banner15

İstanbul, âşıklarından birini daha kaybetmenin hüznünü yaşıyor

Önceki gün Karacaahmet'te ebediyet âlemine sırlanan Ehl-i Beyt âşığı Memduh Cumhur Bey hakkında Âmir Ateş, Dursun Gürlek, Ümit Meriç, Mehmed Akif Köseoğlu ve Şamil Kucur hissiyatlarını paylaştı

İstanbul, âşıklarından birini daha kaybetmenin hüznünü yaşıyor

İbrahim Ethem Gören / Dünya Bülteni

İstanbul Beyefendisi, Üsküdar’ın çağdaş erenlerinden, edebiyat, sanat, şiir, musiki, tasavvuf ve dava adamı, Ehl-i Beyt âşığı Memduh Cumhur Bey, Hakk’ın irciî emrine ittiba ederek çok sevdiği Üsküdar’da, Karacaahmet’te ebediyet yurduna sırlandı.

Memduh Ağabey’e rahmeti vesile kılarak gönül dostlarının görüşlerini aldık. Rabbim rahmet eylesin. Dünya Bülteni camiası olarak Ehl-i Beyt âşıklarına, ailesine, sevenlerine, İstanbullulara, Üsküdarlılara baş sağlığı diliyoruz.

CUMHUR BEY İSTANBUL BEYEFENDİSİYDİ

Âmir Ateş-Hafız, Mevlidhan ve Duâgû

Evvelemirde Memduh Bey “İstanbul Beyefendisi” şeklinde tabir edilen bir insandı. Kültürlü, güzel bir insandı, âlâ bir kardeşimizdi. Vakur bir şahsiyetti. Gençlere sohbetleriyle hizmet etti, onların ufkunu açtı. Bir hayli genç arkadaşımız kendisinden tefeyyüz etti.

Kendisi benim Üsküdar Musiki Cemiyeti’nden arkadaşım olur, çocukluk arkadaşımdır. Cumhur Beyle hukukumuz 50-55 yıl öncesine dayanır.

Çok güzel şiirleri, Rubaileri, hicivleri vardı. Hatta bana bir ara dedi ki “Üsküdar Musiki Cemiyeti’ne vefa borcumuz var. Arkadaşlara edebiyat hocası olarak faydalı yararlı olmak isterim” demişti. “O zaman bize bir miktar şiir verin” dedim yakın zaman önce kendisine... Cemiyet’te bizim programlı bir metodumuz var, edebiyatla ilgili dönüş yapamadık kendisine. Ben vakit bulup da bu konuyla ilgili olarak davet edemedim.

Son günlerde daha çok telefonlaşma durumumuz oldu. Dedim ki “O güzel şiirlerden hep başkalarına veriyorsun, bize vermiyorsun!” “Hemen vereyim” dedi ve kısa bir süre içinde e-posta ile 4-5 kadar şiir/rubai gönderdi. Hatta önümüzdeki hafta içerisinde ATV’de bu konuyla ilgili bir çekim olacaktı. Mezkûr şiirlerden birini seçtim. Öyle bir şiir/rubai seçmişim ki sanki vefâtını anlatıyor.

HASRET NE ZAMAN SON BULACAK DER DURURUM

Hasret ne zaman son bulacak der dururum,
Ümmîdimi rüzgârlara ekler, dururum.
Senden bana sessizce açılmış bir kapıdan;
Vuslat gibi bir müjdeyi bekler dururum…

İSTANBUL ÂŞIKLARINDAN BİRİNİ DAHA KAYBETMENİN HÜZNÜNÜ YAŞIYOR

Dursun Gürlek-Yazar, Kültür Tarihçisi

Merhum Memduh Cumhur Bey kadim dostlarımdan biriydi. Bir cümleyle ifade etmek gerekirse hem İstanbul hem de Üsküdar Beyefendisiydi.

Her ne kadar bir eczacı olarak biliniyor olsa da eczanesi aynı zamanda şairlerin, yazarların, tasavvuf ehlinin sık sık uğradığı, sohbetler yaptığı hoş bir mekândı.

Üsküdar İstanbul için önem arz ediyor. Memduh Bey ve dükkânı da Üsküdar için önem arz ediyor.
Üsküdar’ın tarihi mekânlarından biri olan Balaban Tekkesi’nde, bugünkü adıyla Balaban Kültür Merkezi’nde hoş sohbetler yapıyordu. Gençler, gelip gidenler çok oluyordu. Bazı sohbetleri de birlikte yapmışlığımız vardır.

