banner15

Kütahyalı Hattat Ömer Kısa'ya vefa

Kütahya Vav Geleneksel Sanatlar ve Kültür Derneği'nin kurucularından Hattat-Çinici Ömer Kısa'ya rahmeti vesile kılarak bir vefayat dosyası hazırladık.

Kütahyalı Hattat Ömer Kısa'ya vefa

İbrahim Ethem Gören/Dünya Bülteni

Geçtiğimiz hafta Kütahya’da 51 yaşında vefat eden hat ve çini sanatı ustası, hafız Ömer Kısa’ya rahmeti vesile kılarak vefayat dosyası hazırladık.

Hattat Ömer Kısa, Kütahya’da çini sanatıyla başlayan geleneksel sanatlar yolculuğunu hat ile kemale erdirme gayretinde bulunan güzel bir insandı.

Kütahya Merkezde bulunan İshak-Fakih Camii İmam-Hatibi olarak görev yapmaktaydı. Hafızdı. Geleneksel sanatlara ilgiliydi.

2009 yılında Hattat Mahmut Şahin Hoca’dan ders almaya başladı. Sülüs-nesih ve talik yazı nevilerinde eğitimini tamamlayıp icazete hak kazandı.

Uzun yıllar çini sanatı ile meşgul oldu. Hat sanatında kabiliyet kesbedince çini panoların üzerine çok güzel hat istifleri aktarmaya muvaffak oldu.

2010 yılında Dünya Bülteni haber porlalında yayınladığımız “Çininin yurdu Kütahya’dır” başlıklı haber/mülakat vesilesiyle Ömer Kısa ile ilk kez irtibat kurmuştuk.

Sonrasında çalışmalarını sosyal medyadan, yardım sergilerinden ve kurucuları arasında yer aldığı Kütahya Vav Geleneksel Sanatlar ve Kültür Derneği (VAV-DER) üzerinden takip etme imkânı bulduk.

Ömer Hoca, bir süredir zatürre tedavisi görüyordu. 18 Ocak 2018 tarihinde irciî emrine tabi olarak fena âleminden beka yurduna göç etti.

Ömer Kısa Hocamıza rahmeti vesile kılarak vefayat dosyası hazırladık. Dünya Bülteni camiası olarak Kısa ailesine, Kütahyalılara, VAV-Der’e ve arkadaşlarına baş sağlığı diliyoruz.

BAKİ KALAN BU KUBBEDE BİR HOŞ SADA İMİŞ

Mahmut Şahin
Hattat-Bursa Bab-ı Nun Geleneksel Sanatlar ve Kültür Derneği Başkanı

Öncelikle Ömer hocamızı rahmet ve minnetle anıyorum. 2009 yılında Kütahya’da hat derslerime başladım. Paşam Sultan Bilim Sanat Kültür Derneği ilk ders verdiğim mekândı. Derse başladığımda ilk dikkatimi çeken öğrencilerin büyük çoğunluğunun imam olması Derslerimize iştirak eden imam arkadaşların biri de Ömer Kısa ağabeyimizdi. Ders verdiğimiz mekânın hemen üzerinde bulunan Kurşunlu Camii’nde görevli idi.

Etrafına karşı güler yüzlü biri idi. Azimle çalışır derslere devamsızlık etmezdi. Kendisi ayrıca çini sanatçısı idi.

Kütahya Vav Geleneksel Sanatlar ve Kültür Derneği’nin (VAV-DER) kuruluş aşamasında çok destek vermiştir. Hiç bir sergimizi kaçırmaması ve özellikle eser sayısı az olan sergilerdeki gayreti takdirde şayandır. Yirmi beş civarında yardım sergisi düzenledik. Sanatkârlar fisebilillah eser verdi. Yardım sergimizin belki de en gayretlisi Ömer hocamız idi.

Son derece çalışkan bir ağabeyimizdi. Evlatlarını okutabilmek için elinden geleni yapan, gecesini gündüzüne katan örnek bir ebeveyn idi. Bulunduğu ortamı neşelendiren yaptığı espriler ile etrafına mutluluklar dağıtan biri idi.

Netice itibarıyla bu kubbede hoş sadalar baki kalıyor. Güzel sadalar bıraktığına şahidiz. Rabbim yazdığı hurufat adedince mağfiret buyursun.

