Mahmut Bıyıklı ile TYB'nin 40 Yılı üzerine

Kültür Sanat editörümüz İbrahim Ethem Gören, TYB’nin 40’ıncı kuruluş yıl dönümü etkinlikleri özelinde TYB İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı ile hasbihal etti.

Mahmut Bıyıklı ile TYB'nin 40 Yılı üzerine

İbrahim Ethem Gören / Dünya Bülteni Kültür Merkezi

Türkiye Yazarlar Birliği 40 yıldır ülkemizin ve insanımızın irfanına hizmet ediyor. TYB 40’ıncı Kuruluş yılını muhtelif etkinliklerle kutluyor. TYB İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı ile TYB’nin 40 yılını konuştuk. 

TYB, GEÇMİŞTEN BUGÜNE GETİREBİLDİĞİMİZ GÜÇLÜ EDEBİYAT MİRASIMIZI GELECEĞE TAŞIMA İDEALİNİ YAŞATMIŞTIR 

Mahmut Bey hayırlı günler. Geçtiğimiz hafta düzenlenen genel kurulda tekrar TYB İstanbul Şube Başkanlığına seçildiniz.  Dünya Bülteni camiası olarak tebrik ediyoruz. TYB de 40’ıncı yılını kutluyor. Hayırlı olsun. 

Geride kalan 40 yılda TYB’nin kültür sanat, edebiyat camiamıza yönelik hizmetlerini genel anlamda değerlendirir misiniz? 

Kültür sanata her zaman destek veren şahsınıza ve Dünya Bülteni’ne çok teşekkür ediyorum efendim. Türkiye Yazarlar Birliği geçmişten bugüne getirebildiğimiz güçlü edebiyat mirasımızı geleceğe taşıma idealini yaşatmıştır. 

TYB KÖKSÜZLÜĞÜ REDDETMİŞTİR 

Türkiye’nin kültürel alanda yürüttüğü var olma kavgasında TYB her zaman en önde olmuş, öncü rolünü üstlenmiştir. Batıcı hegomanyaya başkaldırarak köksüzlüğü reddetmiş, içinde yaşadığı toplumun gelenekleriyle inanç değerleriyle her zaman barışık olmuştur. Ülkesini ve milletini hor gören aydın yabancılaşmasına karşı her zaman kendisini yerli ve millî merkezde konumlandırmıştır. 

TYB TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK YAZAR ÖRGÜTÜDÜR 

TYB, küreselleşen dünyada, öz kimliğimizin, kültürel ve manevi değerlerimizin nesiller boyu devamını temin etmeyi kendisine hedef olarak belirlemiştir.  Türkiye’nin en büyük yazar örgütü olan TYB, herhangi bir iktidar döneminde, iktidarın imkânlarıyla kurulup o iktidar gittikten sonra kaybolan derneklerden değildir. Darbelere meydan okuyarak her türlü imkânsızlıklara direnerek bugünlere gelmiş, her zaman sözünü en gür şekilde söylemiştir. 

BUGÜN FARK EDİLEN BAZI MESELELERİ TYB 40 YILDIR SÖYLEMEKTEDİR 

Bugün fark edilen bazı meseleleri TYB kırk yıldan beri söylemektedir. Siyasette, ekonomide vs alanlarda iktidar olunabilir, ama kültürde yoksanız bütün kazanımlarınız bir anda kaybolur, hakikatini daima dillendirmiştir. Kültürel birikimin, hayatı baştan sona şekillendirdiğini kültür alt yapısı olmadan siyaset ve ekonominin eksik kalacağını her daim hatırlatmıştır. 

TYB SON 40 YILIN KÜLTÜR ÖDEVİNİ NEREDEYSE TEK BAŞINA ÜSTLENMİŞTİR* 

40 yıllık azimli ve kararlı yürüyüşünde TYB çok sayıda faaliyet yapan ve ülkemizin fikir hayatına muazzam katkılarda bulunan bir kurum olmuştur. Türkiye’nin son kırk yılının kültür ödevini neredeyse tek başına üstlenmiştir. Çoğu zaman devletin yapması gereken ama yapılmayan birçok icraatı vaktiyle TYB gerçekleştirmiştir. Milletlerarası faaliyetlerle Türkiye’nin kültür elçiliğini üstlenmiş, sınırları aşan yüzakı organizasyonlara imza atmıştır. 

