banner39

Kaan Usta ile 'naht'tan açılmış bir sohbet…

Öz sanatlarımız gönlünde sanat ve estetik güzellikleri mezceden ustaların, sanatkârların marifetiyle günden güne yeni isimler ve eserler kazanarak yolculuğuna kararlı bir şekilde devam ediyor.

Kültür Sanat 05.08.2015, 13:42 05.08.2015, 14:28
Kaan Usta ile 'naht'tan açılmış bir sohbet…

İbrahim Ethem Gören/Dünya Bülteni

Öz sanatlarımız, estetik güzellikleri mezceden ustaların, sanatkârların marifetiyle günden güne yeni isimler ve eserler kazanarak yolculuğuna kararlı bir şekilde devam ediyor. Eskişehir’de Kaan Köse usta, Adana’dan Mesut Dikel Usta’nın, Bursa’dan Recep Ulu ve Hüseyin Avni Kabaçalı ustaların izinde emin adımlarla ahşabın tahtındaki zikri buluyor.

Eskişehir’de ahşap, metal, sedef, fildişi ve boynuz ve pek çok malzemeden eskilerin “efradını cami a’yarını mani” dedikleri tarzda eserler meydana getiren Naht ustası Kaan Köse ile naht sanatına dair hasbıhal ettik.

Sizleri, naht sanatının yanında kıl testere ile kalın ağaçları kesip üç boyutlu oyma denemeleri ve marküteri çalışmaları da yapmakta Kaan Ustamızla gerçekleştirdiğimiz hasbıhalle baş başa bırakıyoruz.

İbrahim Ethem Gören: Kaan Bey, geleneksel sanatlarımızla tanışmanızın hikâyesini anlatır mısınız?

Kaan Köse: Öncelikle sözlerime gelenekli sanatlara olan bu desteğiniz için teşekkür ederek başlamak isterim. Elime kıl testereyi ilk olarak 1984 senesinde ortaokul sıralarında iş teknik dersinde aldım.

En büyük şansımız bu tür işlerde mahir olan bir öğretmenimizin olmasıydı. Zira o dönemlerde hiç bilinmeyen bu sanat dalında ve diğer gelenekli birçok sanat dalında uygulamalı eğitim almak pek güzel olmuştu. O yüzden iş teknik öğretmenimden Allah razı olsun.

Sonra neler yaptınız?

Akabinde zaman zaman kıl testere ile basit işler yaptık. Ve bir gün o dönem Türkiye Elektrik Kurumu’nda müdür olan amcama bir hediye yapma arzusu hasıl olunca vereceğimiz hediyenin benden olan ve beni yansıtan bir hediye olmasını istedim. Ne yapacağımı düşünürken aklıma kıl testere ile bir şey yapmak geldi. Yapacaktım ama ne kesecektim! Uzun yıllardır hatta da merakım vardı.

GELENEKSEL SANATLARDA KENDİMİ ARIYORUM

Hattı yazıyor muydunuz?

Hayır, yazmadan ziyade melül melül bakma tarafında! Bir eseri beğenip kestim, zemin hazırladım, verniği uyguladım ve nihayetinde çerçevenin içine girince o gün anladım ki içimdeki boşluk doldu. İşte o gün bugün başta amatörce uğraştığımızı hobi, hobi gibi uğraştığımızın da sanat olmasına kadar süreci başlatmış olduk.

Geleneksel sanatlarda ne arıyorsunuz?

Kendimi arıyorum. Kendimizi aramaktan başka neyimiz var ki! Keserken, gördüğümüzü yansıtırken aslında kendi kalbimizin yansımasını aktarıyoruz.

Yaptığınız çalışmaya bakanlar ne görüyor?

Aynı esere bakan kimselerin, hemen herkesin çıkaracağı, göreceği, algılayacağı farklı anlamlar, yönler, duyuşlar olacaktır. 

Eserlerinizle aranız nasıl? Çalışmalarınızı nasıl buluyorsunuz?

Bazen eser beni buluyor bazen de ben eseri… Garip bir ilişki bizimkisi o ben de vücut buluyor ben de onda sükunet, huzur, şükür, gaye ve minnet buluyorum... İnsanın aradığı da bunlar değil mi?

Elbette…

Yaptığınız sanatı nasıl tarif ediyorsunuz?

Yaptığım sanat çok farklı bakış açılarında incelenmiş. Benim ise tek bir tarifim var: Sükunetin, huzurun ve sabrın içinde açan çiçekler derim bu sanata.

Eskişehir’de geleneksel sanatlara yönelik neler yapılıyor?

Halen üyesi olduğum Velkalem Geleneksel Sanatlar ve Kültür Derneği gelenekli sanatların öğretilmesi ve uygulanması alanında birçok faaliyet içinde. Hocalarımızdan Allah razı olsun. 