HATTA GÖNÜL VERMİŞ BİR GÜZEL İNSAN: ÖMER KISA

Arif Çelik
Hattat-Ressam-Öğretmen

Ömer Hoca her şeyden önce hem ağabeyim hem kardeşimdi, hem büyüğüm hem küçüğümdü. Hiçbir işten kaçmaz, hiçbir sorumluluğunu ertelemezdi. Bir yandan yazı yazar, bir yandan çini yapar, bir yandan bizlerle sanat ve kültür sohbetlerine devam ederdi.

Neredeyse hiçbir zaman boş olmazdı, namaz vakit aralarında birlikte çalıştığımız Sanat Merkezi atölyesinde mutlaka bir şeylerle meşgul olurdu.
Yazıdan ve çaydan hiç vaz geçmezdi
Asla çaya hayır demezdi.

Eli hiç boş kalmaz, her sorduğumuzda şaka ile karışık 2Arkadaşlar gitmem lazım siparişlerim var” diyerek “Biz çocuk okutuyoruz. Tabii siz rahatsınız” şeklinde konuşmasına devam ederdi.
Her fotoğrafında “Çekme kardeşim çekme” dercesine bakar, samimiyeti her haline aksederdi.
Asla yapmacık olmadı, olamazdı.

Hiçbir ölüm bu kadar etkilememişti beni. Rahmetli babamın ölümüne de çok üzüldüm ama bu kadar etkilenmedim.
Çok gençti Ömer hocam.
Harika bir insandı.
Takdir etmesini bilirdi.
Kıskanmazdı.
Hemen her konuda istişare ederdi benimle.
Her yazısını ilk bana gösterirdi.
Güler yüzlüydü.
Hayat doluydu.
Yaşama dair onlarca planı vardı.
Bir çok ortak projemiz vardı.
Birlikte sergiler açacaktık.
İstanbul piyasasına hızlı bir giriş yapacaktık.
Nice yazılar yazacaktık.
Tanınacaktık.
Emekli olup evin çatı katını atölyeye dönüştürecektik.
Ondan sonra sipariş üstüne sipariş alacaktık.
Öyle her yazıyı da yazmayacaktık.
En başta kendimiz keyif alacaktık yazıdan.
Hem piyasayı da düşürmeyecektik.
Eli çok bereketliydi.
Hemen her sergide illa onun eserlerinden bir iki satılırdı.
Arkadaşlar aramızda bunu Ömer hocamın gönlünün bol oluşuna bağlardık.
O bu kadar cömert olduğu için Allah da ona veriyor en çok derdik.
İlk elini cebine atan o olurdu bir yerde birşeyler yediysek, içtiysek.
Sonra o aramızdan ayrıldı.
O kadar ani oldu ki ayrılışı.
O tatlı gülüşüyle bir yerlerden çıkıp bir sürpriz yaptım diyecek sanıyorum hep.
Bir insan bu kadar mı güzel olur kardeşim.
Dedim ya hiçbir ölüm bu kadar etkilememişti.

ÖLÜMÜ HİÇ BU KADAR ÜZERİME ALINMAMIŞTIM.
MEDENİYETİMİZE KÜTAHYA’DAN OMUZ VERDİ

Erkan Bakım
Hattat-Öğretmen

Hüsn-i hat sanatında hocamla beni tanıştıran ve bu sanata vesile olan kişi Ömer ağabeyimdir. Onun şahsında çok çalışmayı ve yazıda cesur olmayı gözlemledim. Her zaman bizi yüreklendirdi. Güzel muhabbeti ve babacan tavrıyla yanında huzur bulurdum. Her ders zamanı "Acaba bugün neler yazıp getirdi" diye meraklanırdım. Yazıda yavaş olmayı pek sevmezdi, tezcanlı olması sanatta da aşikârdı. Çini de yaptığı için elinin fırça duruşu kamış kaleme de yansırdı. Çay ile daha keyiflenir, bildiklerini paylaşırdı.

Sanatın içinde Anadolulu veya İstanbullu olmak yoktur. Sanat geneldir ve topyekûn medeniyet demektir. Bu medeniyete o da Kütahya'dan omuz verdi. Sırası geldi sevenleri de ona omuz verdi. Gelip geçen bu ömürde güzel şeyler yaptı. İnşallah ahireti de güzeldir. Keşke hak ettiği icazeti alacağı töreni görebilseydi. Hüsn-i hat öyle bir sanattır ki bir gün gelir meşk ettiğimiz bir âyet bizim için de söylenir: “Külli nefsin zaikatü’l-mevt” (Ankebut, 57)

BAZI ÖLÜMLER AYDINLIĞA ARALANAN KAPIDIR

 

Dr. Hüseyin Seyhan Fidan
Hattat-Tıp Doktoru

Allah merhametiyle muamele eylesin. Tarihin derinliklerinden günümüze intikal eden nadide şehirlerimizden Kütahya’nın muhterem evladı Ömer Kısa kardeşimiz Rahmet-i Rahman’a kavuştu. Alem-i ahirete irtihal eyledi.