TYB TÜRKİYE’DE ZİHİN OLUŞTURMA ANLAMINDA BÜYÜK BİR ETKİ UYANDIRMIŞTIR 

TYB Türkiye’de zihin oluşturma anlamında da büyük bir etki uyandırmıştır. Faaliyetleri süreklileşen, gelenekselleşen faaliyetler olmuş, yankısı uzun süren, geniş çaplı çalışmalara mührünü vurmuştur. Son kırk yılımızdan TYB’yi ve onun bereketli faaliyetlerini çıkardığınızda büyük bir kuraklıkla karşılaşırsınız. Devletin büyük ve imkânları geniş kurumlarının yapamadığı nice iz bırakan çalışmayı TYB tek başına, sivil ve samimi bir sorumlulukla hayata geçirmiştir. Bu manada başta D. Mehmet Doğan ve aziz yol arkadaşlarının hakkını nasıl öderiz bilmiyorum. Allah onlardan razı olsun. Âmin. Allah hizmetlerini daim kılsın. 

TYB HER DEM BAĞIMSIZ… 

TYB, Türkiye STK’ları arasında nerede duruyor? 

TYB “siyaset üstü” ve demokratik yapıya sahip bir birlik... Bildiğiniz üzere Türkiye’de STK’lar daha çok bir teşkilat, bir tarikat ve bir cemaat aidiyeti üzerine kuruluyor. Böylece dışa kapalı, sadece kurucu grubun sınırları çerçevesinde faaliyet yürüten kurumlar hâline geliyor. Bu durum kurumları STK olma hüviyetinden uzaklaştırıyor. 

YERLİ VE MİLLÎ BİR STK OLAN TYB YÜZAKI FAALİYETLERE İMZA ATMIŞTIR 

Bu açılardan baktığımızda TYB, herhangi bir yapının arka bahçesi değil tamamen bağımsız, bağlantısız, yerli ve millî bir STK. Türkiye’de kırk yıldan beri gece gündüz demeden çalışan dinamik bir yapı… Sağ camiada kurulan dernekler ya bir teşkilata ya da bir camiaya bağımlı olarak varlığını sürdürürken TYB bağımsız ve bağlantısız şekilde faaliyetlerini yürütmüş, yüz akı çalışmalara imza atmıştır. 

Yine sağ kesimin derneklerinde yıllardır değişmeyen bir hastalık vardır. 

TYB ÜLKEMİZİN FİKİR HAYATINA SAHİCİ BİR KATKIDA BULUNMUŞTUR 

Ne tür bir hastalıktan söz ediyorsunuz? 

Eğitimden yardım çalışmalarına, siyasetten ekonomiye kadar her alanla ilgilenilir, bir alanda uzmanlaşmaya önem verilmez. Oysaki TYB tam kırk yıldan beri kendisine ana tema olarak “Kültür”ü belirlemiş, değişen konjonktürlere boyun eğmeden çizgisini muhafaza etmiştir. Büyük sözlerle kurulmuş tabela derneği olmaktan bir adım öteye gidememiş binlerce dernek var. Bu anlamda TYB sayısız nitelikli faaliyetleri, derinlikli çalışmalarıyla ülkemizin fikir hayatına sahici bir katkıda bulunmuş, her bakımdan özgün ve özel bir kurum olmuştur. İçinde bütün renkleri barındırmış üst çatı olma hüviyetini korumuştur. 

40 yılda yüzlerce hizmet ve faaliyete imza atıldı. Hemen hepsi mühim faaliyetler olmakla birlikte TYB’nin sizin için özel olan etkinlikleri hangileridir? 

“Türkçenin Uluslararası Şiir Şöleni”ni, “Türkiye Kültür ve Sanat Yıllığı”nı, “Yılın Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları Ödülleri”ni ve “Edebiyat Mevsimi” gibi gelenek oluşturan etkinlikleri çok önemsiyorum.

Yine bu yıl üçüncüsünü gerçekleştireceğimiz “Türkiye Arapça Kitap ve Kültür Günleri” de en önemli seri etkinlikler arasında. Bu özgün etkinliğin İstanbul’da yapılmasının ayrı bir önemi var. İstanbul yıllarca medeniyetlere başkentlik yaptı. Arapça da bir medeniyet dili; vahiy dili, ilim dili, kültür ve sanat dili. Dolayısıyla kültür ve sanat dili olan Arapçayı ve Arapça eserleri İstanbul’da kitapseverlerle buluşturmayı özel bir gayret olarak görüyorum. 