EVVEL GİDEN AHBABA SELÂM OLSUN ERENLER

TRT’de de uzun yıllar çalıştı. Âlim, şair ve musikişinas bir insandı. Dolayısıyla musikişinaslardan da epeyce dostları vardı. Dostlarını cenaze namazında gördük, geldiler sağ olsunlar.

Sohbet ehli biri insandı. Tarihimizde iz bırakan kimselerle epeyce dolaşıp kalmışlığı vardı. Merhum Abdülbaki Gölpınarlı il-Allah ömrünü uzun etsin- Niyazı Sayın Bey ile yakından görüşürdü. İlim ve tasavvuf erbabıyla konuşmaktan zevk alırdı. Ben de sık sık yanına uğrardım. İstanbul dışında bazı şehirlere birlikte sohbet etmeye gittiğimiz vakidir.

Semamızdan bir yıldız daha kaydı. Az önce İstanbul aşığıydı dedim. Evet, maalesef İstanbul, âşıklarından birini daha kaybetmenin hüznünü yaşıyor. Üsküdar’ın en tarihi mekânlarından birine; Karacaahmet denilen kadim mezarlığa sırlandı. Şair Nabi’ye komşu oldu. Allah mekânını cennet eylesin, Allah rahmet eylesin. Evvel giden ahbaba selâm olsun erenler.

MERTLİK KİTABINDA MEMDUH BEY’İN DE ADI YAZILI

Mehmed Akif Köseoğlu-Kültür Tarihçisi

Memduh Beğ sohbetlerimizin her anında hissettirdiği Ehl-i Beyt aşkını şimdi doya doya yaşıyordur Mavera âleminde. Üsküdar’daki attar dükkânının muhabbetini o küçük, daracık eczahanesinde devam ettirmesi ile geleneğin taşıyıcısı oldu. Bir zamanlar ayakkabıyla gezilen Balaban Tekkesi tevhidhanesinde halı serilmesi için yaptığımız teşebbüste en büyük desteği Memduh Beğ vermişti. Birileri ipe un sererken Memduh Beğ can u gönülden çalıştı. Çünkü Memduh Beğ biliyordu ki diz kırıp yere oturmadan hal sâri olmaz. İlmel yakin bir konuda bilgi sahibi olmakla yetinmeyenler Memduh Beğ’in ayne’l-yakin şahitliklerine vâkıf olmak için eczahanesini buldular.

SEYR VE SÜLÛK İSTİKRAR GEREKTİRİR

Seyr ve sülûk istikrar gerektir. He şeyde olduğu gibi sabır ve sebat gösterenler sohbetten hâsıl olan neşveyi teneffüs ettiler. Samimiyet eksikliği olanlar, benden de sohbet sadır olur zannına düşenler bu kervandan koptular. Ama bilmediler ki yürüyen maksuda ererdi. Doğru sözü her mecrada söyleyebilmek mert insanın meziyetidir. Mertlik kitabında Memduh Beğ’in de adı yazılı. İstanbul’u sevenler buna şahittir.

MEMDUH BEY, ALLAH VERGİSİ KABİLİYETLERE SAHİP MÜSTESNA BİR İNSANDI

Şamil Kucur-Araştırmacı-Yazar

Çok şükür ki, pek çok güzel kabiliyet ve meziyetlere sahip, bu güzel gönüllü insan ile dost olabildik. Çok yönlü ve muhtevalı bir ilim, irfan, kültür ve sanat insanı olan Memduh Cumhur Bey büyüğümüz, Allah vergisi bir kabiliyet, kuvvetli bir hafıza, kitaba, okumaya, kültüre, sanata, musikiye merak ve gayret ile ilgilenmiş, farklı kültür muhitlerinde, sanat ve musiki sohbet ve meşklerine iştirak etmiş, adeta canlı bir tarih idi.

Rumeli’den, Evlad-ı Fatihan diyarı Rumeli’den; Bosna’dan Türkiye’ye göç eden bir ailenin evladı olan Memduh Bey, ‘Tunayla Hasbihal’ adlı kitabında yer alan şiirlerinde ifade ettikleri gibi, her zaman Anadolu ve Rumeli-Balkanlar bir gönül coğrafyamızın, bir kültür, vatan bütünlüğünün, kendilerinin gönüllerinde her zaman var olan, yaşayan bir özlem ve vuslat şiirlerinde okuyabiliyorduk.