 ATEŞ YANMADAN AŞK OLUR MU?

Velkalem Geleneksel Sanatlar ve Kültür Derneği dediniz. Velkalem’den sonra Eskişehir’de neler değişti?

Velkalem Geleneksel Sanatlar ve Kültür Derneği açıldıktan sonra insanların bakış açıları değişti bence. Daha önce de belki bu sanatlarla ilgili eğitim veren yerler vardı. Ancak burada verilen eğitim aynı zamanda tasavvuf eğitimini de kapsamaktadır. Yani sanatın kalbimize yaktığı ateşle yaşamayı da öğretiyorlar dernekte. Ateş yanmadan aşk olur mu? kalbin aşı da gönüldeki ateşle pişmez mi?

Geleneksel sanatlarda usta-çırak münasebeti önemli… Sizin ustanız/ustalarınız kim/ler?

Direkt olarak bir ustamın olduğunu söyleyemeyeceğim. Çünkü Eskişehir’de naht sanatıyla uğraşan kimse yok. Ama destek aldığım insanlar var.

HOCALARIMIZIN IŞIĞI YOLUMUZU AYDINLATIYOR

Ustasız nasıl yol alıyorsunuz?

Ustam yok” derken yanlış anlaşılmasın. Eskişehir’de direkt eğitim aldığım kimse yok ama yol almaya başlayınca bu sanatta açlık artar. O anlarda gönlümüzü doyuran, üstatlarımızdan Abdullah Şanlı, Mesut Dikel ve Recep Ulu, gerek internet gerek telefon aracılığı ile bilgi ve birikimlerini bana aktarıyorlar. Artık lokomotif belli bir hızı almış durumda. Her zaman destek olan hocalarımızın himmetiyle ardımızda vagonlar olduğu halde yolumuza devam ediyoruz… Bazen kendimiz yön buluyoruz. Bazen de hocalarımızın ışığı yönümüzü gösteriyor.

Kıl testeresiyle neler yapıyorsunuz?

Ben bu alanda her zaman aç ve arayıcı oldum. Naht sanatının yanında yine kıl testere ile kalın ağaçları kesip üç boyutlu oyma denemeleri yaptım. Marküteri denemeleri yaptım. Marküterinin içine Mahmut Şahin hocamın el yazması bir hilyeyi yerleştirdim. Oyma biblo denemelerim oldu. Tezhip kesimlerim oldu. Mikro kesimler ilgimi çekiyor… Denemelerim, arayışlarım sürekli devam ediyor. Kıl testere ile neler yapabileceğimi aramaya devam ediyorum.

İyi bir naht ustası olabilmek için aynı zamanda hat sanatının inceliklerine de vakıf olmak lazım gelir. Yazıyı keserken anatomisini de bilmeniz lazım. Hatta nasıl ilerliyorsunuz?

Sayın hocalarımdan Abdullah Şanlı bahsettiğiniz bu önemli hususu ilk kez telaffuz edendir. Hat hocası ararken tanıştığım Mesut Dikel hocam da aynı yorumu yapmış ve Süleyman Sırrı Şenol hocanın da dâhil olmak üzere bu sanatın üstatlarının tamamının aynı zamanda hat eğitimi aldıklarını dile getirmişti.

Mahmut Şahin hocamdan ve diğer hocalarımdan Allah razı olsun. Bir ailenin içinde sevgi yumağına beni de dahil ettiler. Nasıl ki yürümeyi bilmezsen yürüyemezsin… İşte biz yürümeyi hat kursu ile öğrendik. Ondan önce bizim yaptığımız sadece kesimmiş.

Mahmut Hoca ile tanıştıktan sonra ne değişti?

Çok şey… Hat kursunda meşklere başladıktan sonra hem yazarak hem de diğer yazanları takip ederek hocalarımızın gösterdikleri ile bir süre sonra göz, iyiyi, kötüyü ayırt eder hale geliyor. Meşkleri yazmaya devam ettiğiniz sürece gelişme de devam ediyor. Nihayetinde belli bir seviyeye gelince Mahmut Şahin hocamızın onayı ile imzamızı da kullanmaya başladık.

Allahu vahdehu” özelinde bir naht eserinin kâğıttan, ahşabın içinden, kıl testeresinden geçerek levha halini alıncaya kadar geçirdiği aşamaları anlatır mısınız?

Bu çalışmamızın başlangıcında bu yazıyı görmem ve bu yazının bana kısa sürede yaşattığı özel duygular var.

Hattı kime ait?