ARAPÇA KİTAP VE KÜLTÜR GÜNLERİ GEÇ KALINMIŞ, ANLAMLI BİR ÇALIŞMA 

Arapça Kitap ve Kültür Günleri, geç kalınmış ve anlamı derin bir çalışma. Arap baharından bu yana, Araplar gibi Arapça da ülkemizin gerçeklerinden biri artık. Türkiye, Edirne'den Kars'a kadar olan sınırlar içinde siyaset ve hedef belirleme ufkunu çoktan aştı. Ortadoğu olarak adlandırılan bölgenin siyasi geleceği gibi kültürel geleceği de İstanbul'da şekillenecek. Bu açıdan Arapçanın önemi büyük. 

Sadece İstanbul'da yüz binlerce Arap yaşıyor. Çoğu Suriyeli olmakla birlikte Mısırlılar, Yemenliler, Libyalılar, Iraklılar, Filistinliler ve Körfez ülkelerinin vatandaşları da var. 

Arapça Kitap ve Kültür Günleri etkinliğinizin misyonuna da değinir misiniz? 

Arap Dili ve Edebiyatı'na dair eserler, bağlarımızın sistemli bir şekilde koparıldığı milyonlarca kardeşimizle yeniden iletişime geçmek için en önemli köprülerden biri. “Arapça Kitap ve Kültür Günleri” işte bu açıdan önemli bir görev görüyor. 

TÜRKÇENİN ZENGİN ESERLERİNİ ARAP DÜNYASIYLA PAYLAŞMAKTA GEÇ KALDIK

Türkçenin zengin eserlerini Arap dünyası ile paylaşmakta da geç kaldık. Üzülerek görüyoruz ki ortak değerlerimizi dert edinen yazarlarımızın neredeyse hiçbiri Arap okuyucu tarafından tanınmıyor. Bu faaliyet bir anlamda Arap coğrafyası ile aramızda kültür köprüsü kuruyor. Türkçenin Uluslarası Şiir Şöleni ile Türk dünyasıyla; bu faaliyet ile de Arap dünyasıyla kültürel ortaklıklarımızı artırıyoruz. 

RUH CEPHESİNİN MADEN İŞÇİLERİ

D. Mehmet Doğan Bey, geçtiğimiz günlerde Birliğin Ankara’daki merkezinde "40 Yılın Fotoğrafları ve Afişleri" sergisini açtı. Siz, 40 yılın fotoğraflarına baktığınızda neler görüyorsunuz? 

Her şeyden önce samimiyet ve bir avuç idealist insanın fedakârlıklarını görüyorum. Sağ kesimin yok sayıldığı bir dönemde kültürel bir atılım yapan, kaleminden başka hiçbir gücü olmayan insanların öyküsünü okuyoruz fotoğraflarda. Özellikle o kuşakta çok önemsediğim vatan kurtarma çabası var. Kimisi daha okuldan yeni mezun olmuş, kimisi yeni evlenmiş; bu insanlar şahsî ikballerini değil memleketin istikbalini düşünerek yola çıkmışlar. Yorulanlar ayrılmış, direnenler kalmış. Direnişçilerin ruh hâlleri siyah beyaz fotoğrafla sinmiş. Bugün toplum olarak o idealizme, o vatan kurtarma aşkına yeniden dönmeye ihtiyacımız var. 40 yıllık albümden çıkan o fotoğraflar hakkında kitaplar yazılacak kadar derinlikli hikâyeler barındırıyor içinde. 

TYB’nin irfan ordusu yaşamaktan çok yaşatmaya gönül vermiş, sabırla ve azimle fakat gösterişten kaçınarak ruh cephesinin maden işçiliğine talip olmuştur. Milletimiz, ülkemiz ve insanlık için fedakârlığı meslekî sorumluluk olarak görüp yılmadan, yorulmadan çalışmaya, üretmeye devam etmektedir. 