“Fenadır akibet dünyanın emri,
Ölür herkes ne denlü olsa ömrü”
Sultan Orhan

Bazı ölümler aydınlığa aralanan kapıdır. O gün akan gözyaşlarımız yüreğimizi yur, ruhlarımızın ihyasına can suyu olur. Ah ü figanlar, vahlar eyvahlar yakışmaz... Yakışmaz el-firaklar... Bazı ölümler sadece bir başlangıçtır. Bir buluşmadır, bir kavuşmadır... Bir doğuştur asla bir batış değil. Kardeşimiz, hocamız, arkadaşımız Hafız Hattat Ömer Kısa, işte böyle bir kapıyı araladı; aydınlığa aralanan kapıyı…

Mahmut Şahin Hoca’mızın yetiştirdiği hattatların önde gelenlerindendi. Kültür Bakanlığı sanatçısı olmayı hak etmişti. Bu konuda yaptığımız latifeleri güzel tebessümü ile karşılardı. Hep nazik, hep naifti... Hüsn-i hattı hayatının merkezine koymuştu.

Aşağıdaki satırların yazarı arkadaşımıza rahmet niyaz ediyorum.

“Ben anladım... İnsanın nefsini terbiye eden, insanın ruhunu dinlendiren, saatleri dolu dolu yaşatan HÜSN-İ HAT sanatı.

Rabbime binlerce şükürler olsun çok mutluyum... Hep dua ediyorum üstadım Hattat Mahmut Şahin'e... Allah ondan razı olsun.”

KALEMİ VE FIRÇASI KUVVETLİ BİR SANATKÂRDI

Kadriye Özkul
Hattat

Merhum hafız hattat Ömer Kısa Hocamla 2012 yılında Mahmut Şahin hocamızın dersinde tanıştım.6 yıldır her pazar hocamızın derslerinde birlikteydik. Bizlere her zaman bir ağabey, bir dost olan Ömer hocamız aynı zamanda çok yardımsever bir insandı, derslerde her kim ne isterse hemen yardımına koşar hiç kimseyi geri çevirmezdi.

Daima güleryüzlü nüktedan ve mütebessimdi. Hat sanatında sülüs, celi-sülüs, nesih ve talik eserler verirken aynı zamanda hat sanatını çiniye en güzel şekilde uygulayan fırçası güçlü bir sanatkârdı. Önümüzdeki aylarda katılacağı bir sergi için hat ve çini eserler hazırlarken aramızdan ayrılan hattat Ömer Kısa hocamız yeri doldurulamayacak bir arkadaş, bir dost ve güzide bir sanatçıydı.
Ömrü vefa etseydi geleneksel sanatlara pek çok eser verecek kabiliyetteydi. Vefatıyla hepimizi derinden üzen Ömer Kısa hocamıza Allah’tan rahmet kederli ailesine sabırlar niyaz ediyorum.

RABBİM ŞEYH HAMDULLAH’A KOMŞU EYLESİN

Mehmet Ali Tunca
Çini ve Hat sanatkârı

Merhum hattat, çinici Ömer kısa çok değerli bir arkadaşımdı, müstesna bir insandı, gayretli bir âdemdi, kuvvetli bir hafızdı.

Bir yandan hat sanatına yeni eserler kazandırır, diğer yandan da camide halkımızı manen irşad ederdi. Kütahya merkezdeki Kurşunlu ve İshak Fakih camiinde imam-hatip olarak görev yapmaktaydı.

2009 yılında hattat Mahmut Şahin hocamızdan sülüs, nesih dersleri almaya başladı. Sülüs ve nesihte kalemle ünsiyetini geliştirdikten sonra bu kez talik dersleri almaya başladı. Kısa sürede çok çalışarak eskilerin “Rakım mesleği” dediği hat sanatında çok önemli mesafeler kazandı. 2015 yılında Kültür Bakanlığı hüsn-i hat sanatçısı oldu. Pek çok sergilere ve yardım sergilerine katıldı. Yazılarını çini panolara, duvar tabaklarına, cami duvarlarına aktardı. Rabbim Şeyh Hamdullah’a komşu eylesin.

 

Güncelleme Tarihi: 24 Ocak 2018, 14:58
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35