Türk edebiyatı; hususiyetle Türk Şiir ve Klasik Türk Musikisi aşığı bir sanatkârımızdı. On yıl, TRT İstanbul Radyosu’nda, solist olarak görev yapmış ve davudi sesi ile yıllarca eserler icra etmiştir.
Edebiyat ve musiki muhitlerinde devrin âlim ve saz ve ses üstadlarına yetişebilmiş, onların dost ve musiki meşk meclislerine iştirak ederek, hafızasında adeta çok önemli bir hatırat külliyatı oluşturmuştu.
Ne yazık ki, belki de asırların intikali olan son elli yılın önemli şahsiyetlerine ait hatıralar kaleme alınıp da kaydedilemediği için, bunların büyük bölümü Memduh Bey ile sırlandı ve gitti. İnşaallah elde olan yazılı, sesli ve görüntülü kayıtlar değerlendirilerek, bu tür bir hatırat yayınlanabilir; böylelikle kültür ve gönül coğrafyamıza bir nebze de olsa, bir pencere aralanabilmiş olur.

Memduh Bey, İstanbul ve özellikle de Üsküdar ve Üsküdarlılık vasfına çok önemsemiş ve maneviyat âleminin, devrindeki gönül sultanları ve tasavvufî zevat-ı kiram ile tanışmış, sohbetlerine iştirak etmiştir.

Sahaflar Şeyhi Muzaffer Özak ve Safer Dal Efendilere intisab etmiş ve hizmetlerinde bulunmuştur.

İHTİYAÇ SAHİPLERİNİ KORUYUP GÖZETİRDİ

Allah’a, Hazret-i Peygamber Efendimize (sav) ve Ehli Beyt-i Resul hazeratına, aşk ile bağlı olan Memduh Bey’in yazdığı şiirlerinde de bu aşkın tesirlerini görebilmek mümkündür.

Aslında Memduh Bey’in hoşsohbet oluşunda, mizah ve espri anlayışında ve pek çok kişinin bilmediği ve kendinde sırlı olan kim bilir ne iyilikler vardır. Fakiri, gurabayı, maddi-manevi ihtiyaç sahiplerinin gözetirdi. Yaşına, mevkiine bakmadan, bir gönlü daha mutlu edebilmek adına koşuşturduğuna bizzat şahit olanlardanım diyebilirim.

Üsküdar’daki eczahanesi de, adeta bir küçük misafirhane, sohbet ve kültür sanat, gönül ve musiki insanlarının buluşma adresi idi.

Son derece hassas bir ruh yapısına sahip olan Memduh Cumhur Bey sokaktaki bir garibin halinden, bir hastadan ya da memleket, devlet, vatan meselelerinden etkilenirdi. Son derece hassas bir yapıya sahip olduğu için, bazen İstanbul’un kaybolup giden güzelliklerini, geçmişe hasretini yazdığı mısralar kimi zaman yerini çok sert mısralara, bazen de hicve bırakırdı.

Bu arada unutmadan bir hakkı da teslim etmemiz gerekir ki, kendileri de bir eczacı olan ve aynı eczaneyi işlettikleri 39 yıllık evli oldukları Selman Hanım ise bütün bu yoğunluk ve kültür ve dost muhabbet görüşmelerine, her seferinde hoşgörü ile anlayış göstermiştir.

ŞAİR NABİ’YE KOMŞU OLDU

Evlatları Kerem ve İrem kardeşlerimizden, rahmetli babaları Memduh Cumhur Bey’in emanetlerine sahip çıkarak ona ait olan yayınlanmamış olan şiirleri ve hatıratını yayına hazırlayarak, milletimiz ve kültür dünyasının hizmetine sunmalarını ümit ediyoruz. Memduh Bey her an bir yerlere kültür adına, musikimiz adına, maneviyat dünyamıza birazcık daha hizmet edebilme adına, koşuşturma halinde iken, geçtiğimiz cuma günü, Cuma namazını eda ettikten sonra, eczanesinde rahatsızlanarak, hastaneye kaldırıldı ve ruhunu, son günlere sürekli olarak ifade ettiği vuslat, kavuşma duyguları ile Cenab-ı Allah’a teslim eyledi. Hazret-i Peygamber aşığı Urfalı Şair Nabi ile rahmetli Ahmet Yüksel Özemre Bey’in, ‘Üsküdar’ın üç sırlısı’ kitabında adı zikredilen Eşref Ede Efendi’nin kabirlerinin yanı başlarında, aile kabristanlığında, tekbir ve salavat-ı şerifeler ile Şeb-i Arus a erdi. Mevlâ rahmet eyleye. (Âmin.)

