banner15

Kütahya'dan cam sesi geliyor!

Cam üzerinde öznesinde sanat ve estetik bulunan çalışma yapan Mehmet Ali Tunca ile hasbıhal ettik

Kütahya'dan cam sesi geliyor!

İbrahim Ethem Gören | Dünya Bülteni/ Kültür Servisi

Kütahya'da resim, ebru, çini ve hat çalışmaları yapmakta olan Mehmet Ali Tunca Usta ile cam oygu sanatı üzerine hasbıhal ettik.

Cam, asırlar boyunca sivil ve dini mimari başta olmak üzere hayatın hemen her alanında sanatkâr dedelerimizin kullanageldiği, sırrı muhtevasında mahfuz, özel bir malzeme…

Cam, ustasının elinde kâh çeşm-i bülbüle, kâh bardağa, kâh vitraya dönüşür, her nerede görev verilecekse özel bir kullanım aracı olarak büyüsünü de beraberinde götürür. Halden hale dönüşerek mekânları şenlendirir, ustasının elinde her zaman güzel bir unsura dönüşür.

Cam üzerinde öznesinde sanat ve estetik bulunan çalışma yapmak, emek ve sabrın yanında ustalık da ister. Böyle bir ustayı Kütahya’da bulduk ve kendisiyle hasbıhal ettik.

Çalışmalarını Kütahya Var-Der Geleneksel Sanatlar ve Kültür Derneği çatısı altında sürdürmekte olan Mehmet Ali Tunca Usta küçük yaşlardan itibaren öz sanatlarımıza ilgi duymaya başlamış.

ÇİNİ FIRININDA DÜNYAYA MEYYAL HİSLER DE YAKILIR!

Tunca Usta, çininin yurdu olan Kütahya’da önce ebru, resim ve çini, akabinde de hat sanatına yeni eserler kazandırma gayretinde bulunmuş.

Çinicilikte yaptığı özgün çalışmalarla adından söz ettiren Mehmet Ali Usta’ya ilk göz ağrısı çini sanatına dair düşüncelerini sorduğumda şöyle bir cevap aldım: “Çinicilik, meşakkatli; yorucu ve bir o kadar da kadar zevkli, nefsî tekâmüle açık bir meslektir. Cami duvarlarını tezyin eden çini desenli levhalar pişirilirken insanın içindeki hamlık ve dünyaya meyyal hisler de yakılır; yahut yakılmalıdır.”

      

USTA “VEREN EL”DİR

Sanat eğitim ve icrasında edebin sanattan da önce geldiğini ifade eden Tunca, “Usta her ne yapıyorsa edebe, usule ve erkâna riayet ederek yapmalı, sanatın icrası esnasında eşyayı şenlendirirken muhataplarının gönlünü hoş tutmalı ve hâsılı kelâm usta veren el olmalı ” diyerek Ahilik ve fütüvvet ahlâk ve adabına vurgu yapıyor.

Çiniden sonra, eskilerin “Cismani aletlerle icra edilen ruhani mühendislik” şeklinde tarif ve tavsif ettiği hat sanatının meşkine başlayan Mehmet Ali Usta, “Rakım Mesleği”nde aradığı hemen her şeyi Hocası Mahmut Şahin’de bulmuş.

Hocasıyla tanıştığı ilk günden bu zamana kadar 10 yıl geride kalmış, lakin hat sanatı ateşi gönlünü çepeçevre kuşatmış. Bulduğu her zemin üzerine hat meşk eden Tunca Usta, hattı camla farklı bir tarzda buluşturmak isteyince ortaya yeni bir terkip çıkmış: Cam oygu sanatı.

Cam oygu ilk defa ele alınan bir sanat yahut zanaat dalı. Biz, cam oygunun, tasarım ve icrasında el, zihin ve gönül birlikteliği yer aldığı ve mücerret işçilikten ibaret olmadığı için sanat demeyi tercih ediyoruz.