Eser, hattat Emre Özdemir hocam tarafından takliden, yeniden yazılmıştı. Onunla eser hakkında epeyce istişarede bulunduktan sonra bu eseri daha çok gösterecek zemin malzemesi ve tezhip deseni için çizime başladım. Yaklaşık bu dönem 15 günlük bir zamanı içeriyor. Sonrasında hattat Mahmut Şahin hocamın da onayını aldıktan sonra önce zemin kaplamaları kesip presledim. Zımpara ve dolgu verniği aşamalarından sonra tezhip deseni kesimleri başladı. Takribi üç bin delikli bir çalışmadan söz ediyorum. Bu işlem de bittikten sonra artık eseri kesme işine başladım. Kesim bittikten sonra zımpara düzeltme ve astar işlemlerini takiben zemine yapıştırma işlemine başladım. Bu arada ise kullandığımız ilginç bir yöntem devreye giriyor. 

Nedir o!

Ben genelde bu kadar karışık ve büyük işleri dolgu verniği ile yapıştırıyorum. Yapıştırma işlemi bittikten sonra artık sonlandırma işlemleri başlıyor. Önce vernik atılıyor ve kurutuluyor. Sonra, yazının üstü zımparalanıp 22 ayar altın varak uygulaması yapılıyor. Sonrasında da çerçeve işi var. Tabii ki bu iş anlatıldığı kadar kısa sürede bitmedi.

Ne kadar sürdü?

Takribi iki buçuk ay kadar sürdü. Planlama ve kesim dâhil. Az önce dediğim gibi sabır meyvesi beklemeyi bilene lezzet verir. Bu lezzet de işte bu ortaya çıkan çalışmamız.

Desenlerinizi nasıl hazırlıyorsunuz?

Malum, ben tezhipçi değilim. Bazen anonim eserlerden esinlendiğim oluyor. Ancak artık bunun da bir sanat olduğunu iyice anladım. O yüzden hoşuma giden kesim tekniğine uyan tezhip çalışmalarının sahiplerinden izin alma sureti ile hallediyorum, bana sadece simetrik yapma kalıyor. Bu konuda da Konya’dan Hüseyin Öksüz hocamın tezhiplerini yapan usta sanatçı İclal Beştav hocamın büyük desteği inkâr edilemez. Gereksinimime göre her konuda bana yardım eder. Allah ondan ve cümlesinden razı olsun.

AHŞAP İNSANI BENLİĞİNDE KOR EDEN BİR TUTKU…

Ahşap, hâl lisanı ile size neler söylüyor?

Yüce Yaradan’ın yarattıklarında bakmayı bilene ne sırlar ne güzellikler vardır. Sadece herkes, her sesi duyamaz. Kimi, kalemin o ince inlemesinde bulur nameleri. Kimi ise tekneye attığı o renk cümbüşünde... Benim ise ahşabın, “Bende gördüğün güzelliği herkesin göreceği bir şekle getir ki sadece beni sen sevme; herkes sevsin“ dediğini duyar gibi oluyorum. Yazının muhteşemliği ile başlayan yolculuğumuz ahşabın üzerine ahenkle geçerken devam ediyor ve yazı ahşapta beden buluyor. Ahşap bir tutku; insanı benliğinde kor eden.

Mikro kesimler de yapıyor musunuz?

Mikro ölçekli işler hep merakım olmuştur. Zaman içinde bu merakım yapar mıyım yapamaz mıyım ikilemine döndü. Ben de kendimce “Denesem ne kaybederim” diyerek başaldım. Ama çok daha dikkatli olmak lazım, anatomiyi bozmamak adına.

Mikro kesimde malzeme olarak ne kullanıyorsunuz?

Mikro kesimlerimde genelde ahşap kullanıyorum. Bunun yanında pirinç, sedef, yasal dişler v.s. de kullanmaktayım.

Mikro kesimde nelere dikkat etmek gerekir?

Normal kesimlerde bile sıkıntı olan yazı anatomisi burada en büyük problem ve dikkat edilmesi gereken husus.

Eserlerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bazen sipariş üzerine çalışıyorum. Bazen de sadece kendim için... Genelde kendim için olanlardan ayrılmak çok zor. Onların karşısında kahvemi yudumlamak en büyük güzellik. Ama ayrılmak icap ettiğinde evlatlarından ayrılmak kolay olmuyor!

Eskişehir’den okuyucularımıza yönelik nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Eskişehir’de öz sanatlarımızla ilgilenen/ilgilenmek isteyen herkes Velkalem Geleneksel Sanatlar ve Kültür Derneği’nde benim ve tüm hocalarımın desteğini göreceklerdir. İstedikleri her konuda yardım etmek isteriz. Sadece gelsinler ve bizleri bulsunlar.

İlginiz için teşekkür ederim.

Ben de teşekkür ederim İbrahim Ethem Bey.

 

 

 

banner53
Yorumlar (0)
25
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?