  

 

MEMDUH BEY, ŞEYH GÂLİB’İN DOSTU OLMAYA SEZÂ BİR İNSANDI

Prof. Dr. Ümit Meriç-Yazar

İsimler gökten iner. Memduh Bey’in ismiyle cismi birbirine pek yakışır. Gerçekten de Cumhur Bey gibi ismiyle müsemma bir güzel insanı ahiret yurduna uğurladık.

Memduh Bey Cemil Meriç’e geldikten sonra bütün bir musikişinas galaksisini de beraberinde evimize getirmiştir. Cemil Meriç, Ruhi Ayangil, Fırat Kızıltuğ ve Çinuçen Tanrıkorur ile dostluklarını, ismi her türlü medh ü senaya layık olan Memduh Bey kardeşimize borçludur.

Benim hayatımda ise Cerrahi Tekkesi’ne, Anna Masala ile beraber ilk adımımı onunla atmış olduğum için çok özel bir yeri vardır.

Babam, rahmetli Çinuçen Bey’i Lâle Devri’nin musahiplerine benzetirdi. Bence Memduh Bey de Şeyh Gâlib’in dostu olmaya sezâ bir insandı.

İSTANBUL’UN SOHBET VE MUSİKİ GÖKKUŞAĞI EN GÜZEL RENKLERİNDEN BİRİNİ KAYBETTİ

Üsküdar, sadece Üsküdar değil, tüm İstanbul’un sohbet ve musiki gökkuşağı en güzel renklerinden birini kaybetti.

Dün kendisini Karacaahmet’te toprağı sırladıktan sonra mezarının ayakucunda durup yedi cihetine ayet’el-kürsî yolladım ve dedim ki “Sevgili Memduh Bey kardeşim. Beni dergâha götürmekle dünya cennetinin kapılarını bana açmış oldunuz. Rabbim de size bu geceden itibaren cennet-i âlânın ferahlığını lütfetsin inşallah.

 

Memduh Cumhur, 25 Ocak 1947'de Bursa'nın İnegöl ilçesinde Bosna Hersek göçmeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.

Cumhur, ilk ve orta tahsilini İnegöl’de, lise eğitimini ise İstanbul Haydarpaşa ve Bursa Erkek Lisesi’nde tamamladı. 1965 yılında İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde okurken, 1966’da İstanbul Radyosu’na ses sanatkarı olarak girdi. Burada 10 yıl görev yapan Cumhur, 1976’da TRT’den istifa ederek, serbest eczacı olarak çalıştı.

Üsküdar'da bir eczanesi bulunan Memduh Cumhur'un araştırma yazıları; Hareket, Musiki ve Nota dergilerinde, şiirleri ise Kubbealtı Akademi Mecmuası, Türk Edebiyatı ve Yüzakı dergilerinde yayımlandı.

Cumhur'un aruz vezniyle yazdığı şiirlerinin yer aldığı "Tuna’yla Hasbıhal" isimli eser, İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları'nca 2012'de neşredildi.

 

 

Güncelleme Tarihi: 16 Ocak 2018, 19:18
YORUM EKLE
YORUMLAR
ziyaretçi
ziyaretçi - 1 yıl Önce

Allah rahmet eylesin. adını ilk kez duyuyorum. halbuki bir istanbul sevdalısıyım ve dünya bültenini sıklıkla takip ediyorum. neden bu zatlar ön plana çıkmaz, adı duyurulmaz, onlardan istifade edemeyiz, bir derslerine katılamayız, göçüp gittiklerinde de artlarından bir çok methiyeler yapılır, neden aynı memlekette yaşadığımız halde birbirimizden habersiz yaşar ve göçeriz?

banner39

banner36

banner37

banner35