FOTOĞRAFLARA BAKTIĞIMIZDA EN ÖNDE TYB ŞEREF BAŞKANI MEHMET DOĞAN’I GÖRÜYORUZ 

Yine fotoğraflara baktığımızda en önde TYB Şeref Başkanı Mehmet Doğan’ı görüyoruz. 40 yılın yükünü yılmadan yorulmadan omuzlarında nasıl taşıdığını apaçık gösteriyor fotoğraflar. TYB bayrağını tertemiz bir şekilde yurdumuzun burçlarında kırk yıldır dalgalanmasında en büyük pay şüphesiz onundur. Kültürün yok sayıldığı, kültür adamlarının kıymetinin bilinmediği bir çağda inadına karanlığa mum yakma azminde olan bir kahramandır Mehmet Doğan bizim için. Ayrıca Genel Başkanlığımızı yapan büyüklerimiz İbrahim Ulvi Yavuz, Hicabi Kırlangıç, Musa Kazım Arıcan’ın ve diğer genel başkanlarımızın samimi gayretleri de fotoğraf karelerinin ötesine taşan bir içtenlikle yolumuzu aydınlatıyor. 

KÜLTÜR MİRASIMIZA VE MİLLİ ŞUURUMUZA SAHİP ÇIKMA ANLAYIŞI TYB’DE NESİLDEN NESİLE AKTARILIYOR 

Bayrak yarışının şuurunda emanete sahip çıkma ufkuyla bu hizmet anlayışı TYB’de bir meşale gibi nesilden nesile taşınmaktadır. 

Kültür sanat alanında geliştirilmesi; el atılması gereken meselelerimiz nelerdir? 

Kültür sanatta bugüne kadar nereye eliniz atsanız elinizde kalacak bir durumu yaşadık. Mesele çok. Türkiye’de birçok alanda devrim yapan ülkemize sayısız kalıcı hizmetler sunan AK Parti, iktidarı elinde tuttuğu uzun yıllar içerisinde kültürel anlamda beklenilen ölçüde büyük bir hamle yapamamıştır. Bu konu devletlilerimiz tarafından özeleştiri sadedinde de dile getirildiği için meseleye işaret etmemiz kâfi. 

SİYASET VE EKONOMİYİ TEMELDE BESLEYEN UNSUR KÜLTÜRDÜR 

Ak Parti iktidar olduktan sonra çözüm bekleyen birçok alanda mücadele etmek durumunda kaldı, bu sebeple kültür sanata yeteri kadar eğilemedi diye düşünüyorum. Türkiye’de her zaman ekonomi ve siyaset ön planda olurken kültürel alan geri plana bırakıldı. Oysa ki siyaset ve ekonomiyi temelde besleyen unsur kültürdür. 

Özellikle Kültür Bakanlığı yapan isimlerin, geleceğe miras kalabilen ve iz bırakan çalışmalar yapmaları gerekiyor. Milletin beklentisi bu yönde. Kültürde devrim yapacak bir Kültür Bakanlığına ve bu kudreti gösterecek Bakanlara ihtiyacımız var. 

Erkan Mumcu, Ertuğrul Günay gibi isimlerin Kültür Bakanlığına geçmesi, onların görevde bulunduğu uzun yılların hebâ olmasına sebep olmuştur. Bu sebeple Sayın Cumhurbaşkanımızın sık sık “eğitim ve kültür” alanında yaptığı konuşmalarda açtığı ufuk son derece önemlidir. Şimdi bütün mesele bu ufku yakalayacak, ileriye taşıyacak, azimli ve gayretli kültürel kadroların kurulmasıyla mümkün olacaktır. Bu açıdan baktığımızda mevcut Bakanımıza siyasi tarih ve şahsî talihi, kültürde büyük bir hamle yapma imkânı sunmaktadır. Eğer Sayın Bakanımız bu şartları değerlendirir, kültürde ve sanatta bir atılım başlatırsa; adını tarihe altın harflerle yazdırır. 

KÜLTÜR, TURİZMDEN AYRILMALIDIR, SİNEMA BAKANLIĞI BİLE KURULABİLİR 

Kültür, Turizmden ayrılmalıdır. Hatta önemine binaen Sinema Bakanlığı bile kurulabilir. Yeni bir bakış açısına, bu zamana kadar oluşturulamamış yeni bir kültür politikasına ihtiyacımız var. Çünkü bu alanda yapacak çok işimiz var. Türkiye artık kültürel birikimini dünyaya sunmalı, sınırları genişletmeli; yazarlarımız ve sanatçılarımız dünyaya açılmalıdır. 