Mehmet Ali Tunca, Kütahya Dumlupınar Üniversitesindeki Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim görevlilerinden Lokman Acar’ın tavsiyesi üzerine camı oyarak hat eserlerini işlemeye başlamış. Böylelikle camın ışıltılı dünyasında ışık oyunlarını belirir olmuş.

Tunca, gravür elmas uçları kullanarak üç yıldan bu güne kadar binlerce saatlik emeği uç uca ekleye ekleye eskilerin, “Efradını cami ağyarını mani” dedikleri tarzda eserler ortaya çıkarmaya başlamış.

Camda en küçük bir levhanın bir aylık bir çalışma neticesinde tekemmül ettiğini söyleyen Tunca, çalışmalarına hat sanatında ekol olmuş şahsiyetlerin hilye levhalarını cama oyarak başlamış.

KESERTÜZZÜCACE…

Bundan sonrasını muhatabımızdan dinleyelim: “İbrahim Ethem Bey. Cam, hayatın hemen har alanında önemli bir malzeme olarak karşımızda duruyor. Az önce de arz ettiğim minval üzere Lokman Acar Hocamın tavsiyesiyle camı oymaya/işlemeye başladım. Neticede başarı Allah’tan. Gayret ise biz kullardan. Cam kırılgan bir malzeme. Hassas davranmak gerekir. Neticede en ufak bir dalgınlıkta yahut dikkatsizlikte üzerinde aylarca çalıştığınız eser kırılıp gidebilir. Bu cümleden olarak Sarf-Nahiv okuyanlar 'Kesertüzzücacefenkesera zalikezzücac”/”Ben camı kırdım şu cam kırılmaklığı kabullendi” misalini hatırlayacaktır.

Önce işlenecek olan camı seçerim. Camın seçimi burada önemli bir nokta. Çünkü hemen her gün yeni bir şeyler öğrenmekte olduğum cam oygu sanatında hat yazısının mahiyetine uygun özellikleri havi camın kullanılması gerekiyor.

CAM OYGU, UZUN-İNCE BİR SÜREÇ…

Cam, yani hattın işleneceği, oyulacağı satıh belirlendikten sonra tasarlama aşamasına geçiyorum. Ve böylelikle ince bir işçilik dönemi de başlamış oluyor. Kullandığım özel malzemelerle, granit elmas uçlarla camı, hattın anatomisine, harflerin karakter ve zarafetine halel getirmeden işlemeye başlıyorum. İşte bu nokta uzun ince bir süreç…

Hâlihazırda üç aydan fazla bir zamandan beri Mahmud Celaleddin’in Hilye-i şerifini cama aktarma gayretinde bulunuyorum. Doksan günlük ameliye neticesinde hilyenin ancak yüzde onluk bir kısmını bitirmeye muvaffak oldum. Benzer bir çalışma temposuyla devam edebilirsem hilye ancak 3 yıllık bir emek ve göz nurunun akabinde hitama erecek.”

Mehmet Ali Usta, küçük yaşlarda misket oynadığı zamanlarda cam misketin içindeki renkler çok ilgisini çektiğini söylemişti. O şimdilerden Bakkal Arif’in hilye-i şerifini camın saydam, kırılgan hücrelerine nüfuz ettirip güzel gözlü “he”lerin içerisinde giriyor. Memet Ali Usta, Kütahya Erguniye Mevlevihanesi’nin irfan ocağı olduğu zamanlara içten bir “hû” diyerek özlem duyuyor. Söz konusu özlemin yansımalarını sayfamızda paylaştığımız cam oygu eserlere dikkatlice baktığınızda sizler de müşahede edeceksiniz.

Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2016, 14:57
YORUM EKLE
YORUMLAR
Muhammet ŞAHİN
Muhammet ŞAHİN - 4 yıl Önce

Eline yüreğine sağlık abi.Çok güzel olmuş..azim başarı getirir..

banner39

banner50

banner47

banner48