; annesi ise, Filistinli isyancılar tarafından işlenen ve 67 Yahudi’nin öldürüldüğü 1929’daki Hebron/El Halil katliamından sağ kurtulabilenlerdendi.”

Mignon, kitabın Fransızca tercümesi üzerinden tanıtımını yapmış. Ayrıca, İsraillilerin vicdanını uyandırmayı amaçlayan kitabın, başka dillere çevrildiğinde İsrail düşmanı ve antisemitist çevrelerin ekmeğine yağ sürüp sürmeyeceği noktasında yazarın kapıldığı endişeye dikkat çekiyor. Burg, kitabının Fransızca baskısına yazdığı önsözde bu bağlamda şunları ifade etmiş:

“Ben, İsrail’in egemenliği ve bağımsızlığının oğlu olarak, dışarıdan antisemitistlerin veya içeriden bir korkak ve konformistlerin kamusal tartışmanın sınırlarını çizmelerini artık kabul etmiyorum.”

Burg’un yaklaşımının İsrail’de veya Yahudi dünyasında tepki çekeceği açık. Fakat hem yazarın hem de kitabı tanıtan Mignon’un İsrail’in felaket üzerine kurulduğunu göz ardı ettikleri ısrarlı bir şekilde vurgulanmalıdır. Zira İsrail’in bu boyutunu göz ardı ederek, “daha özgür, daha eşitlikçi ve daha kardeşçe bir devlet” olabileceğinin hayal edilmesi yanıltıcı olacaktır. Elbette bunu söylerken yazarı basit bir kalemşor olarak görmemiz gerektiğini söylüyor değilim. Fakat esası gözlerden ırak tutarak, İsrail’de Hitler’i yenmenin o kadar kolay olmadığını belirtmek istiyorum. İster yazarın kurucuları arasında yer aldığı ve İsrail demokrasisini yeniden yapılandırmayı amaçlayan Molad (Doğuş) adlı sol hareket olsun ister Hadaş (Barış ve Eşitlik İçin Demokratik Cephe) olsun 1948’in felaket oluşunu kabul etmedikleri ortadayken barış için mücadele söylemi olsa olsa lirik tınılı bir çeşni olabilir sadece.

Güncelleme Tarihi: 28 Ocak 2016, 09:38
banner53
YORUM EKLE

banner39