YEREL YÖNETİMLERİN KÜLTÜR KADROSU GELİŞTİRİLMELİDİR 

Yerel yönetimlerde kültür ve sanat alanında özgün projeler üretilmeli, kültür kadrosu yetiştirilmelidir. Kültürel belediyecilik, sözden öze geçmelidir. Devlet, kültür alanında faaliyet yürüten STK’ların önünü açmalı, memleketimize değer katacak sanatçılara destek olmalıdır. 

Tarık Buğra’nın da dediği gibi; “Kültür diye bir şey vardır ve kültür bir toplumun olmak ya da olmamak meselesidir.” Bu var olmak savaşında devletiyle, milletiyle, yazarıyla, sanatçısıyla topyekûn kültürel bir seferberliğe ihtiyacımız vardır. 

EVET… KÜLTÜRDE YENİ BİR HAMLE MÜMKÜNDÜR… GÜN BUGÜNDÜR 

Genelde Türkiye’nin, özelde de AK Parti’nin artık kültürde kaybedecek vakti yok. Medeniyet birikimimizin bize yüklediği özgüvenle, kültür ve sanatın bizi gerçek iktidara taşıyacağını bilerek adımlarımızı atmalıyız.  Evet. Kültürde yeni bir hamle mümkündür. Gün bugündür. 

2018, KÜLTÜREL SEFERBERLİK YILI 

Yerel yönetimlerin kültürel çalışmaları yeterli mi? 

İstanbul’da kültür faaliyetleri bütün ilçelerde, gerek yerel yönetimler gerekse sivil toplum tarafından yürütülüyor. Her şey güzel, fakat hangi ilçeye baksanız hepsi birbirinin benzeri ya da taklidi diyebileceğimiz çalışmalar gerçekleştiriliyor. 

Özgün projeler maalesef istenilen seviyede üretilemiyor. 

Bu kültürel kısır döngünün sebebi nedir sizce? 

Bunun birçok sebepleri var. Sebeplerin başında belediyelerin kültür müdürlerinin ve personelinin kısm-ı azamının kültürün içinden gelen isimler olmaması. Bazı belediyelerimizdeki kültür müdürlerinin o koltukta oturmasının tek sebebi Başkan’la hemşehri olması. Hemşehrilik bağı olunca kültürden sanattan anlamasına bakılmıyor. 

Güzel ülkemizin kötü hastalıklarından birisi maalesef liyakatten uzak isimlerin makamlara getirilmesi. Sivaslı bir başkanın Sivaslı müdürü, Giresunlu bir başkanın Giresunlu bir müdürü seçmesi bir meziyet değil; aksine büyük bir zulüm.  

BAZI SEMTLERDE KÜLTÜRÜN ESAMESİ BİLE OKUNMUYOR 

Başında olduğu birimin hakkını veremeyen idareciler maalesef şehirlerimize yazık ediyor. Bazı semtlerde kültürün esamesi bile okunmuyor. Kültüre ayrılan bütçenin başka alanlarda kullanılması da ayrı bir sıkıntı. Çünkü sanata yatırım yapmayı bir ihtiyaç olarak görmeyen yerel yöneticilerimiz var. Bu konuda söyleyecek çok sözümüz var. 

İYİ ÖRNEKLERİN ÇOĞALMASINI İSTİYORUZ 

İyi örneklere de değinir misiniz? 

İyi örnekler de yok değil elbette. Bizim derdimiz de bu iyi örneklerin çoğalması, bu güzelliklerin bütün ülke sathına yayılması. 

OKUYUCULARIMIZI KIZLARAĞASI MEDRESESİ’NE DAVET EDİYORUM 

Son olarak okuyucularımıza nasıl bir mesaj iletmek istersiniz? 

Bütün okuyucularımızı İstanbul’un kalbi Sultanahmet’e, Sultanahmet’in kalbi ecdat yadigârı Kızlarağası Medresesi’ne davet ediyoruz. Şehrimiz ve ülkemiz için yürüttüğümüz kültürel çalışmalara omuz verme çağrısında bulunuyoruz. Yüzyıllar sonra aynı kalp atışıyla Yunus’umuzun çağrısını yineliyoruz: “Gelin tanış olalım/ İşi kolay kılalım.”

Güncelleme Tarihi: 01 Şubat 2018, 20:45
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER