banner15

İstanbul’da kaybolan 4 cami

İstanbul’un sadece Fatih ilçesinde bulunan 281 cami ve mescid, kayıtları olmasına karşın, kayıplara karışmış durumda.

İstanbul’da kaybolan 4 cami

Konstantinopolis’in İstanbul’a dönüşmesinin en görünür sembollerinden biridir camilerimiz. Fetihten bu yana irili ufaklı şehrin her yerine kondurulmuş camiler ve mescidler şehrin kimliğini ilk bakışta ele verir. Süleymaniye veya Sultanahmet Camii gibi devasa külliyelerden mahalle mescidlerine varıncaya kadar bu yapıların hemen hemen hepsi hayır sahipleri tarafından inşa ettirilmiştir. Ancak tarihi süreç içinde İstanbul cami ve mescidlerinin bazıları yıkılmış. Bazıları tabii şartlara ve afetlere direnememiş. Bazıları ise Cumhuriyet sonrasındaki imar politikalarının kurbanı olurken bazıları da arsası için yakılmış.

İstanbul Çevre, Kültür ve Tarihi Eserleri Koruma Derneği’nin (İSTED) verilerine göre sadece Fatih ilçesinde bulunan 281 cami ve mescid, kayıtları olmasına karşın, kayıplara karışmış durumda. Bu tarihi eserlerin 69’u yol ve meydan yapımı sırasında yerel yönetimler tarafından yıktırılmış. 50’si doğal afetler ve felaketler sebebiyle yıkılmış. 20 tanesi de ilgisizlik ve bakımsızlık yüzünden tarihe karışmış. 118 cami ve mescid hakkında kayıtlardaki bilgiler dışında malumatımız yok. İSTED bu verilere ilçe müftülüklerinin arşivlerinden ulaşmış.

Bu sorumsuzluğa ve şuursuzluğa örnek olması açısından Suriçi’nde yok olan 5 camiyi yakından tanıyalım istedik.

1. Galata Yeni Valide Camii (1697)

İstanbul’da yok olan camilerden biri olan Yeni Valide Camii çok tanıdık bir isim tarafından Galata'da yaptırılmış. İsmi Üsküdar ile özdeşleşen Valide Sultan Külliyesi’nin banisi, Sultan III. Ahmed ve Sultan II. Mustafa’nın annesi Gülnûş Emetullah Sultan tarafından inşa ettirilmiş. Hem de Üsküdar’daki külliyeden önce. 1697’de yaptırılan Yeni Camii Tünel Caddesi’ndeymiş. Bulunduğu sokak ismini ondan alarak “Yeni Cami Sokak” olarak isimlendirilmiş. Caminin tam olarak Perşembe pazarında hırdavatçılar çarşısının bulunduğu alanda olduğu biliniyor. Ancak yol çalışması sebebiyle yıktırılmış. Kitabesinin Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün ambarında olduğu kayıtlara geçmiş. Bu güzide eser tescil edilmiş olmasına rağmen ihyası için herhangi bir girişimde bulunulmamış.

2. Fatma Sultan Camii (1727)

Cağaloğlu’nda bulunan bu cami “Gümüşhaneli Dergâhı” olarak da biliniyor. Tam olarak şimdiki vilayet binasının karşısında inşa edilen Fatma Sultan Camii’nden hiçbir iz kalmamış durumda. Sultan III. Ahmed’in kızı Fatma Sultan tarafından yaptırılmış. Fatma Sultan aynı zamanda meşhur sadrazamlardan Nevşehirli Damad İbrâhim Paşa’nın da hanımı. Önceden burada Terzibaşı Pîrî Ağa Mescidi’nin bulunduğu ve bu mescidin harap olmasından dolayı yıkılarak 1727 yılında Fatma Sultan Camii’nin inşa ettirildiği biliniyor. Kâgir bir yapı olan caminin avize ve kandillerle donatıldığı; imam, hatip ve müezzin tahsis edildiği kaynaklarda geçmekte. Hatta Diyanet İslam Ansiklopedisi’nde caminin açılışında Şeyh Yahyâ Efendi’nin vaaz verdiği ifade ediliyor.

Günümüze harabeleri ulaşan caminin kitabesi de kayıplara karışmış. Cami 1755’te çıkan ve Hocapaşa yangını olarak bilinen felakette büyük hasar görmüş. Yine geriye kalan kısmı 16 Kasım 1808 tarihinde Alemdar Mustafa Paşa’nın ölümüyle ilgili kargaşa sırasında çıkan yangından etkilenmiş. Bu felaketlerden sonra birkaç defa tamir gören ve yeniden yaptırılan cami 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra farklı bir amaçla kullanılır. 1863-64 tarihinden sonra Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî’nin kurduğu, Nakşibendî tarikatının Hâlidî koluna bağlı bir tekkenin merkezi olur. 1925’te tekkeler kapatılana kadar da İstanbul’un en meşhur tekkelerinden biridir.

Yine İslam Ansiklopedisi’ndeki bilgilere göre tekke kapatılınca hizmet dışı kalan cami, yanındaki dergâh binası ve şeyh meşrutasıyla birlikte bir süre jandarma koğuşu ve deposu olarak kullanılmış. Bu dönemde minaresi de yıkılmış.

1950 yıllarında Türkiye Anıtlar Derneği’nce ihyâ ettirilecek camiler listesine Fatma Sultan Camii de alınmış ancak bu tasarı gerçekleşmemiş. 1956-1957 yıllarında “imar” adı altında yapılan kıyımlarda tamamen yıktırılmış. Arsası Defterdarlık tarafından alınarak oto park ve yeşil alan halinde düzenlenmiş.

3. Karaköy Camii (1903)

Asıl ismi “Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii” olan Karaköy Camii Fatih Sultan Mehmed zamanında yapılmış bir tekkenin yerine inşa ettirilmiş. 17. yüzyılda Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından bir mescid inşa edilip, altına da onun masraflarını karşılamak maksadıyla dükkânlar yapılmış. Karaköy Camii tabii şartlar sebebiyle zamanla harap olunca Sultan II. Abdülhamid, İtalyan Mimar Raimondo D Aranco'dan buraya bir cami yapmasını ister. 1903’te inşası biten cami İstanbul'da pek çok örneği görülen Art Nouveau (Art Nuvo) tarzındaydı.

Mimarisiyle göz kamaştıran cami, kubbeli ve çokgen bir plâna göre inşa edilmiş. Minaresi de mimari tarzına uygun olup eşi olmayan bir görünüme sahiptir. Bu estetik mabed adeta Karaköy Meydanı'nın ayrılmaz bir parçası olmuş kaynaklardan öğrendiğimiz kadarıyla.

Zarafetiyle herkesi büyüleyen bu ahşap cami, 1958’de yıkıldı. Parçaları numaralandırılarak söküldü. Caminin Kınalıada’da tekrar inşa edileceği söylendiyse de bu söz yerine getirilmedi. Yakın bir zamanda caminin aslına uygun bir şekilde yeniden yapılacağı duyuruldu ancak proje henüz gerçekleşmedi.

Yazının tamamı için TIKLAYINIZ

YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35